İçeriğe geç

Geçmiş Defterler

Bölüm 2 · 8 dk okuma

Geçmiş Defterler

Bölüm 2

Bülüm 2

Soyunma odasındaki soğukluk içimi ürpertiyordu. İşimi çabuk halletmem için iyi bir neden oluyordu bu soğukluk.

Hızlıca yüz yetmiş yedi numaralı dolabımın kilidini açıp içinden mayomu, bonemi, gözlüğümü ve havlumu alıp boş kabinlerden birine geçtim.

Kendim bile seçmediğim, benim yerine annemin aldığı dar mayo ile birkaç dakika bakıştıktan sonra giyindim. Neredeyse nefes almayı zorlaştıracak bir darlığı vardı. Annem bunun işimi kolaylaştıracağını söylüyordu sanki yüzme konusunda profesyonelmiş gibi. daha sonra askıdan havlu ve diğer eşyalarımı aldım tam kalbinden çıkacaktım ki soyunma odasının kapısı açıldı ve iki kızın konuşa konuşa içeri girdiğini duydum. O an sanki onların konuştuklarını dinlemem gerektiğini fısıldadı şeytan kulağıma.

Hafifçe kulağımı kapıya yaklaştırdığımda konuşmalarında benim ismimin geçtiğini duydum.

“Şu 12/E’deki Aylin gözüme batıyor bu aralar.” diye bir of çekti konuşan kız.

Diğer kız konuştu bu sefer. “Neden?” Çok iyi bir soruydu bu, ben sana ne yaptım ve niye gözünüze batıyorum?

“Tufan ve Derin'in aralarını o yapmış, yani o ve pislik arkadaşı Derin olmasaydı Tufan benimdi.”

Konuşmada Derin’in ismi geçince içimde patlamaya hazır bir volkan oluşmuştu sanki ve o an sinirime hakim olamayacağımın farkındaydım.Hızlıca kabinin kapısını açtım ve çıktım. Kızların ikiside amigo kız takımındaki kızlardandı, yani amigo kız kıyafetleri öyle söylüyordu.

Beni aynada gördüklerinde gözleri far görmüş tavşan gibi açıldı. “Evet şimdi bir kere sorucam, hanginiz bana ve arkadaşlarıma laf attı?” Diye sordum sinirli bir tonda, ardından İkisinede sırayla baktığım ve gözlerim ile süzdüm.

kumral olan uzun kız, eliyle yanındaki sarışın arkadaşını parmağı ile ona belli etmeden bana gösterdi.

Büyük adımlarla sarışın kızın yanına gidip saçlarının elime dolayıp çektim. Diğer elim ile çenesini tutup bana dönük olan yüzünü aynaya döndürdüm.“Bir daha seni arkadaşlarım hakkında kötü konuşurken görürsem,” kızın gözünden bir damla yaş aktı. “Yada bir erkek için hemcinsine, bir kıza laf attığını görürsem,” hızlı adımlarla birkaç adım atıp kızıda sürükledim. Aynanın yanındaki soğuk, beyaz ve tırtıklı olan duvara yüzünü değdirdim. “Bu tırtıklı

duvara o kafanı sürte sürte kıvılcım çıkartırım,” tekrar aynanın karşısına sürükledim. “Anladın mı?” diye sordum şiddetli bir sesle.

Kız içimden çıkan bu öfkeyi görünce benden gerçektende korkmuş olacak ki hiç birşey diyemeden sadece tamam anlamında kafasını salladı.

Sertçe kızı bırakıp eşyalarımı almak için kabine yöneldiğimde kızın fısıltı ile bana bir küfür savurduğunu duydum. Arkamı dönüp kıza bir kaç adım attım. “Birşey mi dedin?” Diye sordum

Gözlerimden resmen alev fışkırıyordu ve onun bundan korktuğunu çok belli oluyordu, bu korku nedeni ile konuşamıyordu resmen.

Hayır anlamında başını salladığında sinsi bir gülümseme atıp kabinden eşyalarımı alıp soyunma odasından ayrıldım.

Hızlı adımlarla havuzun başına vardığımda hocanın gelmediğini görüp, büyük bir soluk verdim. Havuzun yanında bulunan ve havuza girmeden kullandığımız küçük duşa girdim. Çeşmeyi açtığımda akan soğuk su yüzünden hafifçe titredim. Suyu kapattığımda saçımdaki suyu hafifçe sıkıp arkadaşlarımın yanında yerimi aldım.

Sınıftaki birkaç işsiz erkek hocayı beklemeden havuza girmişti ve ben nasıl bir tepki alacaklarını adım kadar iyi biliyordum. Çünkü yüzme dersinde ne öğreneceğimiz belli olmazdı ama ben genelde tanıdıklarım sayesinde bunu öğrenirdim. Hoca hafta boyunca tüm sınıflara aynı dersi verirdi ve kaynaklarım bugün bana atlayış, dalış dersi olduğunu söyledi.

Gözlerim durgun suya bir kaç dakikalığına daldığı an, hocanın el çırpma sesinin yüzme salonunda yankılanması ile irkildim.

Kafamı hocaya çevirdiğimde havuzun içindeki arkadaşlara nasıl kızacağını hayal ederek sırıttım, kollarımı göğsümde birleştirip hocanın sinirli bir şekilde bağırmasının kaç dakika süreceğini hesaplamaya çalıştım.

“Burak Hocam bugün ne yapacağız yüzme dersinde?” Diye sordum, sanki bilmiyormuş gibi.

“Normalde bugün dalış çalışacaktık ama biraz nefes tutma çalışması ve küçük bir yarışma yapalım diye düşündüm.” diye cevap verdiğinde kaşlarımı çattım.

Ben dalış yapacağımızı öğrendiğimden beri çalışıyorum ve şimdi nefes tutma çalışması yapacağımızı mı söylüyorsunuz? Gerçekten teşekkürler Burak hoca.

Kafası ile havuza girmemizi işaret ettiğinde yavaşça havuza ilerledik. Havuza yaklaştıkça artan o klor kokusu burnumun kısa süreliğine yanmasına sebep oldu.

Havuza girdiğimizde burak hoca konuştu. “Birinci düdük ile nefes alın ikinci düdükte dalın.” diye uyardı.

şuan şu salakça nefes tutma oyunundan beni biri kurtarsa diye dua ederken yüzme salonunun kapısının açılma sesi yankılandı.

Havuzun içindeki kara kara düşünürken bu sefer kapıyı açan kızın sesi yankılandı ve düşüncelerim uçup gitti. “Burak hocam, müdüre hanım Aylin'i odasına çağırıyor.” dedi kız yüksek bir tonla.

İşte kurtuluşum diye sevinip havuzdan çıkmaya hazırlanırken hoca beni eli ile durdurdu ve tok sesi ile konuştu. “Dersten sonra giyinip, kurulanıp gelir.” diye karşılık verdi kıza.

Beni bir salsana adam, yapıştın yakama bırakmıyorsun, müdire hanım çağırmış işte bırakta gideyim.

“Hocam, müdüre hanım hemen giyinip, kurulanmasını ve hemen şimdi gelmesini söyledi.” diye mırıldandı kız çekinerek.

Buda sana kapak olsun şimdi ne söyleyeceksin diye geçirdim içimden, şimdi paşa, paşa gönder beni müdüre hanımın odasına.

“Tamam, Aylin hızlıca hazırlanıp müdüre hanımın odasına git, işin erken biterse derse geri dön.” dedi, bana dönerek.

Yine ders diyor, bu adam beni delirtecek, salmıyor beni.

Hızla havuzdan çıkıp kıyafetlerimi giydim saçlarımı at kuyruğu şeklinde bağladım ve hızla müdüre hanımın odasına ilerledim. Bir yandan dersten kurtulduğum için seviniyor bir yandan müdüre hanım ne söyleyecek diye endişeliydim.

Odanın önüne geldiğimde kapıyı tıklatıp açtım. Odada gözüme ilk çarpan Dersten önce tartıştığım sarışın kızın odadaki sandalyelerin birinde oturması oldu. O an neden burada olduğumu çok net anlamıştım.

Müdüre hanımın kızgın bakışları, içimdeki gerilimi arttırıyordu. Kafası ile oturmamı işaret ettiğinde endişeli adımlarla ile ilerledim ve oturdum.

“Aylin, sormak istiyor musun,” hafifçe oturuşunu dikleştirdi. “Yoksa neden burada olduğunu anladın mı?” diye sordu, sinirli bir ses tonuyla.

Gözlerimi kaçırmaktan başka birşey yapamıyordum çünkü buraya gelmemin nedeni benim kendimi tutamamış olmam olduğunu çok iyi biliyordum.

Müdüre hanım eli ile kızı gösterdi. “Kızın haline bak, bu kadar mı gözün döndü senin?” diye sordu, bağırarak.

Elini kısa saçlarında gezdirdi ve önündeki küçük not defterinde sayfayı çevirdi. “Bu ilk vukuatın değilki, sen hiç ders almadın mı?” diye sordu, tekrardan.

Elim ile kızı işaret ettim. “Ama ilk önce o başlattı,” kollarımı göğsümde birleştirdim. “Arkadaşlarım hakkında kötü konuştu, izin mi verseydim?” diye sordum.

Müdüre hanım sertçe ayağa kalktı. “Küçük çocuk gibi ‘ilk o başlattı’ diyerek mi kendini savunacaksın, hem biz burada bostan korkuluğu muyuz?” diye sordu, soruma soru ile karşılık vererek.

Derin bir nefes verdim, o an anladım, buradan dönüş yoktu sadece küçük bir ceza almak için dua edebilirdim.

Kız karşımda duruyor, sinsi sinsi bakıp birde müdüre hanım görmeden bana gülüyordu.

Müdüre hanım telefonunu çıkarttı. “Anneni bilgilendireceğim, çünkü bir hafta uzaklaştırma aldın..” diye dile getirdi.

Gözlerim büyüdü, hışımla müdüre hanıma döndüm. “Bir hafta mı ama müdüre hanım…” Eli ile durdurup sözümü kesti.

“Daha söyleyeceklerim bitmedi, medya kulübünde iki hafta haber, gazete ve benzeri bir şey yayınlamanız yasak.” Diye ekledi.

Sinirden yumruklarımı sıktım, iki hafta benim için çok uzun bir süreydi. Sinir ile birden ayağa kalktım “Bunu yapmaya hakkınız yok!” diye çıkıştım. İşe yaramayacağını bilsem bile denemek istedim.

Kafasını telefonundan ayırmadan, soğuk bir ses tonuyla konuştu. “Ben ne dediysem o.” diye vurguladı.

Yavaşça yerime oturdum. Telefonu bırakıp bana baktı. “Şimdi arkadaşından özür dile sonra da eşyalarını toplayıp çık.” diye homurdandı, hala kızgın olduğu belli oluyordu.

Yumruklarımı gevşettim ve kızın suratını görmemek için gözlerimi kaçırdım çünkü eğer onun o suratını bir dakika bile görürsem, içimdeki o alev yeniden körüklenecekti. “Yaptığım için senden özür dilerim.” bunu demek istemiyordum ama demek zorundaydım.

Kız sinsice konuştu. “Afedersin duyamadım, sanırım kafanı eğdiğin için, tekrar söyle lütfen.” benim yine kızmamı istiyordu ama aynı tuzağa düşünmeyecektim.

Kafamı kaldırdım. “Yaptığım için senden özür dilerim arkadaşım.” dedim heceleyerek ve arkadaş kelimesini bastırarak söyledim.

Kız masum gözükmek için hafifçe gülümsedi. “Seni affettim ama bir daha böyle birşey yapma.” dedi gözlerini kırpıştırarak

Müdüre hanım gözlüğünü düzeltip kapıyı işaret etti. “Çıkabilirsiniz.”

Hızlıca kalkıp kızdan önce dışarı çıktım çünkü yüzünü görseydim kendime hakim olmayacağımdan korkuyordum. Hızlı adımlarla ile yüzme salonuna ilerledim. Salona girdiğimde Burak hocanın sesi yankılandı. “Geldiysen giyin ve havuza gir.”

Uzaklaştırma almamın tek güzel yanı şu adamın yüzünü görmemek olacaktı benim için. “Hocam maalesef dersinize teşrif edemeyeceğim, uzaklaştırma aldım.” diyerek karşılık verdim.

Hoca hiç şaşırmadan sadece omuz silkti, sanırım yüzme dersinde bana laf atan çocuğu boğmaya çalıştığımdan artık ona pek garip gelmiyordu.

Derin ve Melis hocayı önemsemeden havuzdan çıkıp yanıma geldiler.

Derin korkmuş ses tonu ile sordu. “Neden uzaklaştırma aldın, yine ne yaptın, müdüre hanım çok kızdı mı?”

Melis, Derin'in Omuzlarından tutup hafifçe sarstı. “Derin sakin olur musun? Kızı soru yağmuruna tutma.” dedi ve ardından bana döndü

Ellerini tuttum. “Sonra anlatıcam size, siz sonraki dersler kulübe gitmeyin, onun nedenini de size sonra anlatıcam ama şimdi eve gitmem lazım, size mesaj atarım ya da okuldan sonra buluşuruz, tabi ceza almazsam.”

Onları endişelendirmek istemediğim için zar zor gülümsemeye çalışıyordum. Bir yandan onlara iki hafta medya kulübünde herhangi birşey yapamayacağımızı nasıl söyleyeceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu.

Soyunma odasına gidip çantamı aldığımda içimde bir yandan eve gidince annemin bana ne yapacağı hakkında birden fazla seneryo beynimin içinde dönüp dolaşıyordu.

Arabaya gidene kadar hiçbir yere bakmadan, sadece beynimdeki sesleri susturmaya çalışarak ilerledim ama bir türlü sesler susmuyor ve başımın ağrımasına sebep oluyordu.

Arabanın kilidini açtım. Başımı yukarı kaldırıp derin bir soluk verdim. Arabanın kapısını açıp bindim. Çantamı yan koltuğa fırlatıp arabayı çalıştırdım.

Birkaç dakika sonra

Arabayı park ederken kafamda sadece annemin bana ne yapacağı vardı, ne ceza verecekti, ne diyecekti? Arabadan inip eve yürürken bacaklarım hafif hafif titriyor, kalbim yerinden çıkacakmışcasına atıyordu.

Kapıya geldiğimde titreyen ellerimle kapıyı çaldım. Birkaç dakika sonra annem kapıyı açtığında garip bir şekilde yüzü kızgın değildi. “Hoşgeldin kızım, gir içeri.” diye cıvıldadı ama sanki o mutluluk bir oyunculuktan ibaret gibiydi.

İçeri girip odama yöneldiğimde annem kolumu tuttu. “İnci teyzen salonda geç bir selam ver o gidince okul meselesini konuşucaz seninle.” diye mırıldandı sesi kızgın bir tonda çıkıyordu.

Salona İnci teyzeye selam vermek için hızlı adımlar ile gittiğimde ilk gördüğüm o değil, görmeyi hiç beklemediğim, yüzünü görmeyi hiç istemediğim ve gördüğüm an yüzüne tüküreceğim dediğim o kişiyi gördüm.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.