İçeriğe geç

Geceyi Tutan Eller

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Geceyi Tutan Eller

Bölüm 1

1. Bölüm

1. Bölüm

Okul koridorlarının her zamanki gürültüsü yankılanıyordu. Çantam omzumda asılı, adımlarım ise yavaş ve isteksizdi. Günlerden cuma, ama bu bile bir neşe katmıyordu bana. İçimde tanımlayamadığım bir his vardı. Huzursuzluk gibi, ama daha farklı. Sanki bir şey olacakmış da, o şeyin ne olduğunu bilmiyormuşum gibi.

Güneş’in sesi kulaklarımda yankılandı. “Talya! Nereye daldın yine?” Onun bu neşeli tonuna baktım, dudaklarımda zorlama bir gülümseme belirdi. “Hiç,” dedim kısaca. “Sadece düşünüyorum.”

“Yine mi? Sürekli düşünüyorsun zaten. Biraz rahatla artık!” dedi, elini omzuma koyarak. Gözlerimi kaçırdım. Sözleri kulağıma çarptığında bile içimdeki his daha da derinleşmişti.

O sırada Deniz ve Uraz yanımıza geldi. Deniz, her zamanki gibi enerjikti. “Ne düşünüyorsunuz?” diye atıldı. Sorusunun cevabını almadan devam etti: “Yarın bir şeyler yapalım. Bu sıkıcı hafta bir şekilde bitmeli, değil mi?”

Güneş gözlerini devirdi, ama yüzünde hafif bir tebessüm vardı. “Ne yapacağız peki? Planını açıklamadan bu kadar heveslenme.”

Deniz, Uraz’a dönerek, “Hadi söylesene Uraz, sen ne diyorsun?” dedi.

Uraz kollarını göğsünde kavuşturmuş, gözlerini bize dikmişti. “Bir dağa çıkalım,” dedi basit bir ifadeyle. Cümlesi ne kadar sıradan görünse de, tonundaki ciddiyet beni rahatsız etmişti.

Güneş şaşkın bir ifadeyle güldü. “Dağa mı? O da nereden çıktı şimdi?”

“Uzun zamandır böyle bir şey yapmadık,” dedi Uraz. Ses tonu her zamanki gibi soğuktu, ama gözlerindeki hafif kıpırtıyı yakalamıştım. Başka bir şey söylemek ister gibiydi, ama bu sadece bir yanılsama mıydı bilmiyorum.

İçimden bir ses itiraz etmem gerektiğini söylüyordu, ama ağzımdan çıkan kelime, “Olur,” oldu.

O an, içimdeki huzursuzluk bir adım daha ileri gitti. Ama kendime bunun sadece bir haftasonu eğlencesi olduğunu hatırlatmaya çalıştım. Belki de abartıyordum.

Güneş, Deniz ve Uraz plan hakkında konuşmaya başlamışlardı bile. Onlar gülerken, bir adım geride kalmıştım. Bir an için çevreme bakındım. Koridor, her zamanki gibi canlıydı. Ama o an, o canlılığın arkasında bir şey gizleniyor gibi hissettim. Belki de sadece hayal gücümün bir oyunuydu.

“Talya!” diye seslendi Deniz, düşüncelerimi bölen bir neşeyle. “Hangi dağa gitmek istersin? Fikrin var mı?”

Ona baktım. “Hiç fark etmez,” dedim omuz silkip. Ama bu, içimdeki huzursuzluğu bastırmaya yetmemişti.

“Güzel,” dedi Deniz. “O zaman yarın sabah buluşuyoruz. Uzun bir yürüyüş yapacağız. Hazırlıklı olun.”

Güneş başını salladı. “Yine macera arıyorsunuz, değil mi? Talya, bak bu sefer eminim pişman olacağız.”

Gülümsemeye çalıştım, ama zordu. Sadece içimden geçenleri bastırmaya çalışarak, “Belki de güzel bir şey olur,” dedim.

Uraz, derin bir nefes aldı ve bana döndü. “Hazırlıklı gel,” dedi. Sesi alçak ama netti. Bir emir gibi, ama aynı zamanda bir uyarı taşıyordu. Gözlerinin içine baktım. Soğuk ama dikkatli bir bakış vardı. Kaçırmam gerektiğini düşündüğüm anda gözlerimi yere indirdim.

O sırada zil çaldı ve herkes hızla dağılmaya başladı. Güneş, Deniz ve Uraz farklı sınıflara giderken, koridor yeniden yalnızlaştı. Çantamı sıkıca kavrayarak derin bir nefes aldım. Bir haftasonu eğlencesi. Kendimi buna inandırmam gerekiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.