Lara kapıya vurdu.
“Açıl! Açıl şunu!”
Ellerini panikle eski demir kapıya geçirip çekmeye çalıştı ama kapı kıpırdamıyordu. Sanki biri diğer taraftan tutuyordu.
Arkadan gelen ayak sesleri hızlandı.
TAP… TAP… TAP…
Merdivenlerden aşağı inen şey artık çok yakındı.
Lara yavaşça arkasını döndü.
Koridor karanlıktı.
Sadece tavandaki eski ampul kısa kısa yanıp sönüyordu.
Bir anlık ışıkta merdivenlerin başını gördü.
Boştu.
Işık tekrar söndü.
Ve karanlığın içinden bir nefes sesi duyuldu.
Birinin boğazından gelen ıslak, derin bir nefes…
Lara’nın gözleri korkuyla büyüdü.
“Kim var orada…?”
Cevap gelmedi.
Sadece sessizlik.
Sonra ampul yeniden yandı.
Bu kez onu gördü.
Merdivenlerin ortasında duran uzun bir kadın silueti vardı.
Saçları yüzünü tamamen kapatıyordu.
Kolları gereğinden uzundu.
Ve çıplak ayakları merdivenlerde ters duruyordu.
Lara korkudan geri sendeledi.
Kadın hareket etmiyordu.
Sadece başını yavaşça yana eğmiş şekilde ona bakıyordu.
Ampul tekrar söndü.
Bir saniyelik karanlık oldu.
Ve ışık yeniden geldiğinde kadın yoktu.
Lara’nın nefesi kesildi.
Tam o anda kulağının dibinden bir fısıltı geldi:
“Arkanda.”
Lara çığlık atarak döndü.
Kimse yoktu.
Ama ensesinde buz gibi bir nefes hissetmişti.
Gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
“Bu gerçek değil… bu gerçek değil…”
Telefonu bir anda yeniden açıldı.
Ekranda kamera uygulaması açıktı.
Ama kamera normal çalışmıyordu.
Ekranda koridor görünüyordu.
Ve Lara’nın arkasında biri duruyordu.
Uzun saçlı aynı kadın.
Lara yavaşça arkasını döndü.
Kimse yoktu.
Tekrar telefona baktı.
Kadın hâlâ ekrandaydı.
Üstelik bu kez daha yakındı.
Lara korkuyla telefonu yere attı.
Ekran kırıldı.
Ama kırık ekranın içinden hâlâ tek bir cümle görünüyordu:
“YUKARI GELİYOR.”
Üst kattan aniden büyük bir gürültü koptu.
SÜRÜÜÜK—
Sanki ağır bir şey yerde sürükleniyordu.
Sonra çocuk sesi duyuldu.
Çok küçük bir kız çocuğunun sesi.
“Ablacım…”
Lara dondu.
Ses ağlıyordu.
“Beni burada bıraktılar…”
Koridorun sonundaki karanlığın içinden küçük bir kız çıktı.
Üzerinde eski beyaz bir elbise vardı.
Saçları ıslaktı.
Ve gözlerinin olması gereken yerde tamamen siyah boşluklar vardı.
Lara nefes bile alamıyordu.
Küçük kız yavaşça ona yaklaştı.
“Aşağı inmemeliydin…” dedi fısıltıyla.
“Çünkü o artık seni duydu.”
Tam o anda apartmanın üst katından kulakları delen bir çığlık yükseldi.
Ve bütün bina sarsıldı.
Duvarlardan siyah lekeler akmaya başladı.
Ampuller patladı.
Koridor tamamen karanlığa gömüldü.
Lara hiçbir şey göremiyordu artık.
Sadece bir şeyin yerde sürünerek ona doğru geldiğini duyuyordu.
Yavaşça…
Yaklaşarak…
Ve karanlığın içinden tek bir cümle fısıldandı:
“Şimdi sıra sende…”
