DUM.
DUM.
DUM.
Ses artık sadece yukarıdan gelmiyordu.
Bütün merdiven boşluğu titriyordu.
Duvarlar nefes alıyor gibiydi.
İnce çatlakların arasından siyah damarlar yayılmaya başladı.
Lara korkuyla geri çekildi.
“Bu da ne?!”
Adam gaz lambasını sıkıca tuttu.
Yüzündeki korku ilk kez saklanamayacak kadar büyüktü.
“Koşmayı bırakma.” dedi.
“Ne duyarsan duy arkana bakma.”
Ama Lara çok geçtiğini hissetmişti.
Çünkü merdivenlerin üst kısmından dev bir gölge sarkmaya başlamıştı.
İlk başta tavandan akan karanlık gibi görünüyordu.
Sonra hareket etti.
Yavaşça.
Canlı gibi.
Merdiven boşluğunun duvarlarına uzun parmaklar tutundu.
Parmak değil…
Kemik gibi ince kollar.
Ve ardından yüzü ortaya çıktı.
Yüz demek mümkünse.
Göz yoktu.
Burun yoktu.
Sadece derinin altında kıpırdayan şeyler vardı.
Sanki içeride yüzlerce insan hareket ediyordu.
Lara nefes alamadı.
Yaratık merdivenlerin içine doğru eğildi.
Ve binlerce insan sesi aynı anda konuştu:
“Lara.”
Merdivenlerdeki bütün lambalar patladı.
PAT.
PAT.
PAT.
Karanlık çöktü.
Adam gaz lambasını kaldırdı.
Alev bu kez maviye dönüştü.
“Çabuk!”
Aşağı koşmaya başladılar.
Ama merdiven artık değişiyordu.
Basamaklar uzuyordu.
Duvarlar hareket ediyordu.
Bina onları içinde döndürüyordu.
Lara ayağı kayınca duvara tutundu.
Ve dondu.
Çünkü duvar sıcak değildi.
Nabız atıyordu.
BAM.
BAM.
BAM.
Sanki canlı bir şeye dokunmuştu.
Lara elini çekti.
Duvarın içinden boğuk çığlıklar geldi.
Sonra yüzler oluşmaya başladı.
İnsan yüzleri.
Duvarın altında kıvranıyorlardı.
Bazıları yardım ister gibi ağızlarını açıyordu.
Bazıları ağlıyordu.
Bir kadın yüzü Lara’ya baktı.
“Çık…”
Sonra yüz tekrar duvarın içine gömüldü.
Lara çığlık attı.
Adam onu çekerek aşağı indirdi.
“Bakma!”
Yukarıdan gelen yaratık sesi büyüyordu.
DUM.
DUM.
DUM.
Her adımında bina sarsılıyordu.
Sonunda merdiven bitti.
Önlerinde devasa bir demir kapı vardı.
Kapının üstünde eski bir sembol bulunuyordu.
Siyah bir göz.
Ve altına kazınmış tek kelime:
“ÇEKİRDEK”
Adam durdu.
Nefesi düzensizdi.
“Buraya gelmesini engelleyen tek yer burası.”
Lara korkuyla kapıya baktı.
“‘O’ kim?”
Adam birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra fısıldadı:
“Bu binanın içindeki ilk şey.”
Arkalarındaki karanlıktan sürünme sesleri yükseldi.
Yaratık yaklaşıyordu.
Adam cebinden paslı bir anahtar çıkardı.
Eli titriyordu.
Anahtarı kapıya soktu.
Ama tam çevirecekken…
Bir çocuk sesi duyuldu.
“Abi…”
Adam dondu.
Lara şaşkınlıkla ona baktı.
Karanlığın içinden küçük bir erkek çocuğu çıkmıştı.
Üstü kir içindeydi.
Bir gözü tamamen siyahtı.
Ama diğer gözü normaldi.
Çocuk ağlamaklı şekilde baktı.
“Beni burada bırakma…”
Adamın yüzü parçalanacak gibi oldu.
“Hayır…” diye fısıldadı.
Lara anlamadı.
“Onu tanıyor musun?”
Adam cevap veremedi.
Çocuk bir adım daha attı.
Sonra boynu yavaşça kırılmaya başladı.
ÇAT.
ÇAT.
ÇAT.
Kafası yana düştü.
Siyah gözünün içinden karanlık sıvı aktı.
Ve çocuk gülümsedi.
“Aç kapıyı.”
Bir anda bütün merdiven boşluğu sarsıldı.
Yukarıdaki yaratık artık görünüyordu.
Dev kollarıyla tavandan aşağı sarkıyordu.
Ve binlerce ses aynı anda bağırdı:
“ONU DURDURMAYIN.”