İçeriğe geç

Geceye Fısıldayan Lisandra

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Geceye Fısıldayan Lisandra

Bölüm 9

9-Ateşin Habercisi

Patlamanın sesi geceyi ikiye bölmüştü.

Lisandra balkonun korkuluklarına koştu. Kuzey ormanında yükselen kızıl ışık gökyüzünü kana boyuyordu. Uzaktan bile alevlerin büyüklüğü anlaşılıyordu.

Malikânenin çanları çalmaya başladı.

Bir.

İki.

Üç.

Acil durum çağrısı.

Cadılar odalarından çıkıyor, koridorlar bir anda hareketleniyordu.

Lisandra dönüp Azrael'e baktı.

"O mu?"

Azrael gözlerini alevlerden ayırmadı.

"Büyük ihtimalle."

"Kim olduğunu hâlâ söylemedin."

Azrael'in yüzü sertleşti.

"Söyleyeceğim."

"Ne zaman?"

"Karşılaştığında."

Bu cevap Lisandra'nın hiç hoşuna gitmedi.

Tam itiraz edecekken Azrael birden başını kaldırdı.

Sanki çok uzaklardan gelen bir sesi duymuş gibiydi.

Altın gözleri karanlığa çevrildi.

"Geliyor."

Bir sonraki saniye gölgelere karışarak kayboldu.

Lisandra yalnız kaldı.

Ve bu kez nedense onun gidişi hoşuna gitmedi.

---

Büyük salon kaos içindeydi.

Cadılar koşuşturuyor, haber taşıyan kuzgunlar birbiri ardına içeri giriyordu. Morgana haritanın başında durmuş gelen bilgileri dinliyordu.

Lisandra içeri girdiğinde yaşlı kadın başını kaldırdı.

"Ne oldu?"

"Kuzey kulelerinden biri düştü."

Salondaki hava ağırlaştı.

"Kayıp?"

"Şimdilik yedi kişi."

Morgana gözlerini kapattı.

Yedi kişi.

Bu sayı bile yeterince korkutucuydu.

Ancak Lisandra'nın dikkatini başka bir şey çekmişti.

Haritanın üzerinde yeni bir işaret vardı.

Kırmızı mürekkeple çizilmiş garip bir sembol.

Dairesel bir işaret.

Ve ortasında siyah bir göz.

Lisandra kaşlarını çattı.

"Bu ne?"

Morgana'nın yüzü gerildi.

"Umarım yanılıyorumdur."

"Bu bir cevap değil."

Yaşlı cadı birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra çok alçak sesle konuştu.

"Bu onun işareti."

"O kim?"

Morgana'nın gözleri ilk kez korkuyla doldu.

"Malakar."

İsim salonun içinde yankılandı.

Nedense o an bütün sesler kesilmiş gibi geldi.

Lisandra bu adı daha önce hiç duymamıştı.

Ama Morgana'nın sesi her şeyi anlatıyordu.

Bu isimden korkuyordu.

---

Toplantı bittikten sonra Lisandra doğruca kütüphaneye gitti.

Bu kez aradığı şey belliydi.

Malakar.

Saatler boyunca rafları taradı.

Eski savaş kayıtlarını inceledi.

Yıpranmış parşömenleri okudu.

Sonunda aradığı şeyi buldu.

Kalın siyah deriyle kaplı bir kitap.

Kapağında aynı sembol vardı.

Siyah göz.

Lisandra kitabı açtı.

İlk sayfalarda eski savaşlardan bahsediliyordu.

Sonra bir resim gördü.

İki adam.

Biri altın gözlüydü.

Diğeri ise tamamen siyah zırhlar içindeydi.

Resmin altında tek bir cümle yazıyordu.

"İki kardeş, aynı kaderin çocukları."

Lisandra'nın kalbi hızlandı.

Sayfayı çevirdi.

Bir sonraki satırda Azrael'in adı geçiyordu.

Ve hemen altında Malakar'ın.

Yüzyıllar boyunca birlikte savaşmışlardı.

Birlikte krallıklar kurmuşlardı.

Birlikte ordular yönetmişlerdi.

Sonra...

Bir şey olmuştu.

Kitabın o kısmı yırtılmıştı.

Sayfalar eksikti.

Lisandra sinirle kitabı kapattı.

"Yine mi?"

Tam o sırada odanın içindeki mumlar titredi.

Lisandra dondu.

Bu hissi tanıyordu.

Daha önce yaşamıştı.

Yavaşça arkasını döndü.

Ama bu kez gördüğü kişi Azrael değildi.

Kütüphanenin en uzak köşesinde bir adam duruyordu.

Uzun boylu.

Siyah saçlı.

Siyah zırhlı.

Yüzü gölgelerin içinde kalıyordu.

Ancak gözleri...

Gözleri tamamen kırmızıydı.

Lisandra'nın nefesi kesildi.

Adam gülümsedi.

"Demek sensin."

Sesi yumuşaktı.

Rahatsız edici derecede yumuşak.

Lisandra büyüsünü hazırladı.

"Sen kimsin?"

Adam birkaç adım öne çıktı.

Mumların ışığı yüzüne vurdu.

Yakışıklıydı.

Ama yüzünde insana ait olmayan bir şey vardı.

Sanki gülümsemesi gerçek değildi.

"Seni görmek için çok bekledim."

Lisandra geri çekildi.

"Adını söyle."

Adam başını hafifçe eğdi.

Ve gülümsedi.

"Malakar."

O isim duyulduğu anda kütüphanenin camları patladı.

Gece rüzgârı içeri doldu.

Raflardaki kitaplar yere savruldu.

Lisandra büyüsünü fırlatmaya hazırlanırken Malakar gözlerini ona kilitledi.

"Endişelenme."

Kırmızı gözlerinde garip bir parıltı oluştu.

"Henüz seni öldürmeye gelmedim."

Ve bir sonraki saniye karanlığın içine karışarak ortadan kayboldu.

Geride yalnızca sessizlik kaldı.

Ve Lisandra ilk kez gerçekten korktuğunu hissetti.

Çünkü Azrael'de hissetmediği şeyi Malakar'da hissetmişti.

Saf kötülüğü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.