İçeriğe geç

Geceye Fısıldayan Lisandra

Bölüm 26 · 2 dk okuma

Geceye Fısıldayan Lisandra

Bölüm 26

26-Saklanan İsim

Buz Geçidi'nde kimse konuşmuyordu.

Aradia'nın anısı kaybolmuştu.

Ama geride bıraktığı soru hâlâ havada asılı duruyordu.

"Eğer öğrenirse..."

Öğrenirse ne olacaktı?

Lisandra yumruklarını sıktı.

Artık bu yarım bırakılmış cümlelerden nefret ediyordu.

Hayatının tamamı eksik bilgilerle geçmişti.

Annesi bir şey saklamıştı.

Morgana bir şey saklamıştı.

Azrael bir şey saklıyordu.

Ve şimdi Malakar bile gerçeğin tamamını anlatmıyordu.

"Yeter."

Sesi buzlu vadide yankılandı.

Bütün gözler ona döndü.

"Bir daha yarım cevap istemiyorum."

Azrael başını kaldırdı.

Ama Lisandra bu kez ona fırsat vermedi.

"Hayır."

Sesi sertleşmişti.

"Bu kez kaçamazsınız."

Rüzgâr geçidin içinden uğuldayarak geçti.

Selyra gözlerini kapattı.

Sanki bu anın geleceğini biliyordu.

"Gerçeği anlatmanın zamanı geldi."

---

Malakar sessizce onları izliyordu.

İlk kez saldırmıyordu.

Bu durum herkesi rahatsız ediyordu.

Çünkü Malakar bekliyordu.

Ve Malakar bekliyorsa bunun bir sebebi vardı.

Selyra derin bir nefes aldı.

"Bin yıl önceki savaşın nedeni güç değildi."

Lisandra dikkatle dinliyordu.

"Aradia değildi."

"Malakar değildi."

"Azrael değildi."

Sessizlik oluştu.

"O zaman neydi?"

Selyra'nın yüzü karardı.

"Bir isim."

Bu cevap kimsenin hoşuna gitmedi.

Lisandra kaşlarını çattı.

"Bir isim mi?"

"Evet."

Selyra'nın sesi fısıltıya dönüştü.

"Yasak bir isim."

---

Gökyüzündeki yıldız tacı hafifçe parladı.

Sanki anlatılanları dinliyordu.

Selyra konuşmaya devam etti.

"Yıldız Cadıları bazı şeyleri bilirlerdi."

"Ne gibi?"

"Dünyanın başlangıcına ait sırları."

Lisandra'nın kalbi hızlandı.

Azrael'in yüzü ise giderek sertleşiyordu.

Belli ki bu hikâyeyi biliyordu.

Ama duymaktan hoşlanmıyordu.

"En eski güçlerden biri vardı."

Selyra'nın bakışları uzaklara kaydı.

"Ne insan."

"Ne iblis."

"Ne de büyü."

Rüzgâr yeniden yükseldi.

"Biz ona İsimsiz derdik."

Geçit sessizleşti.

Bu ismin bile ağırlığı vardı.

Lisandra bunu hissedebiliyordu.

---

Malakar aniden güldü.

Ama bu kez alay etmiyordu.

"Daha doğru söyle."

Selyra ona baktı.

Kırmızı gözlerle gri gözler buluştu.

Ve ilk kez aynı tarafta duruyorlarmış gibi göründüler.

Malakar yavaşça konuştu.

"İsimsiz değildi."

Sessizlik.

"Onun bir adı vardı."

Azrael'in yumrukları sıkıldı.

Lisandra bunu fark etti.

Bu isim onu rahatsız etmişti.

Gerçekten rahatsız etmişti.

"Ne adı?"

Kimse cevap vermedi.

Sonra Malakar doğrudan Lisandra'ya baktı.

Ve fısıldadı.

"Aurelion."

---

O isim duyulduğu anda dünya değişti.

Gökyüzündeki yıldızlar söndü.

Rüzgâr durdu.

Kar havada asılı kaldı.

Zaman durmuş gibiydi.

Lisandra'nın göğsündeki kolye yanmaya başladı.

Acıyla nefesi kesildi.

Dizlerinin üzerine çöktü.

Ve görüntüler gördü.

Bir şehir.

Altın kuleler.

Gökyüzüne uzanan beyaz saraylar.

Ve bir taht.

Boş bir taht.

Sonra...

Bir ses.

Çok eski bir ses.

"Sonunda..."

Lisandra'nın kalbi duracak gibi oldu.

Bu sesi daha önce hiç duymamıştı.

Ama nedense tanıyordu.

"Sonunda beni hatırladınız."

Görüntü parçalandı.

Dünya yeniden yerine oturdu.

Kar tekrar düşmeye başladı.

Rüzgâr yeniden esti.

Ama artık hiçbir şey aynı değildi.

---

Azrael hızla Lisandra'nın yanına çöktü.

"İyi misin?"

Genç kadın nefes nefeseydi.

"Ben..."

Sesi titredi.

"Ben o sesi duydum."

Azrael'in yüzündeki renk çekildi.

Selyra korkuyla geri çekildi.

Hatta Malakar bile gülümsemeyi bırakmıştı.

Lisandra bunu fark etti.

Ve ilk kez gerçekten korktu.

Çünkü bu hikâyede ilk kez herkes aynı şeyden korkuyordu.

Aurelion'dan.

Ve görünüşe göre...

Aurelion uyanmaya başlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.