İçeriğe geç

Geceye Fısıldayan Lisandra

Bölüm 22 · 3 dk okuma

Geceye Fısıldayan Lisandra

Bölüm 22

22- Buzun İçindeki Gözler

Buzun içindeki figür gözlerini açtığında herkes donup kaldı.

Lisandra nefes almayı unuttu.

Mavi buz tabakasının arkasında duran kadın doğrudan ona bakıyordu.

Hayır...

Bakıyormuş gibi değil.

Gerçekten bakıyordu.

Yüzlerce yıllık buzun içinde hapsolmuş olmasına rağmen gözleri canlıydı.

Ve içinde tuhaf bir tanıdıklık vardı.

"Azrael..."

Genç cadının sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.

"Onlar ölü değil demiştin."

Azrael buz duvarına bakıyordu.

Yüzü sertleşmişti.

"Daha doğrusu..."

Bir adım öne çıktı.

"Tam olarak hayatta da değiller."

Bu cevap kimseyi rahatlatmadı.

Özellikle de Lisandra'yı.

---

Bir anda buzun içinden çatlama sesleri yükseldi.

İnce çizgiler oluşmaya başladı.

Mavi yüzey örümcek ağı gibi çatlıyordu.

Elara hemen büyüsünü hazırladı.

"Gerileyin."

Cadılar savunma pozisyonu aldı.

Ama Azrael hareket etmedi.

Sadece buzun içindeki kadına bakıyordu.

Kadın da ona.

Sanki yüzlerce yıldır yarım kalan bir konuşma sürüyordu aralarında.

ÇAT.

Yeni bir çatlak oluştu.

Sonra bir tane daha.

Ve ardından bütün geçit sarsıldı.

Buz duvarının büyük bir kısmı parçalanarak yere düştü.

Herkes geri çekildi.

Toz ve buz parçaları havaya savruldu.

Sessizlik çöktüğünde kadın artık görünmüyordu.

Çünkü bulunduğu yer boştu.

---

Lisandra'nın kalbi hızlandı.

"Etrafınıza bakın."

Elara'nın sesi gergindi.

"Bir şey hareket ediyor."

Rüzgâr yeniden yükseldi.

Buz Geçidi'nin derinliklerinden gelen uğultu büyümeye başladı.

Sonra ayak sesleri duyuldu.

Yavaş.

Ağır.

Karların üzerinde yankılanan ayak sesleri.

Ve karanlığın içinden biri çıktı.

Buzun içinde gördükleri kadın.

Uzun beyaz saçları beline kadar uzanıyordu.

Soluk teni ay ışığında parlıyordu.

Üzerindeki zırh eskiydi.

Çok eski.

Ama hâlâ kusursuz görünüyordu.

Kadın durdu.

Gözleri doğrudan Lisandra'ya çevrildi.

Ve diz çöktü.

Bir dizinin üzerine.

Tıpkı Boşluğun Muhafızı'nın yaptığı gibi.

---

Kimse konuşamadı.

Kadın başını eğdi.

"Sonunda geldiniz."

Sesi rüzgâr gibi yumuşaktı.

Lisandra şaşkınlıkla ona baktı.

"Beni tanıyor musun?"

Kadın hafifçe gülümsedi.

"Bin yıldır bekliyorum."

Bu cevap herkesin tüylerini diken diken etti.

Azrael öne çıktı.

"Selyra."

Kadın başını kaldırdı.

Yüzünde ilk kez duygu belirdi.

Şaşkınlık.

Sonra hüzün.

"Demek hâlâ yaşıyorsun."

Azrael'in yüzünde acı bir ifade oluştu.

"Sen de."

Lisandra bakışlarını ikisinin arasında gezdirdi.

Birbirlerini tanıyorlardı.

Hem de çok uzun zamandır.

"Birisi bana neler olduğunu anlatabilir mi?"

Selyra yavaşça ayağa kalktı.

Gözleri tekrar Lisandra'ya döndü.

"Annenin seni bulacağını düşünmüştüm."

Kalbi hızlandı.

"Annemi tanıyor musun?"

Kadın başını salladı.

"Aradia benim kraliçemdi."

---

Sessizlik çöktü.

Lisandra'nın zihni duracak gibi oldu.

Kraliçe.

Bu kelime havada asılı kaldı.

"Ne dedin?"

Selyra'nın yüzünde şaşkınlık oluştu.

Sanki Lisandra'nın bunu bilmesini bekliyormuştu.

"Bilmediğini söyleme."

Kimse cevap vermedi.

Kadın yavaşça nefes verdi.

"Demek onlar gerçekten sakladı."

Elara gözlerini kaçırdı.

Bu hareket her şeyi anlatıyordu.

Selyra'nın yüzündeki öfke büyüdü.

"Bin yıl geçmiş ve hâlâ aynı şeyi yapıyorsunuz."

Azrael sessizce duruyordu.

Selyra ona döndü.

"Sen bile."

Azrael cevap vermedi.

Çünkü savunacak bir şeyi yoktu.

---

Lisandra'nın içindeki sabır tükenmek üzereydi.

"Yeter."

Herkes ona döndü.

"Biriniz bana gerçeği anlatacak."

Mavi ve altın ışıklar parmaklarının arasında belirmeye başladı.

Bu kez korkmuyordu.

Öfkeliydi.

Selyra birkaç saniye onu izledi.

Sonra yavaşça konuştu.

"Aradia sıradan bir cadı değildi."

"Onu biliyorum."

"Hayır."

Kadın başını salladı.

"Henüz bilmiyorsun."

Rüzgâr yeniden yükseldi.

Kar taneleri etraflarında dönmeye başladı.

Selyra'nın sesi ciddi bir hâl aldı.

"Aradia Son Kraliçe'ydi."

Lisandra'nın nefesi kesildi.

"Ne kraliçesi?"

Selyra'nın gözleri uzaklara kaydı.

Bin yıl öncesine.

Kaybolmuş bir çağa.

"Yıldız Cadıları'nın."

Buz Geçidi sessizliğe gömüldü.

Ve Lisandra ilk kez, geçmişinin düşündüğünden çok daha büyük olduğunu hissetti.

Ama asıl korkutucu olan şey bu değildi.

Selyra'nın yüzündeki ifadeydi.

Çünkü o ifade, anlatılacak gerçeğin her şeyi değiştireceğini söylüyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.