Merhaba ben Güneş, geçen haftalarda babamı kaybettim ve bunun üzerine Trabzona yerleşmeye karar verdim, çünkü babamın son sözlerinden biri "ben öldükden sonra akrabalarının yanına dön hatta benide Trabzona gömün" dediği için son isteğini gerçekleştirdim. Orada bir dağ evine yerleştim hem tanıdıklarımın yanındaydım. Bir iki aydır işe gitmiyorum,psikolojim pek iyi değil bu yüzden bende gitmiyorum.
3 hafta sonra
Tekrardan işe dönmüştüm ve öğrencilerim için etkinlik hazırlıyordum ki koltuğun altından birşey geçti ilk başta pek aldırmadım ama ses gelince koltuğun altına bakmaya karar verdim ve baktımda,keşke bakmasaydım ama koltuğun altında kocaman bir lağım faresiyle göz göze geldik ve o anda bir çığlık attım direkt evin anahtarını alıp teyzemlerin evine doğru koştum,kapıyı kıracak gibi tıklattım kapı açılıncada olan biteni teyzemlere anlattım. Hüseyin eniştem bir özgüvenle eve girdi bir saat felan sonra elinde evde gördüğüm lağım faresiyle döndü,fareyi nasıl öldürdüğünü asla söylemiyor.Bende daha sonra eve geçtim tedirgindim ama çok yorgun olduğum için uyuma kararı aldım.
Ertesi gün:Sabah uyandığımda derse geç kalmıştım eşyalatımı toparlayıp evden çıktım arabaya bindim, ve yarı yolda araba ağrızalandı günümün kötü geçiceğini şimdiden anlamıştım,sabah geç kalmam ve şimdi arabanın ağrızalanması falan. Araba ağrızalanınca bende abimi aradım oda beni okula bıraktı, normalde biz babamla İstanbulda yaşıyorduk ama abim Trabzondaydı hep, çünkü babamın işinden dolayı biz gitmiştik ama abim gelmedi çünkü onun burada kurulu bir düzeni var ve babamla araları pek iyi değil ayrıca abimin eşi zaten İstanbula gitmek istemezdi.
Okula girdiğimde tenefüstü direkt öğretmenler odasına girip eşyalarımı bıraktım, zil çaldıkdan sonra etkinlikleri alıp sınıfa geçtim. Okul bittikden sonra abimin gelip beni almasını bekliyordum ki böyle baştan ağşaıya simsiyah giyimli adamlar benim olduğum tarafa doğru geliyolardı,bende oradan uzaklaştım, daha sonra abim geldi bende arabaya bindim ve oradan ayrıldık, abim beni eve bıraktı, ardından arabama bakmaya sanayiye gitti.
Bende eve girdim ve üstümü değiştirdikten sonra babamın yanına yani mezarlığa gittim.
Mezarlığa yaklaşınca kalbimde bir acı ,kendimi çok kötü hissettim, mezarlığın yanına gidince büyüyen otları kopardım,mezar taşındaki çamurların üstüne su döktüm, toprağı ısladım ve dua okuduktan sonra zorla oradan uzaklaştım. Taksiye binmiştim yoldayken abimi gördüm yolun kenarında okulun orada gördüğüm adamlarla öfkeli bir şekilde konuşuyordu. Eve geçtiğimde direkt abimi aradım önemli bişey olmadığı ve benim kendime dikkat etmemi söyledi,yani akşam kapıları ve camları kilitlememi felan söyledi. Pek takmadım ne alakaydı yani.
Akşam bir amca geldi ve evlerinde elektriklerin kesildiğini o yüzden bir fener istediğini söyledi, bende arkamı dönüp odaya doğru ilerlerken gelen adam ağzıma bir mendil tutup bayılttı, yanlış hatırlamıyosam son söylediği şey "Senin adın Güneşti değilmi" dedikden sonra güldü zaten sonrasını hatırlamıyorum.
Ayıldıkdan sonra heryer tozla kaplanmış,her tarafı kapalı ve karanlık bir yerdeydim, uyandıkdan sonra okulun orada gördüğüm adam yanıma geldi ve eve gelen adam ile aynı şeyi söyledi yani "Senin adın Güneşti değilmi" gerçekten aynı şeyi söylediler aslında şüphelenmiştim çünkü aynı şeyi söylemişlerdi.
Adam yanıma geldi ve çenemi sıkıp " abin yaptıklarının bedelini ödemezse sen tarafından çok güzel ödiyecek, o yüzden şimdi abini ara ve telefonu bana ver " dedi.
Çenemi sıkmayı bırakmamıştı bende o yüzden elini ısırdım oda bağırarak elini çekmişti, elim bağlı olmasaydı o parmakları kırılırdıda şükretsin ellerim bağlıydı, aslında abimi aramiyacaktım ama ne yaptığını ya da neler yaptığı merak ediyordum, o yüzden bende ariyacaktım ama ilk önce ellerimi çözmelerini bekliyordum aptal olucaklarki ellerimi çözmelerini bile ben söyledim neyseki onu yapabildiler,bende elimin çözülmesiyle birlikde abimi aradım telefonu hopörlere almamı söyledi dediği gibi yaptım, abim telefonu açıp alo dedi ama ben cevap vermeden adını bile bilmediğim o adam cevap verdi,işte o an abimin sesi sinir ile karışmış endişeli bir ses tonuyla konuşuyordu, o adam abime bana dediğine yakın birşey söyledi " Mesut hatırladın mı beni ya da dur ben sana hatırlamadıysan söyliyim Savaş hani o benden para alıp o parayı ödemeyip hatta bir adamını öldürdüğün Savaş bence şimdi hatırlamışsındır, beni şimdi iyi dinle kardeşin elimizde eğer aldığın o parayı ödeyip teslim etmessen kardeşini birdaha göremezsin " diyip telefonu kapattı ve yere fırlattı. Sinirlenip adama bağırdım daha doğrusu SAVAŞA bağırdım, beni duymazdan geldi ve adamlarına benim duyamayacağım şekilde birşeyler söyledi, dudağını okumaya çalışınca sadece Mesut kelimesini anlayabildim hayır yani abimin bu şekilde pis insanlardan niye para almış aklım ermiyor yani,
Savaş: Fazla konuşup benim asabımı bozma yoksa-
Güneş: Yoksa ne, sen ne yapabilirsin bana he söyle hiçbirşey.
Savaş: Şu kızı susturun,bantlamı neyle yapıyorsanız yapında sussun.
Dediği anda ağzımı bantladılar! beyefendiye bak hem bizim rahatımızı bossun hemde sustursun yok öyle bir dünya, avazım çıktığı kadar bağırdım bantlasalar bile zaten bir zaman sonra bantı söktüm fark etmediler sonra konuştum ve adamlarına bağırdı düzgün bantlayamadılar diye, adamlara yazık her dakika şu adamın bağrışını çekiyosun, hsyır o zaman kızacağına kendin bantlasana.
2 SAATİN ARDINDAN:
abim hala gelmemişti burası çok sıkıcıydı, kara toprağı bekliyordum mecburen çünkü paşamızın gelmeye hiç niyeti yoktu, umarımki sabaha kadar gelir yani en azından bir ümidim olsun derken uyuya kalmışım. Sabah olmuş ve kafan iki üç tane adam dikiliyodu, iki taneside kapının orada nöbet tutuyolardı, o sırada midem durur mu durmaz o yüzden bir güzelde karnın guruldadı, acıktığımı anlayıncada bir tane poğaça verdiler, yani bu benim neyime yetsin bununla bir kedi bile doymaz bitane poğaçayla. Ellerimi çözdüler bende napiyim midemi bastırsın diye yedim Allahtan insaflı çıktılerda bi poğaça verdiler, abimi düşüncek olursak oda hala gelmemişti ne olucak sonum çok merak ediyorum. Ve aklıma birşey geldi kesin bu Savaş buralı değil bilmiyorum ama öyle geldi, ben o küçücük poğaçayı bitirdikden sonra ellerimi tekrardan bağladılar zaten çok geçmeden Savaş geldi ve olduğumuz yerden ayrıldık çünkü polisler olduğumuz yeri bulmuşlar ve peşimize düşmüşler e bunların göt korkusundan başka bir yere geçtik bu sefer gittiğimiz yerde sadece ben değil benden başkadq çok kişi vardı büyük ihtimalle burası onların çöplüğüydü, orada Yaren adında bir kızla tanıştım aslında burada olma sebeplerimiz ikimizinde aynıydı onunda babası bir miktar para alıp ödememiş benimde abim. O sırada Zebani(Savaş) konuşmaya başladı:
-Biliyorsunuz hepiniz bir sebepden ötürü burdasınız ve bugün aranızdan bir kaçı ayrılıyor, durunn hemen sevinmeyin aranızdan ayrılıyor derken dünyadanda ayrılıyor.
Bu cümleyi duyunca herkez bir panik yaptı ve elinde bir liste kağıdı vardı pisikopat ZEBANİNİN ve tektek isimler söylemeye başladı... Elsem, Murat, Umut,Korkun,Hira,Çimen ve Arda aslında hepsi bana göre masumdu ama kime fayda,aslında arasında benim isimim çıkacak diye çok korktum, ah abi nerdesin nerde gelde kutar beni.