İçeriğe geç

GECEYARISI MANASTIRI

Bölüm 2 · 7 dk okuma

GECEYARISI MANASTIRI

Bölüm 2

KANLI KURTULUŞ

Gözlerim içimde birçok duyguyu uyandırıyor, dışa vurmak istediklerim ve içime attıklarım. Dudaklarımın içinde birçok kelime yatıyor. Konuştuklarım ve yuttuklarım. Beni güçsüz, aptal bir sürtük olarak görüyorlar, ama yaptığım şey sadece görmezlikten gelmekti.

Kendimi küçükken bir masalda sanardım. Prens ve prensesin olduğu, ve bir gün prensimin beni kurtarıp mutlu olucağımı sanardım. Yanılmışım. Hiç bir zaman bir masalda olmamıştım, ne bir prenses olmuştum ne de prensim olmuştu, ve ne o prens beni kurtarmıştı ne de bir başkası. Kendimi hep ben kurtarmıştım.

Şimdi buradayım. Doğduğumdan beri yaşadığım ev, artık bana yabancı geliyordu. Ivan Enişte, SEVGİLİ OĞLU İÇİN Doktor çağırmıştı, Maddy baygın oğlunun yanına oturmuş bir şeyler mırıldanıyordu. Ben mi?. Ayağımdaki camı çıkarmaya çalışıyordum! AMA LANET OLASI ÇIKMIYORDU!!!

Çıkarmaya çalışırken daha çok kanamıştı, çorabım beyaz şarap renginden, kırmızı şarap rengine dönmüştü resmen. Düşüncelerimi kapının çalma sesi bozmuştu, kapıya sekerek yürümeye çalıştığımda, Ivan benden önce davrandı. Bunu benim için yapmamıştı, bunu bakışlarından seçebiliyordum.

Bana "BİZİ DAHA FAZLA REZİL ETME!"Demeye çalışıyordu. Kapıya doğru giderken " Eğer oğluma en ufak zarar geldiyse..." Dedi sesin sahibi. Sesin sahibi Oğlu Mark'ın yanında oturan Maddy Teyzeydi. Bana öyle bir bakıyordu ki, gözleriyle birini kesmek mümkün olsaydı şuan parçala ayrılmıştım.

"SENİ ÖLDÜRÜRÜM!" AY KIÇIM! Beni öldürebilecek bir cesarete sahip değildi ancak bir istisna vardı, İvan Enişte. İvan bizim Ailemizde iyi biri olarak görülmemişti, nedeni hapis yatmış bir suçlu olmasıydı, ve suçlarının arasında cinayette vardı.

Yinede korkmayacaktım. En azından bunu dışa vurmayacaktım, çünkü eğer dışa vurursam bu ikisi benim daha çok üzerime gelicek ve baskılayacaklardı ve buna Mark'da dahildi. Beni taciz etmeye çalışması! Üstüne üstlük sadece onun için doktor çağırmaları! NE KADAR ADALETLİ?!

"Oğlum iyi olacak mı Doktor?" Ivan'ın sesi düşüncelerimi kesti. "Oğlun hiçbir zaman iyi olamayacak." Diye ağzımda geveledim. Onlara baktığımda hala başlarını Mark'ın yattığı koltukta olduğunu gördüm. KEŞKE DUYSALARDI!

"Uyandığında daha iyi olacak ama...." Son kelimeden sonra gerilmiştim. Eğer bu sapığa bir şey olursa benim buradan cesedim bile çıkamazdı, sahi, Mark'ı yaralayan ben değildim, o da kendine bunu yapacak kadar aptal değildi ama diğer türlü aptalın ÖNDE gideniydi. Kafamı buna yorarken, duyduğum cümle ile yerimde kas katı kesildim.

"Oğlunuz ilerde bir çocuk sahibi olamayabilir" Başımı onların bulunduğu konuma kaldırdım.

"NE DEMEK OLAMAZ!?" Dedi Maddy Teyze, oturduğu koltuktan bir hışımla kalkıp Doktorun yanına gitti. "Testis dokusu baya bir hasar almış, buda ilerde Baba olma şansını ciddi anlamda düşürüyor." MARK! SAPKIN ORANGUTAN! Bunu diyeceğimi hiç sanmazdım ama keşke o törpüyü kasıklarına sokmak yerine GÖTÜNE SOKSAYDIN!

"Bazı ilaçlar yazıcam, bunları alırsa bir hafta sonra daha iyi olur." Gözlerim Doktora kaydı, otuzlarının ortasında gibi duruyordu. Kahverengi saçlarında birkaç beyaz tel çıkmıştı ama fazla belli olmuyordu, saçları ile aynı renk gözleri saçına göre daha açıktı, gözleri bana dönünce gözlerimi yere indirdim.

Ayağımdaki çorap full kırmızı olunca dayanamayıp ortamı terk etmek için merdivenlere yönelmeye başlayacaktım ki "Hey!" Sesin sahibi Doktordu. Arkamı döndüğümde yanıma doğru adımlamıştı, beni oturduğum sandalyeye geri oturtup elleri bacağıma gitmişti.

"Ona bakmanıza gerek yok, biz sizi oğlum için çağırmıştık. Vaktinizi almasın"

"Sakın zayıflık gösterme!" Diyordu iç sesim. Kalbime bir şey oturmuş gibi olduğum yerde kaldım. Oğlu olucak piç ben bu haldeyken benden yararlanmak istedi bu zevki ona vermemek için bu ayakla mücadele ettim. VE ŞİMDİ GELMİŞ DİYORKİ VAKTİNİZİ ALMASIN! Maddy'e nasıl baktığımı bilmiyordum ama suratına bakılırsa az önceki dediğini yutmuş gibiydi.

"Vaktimi almaz, merak etmeyin ayrıca sıradan göründüğüne bakmayın, eğer cam parçası derine battıysa enfeksiyon kapma olasılığı ve sinirlere gelme olasılığı var."

"Ama-" sözünü kesen yine Doktor olmuştu. "Ek ücret istemiyorum." dedi. Gözleri benimle buluştuğunda içime bir sıcaklık dolmuştu, bana olan bakışları güven vericiydi, tıpkı bir babanınki gibi, pansuman yaparken kafamda hem plan yapıyor hemde onu izliyordum. Gözleri Babamın gözlerine çok benziyordu, neredeyse.

"Teşekkür ederim" Dedim yüzüne karşı. Adam bana bakmadan "Teşekküre lüzum yok, bu benim işim." Dedi. NE GÜZEL!

Güven verici bakışları olmasına rağmen sesi ve davranışları tam aksine soğuktu. Ne olursa olsun, az önce yaptığını kimse kolay kolay yapmazdı. "Geçmiş olsun" Dedi.

Ayağıma baktığımda kanama durmuştu, camda yoktu, sanırım ayağımı uyuşturmuştu çünkü birşey hissetmiyordum.

Doktor çantasını topladığı sırada Ivan Enişte Doktora 26 Dolar uzatmıştı, vay anasını.

Bir çift kolun üzerime sarılması ile şoka uğradım, kolların sahibine bakmam şokun yerini korkuya bıraktı. Maddy kollarını bedenime sarmış, beni öldüreceğini söyleyen yüzüyle bana bakıyordu, kulağıma yaklaşıp " Mark'ın koynuna girip, evi alabileceğini düşündün ama Mark karşı çıktığında ona saldırdın!" Her kelimesinde beni daha çok sıkıyor ve sesi daha tiz çıkıyordu.

Vücudumu ondan kurtardığımda içimdeki öfke ile ona baktım. GÖTÜNDEN UYDURUYORDU ORUSPU!

"Evi almak için o piçe ihtiyacım yok." Sesimi ayarlamadığım için, Ivan ve Doktor olduğumuz tarafa baktı. Ivan bana "Bu bardağı taşıran son damlaydı" Bakışı atıyordu. Doktor ise dalmış bir şekilde.

Bağırmak istiyordum. Öfkemi kusmak, gerçekleri anlatmak. Daha tanışalı yirmi dakika olan bu adama bile daha çok güveniyordum. Doktora doğru birkaç adım atıyordum ki Maddy saçımı tutmuş beni çekiştiriyordu, başta acıyla inlesemde Maddy daha fazla çekiştirince kolunu büktüm. TAM ANLAMIYLA YERİ BOYLADI

Doktor şok olmuş bir şekilde bir bana bir Teyzeme bakıyordu, Ivan üzerime doğru yürümeye başladığında kolunu tutup onu benden uzaklaştırdı. "NE YAPTIĞINIZI ZANNEDİYORSUNUZ!" Dedi öfkeyle. Bir hışımla Doktorun yanına adımladım ve onu kenara çektim, Ivan ise yerde acıyla yatan karısına yardım ediyordu.

"Lütfen" Dedim başta. Şu zamana kadar kimseye yalvarmamıştım, beni günlerce aç bırakmalarına, evin işleri, dövmelerine, kendimi savundum ve karşılığını verdim ama hiçbir zaman sadece onlara değil, kimseye yalvarmadım.

"Evimizin yakınlarında bir benzinlik var beni oraya kadar bıraksan yeter, yemin ederim daha fazlası yok! "Boğazımdaki yumru orada olduğunu her kelimemde belli ediyordu. Doktorun gözlerini acıma ve merhamet duygusu kapladı. Belkide az çok tahmin etmişti buradaki durumu, ellerini omuzuma yerleştirdi güven verici bir gülümseme ile kafasını aşağı yukarı salladı.

Ama bakışları bir anda değişti, dehşete kapılmış gibi, gülümsemem yavaş yavaş solmaya başlamıştı ki, omuzlarıma yaptığı baskı arttı. Gözleri aşağı kaydığında onun baktığı tarafa baktım. HAYIR!

Üzerine giydiği kar beyazı gömleği kan içindeydi, göğsünün tam altından bıçaklanmıştı. Gözlerimdeki yaşlar bir bir firar ederken yere yığıldı, onu bıçaklıyan kişiye baktım. IVAN! SENİ PİSLİK GÖT!

Dizlerimin önüne çöküp doktoru kendine getirmeye çalıştım, bir umuttu, bir umut.

"BİZDEN O KADAR KOLAY KURTULABİLECEĞİNİMİ SANDIN!?"

"SAKIN BİZİ SUÇLAMA, HEPSİ SENİN SUÇUNDU!" Kelimeler beynimde yankı yapıyordu, sesiz inlemelerim saniyeler sonra hıçkırıklara döndü. Doktor gözlerini açmıştı, bana bakıyordu, dudaklarını bir şey söylemek için araladı ama tek çıkan şey kanlı bir öksürüktü.

"sa-sak-ın kendini suç-lama" Duyduklarım kendimi daha çok suçlamama sebep oluyordu.

"KAÇ!" Dedi tüm sesi ile, daha doğrusu kalan sesi. Onu burada bırakıp kaçmamı istiyordu. Nasıl yapacaktım?

"KAÇ!" Dediği ile tekrar ona baktığımda, boğazında bir bıçak vardı, artık göz kırpmıyordu!, elim nabzına gitti. ATMIYORDU.

Önüme dönüp Ivan'a tekrar baktım, "YEMİN EDERİM! TEKRAR BURAYA DÖNDÜĞÜMDE SENİ GEBERTİCEM!HEPİNİZİ." Dedim ve hızla yerden kalkıp kapıya doğru koştum. Arkamdan adım sesleri geliyordu ama eğer şimdi arkama bakarsam bir daha önüme bakamazdım. Elim kapının koluna gittiğinde sırtımda bir sıcaklık ve acı hissettim.

Kapıyı açmıştım, ama acı ile olduğum yere düşmemle kapı geri kapandı. Ölücekmiydim? daha 17 yaşında çocukluğum bile bitmemişken?!

Acı katlanılmaz bir boyuta ulaşınca kendimi karanlığa teslim ettim.

****************************************************************************************************

Gözlerimi hafif araladığımda, gökyüzünün sabah güneşi ile karşılaştım. Ölmüşmüydüm? Kurtuldum mu? Hayır?

"Ivan bu sürtüğü ne yapıcaz?Peki ya Doktor?" Ses Maddy'e aitti.

"Kardeşini gömdüğümüz yeri hatırlıyormusun?"

Aralık gözlerim son cümle ile yerinden fırlayacak şekilde açıldı, o ani şok ile doğrulmayı başardım. İkisinin gözü beni bulunca korku ile yerlerinden sıçradılar, geriye doğru kendimi sürüklemeye kalktım ama sırtımdaki acı buna izin vermiyordu. Ivan üzerime gelirken Maddy ise bir başka cesedin yanına çökmüştü. Adını bile öğrenemediğim Doktorun cesedi, Ivan eline bir şey tutuşturdu, bana döndüğünde korku bedenimi esir almış şekilde derin derin nefes oluyordum.

Elinde kabuslarımı SÜSLEYEN taş vardı. Bugün gördüğüm kabustaki yüzümü parçalayan taşın aynısıydı, taş ile üzerime gelmeye başladığında geriye gitmek için bacaklarımı zorladım. "Son saniyelerin Kaltak, tadını çıkar."

Üzerime çıkıp saçımı geriye yatırdı, tek eliyle taşı kafamın hizasına getirdi. Sağa sola debelenmeye başladım am nafile. Taşı sertçe şakaklarım ile kafatasımın birleştiği yere denk geldi. Gözlerim sağıma kaydı, sırtüstü yattığım kar benim kanım ile kaplanmış ve kaplanıyordu. Gözyaşlarım kendini serbest bırakıyordu,

"Ölmek istemiyorum" Dudaklarımdan son çıkan cümle bu oldu. Taşı son kez bana vurmak için kaldırdı, taş bu sefer yüzümü buldu. Diğerine göre fazla sert değildi ama burnumdan akan metalik kokuyu ayırt edebiliyordum.

"IVAN!" Sesi kimin söylediğini bilmiyordum ama tahmin ediyordum. Üzerimdeki eller hızla çekildi sonra karda koşma sesleri duydum. Büyük uğraşlar sonucu kafamı onların son bulundukları noktaya çevirdim. Kaçıyorlardı. Önüme döndüğümde, Kırmızı pelerinli birinin başımda dikildiğini gördüm, yüzüne bakmak için gözlerimi kıstım, son gördüğüm şey onun kırmızı gözleriydi. Sonrası kendimi ölümün kanlı kollarına bıraktım.

Bölüm sonu

8 yorum