İçeriğe geç

Gecenin Yalnızlığı

Bölüm 9 · 4 dk okuma

Gecenin Yalnızlığı

Bölüm 9

8. Yara.

Hızlıca ve bir o kadar dikkatlice pencerelerden geçiyorduk.

İlk Karan geçti.

Yangın merdivenlerine ulaştı.

Ardından hemen ayakta durmakta bile zorlanan Alaz geçti.

Daha doğrusu biz zorla geçirttik.

Onun ardından ayakları titreyen bir şekilde Lara geçti.

Ardından Emir geçti.

Onun ardındansa Ada.

Ben en sona kalmıştım.

Yavaş bir şekilde pevncerenin pervazına çıktım. Yere baktım. Hafif bir şekilde başım döndü. Ve o an aklıma gelen yükseklik korkuma küfürler ettim.

"Aden... Aden hadi yere bakma. Gel."

Ama bir türlü geçemiyordum.

Ve evet nefesimi tutmuşum. O an fark ettim.

Gözlerimi kapattım. Ve kenardaki demirlerden yavaş yavaş adımlamaya başladım.

Demirin yarısına ulaştım.

Yavaş bir şekilde gözlerimi açtım.

İlk önce karşımda elini uzatmış benim gelmeyimi bekleyen Karan'a baktım.

Onun arkasında endişeli gözlerle beni izleyenlere baktım.

Sonra bakışlarım yere doğru indi.

Elimle duvara daha sıkın tutundum.

"Sakın yere bakma! Tamam mı? Sakın bakma. Hem az kaldı. Hadi. Sadece bir kaç adım. Hadi. Lütfen." Dedi Karan.

Ayağımı bir adım öne attım.

"Hayır!"

"Hayır."

"HAYIR!"

Dediler aynı anda. Panik şeklinde gözlerimi açtım.

Ve ayağımı önümdeki boşluğa attığımı derk etmem bir salise bile almadı.

Elimi daha sıkı tuttum yanımdaki duvara.

Ayaklarım havadan sallandı.

Gözlerimi sıkıca kapatmış, ne yapıcağımı bilemeyerek duvara tutunuyordum.

Yeniden demirin üzerine çıkmam için ayakkarımı haraket ettiriyordum.

Diğerlerinin bağıran sesleri beni daha da gererken artık tutunduğum duvar elimi acıtmaya başlamışdı.

Büyük bir çaba sarf ederek sağ ayağımı biraz da olsa demirin üzerine koymayı başarmıştım.

"Evet. Şimdi diğer bacağınıda koy. Hadi. Diren." Dedi Karan. Diğerleri bağırırken o beni yönlendirmeye çalışıyordu. Ve şu an hiç olmasa bile diğerlerine nazaran en sakini oydu.

Duvar artık ellerimi kesmeye başlamıştı.

Sağ elim gitgide dayanıklığını yitiriyordu.

Biraz daha dayansaydım biliyordum ki, bütün dayanıklığımı bırakıp kendimi salıcaktım.

Son gücümle, belkide son defa gözlerimi sımsıkı kapatıp, kendi ağırlığımı sağ ayağım üzerine verdim ve sol ayağımı demirin üzerine attım.

Ve büyük çabamla demirin üstüne çıkmayı başardım.

Diğerleri rahatlarken ben bir an ünce bu konumdan kurtulmak istiyordum.

Duvarın kestiyi ellerimi umursamadan çabuk bir şekilde ve bir daha havada asılı kalmamak istemeyerek bir o kadarda dikkatlice karşıya geçtim.

Karan beni belimden tutub merdivene kaldırıp koydu. Önden Emir gitti. Bizde onun ardından hızla merdivenlerden inmeye başlamıştık.

Merdivenler bittiğinde nereye gideceğimizi bilmeden karşımızdaki yola baktık.

Kaçıcaktık.

Elimizden geldiği kadar değil, elimizden geldiğinden fazlasını yaparak koşup kaçıcaktık.

Dümdüz yoldu. Etrafımızda ağaçlar vardı. Burayı teneffüslerde kitap okumak ve ya gezmek için kullanyorduk. Yolun en sonunda bir bariyer olurdu o bariyeri önünde de görevliler. Öğrenciler okuldan kaçamasın diye. O kısmı nasıl hallediceğimizi bilmiyordum. Ve sanarım onlarda bilmiyordu.

Tek bildiğimiz burdan, bu cehennemden kurtulmak istediğimizdi.

Bu yüzden koşuyorduk.

En yüksek hızla.

Bir adım attık.

Sonra bir adım daha.

Ve bir adım daha.

3 adım attık ama 4. adımda duyduğumuz yüksek sesler yüzünden hepimiz bir anda afallayıp yere düştük.

Sesler.

Silah sesleri.

Kurşunlar.

Ağaçların arasından bizi öldürmek için ateşlenen kurşunlar.

Ayağa kalktık.

Hepimiz canımızı, ya da birbirimizin canını kurtarmak için koştuk.

En sona kadar.

Nefes nefese kalana kadar.

Kendimizi kurtarana kadar.

En önde ben ve Alaz koşuyorduk.

Diğerleride izim arkamızdaydı.

Çıkışı gördük.

Bariyerler yerindeydi.

Ama tahmini etmişsinizdir ki, görevliler yoktu.

Onlarda büyük bir ihtimalle ordaydı.

Cesetlerin arasında.

İlk önce Alaz koydu elini bariyerin üzerine ve diğer tarafa atladı.

Sonra Emir.

Onun ardından Ada.

Bense Larayı bekliyordum.

En arkada kalmıştı.

Ayaklarının dibine kadar gelen kurşunlar onu o kadar korkutuyordu ki koşamıyordu.

Hızla onun yanına koştum.

Yoksa vurulacaktı.

Onun yanına gittim.

Hemen arkasına geçtim.

Elini tutdum ve onuda benimle beraber koşmaya ittim.

Tökezkeye-tökezleye koşuyordu benimle birlikte.

Bariyerin yanına gelip hemen onun çıkması için bariyerin üstüne çıkmasına yardım ettim.

Tam o sırada bir anda omzumda bir acı hiss etdim.

Kahretsin.

Vurulmuştum.

Acıyla çığlık attım.

Çığlığımdan sonra karşıdakiler bana baktı endişeli gözlerle.

Artık bariyerden geçmiş olan Lara "HAYIR!" diye bağırdı.

Yüzümde acılı bir ifade yarandı.

Elimi hemen sağ omzuma götürdüm bastırdım.

Elim tamamen kan oldu.

Dengemi kaybedeceğimi hiss ettim.

Karşımdakiler şok içerisinde bana bakarlarken Alaz koşarak bariyerden içeri yine atladı ve beni kolaylıkla kaldırıp bariyerin öteki tarafına koydu ve kendide bariyerden hemen atladı.

Ve beni elimden tutup koşmaya başladı.

Diğerleride şok altındaki etkilerinden çıkıp bize ayak uydurarak koşmaya başladılar.

Herkes koşuyordu ama bu kez ben tökezleyerek sürünüyordum. Evet, sürünüyordum. Alaz resmen beni arkasından beni sürüyordu. O kadar hızlı koşuyordu ki, omzumun acısına mı yanayım, yoksa Alaz yetişmek için üstün bir çaba mı sarfedeyim bilmiyordum.

Ne kadar olduğunu bilmiyorum ama bir kaç dakika sadece koştuk.

Ve artık hiç bir yerden, hiç bir sesde gelmiyordu.

Artık okulda görünmüyordu.

Sanarım kolum uyuşmuştu, çünkü artık ben öyle bir şeyin varlığını hiss etmiyordum.

En sonunda artık dayanıklığımı yitirdiğimi hiss ettim.

Dizlerimin üzerine çöktüm.

Gözlerim yavaşca kapandı.

Ve tüm dünyadan, tüm insanlardan soyutlandım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.