Gözlerimi açtığımda ne mi gördüm karanlık tamamen zifiri karanlık...
"Ben neredeyim?" " Kaçırıldım mı?" "Hala rüya mı görüyorum?" Bu sorular aklımda dolanırken bir ses geldi.
-YEMEK VAKTİ!!
Bir anda gözlerimi rahatsız eden bir ışık geldi ve kapı açıldı. Gardiyana benzeyen ortaçağ kıyafetleri giymiş bir adam bana baktı ve bir şeyler diyordu ama ben ne dediğini anlamadım.
"Bu başka bir dil mi?" diye düşünürken bir anda tüm vücudumun parçalandığını hissettiren bir baş ağrısı vücuduma akın etti.
-AHHHHHHHH!
Bağırdım. Hemde o kadar yüksek sesle bağırdım ki gardiyan bile ne olduğunu şaşırmıştı.
Bu bir rüya değil! Ben... Ben! Başka birinin bedenindeyim!
Başıma saplanan bu ağrıyla bu bedenin sahibinin anıları zihnime tek tek ama bir anda girmişti. Bu çok garip gerçekten! Ben bir değil iki kişiydim sanki ama tek bir bedendeydim.
Bu bedeni- Yani aslında benim adım Olivia ve 11 yaşındayım. Parlak kızıl saçlı,ay kadar beyaz bir tene sahip , gerçekten güzel bir kızım.
"Ahh iyileştirme gücü mü?"
Benim iyileştirme gücüm de var! İnsanları iyileştirme! ama annem ölmeden önce kimseye söylememem gerektiğini söylemiş.Zaten söylemezdim. Aptal değilim insanların beni kullanacaklarını hatta Azize adı altında beni tapınağa hapsedeceklerini biliyorum.
" Bu güç ortaya çıkmamalı."
Ben annemle beraber yaşıyormuşum ama bu pislikler annemi ölene kadar dövmüşler. Sebebini 11 yaşında ki bir çocuk anlayamaz ama ben 28 yaşında olan Emily'im. Bunu neden yaptıklarını az çok anlayabiliyorum. Tecavüzcü iğrenç pislikler. Annemi öldürdükten sonra beni bir esir tüccarına satmışlar. Tamamen mutlu bir şekilde annemle beraber köylü olarak hayatımı sürdüren ben bu iğrenç yerde birine satılacak bir köleyim artık.
"Buradan kaçmalıyım."
Gardiyan benim bu çığlığımdan sonra ona isyan ettiğimi düşündü sanırım ki beni kolumdan tutup bir yere sürüklemeye başladı.
- Ah... Başka bir hücre...
İçeri de benim yaşlarımda iki çocuk daha var , biri siyah saçlı ve kızıl gözlü. "Benden bile güzel duruyor gerçekten."
Biri de kahverengi saçlı ve yeşil gözlü başka bir çocuktu.
Gardiyan beni o hücreye fırlattıktan sonra dedi ki:
-Bir kaç saat içinde müzakere de satılacaksınız. Sakın ama sakın sesiniz çıkmasın! Biriniz kaçmaya çalıştığından, birinizinde o çığlığından dolayı ikinizede yemek yok! Dua edin bir saat içinde satılacaksınız yoksa ikinizide doğdunuza pişman ederdim!
Ve sen yeşil gözlü velet senin eski sahibin seni geri almak istediğini söyledi. Bir saat içinde sende siktir olup gideceksin!
Kapıyı yüzümüze sertçe çarptı ve gitti. En azından burada ışık ve iki kişi vardı.
