"Bana istediğini söylemiştin!"
Kıyafetlerimi giymiş, lavobodan çıkmıştım. "Bu olanlar asla yaşanmadı." Yaşanmamış gibi davranmak zorundaydık. Sonuçları ikimizide bitirmeye yeterdi.
Şuan aşağlık biri gibi karşısında duruyordum belki ama onunda böyle davranması lazımdı. Ama neden davranmıyordu. Yaptığımız şeyden benim aksime kabullenmekle kalmamış sonuçlarına kadar katlanmaya hazırdı sanki. Hayır dedim kendime. O da içmiştir, onunda kafası yerinde olmadığı için böyle olmuştur.
O zaman neden hâlâ isyan etmiyordu? "Neden olmamış gibi davranamıyorsun?" Neden aksi bir şey söylemiyordun? Son soru çıkmadı dudaklarımdan. Söylemeye mi çekindim emin değildim.
Kapıdan çıkacakken önümde durdu. Geri adım attım. "Oldu çünkü. Öylece çekip gidecek misin?"
"Bu bir hataydı. Görmezden gel, benim geldiğim gibi. Hem görmezden gelmesen bile eline ne geçecek? Yaşandı ve bitti."
Sağ tarafından geçip gitmeyi umarken bu sefer o tarafa geçti. "Çocukça davranmayı kes."
Bir şey söylemedi çümkü artık kelimelerin anlamsız olduğunu biliyordu. Gözleri öylece bakmaya devam etti. Bana doğru bir adım attığında sendeledim ama 2.sinde duraksadım.
Eli ne ara çeneme dokundu bilmiyorum. Böyle bir şeye kalkışacağına da emin değildim. Cüretkarca yine dün geceyi hatırlattı. "Dün odadan çıkmamam için yalvaran Çise, şimdi kaçıyor."
Öylece baktım. Teni çene çizgime değdiğinde içimde hâlâ bir şeyler izini koruyordu. Dumanı körüklemişti. Ama görmezden gelerek elini ittim ve o daha hareket edemeden odadan çıktım.
Arkamdan gelmedi, eğer gelseydi oluşacak şeyler az çok yine aynı senaryo olucaktı.
Kapıyı açarken ayakkabılarımı odasında unuttuğumu fark ettim. "Siktir." Geri dönüpte alamazdım da. O zaman. "Madem beni buraya soktun, ceremesinide çekeceksin Pars Bey."
Ayakkabı dolabından en pahalı gözüken çifti aldım. Haliyle büyük gelmişti ama yapacak bir şey yoktu. Otobüse binip evime ulaşana kadar idare etmek zorundaydım.
Merdivenleri zıplayarak indim, son basamakta neredeyse tökezliyordum ama dengemi korumayı başardım. Koşar adım otobüs durağına geldim. Saate göre 7 dakika içinde gelmesi lazımdı.
Durak kalabalık olduğundan kaldırıma oturdum. İtiraf etmek istemiyordum ama bacaklarım sızlıyordu.
꒷︶꒷꒥꒷‧₊˚꒷︶꒷꒥꒷‧₊˚꒷︶꒷꒥꒷‧₊˚꒷︶꒷꒥꒷‧₊˚꒷︶꒷꒥꒷‧₊˚꒷‧
"Çise dikkatli ol. Havuz var orada." Zihnime vuran tek şey suya girip rahatlamakdı. Havanın derecesi içtiğim shotlarla sanki daha da artıyordu.
Adımım tam havuzun kenarına geldiğinde kolumdan tutup çekmesiyle U dönüşü yaptım. Yüzünde endişeli bir ifade vardı. "Yüzün kırış kırış olacak."
Ne? der gibi baktı bu sefer. Serçe ve baş parmağımı kaşlarına götürüp açmaya çalıştım. Yaptığım şeyi anlayıp anlını gevşetti.
Kısa süre sonra o gülümserken bende gülümsüyordum. Bunu fırsat bildim ve yapacağım şeyi yapmadan önce konuştum. "Sende bunalmadın mı?"
Eli belimi tuttu. Kulağıma doğru yaklaştı. Müziğin sesi daha çok artıyordu. "Bunaldım."
"E hadi o zaman." Ayağımı havuzun kenarına yasladığım gibi ikimizide suyun içine çektim. Geç fark edip çırpınmaya çalıştı ama nafileydi.
Kafamı sudan çıkardım. Ellerim omuzlarına sıkıca dolandı. O ise eliyle saçını geriye atmış bana bakmaya çalışıyordu.
Sonunda kahkahamı patlattım. Her zaman yaptığı gibi bana yine uyum sağladı. Mutluluğumu onunla paylaştım ve bana izin verdi. Onda sevdiğim şey buydu. Ne yaparsam yapayım bir şekilde ayak uydururdu. Bu şimdi değil, küçüklüğümüzden beri olan bir şeydi.
꒷︶꒷꒥꒷‧₊˚꒷︶꒷꒥꒷‧₊˚꒷︶꒷꒥꒷‧₊˚꒷︶꒷꒥꒷‧₊˚꒷︶꒷꒥꒷‧₊˚꒷‧
İşte olanlar bundan sonra olmuştu. Havai fişekler bilerek o anda patlarken onu öpmemek için sebebim yoktu. İlk adımı atan bendim ve yine gecenin devamını getirmesine izin verende.
Otobüs önümde durduğunda ayağa kalktım. Önümdeki kişiler hızlıca geçerken ben sonunda kartı basmış en arka koltuğa yapışmıştım.
Kartı cebime attığım sırada ise cebimin titreşmesiyle telefonu çıkardım. Ana ekranda beliren mesaj anında beni daha da tedirgin etmeye yetmişti.
Annemm
"Ablan sonunda evleniyor Çisee."
"En yakın zamanda buraya gel. Seni bekliyoruz, bir ton iş çıktı."
Ablam nişanlanalı daha 6 ay olmuştu. Ben üniversiteyi İstanbulda okuduğum için Mersin'den bir hayli uzaktım. Ama ablamın evlenmesi daha kötü şeyleri başıma getiriyordu.
Sıradaki bendim. Annem beni evlendirmeden durmayacaktı. Aşiretin saçma yanlarından biri de buydu. Büyük kardeş evlendiğinde artık bütün gözler diğer kardeşe dikilirdi.
Telefonum bir kere daha titredi.
Annemm
"Yahya Amcan ile konuştum. Pars 2 güne bu tarafa gelicekmiş. Onunla gelirsiniz."