Yüzümde hissettiğim gıdıklanma hissiyle gülümsedim. Vücudum tuhaf bir şekilde olduğundan daha iyiydi. Üstelik uzun bir ilişkiyi bitirdikten sonra depresyonda falan olmam lazımken.
Yüzümdeki parmaklar yanaklarıma oradan da saçlarıma dokundu. Bilincim varlığını kavrarken gözlerim fal taşı gibi açılmıştı.
İlk gördüğüm şeyler beyaz tavan, hızlıca doğruldum ve o soruyu sordum. "Yaptık mı?" Ama saçılmış kıyafetleri gördüğümde bunu sormam hataydı.
Dün gece kafamı dağıtmak için üniversite sınavından çıkıp bizim kızlar partiden bahsettiklerinde hayır demeliydim. Kendimi bir şekilde durdurmalı bu manzarayı yinede görmemeliydim.
En son hatırladığım şeyler ise shot oynamamızdı. Kafam kaçıncı bardaktan sonra güzel oldu emin değildim. Şuan tek hatırladığım bana az önce dokunan kişiydi.
Sahi kimdi onu bile bilmiyordum. Açıkcası kafamı çevirip bakmaya bile korkuyordum. Ama yaptım, ve ona baktım.
"Pars." Kolunun üstüne dayanmış dağılmış saçları ve anlam veremeyen gözleriyle bana bakıyordu.
Doğruldu, yanıma yaklaşırken hâlâ ona bakıyordum. "Bir sorun mu var?"
O bana yaklaşırken bense kaçıcak bir yerim varmış gibi geri çekilmeye çalıştım. Bütün olanları hatırlamak istemiyordum, ama vücuduna baktığımda düşünmeden edemiyordum. Parmaklarımın saçlarında nasıl hareket ettiğini, nasıl bana fısıldadığını. Her şey zihnime dolmuştu.
Ama bir diğer gerçek yüzüme vurdu. Kan bağımız yoktu ama ailelerimiz bu durumu öğrendiğinde oluşacak durum ikimizide mahvederdi. "Kuzeniz," dedim sanki söylerken bu gerçekle bir kere daha yüzleşirken.