Duvarın yerinde bir çıkış olmadığını fark ettiklerinde Jungkook’un nefesi hızlandı. Ama Tae, korkudan çok o boş duvara bakıyordu… sanki orada görünmeyen bir şey vardı.
“Burada bir şey var,” dedi Tae yavaşça.
Elini uzattı. Parmakları soğuk, nemli bir yüzeye değdi. Duvar bir an titreşti.
Ve sonra… ince bir çatlak açıldı.
Çatlağın içinden eski bir müzik sesi geldi. Sanki okulun içinde birisi çok uzaktan piyano çalıyordu.
Jungkook dondu.
“Bu… tanıdık.”
Tae ona baktı.
“Ne demek tanıdık?”
Jungkook yutkundu.
“Bunu daha önce duydum. Ama… rüyamda.”
O an çatlak büyüdü. Duvar tamamen kayboldu ve onların yerine eski, tozlu bir müzik odası ortaya çıktı. Ortada tek bir piyano vardı. Üzerinde ise yıllar öncesinden kalma bir öğrenci kimliği duruyordu.
Tae kimliği aldı.
Fotoğraftaki kişi… yine Jungkook’a benziyordu. Ama bu sefer isim farklıydı: “Jung Haejin”
“Bu sen değilsin…” dedi Tae, ama sesi titriyordu.
Jungkook bir adım geri çekildi.
“Ben… bunu hatırlamıyorum.”
Ama yalan söylüyormuş gibi değil… sanki içinde bir şey uyanıyormuş gibiydi.
Piyanonun kapağı kendi kendine açıldı.
Ve tuşlara görünmez bir el dokunur gibi bir melodi çalmaya başladı. Aynı anda Tae’nin bileğinde hafif bir sıcaklık hissetti Jungkook. İkisi de bir anda birbirine baktı.
“Bu his…” dedi Tae fısıltıyla.
Jungkook gözlerini kaçırmadı.
“Ben seni daha önce görmüştüm.”
O an oda bir anlığına değişti. Müzik odası kayboldu, yerine aynı yerin ama 2009 yılındaki hali geldi. Temiz, ışık dolu, dolu öğrenciler…
Ve Tae kendini o kalabalığın içinde gördü. Genç bir versiyonu, piyanonun yanında Jungkook’a gülüyordu.
Ama Jungkook’un o hali… farklıydı. Daha soğuk, daha uzak.
Bir kız öğrenci bağırdı:
“Jung Haejin! Buraya gel!”
Jungkook o yöne döndü… ama gözleri bir an Tae’nin olduğu yere takıldı. Sanki zamanın içinden onu görmüştü.
Görüntü tekrar kırıldı.
Müzik odasına geri döndüler.
Ama şimdi Tae’nin gözleri dolmuştu.
“Biz… burada daha önce bir şey yaşadık.”
Jungkook sessizdi. Sonra çok kısık bir sesle konuştu:
“Ve sanırım ben seni… kaybettim.”
Tam o anda kapı çarparak kapandı.
Ve odanın içinde bir fısıltı yükseldi:
“Hatırlarsan… birlikte çıkabilirsiniz.”
Tae Jungkook’un elini tuttu.
İlk kez korkudan değil… sanki onu gerçekten bulmuş gibi.
Ve piyanonun son notası havada asılı kaldı.