İçeriğe geç

GECE TANIĞI

Bölüm 3 · 2 dk okuma

GECE TANIĞI

Bölüm 3

3. BÖLÜM İLK KAYIP

Ertesi günde koridorlar sabah ışığını kabul etmiyordu. Pencereler vardı ama sanki ışık, duvarlarda durup içeri girmemeyi seçiyordu. İnsanlar odalarından tek tek çıktı. Kimse kimseye günaydın demedi. Buna gerek yoktu; burada günlerin iyi olma ihtimali yoktu. Masaya gelindiğinde bir sandalye boştu. Başta kimse fark etmedi. Çünkü herkes başka bir şeye bakıyordu: anahtarına, kapıya, karşısındaki yüzlere. Sonra biri durdu. “Bir kişi eksik.” Bu cümle söylendiği anda sessizlik değişti. Önce itiraz gelmesini beklediler. “Geç kalmıştır.” “Odasındadır.” “Gelmek istememiştir.” Ama hiçbir mazeret söylenmedi. İsim söylendi. Cevap gelmedi. Bir kez daha söylendi. Daha yüksek. Daha net. Yine cevap yoktu. Herkes aynı anda ayağa kalkmadı. Ama herkes aynı anda düşündü. Dün akşamdan beri kimse dışarı çıkmamıştı. Kapılar kilitliydi. Kaçmak mümkün değildi. “Odalar,” dedi biri. “Bakmamız gerekiyor.” Kimse gönüllü olmadı. Buna rağmen herkes hareket etti. Kapılar tek tek denendi. Anahtarlar çevrildi. Açılan her kapı, kısa bir rahatlama yaratıyor; ardından bir sonraki kapıya yönelirken bu his hemen yok oluyordu. Koridorun sonundaki kapıya gelindiğinde durdular. Kapı kapalıydı. Anahtar deliği boştu. “Bu odanın anahtarı kimde?” Kimse cevap vermedi. Birileri anahtarlarını çıkardı, baktı. Kelimeler fısıltı hâlinde dolaştı ama kimse yüksek sesle okumadı. Çünkü kelimeler, kimlik gibiydi. Ve kimliğini açığa çıkarmak, burada savunmasız kalmak demekti. Kapı zorlanmadı. Kimse dokunmadı. Sanki kapının kendisi bir sınırdı. Hoparlörden ses geldi. “Bir kişi, odasında kalmayı seçti.” Bu cümle rahatlatıcı değildi. Aksine, daha da gerdi. Çünkü burada seçimler özgür değildi. Seçimler yönlendirilmişti. “Kapıyı açın,” dedi biri. “Bu bir oyun değil.” Ses cevap vermedi. Bir süre sonra kapı açıldı. Nasıl açıldığı tam olarak görülmedi. Anahtar çevrilmedi, kilit kırılmadı. Kapı sadece… açıktı. İçeride biri vardı. Hareketsizdi. Kimse içeri girmedi. Eşiğe kadar gelindi. Bakıldı. Görüldü. Geri çekilindi. Birisi fısıldadı: “Uyuyor mu?” Cevap verilmedi. Çünkü cevabı herkes biliyordu. *************************** Salona geri dönüldüğünde kimse konuşmak istemedi. Artık ihtimaller değil, gerçek vardı. İlk kez kelimeler yetmiyordu. Yazıyla yaşayan insanlar, şimdi anlatacak cümle bulamıyordu. “Bu bir kaza olamaz,” dedi biri sonunda. “Burası kilitli.” “Biri yaptı,” dedi bir başkası. “Ya da birimiz.” Bakışlar artık saklanmıyordu. İnsanlar birbirini açıkça inceliyordu. Kimin eli titriyor, kim çok sakin, kim fazla konuşuyor? Masaya anahtarlar tekrar bırakıldı. Daha sert. Daha isteksiz. Kelimeler çoğaldı. Ama hâlâ biri eksikti. Eksik olan sadece sandalye değildi; dengeler de eksilmişti. Ben kenarda duruyordum. O ana kadar kimseyle yan yana gelmemiştim. Ama artık yalnız durmak da dikkat çekiyordu. Üç kişilik küçük grup, istemeden bana doğru yaklaştı. Göz göze geldik. Konuşmadan anlaştık. Burada hayatta kalmak, tek başına yapılacak bir şey değildi. “Birlikte durmamız lazım,” dedi içlerinden biri. “Güven için değil,” dedi diğeri. “Kontrol için.” Bu cümle kabul gördü. Güven kimseye yakışmıyordu ama kontrol, en azından geçici bir illüzyon sağlıyordu. Hoparlör tekrar açıldı. “İlk kayıp, bir uyarıdır,” dedi ses. “Her kelime, bir kapı açar. Her suskunluk, bir kapı kapatır.” “Bu bir oyun mu?” diye bağırdı biri. “Hayır,” dedi ses. “Bu bir hatırlatma.” Hoparlör sustu. Kimse ağlamadı. Kimse bağırmadı. Tepkiler içeri çekildi. Çünkü burada zayıflık, hedef olmak demekti. Odaya döndüğümde kapıyı kapattım. Anahtarı çevirdim. Elim titremiyordu. Bu, beni daha çok korkuttu. Anahtarı masaya bıraktım. Tanık. Artık görmem gereken bir şey vardı. Ve bunun daha başlangıç olduğunu biliyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.