İçeriğe geç

Gece Kanı

Bölüm 7 · 3 dk okuma

Gece Kanı

Bölüm 7

Bölüm 7

Fraksiyon’un zindanındaki hava, çürümüş bir geçmişin küfü ve metalik kan kokusuyla ağırdı. Duvarlardaki meşaleler titrek, can çekişen birer ışık kaynağı gibi dans ediyor, Azra ile Selim’in üzerine uzun, grotesk gölgeler düşürüyordu. Selim, zincirlere bağlı elleriyle duvara yaslanmış, nefes almakta zorlanıyordu. Gömleği yırtılmış, tenindeki morluklar ay ışığının solukluğuyla birleşerek sanki bir haritayı andırıyordu.

Azra ise karşısında, babasının notlarından çıkan o kadim, soğuk mührü avucunun içinde tutuyordu. Mühür, tenine değer değmez ruhunda buzdan bir bıçak gibi dönmüştü.

"Bunu yapma, Azra," dedi Selim. Sesi çatallıydı, acıdan ziyade bir uyarı gibiydi. "O mühür açıldığında, sadece kapılar açılmayacak. Senin içindeki o boşluk, artık doyurabileceğin bir şey olmayacak."

Azra ona doğru bir adım attı. Gözleri, karanlığın içinde kehribar rengi bir ateş gibi parlıyordu. "Senin hayatın o kapının ardındaki cevaba bağlı, Selim. Eğer bu mühür babamın mirasıysa, neden onu açmamdan bu kadar korkuyorsun? Yoksa babamın notlarında yazan o 'ilk günahın' bizzat ben olduğumu mu biliyorsun?"

Selim’in bakışları bir anlığına değişti. O sert, mağrur adamın gözlerinde ilk kez savunmasız bir ışıltı gördü Azra. Selim yavaşça doğruldu, zincirler metalik bir çınlamayla gerildi. Azra’ya o kadar yakındı ki, aralarındaki çekim artık bir elektrik arkı gibi havayı çatlatıyordu. Azra, Selim’in tenindeki sıcaklığı hissetmek için öne eğildiğinde, Selim’in parmakları ani bir hareketle Azra’nın çenesini kavradı.

"Sen bir günah değilsin," diye fısıldadı Selim, sesi doğrudan Azra’nın ruhuna kazınıyordu. "Sen bir hükümranlıksın. Ve biz, kaderin o amansız çarkında, birbirimizi yok etmek için yaratılmış iki zıt kutupuz. Eğer bu mührü açarsan, Azra... Fraksiyon’un peşinde olduğu şey, senin kanın olacak. Sadece benim hayatım değil, senin varlığın da yanacak."

Azra, çenesindeki o sert baskıya rağmen geri adım atmadı. Aksine, Selim’in yüzüne daha çok yaklaştı. Aralarındaki mesafe artık sadece bir nefeslikti. Selim’in kesik kesik aldığı nefesler, Azra’nın dudaklarına çarpıyor, ikisini de aynı karanlık arzunun içine hapsediyordu.

"O zaman yanarız," dedi Azra, sesi buz gibi bir kararlılıkla. "Küllerimizden ne doğacağını merak ediyorum."

Azra elini Selim’in göğsüne koydu. Nabzı, parmak uçlarında düzensiz bir ritimle atıyordu. Mührün üzerindeki antik semboller parlamaya başladı, Azra’nın tenine işleyen bir dövme gibi acı verici ve büyüleyiciydi. Odadaki hava ağırlaştı, sanki görünmez bir güç odayı sıkıştırıyordu. Babasının notlarındaki o karanlık gerçek, bir sis gibi zihnine sızmaya başladı.

*“Kızım, mührü açtığında göreceksin. Selim Kara senin kurtarıcın değil; o, senin soyunu tüketenlerin son muhafızı. O, seni öldürmek için eğitildi.”*

Azra’nın gözleri fal taşı gibi açıldı. Bakışlarını hızla Selim’e çevirdi. "Sen..." diye fısıldadı, sesi titriyordu. "Sen, beni Fraksiyon’a teslim eden o koruyucusun. Tüm bu oyun, beni buraya, bu infaza getirmek için miydi?"

Selim’in yüzünde acı verici bir tebessüm belirdi. "Seni buraya getirmek için değil, Azra. Seni, kendi içindeki canavarla yüzleştirmek için. Kaderimiz bir, ama yolumuz farklı. Ben seni öldürmek için eğitilmedim; seni, dünyanın geri kalanından korumak için kendimi feda etmeye eğitildim."

Tam o sırada, zindanın ağır kapısı büyük bir gürültüyle sarsıldı. Fraksiyon’un askerlerinin çizmelerinin sesi koridorda yankılanıyordu. Zaman daralıyordu. Azra, mührü Selim’in göğsündeki yaranın üzerine bastırdı. Mühür, Selim’in kanıyla birleştiğinde odadaki her şey karardı. Bir çığlık duyuldu, ancak bu Azra’ya mı yoksa zindanın duvarlarına mı aitti, belli değildi.

Mühür kırıldı. Odanın ortasında, sanki başka bir boyuta açılan bir yarık belirdi. İçinden akan simsiyah bir enerji, Azra’yı içine çekiyordu. Selim, zincirlerini son bir güçle zorlayarak elini Azra’ya uzattı.

"Elini bırakma!" diye bağırdı Selim. "Bırakırsan, sonsuza kadar o karanlıkta kaybolursun!"

Azra, ellerinde yanan o kadim enerji ile Selim’in eli arasında bir seçim yapmak zorundaydı. Ya mührün ona verdiği sınırsız gücü kabul edip Fraksiyon’u yerle bir edecekti ya da Selim’i kurtarmak için kendi ruhunu o karanlık boşluğa feda edecekti.

Azra’nın gözleri yavaşça kararırken, karşısında ona korkuyla karışık bir hayranlıkla bakan Selim’in yüzünü son bir kez süzdü. Tam elini ona uzatacağı sırada, zindanın kapısı patlayarak açıldı. İçeri giren gölge, Fraksiyon’un lideri değildi; bu, Azra’nın en derin korkusu olan kendi yansımasıydı.

Azra, elindeki mührün soğukluğunu bırakıp Selim’in parmaklarını tutmaya çalışırken, zemin ayaklarının altından kaydı. Yıkımın tam ortasında, birbirlerine kenetlenmiş iki ruh, kaderin onlara hazırladığı en karanlık geceye doğru savruldular.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.