İçeriğe geç

Gece Gelen Dalga

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Gece Gelen Dalga

Bölüm 2

BÖLÜM 2 | Yüzleşme ve Büyük Sır

İkinci günün sabahında yağmur dinmiş, yerini kasabanın üzerine çöken koyu bir sis tabakasına bırakmıştı. Limandaki dalgakıranlara vuran suyun sesi, dükkânın içindeki sessizliği daha da derinleştiriyordu.

Alaz, dükkânın arka tarafındaki ahşap tezgahında oturmuş, elindeki ince deri cildi düzeltmeye çalışıyordu. Zihni ise tamamen dağılmıştı. Dün gece Deniz’in bıraktığı o ıslak ayak izleri kurumuştu ama gidişinin yarattığı sarsıntı hâlâ ilk anki gibi tazeydi.

Kapının çanı tekrar çaldı. Bu kez fırtına yoktu, sadece kapının eşiğinde duran ve elinde iki buharı tüten kahve bardağı tutan Deniz vardı.

"İçeri girebilir miyim?" diye sordu Deniz. Sesi, dün geceki ürkekliğinden sıyrılmış ama hâlâ temkinliydi. "Yoksa burası hâlâ sadece eski kitaplara mı açık?"

Alaz elindeki aleti yavaşça masaya bıraktı. "Girebilirsin," dedi. "Ama sorularımdan kaçmayacaksan."

Deniz içeri adım attı, kahvelerden birini ahşap tezgaha bıraktı ve dükkanın en karanlık köşesindeki eski berjer koltuğa oturdu. Gözleri dükkandaki her detayda gezindi. Babasının bıraktığı saat, duvardaki eski İstanbul haritası ve masadaki o tanıdık pirinç lamba... Her şey bıraktığı gibiydi, Alaz dışında. Alaz'ın bakışları artık daha derin, daha mesafe doluydu.

"Sana her şeyi anlatmaya geldim Alaz," dedi Deniz, elindeki bardağı sıkıca tutarak. "Sekiz yıl önce o otobüse bindiğimde, arkamda bıraktığım tek şeyin bu kasaba olduğunu sanıyordum. Ama senin hayatını çaldığımı çok geç anladım."

Alaz tezgahın arkasından çıkıp tam karşısına geçti. "Benim hayatım çalınmadı Deniz. Ben burada kalmayı seçtim. Sen ise tek bir kelime etmeden gitmeyi."

Deniz derin bir nefes aldı. Cebinden sararmış, kenarları yıpranmış bir zarf çıkardı ve masanın üzerine koydu.

"O gün babanın borçları yüzünden dükkânın icraya düşeceğini öğrendiğim gündü," dedi sesi titreyerek. "Seni o evden, bu kitaplardan söküp alacaklardı. Birinin o parayı bulması gerekiyordu. Ailemle yaptığım o anlaşma... Benim buradan gitmem ve onların sunduğu bursla yurt dışına gitmem karşılığında bu dükkânın tüm borçları kapandı. Sana söyleseydim kabul etmezden, biliyordum. 'Benim için hayatını yakma' derdin."

Alaz donakaldı. Masadaki zarfa, sonra da Deniz’in dolan gözlerine baktı. Yıllardır kalbinde taşıdığı o büyük öfke, tek bir cümleyle un ufak olmuştu. Masanın üzerindeki mektuba elini uzattı ama açmadı.

"Sence bu bir fedakarlık mıydı Deniz?" dedi Alaz, sesi fısıltı kadar kısık ama bir o kadar da keskin. "Beni kurtarmak için beni terk etmek miydi çözüm? Ben bu dükkânı kaybetseydim yine yaşardım. Ama seni kaybettiğimde... ben burada, bu sayfaların arasında sadece yaşadığımı sandım."

Deniz oturduğu yerden kalktı, Alaz’a doğru bir adım attı. Aralarındaki mesafe ilk kez bu kadar azaldı. İkisinin de nefesi birbirine karışıyordu.

"Hâlâ buradayım," dedi Deniz, gözlerinden süzülen tek bir damla yaşı silmeden. "Geç kaldım biliyorum ama hâlâ buradayım."

Bölüm sonu

2 yorum