Liman kasabası Nida’nın havası her zaman biraz yosun, biraz da unutulmuş sözler kokardı. Yağmurun kaldırım taşlarına vurduğu o salı akşamı, kasabanın tek eski kitapçısında zaman sanki durmuş gibiydi.
Alaz, babasından kalan dükkânda sararmış sayfaların arasında kendi sessiz dünyasını kurmuştu. Hayatını başkalarının hikâyelerini tamir ederek, eski ciltleri onararak geçiriyordu. Kendi hikayesini yazmayı ise çoktan bırakmıştı.
Ta ki dükkânın kapısındaki pirinç çan o gece sertçe çalana kadar.
İçeriye, fırtınadan kaçan Deniz girdi. Üzerinden sular damlıyordu, gözlerinde ise tarif edilemez bir yorgunluk vardı. Yıllar önce hiçbir veda etmeden terk ettiği bu kasabaya, cebinde sadece eski bir mektup ve kalbinde taşımaktan yorulduğu devasa bir sırla dönmüştü. Deniz, bir fotoğrafçıydı; dünyayı gezmiş ama aradığı huzuru hiçbir karede bulamamıştı.
Alaz, kafasını kaldırdığında zamanın sekiz yıl geriye sarıldığını hissetti. Deniz’in gidişi, Alaz’ın kalbinde hiç kapanmayan bir parantez olarak kalmıştı.
"Burada olduğunu bilmiyordum," dedi Deniz, sesi yağmurun sesine karışırken.
"Ben hep buradaydım," diye yanıtladı Alaz, kırgınlığını sakinliğinin arkasına saklayarak. "Giden sendin."
O gece başlayan fırtına günler sürdü. Deniz, kasabada kaldığı her gün kitapçıya uğramak için bir bahane buldu. İki eski dost, geçmişin kırıkları üzerine basarak yeniden konuşmayı öğrendi. Deniz’in sakladığı sır ise yavaş yavaş su yüzüne çıkıyordu: O kaçıp gitmemişti, Alaz’ın geleceğini kurtarmak için gitmek zorunda kalmıştı. Zamanında yapılan bu fedakarlık, ikisinin de gençliğini çalmıştı.
Birlikte geçirdikleri her akşam, eski yaraları sarmakla kalmadı; küllenmiş bir ateşi daha güçlü bir aşka dönüştürdü. Alaz, kitapların kokusunda bulamadığı canlılığı Deniz’in gözlerinde yeniden gördü. Deniz ise ilk kez bir yere ait olduğunu hissetti.
Geç kalmışlık hissi ile son şansın verdiği o yakıcı duygu arasında sıkışan iki ruh, geçmişin hayaletlerini ancak birbirlerine sarılarak susturabileceklerini anladılar. Bir veda ile başlayan hikayeleri, bu kez aynı limanda kalmak üzerine yazılıyordu.