İçeriğe geç

GECE 00.00 TRENİ

Bölüm 10 · 2 dk okuma

GECE 00.00 TRENİ

Bölüm 10

5. BÖLÜM

Gözlerimi trenin aniden durması ve kafamı ön koltuğa çarpmamla açtım. Kafamın ön tarafı acıdığı için hafif inledim.

Tren acaba neden durmuştu? Yolculuk sırasında trenin aniden durması garipti. Acaba bir arıza falan mı çıkmıştı?

Kafamı yolculara çevirdiğimde onların korku dolu gözlerle ön cama baktığını gördüm. Bazıları ağlamaya başlamıştı, bazıları ise şoktan ağlayamıyormuş gibi görünüyordu. Ben de kafamı ön cama çevirdim ve… Aman Allah’ım! Rayların ortasında üç tane adam durmuştu.

Fakat asıl korkunç olan, üçünün de ellerinde silah tutması ve yüzlerinde pis bir sırıtışla trene bakmasıydı!

En ortadaki elebaşları gibi gözüken adam -buradan görebildiğim kadarıyla siyah saçları ve siyah gözleri olan- elindeki silahı havaya kaldırdığında tüm yolculardan korku dolu nidalar gelmeye başlamıştı.

Adam silahı şöföre doğru doğrulttu ve kafasını omzuna yatırdı. Yüzünde bir gülümseme oluştu ve silahı şoförün kafasına sıktı. Tüm yolcular -ben dahil- çığlık attı ve oturdukları koltuğa sindiler.

Ben de koltuğa oturdum ve bacaklarımı kendime çektim. Şoförün kanı ön cama sıçramıştı ve kafası yanındaki cama düşmüştü. Bu manzarayı gördüğümde ağlamaya başladım.

Bu katiller bizi öldürürler miydi? Eğer ölürsem bu evden çıktığımda annemi son görüşüm mü olurdu? Evime sağ bir şekilde geri dönebilecek miydim? Kafamda bir sürü korkunç soru vardı!

Tam kafamı dizlerime gömmüştüm ki kapıların açılma sesi geldi. İrkilerek kafamı kaldırdım ve tren koltuklarının en başında dikilmiş üç adamı -daha doğrusu katilleri- gördüm. Trende sayabildiğim kadarıyla üç çocuk vardı. Umarım onları öldürmezlerdi…

En öndeki, elebaşları gibi görünen katil gece kadar siyah saçları ve aynı renk gözleriyle çok yakışıklıydı, boyu da epey uzundu fakat bir katile karşı sempati duyamazdım, bu çok kötü bir davranış olurdu.

Sağ yanındaki adamın ise kahverengi saçları ve kehribar gözleri vardı, onun da boyu uzundu.

Sol yanındaki adamın ise turuncu saçları ve kahverengi gözleri vardı. O da diğer katiller kadar uzundu.

Hepsinin yüzündeki gülüş ise ürperticiydi. Yolcular ağlıyordu fakat onlar gülüyordu. Umarım filmlerdeki gibi psikopatın teki çıkmazlardı!

Üçü de çok yakışıklı ve yapılıydı fakat bir insanın içi güzel değilse dış güzelliğe bakmazdım ben. Yani siktir olup gidebilirlerdi! Fakat gitmeye niyetleri yok gibiydi malesef…

En sonunda elebaşları yolcuların bu hâline kahkaha attı ve konuştu, “Dostlarım, insanoğlunun şu zavallı haline de bir bakın! Nasıl da korkmuşlar,” dedi tehlikeli ve kısık bir ses tonuyla. Adam manyak çıktı!

Ben de ağlıyordum fakat yolcuların sesleri benim ağlama seslerimi bastırıyordu.

Yanındaki katiller de güldüler ve ona katıldıklarını belli ettiler. Şaka gibiydi!

Adam yine konuştu, “Sizlerle bir oyun oynayalım! Ne dersiniz?” diye sordu elindeki silahı sallaya sallaya. Silahı gördüğümde hıçkırıklarım daha da artıyordu.

Elebaşları en yakınındaki yaşlı adamı yakasından tutup kendine çekti ve başına silahı dayadı. Yolcular ve ben, herkes çığlık attı. Bazıları küfürler savuruyor, bazıları ise onları bırakmaları için yalvarıyordu.

Elebaşı, yüzünde haylaz bir gülümsemeyle, “Eğer bu adamın ölmesini istemiyorsanız, içinizden biri beş dakika içinde yanımıza gelmeli. Böylelikle hem sizi serbest bırakırım, hem de adamcağız ölmez. Ne dersiniz?” diye sordu ve tehlikeli bir şekilde güldü. Arkadaki adamları da kıs kıs gülüyordu. “Ha eğer gelmezseniz,” dedi ve silahın emniyetini kapattı, “hem adam ölür, hem de içinizden birini alırım. Süreniz başlıyor!” dedi ve adamlar kahkaha attı.

Allah’ım, sen yardım et!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.