İçeriğe geç

Garderemia Akademisi

Bölüm 4 · 5 dk okuma

Garderemia Akademisi

Bölüm 4

Plan

Helena'nın Anlatımıyla

May'i 155 kere aramama rağmen hiçbirine geri dönüş yapmamıştı. Üstelik okulumuzda bir çocuk kaybolmuşken beni merakta bırakmaya hakkı yoktu. Yoksa... O da kaybolmuş olabilir miydi? Hayır, bunun düşüncesi bile korkunçtu.

Endişeden negatif düşüncelerde yüzerken Avelia'nın yanıma yaklaştığını bana seslenince fark ettim.

"Hey, hey, hey! Helena, artık bu düşüncelerden sıyrıl. May kaybolmadı ve gayet iyi. Kütüphanede kitaplara bakmaya dalmıştır. May'i bilirsin kitapların olduğu yerde saatlerce kalabilir. Bugün Cuma olduğundan zaten 20:00'den önce dersi yok, o da kütüphanede kalmak istemiştir. Bu yüzden endişelenme."

Onu başımla onayladım, Avelia, beni biraz olsun rahatlatmıştı. Birkaç dakika sonra Avelia tekrar konuştu.

"Yakınlarda birinin daha düşünce akışını duyuyorum. May olmalı."

Kapının açılma sesi gelince, hep birlikte kapıya döndük. May gelmişti. Avelia'nın dediği gibi gayet iyi ve sağlıklıydı. Koşup sımsıkı sarıldıktan sonra konuştum.

"May! Neredesin sen?! Seni çok merak ettim. Aramalarıma da mesajlarıma da cevap vermedin!"

Sesim beklediğimden yüksek çıkmıştı. Sanırım düşündüğümden daha da çok korkmuştum. May mahcup bir şekilde hepimize teker teker baktı.

"Çok özür dilerim, gerçekten. Sizi merakta bırakmak istemezdim. Her şeyi anlatacağım, ama ondan önce bir görüşme yapmam gerekiyor."

Telefonunu gösterdi. Birşeylere tıkladıktan sonra kulağına götürdü. Bir süre telefondaki kişiyle Rusça konuştu. May bildiğim kadarıyla İngilizce dışında 3-4 dil daha biliyordu. Gerçi hepimiz biliyorduk çünkü soylu aile çocukları en az 3 dil bilmek zorundaydı. Ama şu anda konu bu değildi. May gülümsedi ve memnun bir şekilde konuştu.

"Спасибо, Витя. До свидания. Добрый день." (Teşekkürler Vitya. Sonra görüşürüz. İyi günler)

Telefonu kapattıktan sonra bize döndü.

"Çok fazla zamanım yok, bir yere gitmeliyim. Hızlıca anlatacağım."

Sarah, May'e döndü, oldukça ciddiydi. O da Rusça biliyordu. May'i anlamış olmalıydı.

"Neler olduğunu anladım. Ben onlara anlatırım, daha fazla zaman kaybetme. Ama telefonunu açık tut. Eğer bir şey olursa mutlaka ara."

"Tamam, teşekkür ederim. Lissome Akademisi'nde olacağım."

May hızlıca odadan çıktı. Sarah ise olanları anlatmaya çoktan başlamıştı.

...

Mayeira'nın Anlatımıyla

Hızlıca odadan çıktım. Öğretmenlerden izin aldıktan sonra -ki bu çok zor olmuştu, çünkü okulda bir çocuk kaybolmuştu- Feronia'nın yani ejderhamın yanına gittim. Onu besledikten sonra yola çıktım çok geçmeden Lissome Akademisi'ne varmıştım. Hayran dolu gözlerle okula baktım. Lissome, prens ve prenseslerin eğitim aldığı bir okuldu. Mavi renkte duvarları ve kocaman yapısıyla çok asil görünüyordu.

Çok geçmeden Vitya geldi. Bana gülümseyerek konuştu:

" Привет, Mай!" (Selam, May!)

"Привет!" (Selam!)

"Давайте, пойдемте." (Haydi, gidelim.)

"Хорошо" (Tamam.)

Vitya ile birlikte yürüdük. Vitya benim çocukluk arkadaşımdı. Aynı yaştaydık ama aramızda birkaç ay vardı, o benden büyüktü.

Okullarının kafesine gidene kadar havadan sudan konuştuk. Günlük konusunu zaten telefonda konuşurken kısaca özet geçmiştim. O da yardımcı olmayı severek kabul etmişti. Onun bu huyunu çok seviyordum. O herkese elinden geldiğince yardım etmeye çalışırdı. Oldukça yardımseverdi.

Kafeye gelince ikimiz de birer tane vişne suyu aldık. Ortak noktalarımızdan birisi de buydu, ikimizin de en sevdiği içecek vişne suyuydu. Soğuk birşeyler içmek beni kendime getirmişti. Konuşmaya başladım. Fakat bu sefer Rusça değil, İngilizce olarak. Genelde Rusça konuşurduk ama tabii ki Vitya İngilizce de biliyordu.

"Vitya, telefonda anlatmıştım zaten günlük bulduğumuzu ve ardından da bir çocuğun kaybolduğunu öğrendiğimizi söylemiştim."

"İkisinin arasında bir bağlantı olduğunu bu düşünüyorsun? Çünkü günlükte de kayıp kardeşlerden bahsediliyordu."

"Evet, öyle olmalı. Bu bir tesadüf olamaz."

"Kaybolan kardeşler ve günlük... Kardeşler ikiz demiştin değil mi Dustin ve Dina kardeşler... King ailesinin çocukları olmalı. Başka ikiz çocuk doğuran aile yok çünkü."

"King ailesini sen de biliyorsun. Ben daha ilk defa duydum."

"Sen bu olayı anlatınca araştırdım. Ve sadece bunu bulabildim. Başka birşey de bulamadım zaten."

"Anladım. Peki ya ne yapmalıyız? Bir plan kurduk fakat ne kadar yeterli olur bilmiyorum"

"Şu anda kaç kişi biliyor bu günlük olayını? Ben, sen ve bu olaya şahit olanların dışında."

"13 kişi falan biliyor, yani diğerleri anlattıysa şayet. Daha anlatmadılarsa 7 kişi. Sadece bizim sınıftan. Onun dışında diğerleri de başka okullardan arkadaşlarıyla konuşacaklardı. Ama herkes sadece bir kişi ile konuşmalı."

"Plan bundan sonra nasıl işleyecek peki?"

"Açıkçası işin o kısmını biz de bilmiyoruz. Günlükte Dustin ve Dina'nın kaybolmadan önce gittiği yerler yazıyor, ayrıca sorguya alınan insanlar var. Onlarla görüşmeye falan gideceğiz. Gerçi aradan kaç yıl geçmiş ne kadar şey bulabiliriz bilmiyorum."

"Anladım, ne zaman müsait olursanız hep birlikte buraya gelin, o zaman daha geniş çaplı konuşur ve planı geliştiririz."

"Tamam, yardım etmeyi kabul ettiğin için tekrardan teşekkür ederim Vitya."

"Rica ederim, sen yardım istersin de ben yardım etmez miyim? Hem kim olsa aynı şeyi yapardı."

Gülümsedim. Vitya'yı çok seviyordum. O gerçekten çok iyi bir arkadaştı. Üstelik çok da kibardı. Prens olmanın hakkını gerçekten veriyordu. Ona teşekkür ettim bana okulun çıkış kapısına kadar eşlik etti ve vedalaştıktan sonra okula geri döndüm.

...

Terrance'ın Anlatımıyla

"Plan oldukça basit bunun neresini anlamadın Terrance?"

Diğerlerinin gelmesini beklerken Amber'da bana planı anlatıyordu.

"Anlamamak değil! Benim uykum var ve sıkıldım. Sen anlatırken de uyuyakaldım sadece."

Diyerek Amber'a kendimi savundum. Bu Amber'ı daha çok sinirlendirmişti.

"Tek derdin uyku mu şimdi?"

"Evet."

"Ne halin varsa gör."

Biz didişirken Austin sırıtarak geldi.

"Yine ne için kavga ediyorsunuz siz?"

"Planı anlatır mısın? Amber çok sıkıcı anlatıyor."

"Sıkıcı mı anlatıyorum? Ne yapmamı bekliyorsun ki? Eğer çok eğlenmek istiyorsan arkandaki kitapları kafana düşürebilirim. Bu seni yeterince eğlendirir mi?"

Austin Amber'a döndü.

"Amber sen mümkünse bir süre kitaplara dokunma. Başka bir çukurdan daha düşmek istemiyorum."

Amber tam ağzını açıp bir şey söyleyecekken May ve Jiro geldi. Oldukça ciddi görünüyorlardı. May konuştu.

"Çabuk gelin, çok kötü bir şey oldu!"

Beğenip yorum atmayı unutmayınn. :)

Sizce May'in dediği kötü şey ne? Ne olmuş olabilir acaba? Tahminlerinizi alayım.

Yeni karakterimiz Vitya hakkında ne düşünüyorsunuz?

Şu anda favori karakteriniz kim?

Ve son olarak bölümlerin farklı karakterlerin ağzından anlatılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Görüşmek üzere. Hoş kalın, hoşça kalın. Kendinize iyi bakın! :))

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.