İçeriğe geç

Gamzeli Ay

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Gamzeli Ay

Bölüm 2

Sahildeki İlk Randevu ve Değişmeyen Kalp

Aras, cuma öğleden sonra sahil yoluna doğru yürürken adımları her zamankinden daha hafifti ama kalbi göğüs kafesini delmek ister gibi çarpıyordu. Üzerindeki cool ceketi düzeltirken, yol kenarındaki dükkanların camına yansıyan siluetine baktı. Evet, dış görünüşü tamamen değişmişti; saçları, tarzı, yürüyüşü artık çok daha özgüvenli ve havalıydı. Okuldaki herkes sabahtan beri onun bu değişimini konuşuyordu. Ama Aras için önemli olan tek bir şey vardı: Gamze’nin ne hissedeceği. Çünkü o havalı dış görünüşün altında, hâlâ Gamze’yi gördüğü an eli ayağı birbirine dolanan o anlayışlı ve sadık çocuk yatıyordu.

Kafenin kapısından içeri girdiğinde gözleri hemen cam kenarındaki masaları taradı. Gamze, deniz manzaralı bir masada oturmuş, heyecanla telefonuna bakıyordu. Aras derin bir nefes aldı, o yeni kazandığı cool duruşunu takındı ve masaya doğru ilerledi.

"Selam, çok bekletmedim umarım?" dedi, sesine hafif bir karizma katmaya çalışarak.

Gamze başını kaldırdı ve bir anlığına donakaldı. Karşısındaki çocuk, kütüphanede kitapları düşüren o çekingen, hırkalı Aras olamazdı! Üzerindeki ceket ona çok yakışmış, saçları yüzünün hatlarını ortaya çıkarmıştı. Gamze’nin şaşkınlıktan gözleri büyüdü, dudakları hafifçe aralandı. Aras’ın bu kadar karizmatik olabileceğini hiç tahmin etmemişti. Ama şaşkınlığı hızla yerini o çok tanıdık, sıcacık gülümsemeye bıraktı. Sağ yanağında o meşhur gamzesi belirdi.

"Aras? Vay canına... Şey, selam! Hayır, ben de yeni gelmiştim zaten," dedi Gamze, sesindeki hayranlığı gizleyemeyerek. "Çok... yani çok şık görünüyorsun. Tarzın harika olmuş."

Aras masaya otururken gülümsedi. "Teşekkür ederim. Senin yanına gelirken biraz özenmek istedim," dedi tüm içtenliğiyle. Bu sözü söylerken o eski anlayışlı ve tatlı Aras’ın bakışları yine gözlerindeydi. Gamze, dış görünüşü ne kadar havalı olursa olsun, içindeki o samimi çocuğun hiç değişmediğini fark edince rahat bir nefes aldı ve kalbinin hızlandığını hissetti.

Garson siparişleri aldıktan sonra aralarındaki sohbet koyulaştı. Aras, Gamze’yi sadece dinlemekle kalmıyor, onun anlattığı en ufak detayı bile büyük bir dikkatle aklına kazıyordu. Gamze hobilerinden, en sevdiği şarkılardan ve geceleri gökyüzünü izlemeyi ne kadar çok sevdiğinden bahsetti.

"Biliyor musun," dedi Gamze, dışarıda yavaş yavaş kararan gökyüzüne ve deniz dalgalarının üzerindeki yakamoza bakarak. "Geceleri Ay’ı izlemek bana huzur veriyor. Sanki yukarılarda bir yerde, beni anlayan biri varmış gibi."

Aras, masanın üzerinde duran bardağıyla oynarken gözlerini Gamze’nin gözlerine dikti. O an içindeki tüm çekingenliği bir kenara bıraktı ve havalı ama bir o kadar da romantik bir ses tonuyla konuştu:

"Aslında yalnız değilsin. Ben de her gece gökyüzüne bakıyorum. Ama senin gibi yukarıya değil..."

Gamze şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. "Nasıl yani? Nereye bakıyorsun o zaman?"

Aras, hafifçe öne doğru eğildi, gözlerinin içi gülüyordu. "Ben ne zaman gökyüzündeki Ay’ı görmek istesem, senin gülmeni bekliyorum. Çünkü sen güldüğünde, yanağında o öyle bir gamze açılıyor ki... Bana yukarıdaki Ay’ı bile unutturuyor. Benim gökyüzüm de, Ay'ım da sensin, Gamze."

Gamze bu sözler karşısında ne diyeceğini bilemedi. Yanaklarının kızardığını hissederken, kalbi adeta yerinden çıkacak gibi atıyordu. Karşısındaki bu çocuk hem çok havalı, hem de bir kadının duyabileceği en güzel sözleri söyleyecek kadar derin ve anlayışlıydı. Aras’ın "sevdi mi tam seven" o koca yüreği, attığı bu romantik adımla Gamze’nin kalbini tamamen fethetmişti.

Tam o sırada kafenin camından dışarıya baktıklarında, bulutların arkasından parıl parıl parlayan bir hilal belirdi. Sanki gökyüzü de onların bu ilk randevusuna şahitlik ediyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.