"Evet çocuklar, dediğim gibi bu kütüphaneye hiç giriş yapılmadı. Sonsuza dek halk kararı ile yasaklandı. Eğer Vampirler Sarayı ve bizim sarayımız savaş açmasaydı, belki de bu gizemi öğrenirdik. Bize de büyük ders oldu."
Herkes sessizleşmişti. Bu gerçekten ilgimizi çekmişti. Öğretmenimiz fırsat bilip konuşmaya devam etti.
"Size söyleyecekleri konu da bununla alakalı. Kraliçemiz size bütün açıklamayı yapacak. 5 dakikaya konferans salonunda olun."
Sinan Bey bunu söyledikten sonra konuşmamıza izin bile vermeden ayağa kalktı. Üstüne oturduğu yastığı silkeleyip dolaba koydu. Çantasını aldı ve bize döndü.
"İyi günler çocuklar. Dediğim gibi, kraliçemizin size söylemek istediği şey kötü ve kırıcı değil. Onu anlayacağınızı düşünüyorum."
Bunu dedikten sonra hemen çıkıp gitti. Son bir haftadır bize birşeylerin ters gittiğini, bunun için açıklama yapacaklarını söylemişlerdi. Ve sonunda bütün saray öğrenecekti. Herkes ayağa kalktı. Yanımda oturan Lina'ya baktım.
"Sonumuz bir savaşta bitecek Lina..."
Yalnızca gülümsedi.
"Umarım öyle olmaz Yeşil."
Acı bir gülümsemeyle baktım. El ele tutuşup ayağa kalktık. Koridorda şaşkın yüz ifadelerinden başka hiç birşey yoktu. Herkes şaşkındı. Herkes meraklıydı...
Konferans salonuna gelmiştik. En son 2 sene önce, yeni geldiğimde burayı görmüştüm. Küçücük bir yerdi. Ama şimdi kocamandı. Büyülenmemek elde değildi. Kocaman geniş duvarlara asılan posterler, adını bile bilmediğim mavi renkte çiçekler, kahverengi laleler, tavanda tam ortada kocaman duran bir avize. Gerçekten herkes etkisinden çıkamamıştı. Kraliçe Lisa Hanım'ın topuklu ayakkabı sesiyle herkes kendine geldi. Çoğu kişinin yabancı olduğundan, kraliçemiz de yalnız hissetmemeleri için ismini "Lisa" koymuştu. Lina da bu yabancı kişilerden biriydi. Ve kraliçemize karşı saygısı sonsuzdu.
Herkes ayakta durmuş, Kraliçe Lisa'ya bakıyordu. Kraliçemiz, herkesi gururla izliyordu. Yaklaşık 5000'e yakın insan vardı ve kimseden çıt bile çıkmıyordu. Sadece susmuştuk. Derin nefesten sonra Kraliçe Lisa, konuşmaya başladı.
"Hepinizin bildiği olan gizli kütüphane üzerine Vampirlere savaş istediğimizi söyledik.
Eski yıllarda da savaş açıp yenilgiye uğramıştık. Bu sefer de uğramamak için sizden birşey istiyorum."
Kraliçe derin nefes alıp bir süre sessizce herkesi süzdü. Daha sonra konuşmaya başladı.
"Biliyorum, siz henüz zombi değilsiniz. Sadece zombi soyundan geldiniz. Aileleriniz sayesinde buradasınız, ve zombi olma sürecindesiniz. Ama biz bir karar aldık."
Yine sustu ve derin nefes aldı. Söylemekte zorluk çekiyordu. Ama tek nefeste söyleyiverdi.
"Bu savaşa öğrenciler de dahil olacak."
Herkes bir anda bağırmaya başladı. Bu gerçekten bizim sonumuzu getirecek bir savaştı. Bunu kabul etmemekte haklıydık. Herkes küfür savurup, şaşırırken Kraliçe Lisa onları susturmaya çalışıyordu. En sonunda zombi kükreyişi yaparak herkesi susturmayı başardı. Bu onun sürekli kullandığı bir taktikti. Herkes bundan korkardı ve susardı. Bu şekilde herşey yoluna giriyordu. Dikkatle kraliçemize bakıyorduk. Kraliçe Lisa, konuşmaya başladı.
"İstemediğinizi çok iyi biliyorum ve anlıyorum. Ama yapacak bir şeyimiz yok. Yoksa savaşı kaybederiz. Evet, savaşı biz açtık. Ama açmamızın nedeni sadece intikamdı. Umarım bizi anlamışsınızdır çocuklar. Biliyorum henüz 16 yaşındasınız. Ama artık zamanınız geldi. Biliyorum bir anda yapmamalıydım. Herşey için şimdiden özür diliyorum çocuklar. Onlardan daha güçlüyüz. Onları yenebiliriz. Size güveniyoruz. Lütfen bizi anlayın. Herkese iyi geceler... "
Herkes sustu. Tek ses dahi çıkmıyordu. Lina'ya baktım. Sarı saçları, beyaz teni, kıpkırmızı dudakları ve bembeyaz elbisesi... Her hâliyle inanılmaz bir kızdı. Onu kaybetmek istemiyordum. O da bana baktı. Yine el ele tutuştuk ve ses çıkarmadan yatak odasına yürümeye başladık. Ayak seslerimiz ve hızlı nefes alışımız çok net duyuluyordu. Lina bana baktı.
"Ölmeyeceğiz, değil mi Yeşil?"
"Belki de savaşmamız gerekiyordur..."
Önüne döndü ve gülümsedi. Kaşlarımı çatıp konuştum.
"Neden gülümsedin?"
Odaya gelmiştik. Yatağa oturduk ve ayaklarımızın üstünü yorganla kapattık. Derin nefes alıp bana baktı.
"Hani her zaman hayalini kurardık ya. Bir savaş çıkmasını, All of Us Are Dead tadında bir hayat yaşamayı..."
"Hayalini kurduğumuz şeylerin, gerçeğini düşünemedik. Sadece kurduk ve güldük."
Başını salladı ve tekrar etti.
"Sadece kurduk ve güldük..."
Başımı cama çevirdim. Ay tupturuncu olmuştu. Bizde ayın turuncu olması uğursuzluk anlamı taşırdı. Bunun nedeni ise kralımızın, ayın turuncu olduğu gece öldürülmesiydi. Lina'ya baktım.
"Onlar bizi turuncu aya düşman ettiler, kralımızı elimizden aldılar. Onlara sence de bir ders vermek gerekmez mi?"
Gülümsedi.
"İntikam diyorsun yani?"
Başımı salladım.
"İntikam istiyorum."

