İçeriğe geç

Galaksiler Güzeli Kezban

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Galaksiler Güzeli Kezban

Bölüm 2

Dost Kazığı

Havadolmuşuna sabahın erken saatlerinde binmişti, gün dakikalar önce aymış, serçeler pencere kenarlarındaki ekmek kırıntıları için kavgaya tutuşmuşlardı, 2191 deki büyük mars göçüyle dünya nüfusu 2 milyarın altına düşmüştü. Dünyada yaşam ilk başlarda kaosa dönüşse de zamanla kaynakların bollaşmasıyla bir düzen oluşmaya başlamıştı.

Evden çıkarken bir an önce Kazımı görmek istiyor, yapmak istediklerini anlatıp gözlerindeki Semiha ateşini onada geçirmek istiyordu. Kazım'ın evine vardığında saate bakmak yeni aklına gelmişti, çok erkendi, Kazım bu saatte hayatta uyanmaz uykusunun bölünmesinden de nefret eder, yardım edeceği varsa da, sinir olduğu zaman günahını bile vermezdi. Biraz daha vakit geçirmek için napacağını düşünüyordu ki ; saatinin yağmur alarmı çalmaya başladı, robotik ince bir ses 5 dakika sonra sağnak bir yağış başlayacağını ve net olarak 1 saat 15 dakika süreceğini, yağmurun 20. dakikasında 5 dakika sürecek olan bir dolu yağışı olacağı uyarısını yapıyordu. Hemen evin karşısındaki düş salonuna doğru koşmaya başladı, aceleyle girdidiği salonun kapısındaki küçük zil ekşi ekşi çalmaya başladı, daha tam uyanamamış olan kasiyer kızı bu ses hiç memnun etmemişti. İçerde 200 yıl öncesi Anadolu rakçılarının müzikleri çalıyordu. Kasaya doğru ilerledi, kızın arkasında 20. Yüzyıla damgasını vurmuş Anadolu halk ozanlarından Barış Manço'nun posteri vardı, üzerindede "Dünyalar Güzeli Kezban" yazıyordu. "Merhaba dostum sana nasıl yardım edebilirim sabahın bu saatinde" diye sitemkar bir tonla Murat'a seslendi. Murat 2195 teki büyük mars göçünden 2 yıl sonra Anadolu'da doğmuştu. O zamanlar insanlar dünyayı kaçarak terk ediyor, telepatik medyada devamlı dünya kaynaklarının tükendiğini, açılan solucan deliklerinden diğer yıldız sistemlerine ve galaksilere ulaşımın artık çok kolay olduğunun propagandası yapılarak insanların dünyayı terk etmesi teşvik ediliyordu. Tabi ilk olarak dünyadan, göç edilecek gezegenlerde yeni yaşamları inşa etmek üzere nitelikli insanlar gönderilmiş bu yüzden dünyada birkaç yıl içinde üretim tamamen durmuştu. Büyük göç sonrası küçük bir teknolojik taş devri yaşansa da, dünyayı terk etmeyi reddeden 10 bine yakın bilim adamı Büyük Varoluş Hareketi(BVH)' ni başlatrak üretimi canlandırmaya başlamışlar, ilk başlarda direnişle karşılaşsalarda sonradan direnecek herkesin dünyayı tamamen terk etmesiyle BVH tüm dünya yönetimlerini eline geçirmişti. BVH çok kısa bir zamanda dünyayı sentetik yaşamdan tamamen çıkardı. Avrupa'daki insan tarlaları son hasatlar yapılarak yok edildi. Murat yeni dünya insan neslinin ilk normal doğan çocuklarındandı.

Kasiyer kız "hey dostum ne istiyorsun sabahın köründe" diye tekrarladı. Murat hafifçe irkildi ve kendine geldi, "Kezban ne güzel isim anlamı ne? " dedi posteri göstererek. Kız birden yumuşamıştı "severmisin Manço'nun şarkılarını" diye duraksamadan net bir şekilde sordu. Murat daha önce 20. asrın ozanlarını dinlemişti ama o döneme pek ilgisi yoktu, daha çok 23 asrın yani günümüzün ozanlarına hayrandı. "Evet dinledim ama bu posterdeki şarkıyı hiç hatırlamıyorum" kız hafif bozulmuştu bu cevaba, "çok güzel şarkıdır ve babam ismimi bu şarkıdan esinlenerek Kezban koymuş ama aslında iyi mi yapmış bilemedim". Kezban isminin 20.asırda manasının yalancı olduğunu duyunca çok şaşırdı Murat, neden babasının bu ismi koyduğunu hayretler içinde Kezban'a sorduğunda aslında esas manasının dünya güzeli hizmet insanı demek olduğu cevabını almıştı. Yağmur dinene kadar muhabbetleri iyice koyulaşmış zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştı. Bu arada kezban şakısını dinlediğinde kızın kolundaki imitasyon sarı bileziklerin de sırrını çözmüştü. Kazımın uyanma vakti gelmiş yağmur dinmiş, mazgallara biriken dolu taneleri henüz erimişti. Düş salonundan çıkıp kazımın kapsına dayandı zile bastı, basmasıyla Kazım'ın kimo sesini duyması bir oldu. Kazım Muratın sesini duyduğuna pekte memnun olmamıştı. Kapıyı açtı ve Murat'ı içeri davet etti kahvaltı sofrası yeni kurulmuştu. "Şanslı adamsın bende tam kahvaltı edecektim otur bakalım romantik terk edilmiş aşık". Sofra özenle hazırlanmıştı bir kuş sütü eksikti. Kazım sofraya oturmadan çayları koydu Muratta bu arada sofranı tam ortasına yerleştirilmiş fındık ezmesini eline aldı ve yavaş yavaş kapağını açmaya çalışıyor bir yandanda kazıma Dubai1 gezegenine gitmeye karar verdiğini anlatıyordu. Kazım dişlerini sıkmış tezgahta domates doğrarken "yeter artık gitti anlıyormusun Murat" diye bağırarak sofaraya döndüğünde kapağı açılmış fındık ezmesine şaşkınlık ve hayalkırıklığıyla bakan Murat'ın bulutlu maviş gözleriyle karşılaştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.