(Azap)-Beklediğimden daha iyi.
(Erdem)-Aptal olma. Sana dünyadaki tek iyi oyuncunun sen olmadığını zaten söylemiştim. Futbol konusunda bir katil gibi oynayan tek kişi sen değilsin. Özellikle de Türkiye'deki bazı oyuncular gerçekten seninle yarışabilecek düzeyde ve hatta belki de senden bile iyi olanları olabilir.
Önlerinde gerçekleşen heyecanlı maçı izlerken Azap ve Erdem bu konuşmayı yapıyordu. Erdem Azap'ın dünya üzerindeki tek iyi oyuncu olmadığını ve hatta en iyi oyuncu olmadığını defalarca kez dile getirmişti. Bunu söylemesini sağlayacak birçok oyuncu görmüş ve hatta bazılarına koçluk bile yapmıştı.
Ama Azap'ın egosu, daha doğrusu sahip olduğu yeteneklerinden dolayı ortaya çıkan kibri bu tür fikirleri reddetmesini sağlıyordu. Azap futbolun gelmiş geçmiş en iyi genç oyuncusuydu ve bu asla değişmeyecekti.
(Azap)-Dünya üzerinde benden daha iyi olan kimse yok, yalnızca birkaç tane genç oyuncu benimle eşit seviyede sayılır ve onlar kesinlikle bu ülkede değiller. Küçümsediğimden değil. Ben fazla iyiyim.
(Erdem)-Ne kadar iyi olduğunun bir önemi yok Azap. Futbol bir takım oyunu ve her zaman öyle kalacak. İstediğin kadar tek başına bir takım sayılacak kadar güçlü ol, bunun bir önemi yok. Eninde sonunda pas atmak zorunda ya da pas almak zorunda kalacaksın. Her şeyi tek başına yapamazsın.
(Azap)-İtalya'da koçluk yaptığın zamanlar çok sevgili İtalya takımını yok ettiğimde tek başımaydım Erdem. O zaman bile takım arkadaşlarına ihtiyaç duymadım. Onlar yalnızca beni yavaşlatan bir grup andavaldan fazlası değil. Pas atma konusuna gelince, işime yaradığı sürece yeni doğmuş bir bebeğe bile pas atarım.
(Erdem)-İşte bu tam da takım arkadaşlarına ihtiyacın olduğunu gösterir.
Erdem Azap'ı küçük bir boşluktan yakalamış ve lafını söyleyivermişti. Kullanacak birilerinin olması demek onlara ihtiyacın var demekti. Ve Azap kendi elleriyle bunu söylemiş bulunmuştu.
(Azap)-Tch! Neyse ne. Bu saçmalıklara ayıracak vaktim yok. Maça dönebilirsin. Sonuçta U-20 takımı için şu anki takımdaki birçok oyuncuyu feda etmen gerekecek. Özellikle orta saha da bir dengesizlik olacak çünkü "katili" takıma almak zorundasın. Tahminim Seçkin'i yedeğe alacağın yönünde.
Azap Erdem'in gözlerine bakınca gülümsedi.
(Azap)-Haklı olmak zevkli bir şey.
Konuşmaları bu noktada son bulurken KirliHisar'ın Katili İnsaf KeskinBıçak orta sahada tabiri caizse terör estiriyordu. Bir defans oyuncusu gibi gelen her topu kesiyor ve mükemmel bir pasör olarak takım arkadaşlarına kör noktalardan bile pas verebiliyordu. Yetmezmiş gibi oyun takibiyle takımı müthiş bir şekilde yönetiyor ve rakip takıma geçit vermiyor.
(Azap)-Hepsi çok iyi. Ama...
Azap İnsaf'ın pas vermeden önceki gerilme şekline ve vücudunun formuna dikkat edince bir şey fark etmişti.
(Azap)-KirliHisar'ın koçu hakkında ne biliyoruz?
(Erdem)-Nasıl yani?
(Azap)-Sadece cevapla. Ne biliyoruz?
(Erdem)-Çok şey değil. Parasıyla koç olmuş lavuğun teki. Futbolu çok seviyor o kadar. Koç gibi görünüyor olsa da arka planda başka bir koç var. Takımı yöneten kişi o.
(Azap)-Forvetteki çocuk çok kötü farkındasın değil mi?
Azap bir yere varmak istiyor gibi görünüyordu.
(Erdem)-O çocuk forvet değil. Forvette çünkü onun oğlu.
Tek kaşını kaldıran Azap gülümsedi.
(Azap)-Belli oluyor. Maç bittikten sonra İnsaf'a bir teklif götüreceğim.
(Erdem)-Ne teklifi?
(Azap)-Orasını bana bırak.
"Arka plandaki koç o kadarda aptal değil gibi."
Bu şekilde düşünen Azap maçı izlemeye devam etti. İnsaf gerçekten bir kontrol kulesi gibi takımı yönetiyordu.
(İnsaf)-Defanstakiler biraz ileri gelin.
(Azap)-Yazık edilen bir yetenekmiş.
(Erdem)-Ne konuşuyorsun sen be?
(Azap)-İnsaf'ın asıl pozisyonu forvet. Ama bir şey arka plandaki koçu İnsaf'ı orta sahada oynatmaya itmiş. Yüksek görüş. Ya da bilinen ismiyle şahin göz. Sahayı kuş bakışıyla bütün olarak görmeyi sağlayan yegâne yetenek.
(Erdem)-Şahin göz birçok oyuncuda bulunan bir şey.
(Azap)-Aynı şey değil. Ondaki farklı. Yüksek görüş kendi içinde seviyelere ayrılır. Ve o çocuk kesinlikle ilk seviyede değil. Tahminim 2. seviyede olduğu yönünde. Yani kısmi öngörü. Yeterince odaklanırsa diğer oyuncuların hareketlerini öngörebilir. Kısacası çocuk en başından beri orta saha olarak oynaması gerekirken forvet olarak oynamış. Topa vuruşları ve vücudunun duruşu tam bir forvete göre. Muhtemelen öngörüyle defansları aşıp gol attığı için forvete uygun görmüşler. Ailesinin hatası olabilir. Ama bu önemli değil. O çocuğu bu takıma alıp bir orta saha olarak yetiştirmen lazım. Onu U-20'de lanet bir panoptikon olarak kullanabiliriz.
Azap gözlerini açmış gelecek planları yaparken Erdem Azap'ın zekasına hayran kalmıştı. Tribünlerin üst kısımlarında olmalarına ve sahayı çok net göremiyor olmalarına rağmen Azap oyunu inanılmaz bir seviyede okuyabiliyordu.
Kibrinin altını dolduracak yeteneğe kesinlikle sahipti.
(Erdem)-O zaman onunla ben konuşurum. Takıma alamasam bile U-20'ye girmesi için bir şeyler yaparım.
(Azap)-Kolay gelsin.
Azap gözlerini Erdem'den ayırdı ve maça döndü. 2-0 önde olan KirliHisar'ın ilk golünü yiyerek durum 2-1'e gelmişti. Ama bu sorun değildi. Azap İnsaf'ın gözlerindeki hırsı görebiliyordu. Forvet olarak yetiştirildiği için içinde yanıp tutuşan çılgın bir gol atma isteği vardı.
(İnsaf)-Katliam vakti!
İnsaf'ın santradan hemen sonra topu aldı ve hiç beklemeden sağ kanada pasladı. Sağ kanat oyuncusu direkt olarak koştu ve çizgi üzerinden biraz ilerlerdi. Önü kapanmadan hemen önce sol kanada pas verdi ve sol kanat topun yere değmesini beklemeden bir voleyle orta açtı.
Forvetler gol için koşarken İnsaf bir anda aralarında belirdi ve tüm gücüyle zıplayıp hepsinden yukarı çıktı. Topa kafa attı ancak kaleyi hedeflemedi. Yumuşak bir kafa darbesiyle topu yere indirdi. Top yerde sekerken ileri atıldı ve gerilip...
(İnsaf)-Hırsız volesi!
... sert bir vole vurdu. Top deriyi delen bir bıçak gibi dümdüz ilerledi ve rakip takımın kalbi olan kaleciyi delip geçerek kalpte bir boşluk yaratarak 3. golü getirdi.
35 saniye içinde inanılmaz bir gol atmışlardı. İnsaf için boş yere katil denmiyordu. Hedefine ulaşmak için her şeyi yapabilecek bir katil gibiydi. O pozisyonda diğer oyuncuların arasından geçip topu kafayla karşılaması ve topu kaybetme riskine rağmen yere indirip kendi şut alanını yaratması onun gözü karalığını gösteriyordu.
(??)-İnsaf ne yapıyorsun sen? Sana defansta kalmanı söylemedim mi?
(İnsaf)-Kapa çeneni! Sana tam 3 defa gol pozisyonu yarattım ve hiçbirini atamadın. Forvet işe yaramazsa kendi işimi kendim hallederim.
İnsaf haklı yere karşı çıkıyordu. Attığı mükemmel paslara rağmen 3 pozisyondan golsüz dönmüşlerdi. Bu durum kendisini deli ediyordu. Forvet olduğu yıllar boyunca neredeyse hiç gol kaçırmamıştı. Çok iyi kalecileri bile bir şekilde aşmıştı. Bu takıma girdikten sonra "katil" lakabını almıştı ama bu lakabı elde edebilmek için çok uğraşmıştı. O yüzden şimdi bedavadan forvet olup bir işe yaramayanları gördüğünde tepesi atıyordu.
(??)-Seni takımdan attırabilirim.
(İnsaf)-Sikimde mi lan!? Senin gibi bir çöple aynı takımda olacağıma futbolu bırakırım daha iyi! Ben gidecek başka bir takım bulurum ama sen bu boktan oyununla anca babanın dizinin dibinde kalırsın! Tch!
İnsaf küfrederek yerine döndü ve kavgayı uzatmadı. Bu maçı bitirecekse kendisi bitirecekti.
(İnsaf)-Takımdaki herkese sesleniyorum! Bundan sonra elinize geçen bütün topları bana vereceksiniz! Aksi taktirde kendim elinizden zorla alırım! Anlaşıldı mı!?
O andan itibaren İnsaf takımdaki liderliğini ilan etti ve diğer oyuncular onu desteklediler. İnsaf kendisine gelen pasların tamamını şuta çevirmek yerine değerlendiriyor ve diğer oyuncuların da oynamasına izin veriyordu. Böylece oyuncuları kendine bağlıyor ve babası sayesinde futbol oynamayı başaran işe yaramaz bir çocuğun patronculuk oynamasına izin vermiyordu.
Gerçekten inanılmaz bir yönetme yeteneğine sahipti.
(Azap)-Hadi gidelim. Bu kadar izlemek yeterli olur.
(Erdem)-Maç bitene kadar bekle. Asıl eğlenceyi kaçıracaksın.
(Azap)-Ne senin ne de benim için böyle basit bir maç eğlence aracı değil. Sende izlemekten sıkıldın. İnsaf'la ilgili yeterince şey gördüm. Bu takımda olmayı hak ediyor ama U-20 liginden sonra kurulacak ve dünyada bizi temsil edecek olan takım için yeterli değil. Birçok oyuncunun o takıma giremeyeceğini biliyorsun. Onlar sadece göstermelik karakterler o kadar. İnsaf'ta onlardan fazlası değil.
Azap'ın kafasında kurduğu bir U-20 takım planı vardı ve ortalama olarak takıma girebilecek olanların seviyesini biliyordu. Bu noktada kendi takımındaki birçok isim zaten o takıma girebilecek düzeyde değildi. Bu bil yeterli hatta fazla bile olsalar ülke genelinde yapılacak olan U-20 liginde kesinlikle ne kadar başarısız olduklarını göreceklerdi.
Azap bunu bildiği için diğer oyuncuların adını bile hatırlamak için kafa yormuyordu. Zaten hepsi unutulup gidecekti. Başka takımlar onları istemezse eğer belki de futbol kariyerleri bile bitebilirdi. Azap için çokta önem arz eden bir konu olmasa bile onlar için doğal olarak önemliydi ve bazı şeyleri başarmak istiyorlarsa şimdiki hallerinden çok daha iyi olmaları gerekliydi.
(Erdem)-Bakıyorum ki hala kendi ülkenin oyuncularını küçümsüyorsun Azap. Onların hiçbirisi düşündüğün kadar kötü değiller.
(Azap)-Hatırlatmak isterim Erdem. Dünyanın en iyilerini bile kıskandıracak bazı tekniklerim var. Ve bilmen için söylüyorum şu ana kadar çıktığım 100'den fazla maçta bir kez bile tüm yeteneklerimi sergilemedim. Yani İtalya ezilirken benim tüm yeteneklerimi gördüğümü düşünüyorsan yanılıyorsun.
Azap restini çektikten sonra ellerini cebine atmış ve sakince oradan ayrılmıştı. Azap'ın gitmesinin ardından Erdem gülümsemişti.
(Erdem)-Sen yine de fazla büyüklenme Azap. Özelliklede çizgi filmden çıkmış gibi oynayan o çocuk U-20 ligindeyken. Futbol'un Mucizesi hala dünyaya açılmadı.
***
Erdem maç bitimine kadar oradan ayrılmamış ve İnsaf'a bir teklif götürmek üzere soyunma odasından çıkmasını beklemişti.
(Erdem)-Sadece bir düşün İnsaf. Olman gereken tahta seni çıkartabilirim. Eğer yeterince gelişebilirsen Türkiye'nin en iyi genç orta sahası bile olabilirsin.
(İnsaf)-Dediğim gibi Erdem koç. Bunu düşünmek zorundayım. Bazı şeyleri değiştirmek o kadar kolay değil. Hem o takımdaki kimsenin oyununa aşina değilim. Ayrıca takımımı bırakırsam elenirler. Onların elendiğini görmek istemiyorum.
(Erdem)-Eninde sonunda eleneceksiniz İnsaf. Şampiyon olacağınızı düşünmüyorsundur umarım. AltınKapı takımı benim elimde olduğu sürece ne kadar iyi olursanız olun kazanamazsınız. Finalde de olsa yenileceksiniz.
(İnsaf)-Hiç önemli değil koç. Finale kadar çıkmakta bir başarıdır bizim için. Bundan bir yıl önceye kadar takımımdaki ben dahil 3 kişi hariç kimse futbol oynamıyordu. Şimdi ise bir turnuvaya katılacak kadar iyi durumdayız. O çocukların her biri benim kardeşim. Ama bu teklifiniz U-20 takımı kurulacağı zaman hala geçerli olursa seve seve değerlendiririm.
(Erdem)-Tch! Maçta öyle naralar atınca kazanmayı seven birisin sanmıştım. 2. olmayı kabul etmek anlamsız bir şey. U-20 seçimlerinde görüşürüz velet.
Erdem yüzü asık bir şekilde oradan ayrıldı.
***
AltınKapı'nın sıradaki rakibi GüneyYıldızı takımı olmuştu. GüneyYıldızı takımının göze çarpan bir başarısı yoktu ve basitçe yenilecek bir rakipti. AltınKapı'nın yanında çok ismi geçecek bir takım değildi.
Zaten bir önceki maçlarını 3-2 yenmişlerdi. Kısacası isimlerinden bahsetmeye çok gerek yoktu. Nasılsa kaybedeceklerdi.
(Azap)-Uzun lafın kısası gol attığınız için sevinmeyin asalak herifler. Böyle boş bir takıma karşı 1000 gol bile atsanız az gelir. Yani çıkın, kazanın ve geri gelin. Yapmanız gereken başka bir şey yok. Bu maçtan sonra diğer maç için 1 haftaya yakın bir süremiz olacak. O süre içinde Erdem hepinize seviye atlatacak bir şeyler yapacaktır. Yapsın ki böyle boş maçlarda sevinmeyin. Zaten kazanmanız gerekirken kazandığınız için sevinemezsiniz. Anladınız mı?
Azap'ın bu konuşması kimse tarafından umursanmamıştı. Azap onlar için takımın en nefret edilen oyuncusuydu ve onu dinlemek gibi bir niyetleri yoktu. Sürekli olarak Erdem'in sözünü kesip araya aşağılayıcı laflar sıkıştırdığından dolayı onu dinlemeyi bırakmışlardı.
(Azap)-Ha bu arada. Bu maçta kim düşük bir oyun sergilerse diğer maçlara çıkamayacak. Yani, beni dinleseniz iyi edersiniz aptallar yoksa bu takımdaki son maçınız olur.
Azap yüzündeki irite edici gülümsemeyi hiç bozmadan onlara gülümsemişti. Hepsi ona sinir oluyor olsa da Erdem kadar futbol bilgisine sahip olduğundan dolayı seslerini çıkartamıyorlardı. Ve Erdem'in koçluğu düşünüldüğü zaman maçtan alınıp tekrar ana kadroya alınmama ihtimalleri gerçekten vardı. O yüzden Azap'ın yalan söylüyor olma olasılığı çok düşüktü.
(Azap)-Şimdi işe yaramaz metal parçaları, çıkın ve olmayan görkeminizle sahayı parlatın.