İçeriğe geç

Futbolun Çocukları

Bölüm 39 · 7 dk okuma

Futbolun Çocukları

Bölüm 39

Cilt-3 Bölüm-3 Kahve Sohbeti

Büyük Fatih takımının gazetelere bile manşet olan 9-0'lık zaferiyle birlikte ondan sonraki maçların reytingleri neredeyse iki katına çıkmıştı. Sosyal medyada açılan on binlerce başlık ve insanların kendi aralarındaki kavga dövüşler içinde bütün maçta bile oynamamasına rağmen Azap'a dönüktü.

İnsanlar Azap'ın çektiği o şutun etkisinde kalmışlar ve öyle bir şutun bir insana ait olamayacağını düşünüyorlardı. Bir kesim Huzur'un Azap'la bir an önce karşılaşması gerektiğini ve o ikilinin neler yapacağını görmek istedikleri belirtiyorlardı.

Hatta kimin kazanacağına dair anketler bile hazırlıyorlardı.

(Azap)-Ben kazanacağım lan zaten kim kazanacak başka?

(Oğuzhan)-Gene neyi kazanıyorsun?

Azap oturduğu yerden telefonunu Oğuzhan'a çevirmiş ve anketi göstermişti.

(Azap)-Anket. Huzur'la bana anket açmışlar.

(Oğuzhan)-Kim önde?

Azap göğsünü gerip oturduğu yerde kasılarak...

(Azap)-Ben tabii ki.

Önündeki kahvesinden bir yudum alan Oğuzhan gözlerini devirmişti.

(Oğuzhan)-Onu da kazan. Anketi de sen kazan anasını satayım! Zaten bir şut çektin bütün maçın ilgisi de sana kaydı.

Maçta yaptıkları o kadar şeye rağmen yine de herkesin ilgisi Azap'ın çektiği tek şuttaydı. 90 dakikalık ihtişamlı bir gösteriyi sadece tek hareketle dağıtıp kendini öne çıkartmıştı. Doğal olarak bütün oyuncular da ona kurulmuştu.

(Azap)-Size mi kayacaktı bide?

Azap her ortamda onları küçümsemeyi ihmal etmiyordu. Ama şu an sahada olmadıklarından sadece söylüyordu. Sahadaki kadar ezici hareketler sergilemesine gerek yoktu.

(Miray)-Siz didişmeden 5 dakika duramıyor musunuz?

Miray aniden çıkışarak ikilinin arasına girmiş ve Azap'ı susturmuştu.

(Azap)-Onu "eski" kaptanına söyle bebeğim.

(Oğuzhan)-Eskiyi vurgulamazsan ölürsün değil mi?

(Azap)-Bilmem. Belki.

Azap bıyık altından gülümseyerek dalga geçiyordu.

(Miray)-Of tamam. Takışmayın birbirinize. Bugün kavga etmen yasak Azap.

Miray'dan gelen bu emir sonrası Azap sadece gülmeye devam etmişti.

(Oğuzhan)-Haha. Emir büyük yerden.

Oğuzhan'da karşılık vererek gülmüşken bir el Oğuzhan'ın yanaklarını sıkmış ve susmasını sağlamıştı.

(??)-Sen hiç gülme Oğuzhan Bey. Senin de kavga etmen yasak.

(Azap)-Hahaha. Senin emir nereden paşam?

(Oğuzhan)-Daha büyük yerden.

Oğuzhan'ın sevgilisi Cansu Nehir sarışın, mavi gözlü yaklaşık 1.60 boylarında tatlı bir kızdı. Genelde hafif makyaj yapan sadeliği seven biriydi.

(Cansu)-Her neyse. Sen, yani siz, sahada değilken nasıl böyle sakin oluyorsunuz bakalım? Maç sırasında birbirinizi öldüreceksiniz diye korkuyorum. Şimdi oturmuş şakalaşıyorsunuz.

(Azap)-Futbol hayatımız ayrı. Günlük hayatımız ayrı. Saha içinde düşmanız. Gerçek hayatta düşman olmak için bir sebebimiz yok.

(Oğuzhan)-Sana daha önce de söyledim hayatım. Sahaya adım attığımızda her şeyimiz değişiyor.

(Miray)-Sen eskiden böyle değildin. Kişiliğin bu şekilde 180 derece dönmüyordu.

(Oğuzhan)-O zaman o halim yetiyordu çünkü. Şimdi çok sevgili kocan yüzünden kudurmak zorunda kalıyorum.

(Azap)-Fena mı lan? Sayemde adam gibi futbol oynuyorsunuz.

(Oğuzhan)-Yoo. Halimden memnunum yalan yok. Yine de çıtayı çok yükselttin.

(Cansu)-Çıtayı falan boş verin siz şimdi. Kafa dağıtmaya çıktık yine futbola döndünüz.

(Oğuzhan)-Pardon aşkım. Kafada bir sen bir de futbol olunca.

(Azap)-Bu benden de hanımcı lan.

(Miray)-Sen çok konuşma. Benimle ilgilendiğinin 2 katı spor yapıyorsun evde.

(Azap)-Aşkım...

(Miray)-Sus dedim.

(Azap)-Tamam aşkım.

Azap susturulduktan sonra kahvesine dadandı ve bir elinde telefon diğer kahvesiyle kendiyle ilgili haberlere bakarak susmaya devam etti.

(Cansu)-E aşkım Azap spor yaparken sen ne yapıyorsun?

(Miray)-Ben ya onu izliyorum. Ya ona sataşıyorum. Ya da film, dizi bir şeyler izliyorum aşkım. Günüm genelde böyle. Azap boştayken de genelde dışarıda oluyoruz.

(Azap)-Evde olamam evde. Götüm sandalye sevmiyor benim. Birde Miray'ı elbiseyle izlemek çok zevkli.

(Miray)-Hem kocam. Hem de şahsi sapığım.

Miray elini Azap'ın omzuna atmıştı. Sonra da elindeki kahveyi alıp kendi içmeye başlamıştı. Kahvesi çalınan Azap kahvesinin bitişini izlerken yıkılmış görünüyordu.

(Azap)-Bir şey isteyen var mı?

Azap bir kahve daha almak için hareketlenecekken diğerlerine bu soruyu yöneltti ki bir şey lazım olursa hepsini alıp gelsin. Bu sorunun ardından Cansu Oğuzhan'a döndü ve...

(Cansu)-Aşkım bize bir tatlı alır mısın? Bir tane al ama beraber yeriz.

(Oğuzhan)-Tamam bebeğim.

(Miray)-Aşkım kahveni bitirdin mi de sen?

Miray elinde Azap'ın kahvesiyle bu soruyu sormuştu.

(Azap)-Bitirmedim aşkım. Kahvem masada değil çünkü.

(Miray)-E önünde ya iş... te...

Miray masaya baktığında Azap'ın kahve bardağını yerinde göremedi ve aynı anda kendi bardağıyla göz göze geldi.

(Miray)-Ah.

Sonra da eline baktı ve boş bardakla bir süre bakıştı. Daha sonra Azap'a döndü.

(Miray)-Senin kahveyi içmişim.

(Azap)-Hahahahaha!!! Afiyet olsun aşkım. Başka bir şey istiyor musun?

Azap gülerek ayağa kalkarken Miray'a bir şey isteyip istemediğini sormayı da ihmal etmedi.

(Miray)-Bir tatlı da bize al o zaman birlikte yeriz.

(Azap)-Tamam bebeğim.

Azap giderken hala gülüyordu. Miray'ın şaşkın tepkisi çok hoşuna gitmişti.

Biraz sonra Oğuzhan'la Azap ellerinde tatlılarla ve Azap ekstradan bir kahveyle geri geldiğinde yerlerine oturdular.

(Cansu)-O ne ya? Daha öncen yemedim bundan ben.

(Oğuzhan)-Ben de yemedim. Yeni ürün dediler direkt de manipüle oldum yani.

(Azap)-Haha. Enayi. Kızın sevdiği bir şey alacaktın.

(Oğuzhan)-Karışma sen. Yeni şeyler denemeyi seviyorum ben.

(Azap)-İnşallah Cansu'da seviyordur.

(Oğuzhan)-Her şeyi bitirdin birde benim manitam üstünden beni zorbalıyorsun. Senin sınırın yok mu be?

(Azap)-Sınırım elbette ki yok. Sadece futbolda zorba olsaydım garip olurdu. Ben de her zaman zorba olmayı seçtim.

(Cansu)-Kavga yasağı koymadık mı biz size?

(Azap)-Her neyse işte. Tutamıyorum kendimi napayım?

(Miray)-Tut. Azap. Kendini tut. Yoksa dayağı yersin.

(Azap)-Ben dünyayı tehdit ediyorum karımda beni tehdit ediyor. Nasıl olacak bu iş?

(Miray)-Karından dayağı yiyip oturacaksın. Başka bir şey olmayacak.

(Azap)-Sahaya gel de boyunun ölçüsünü bir alayım.

Miray bir anda Azap'ın suratını avuçladı ve yanaklarını sıktı. Suratını çevirip kendine yakınlaştırdı ve...

(Miray)-Boyum 1.69 aslan parçası. Ama yeri geldiğinde 2 metre oluyorum.

Bu sözlerinden sonra onu dudaklarından öptü ve yüzünü bıraktı.

(Miray)-Alırım aklını. Anlaşıldı mı?

(Azap)-Anlaşıldı komutanım.

(Miray)-Aferin. Akıllı ol böyle.

(Azap)-Olurum aşkım.

(Cansu)-Maçlarını izleyince içinde böyle birisi olduğuna inanması güç oluyor.

(Azap)-Asıl kişiliğim maç ve gerçek hayatın tam arasında aslında. Bulunduğum yere göre yatkınlığım değişiyor o kadar.

(Cansu)-Oğuzhan'da aynı gerçi. Bizimleyken kedi gibisiniz. Sahaya girince pençeleriniz çıkıyor.

(Azap)-Oturup da hayatımdaki en değerli kişiye pençe gösterecek değilim. Eğer istiyorsa kanatlarımı bile kırarım. Ki kanatlarım değerlidir bilesin.

(Oğuzhan)-Aynı şekilde.

Oğuzhan Cansu'nun elini tuttu.

(Oğuzhan)-Hayatımın merkezindeki kişiye salyalarımı akıtacak değilim. Yani bazen.

Oğuzhan o anda omzuna bir darbe aldı ve gülümsedi.

(Cansu)-Pisleşme.

(Oğuzhan)-Ne var be. Sende elbise içindeyken harika oluyorsun.

(Cansu)-Al birini vur ötekini. Bir sapıkta bende var işte.

Cansu gözlerini devirip gülümseyerek Miray'a bakmıştı.

(Oğuzhan)-Ama futbol farklı. Sahadaki herkes dişlerim için birer hedef.

Oğuzhan ciddiyetten kopmadan konuşmasına devam etti.

(Azap)-Kuduz Köpek lakabına iyice alıştın bakıyorum. Salya falan.

(Oğuzhan)-Futbol oynarken zevkten kudurduğum ele alınırsa kötü bir lakap değil.

Oğuzhan artık lakabını önemsemiyordu. Ona alışmış ve hatta kabul etmişti. Dişlerini sahadakilere geçirebiliyor olmak ona gerçek bir yırtıcı gibi hissettiriyordu.

(Oğuzhan)-Her neyse. Dediğim gibi, futbol benim için farklı bir evren. Sahadayken kendimi bile bir kenara bırakıyorum. Tek istediğim şey...

(Azap)-Yok etmek. O his tamamen insanların açgözlülüğünden doğan bir his. Daha iyisine kavuştukça daha da iyisini istemek. En sonunda her şeyi yok edene dek durmayacak bir psikolojiye giriyorsun. Tabii bu sadece futbol sınırları içinde geçerli. Futbol sınırları içinde yok edilebilecek her şeyi yok etmek bize sonsuz hazzı verecek yegâne şey. Yani, temelde düşünce bu yönde.

(Oğuzhan)-Bu istekte maç sırasında bizi ileri itiyor. Kazanmak, diğerlerini ezmekten geçtiği için kimse ezilmek istemiyor. Bu ego ve kibir bize daha iyi olabilme dürtüsünü aşılıyor. Tabii aşağılanma da bunda büyük bir etken. Kabul etmek istemiyor olsam da Azap beni bu kadar ezmeseydi bu seviyeye bu kadar kısa sürede gelemezdim.

(Azap)-Hmph.

Azap büyük bir ciddiyetle Oğuzhan'ın konuşmasını bitirmesini bekledi. Az önceye göre çok daha ciddiydi.

-Senden bir yarak olmayacak bu gidişle. Alt tarafı 1000 tur koşu lan! Bunu bile beceremeyeceksen ne sikime tutuyorum seni ben burada!? Ya daha iyi bir oyuncu olursun ya da siktirip gidersin! Benim isteklerimin altından kalkamayacak birine ihtiyacım yok! Burada futbol oynamıyoruz! Bu bir savaş! Ve sende bir askersin! Beni yok edecek bir askere ihtiyacım var!

(Azap)-Sarhoşken ayrı bir piç oluyordu tabii.

Azap aklında dönen bu seslerle kendi kendine konuşmuştu.

(Miray)-Efendim aşkım.

(Azap)-Sana demedim hayatım. Aklıma bir şey geldi sadece.

(Miray)-Bir duruldun gibi.

(Azap)-Kahve midemi bulandırdı. Şekerli bir şey içmeyeceğim bir daha.

(Miray)-Biraz ben zorlamış oldum değil mi tatlı bir kahve için.

(Azap)-Zehir versen yine içerim aşkım ama... bir şekerli bir şekersiz içinde mideme dokundu.

Azap ikinci aldığı kahve kendi sevdiği türde acı bir kahve olduğu için bu yalanı ortaya atabilmişti. Valentine'yle ilgili şeyler kendisini deli ettiğinden hatırlamak istemiyordu çünkü hatırladığı zaman hırçınlaşıyordu ve Miray'ın yanında hırçın olmayı sevmiyordu.

Onun yanındayken sakin ve sevecen birisi olmayı seviyordu. Miray'ın canını sıkmak gibi bir niyeti yoktu. O yüzden konuyu kahveyle kapatmış ve sessizleşmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.