(Erdem)-Antrenmanınızı bitirdikten sonra yanıma gelin. Sizinle bir konuşma yapacağım. Ayrıca yarın ilk turnuvanın ilk maçı var. Mersin ve Antalya arasında olacak. Maça gitmeyeceğiz. Televizyondan izleyeceksiniz. Hatta tekrarını izleseniz daha iyi. Antrenmanınızı bölmenize gerek yok.
Erdem oyuncuların Türkiye'yi gezme isteğini resmen kursaklarında bırakmıştı ve maçları televizyondan izleyeceklerini söylemişti. Oyuncular biraz bile olsa dışarıda yol teperek ağır antrenmanlarından kurtulabileceklerini düşünüyorlardı ancak Erdem'in planları farklıydı.
(Azap)-Yüzünüz düşmesin lan gerzekler. Şehir turuna çıkmıyoruz. İşimiz karşımıza çıkan şehirleri yok etmek. Hayranlık duymak değil.
(Pars)-Sen insanlarla aynı şeyleri sevmiyorsun diye bizde bir şeylerden vazgeçecek değiliz Azap. Koçla aynı fikirlere sahipsin diye bizim üstümüze bu kadar gelemezsin. Futboldan zevk almamızı engelliyorsun.
(Azap)-İstiyorsan siktir git Pars. Seni bu takımda tutmak için bir sebebimiz yok. Senin yaptıklarını yapabilecek çok fazla oyuncu var.
Azap göz ucuyla Erdem'e baktı.
(Azap)-İstediğimi yapma hakkım var değil mi?
(Erdem)-Takımı zafere götürdüğün sürece ne yaptığın zerre sikimde değil.
(Azap)-Eğlenmek isteyen varsa babasının evine dönsün. Gezmek isteyen varsa bu turnuvayı kazanmamızı sağlasın ve gelecek olan parayla siktirip Türkiye turuna çıksın. Ha birde, şu andan itibaren kim sızlanırsa takımdan atılacak. Ağırlıklarınızı hazırlayın ve koşuya başlayın. Aptal arkadaşınız yüzünden açılışı 1000 turla yapacaksınız.
Azap antrenmana 1000 turla başlayacaklarını söylediğinde garip bir şekilde kimse sızlanmamıştı. Sanırım artık bazı şeylere alışmaya başlamışlardı. Azap'ın sürekli sorun çıkardığını bildiklerinden ona karşı çıkanlara karşı sert tepkiler vereceğini biliyorlardı. O yüzden Pars'a kızmak için bir sebepleri yoktu. Bu duruma alışmışlardı.
Herkes sessizce dağılmış ve ağırlıklarını takmaya başlamıştı.
(Azap)-Hahaha. İlerleme var bakıyorum.
(Erdem)-Ne kadar şerefsizin teki de olsan yaptırdığın şeylerin işe yaradığının farkındalar. Artık neredeyse hiç yorulmadan 500 tura yakın koşabiliyorlar. Dayanıklılıkları inanılmaz derecede arttı. Tabii güçleri de.
(Azap)-Ne olmasını bekliyordun. Vücutları bu ağır tempoya dayanabilmek için mecburen güçlenecekti.
Azap gülümsedi ve...
(Azap)-Bakalım ne kadar güçlenmişler?
(Erdem)-Ne planlıyorsun lan gene!?
(Azap)-Ölüm. Biraz kan akıtma zamanı! Lan veletler! Antrenmanı bırakın! Bana karşı maç yapacaksınız! Her şeyinizi vermeyi unutmayın! Yoksa hepiniz geceyi mezarlıkta geçirirsiniz!
Azap daha diğerleri antrenmana bile başlayamadan fikir değişikliğine gitmiş ve maç yapma kararı almıştı. Onları test etmenin en basit yolunun bu olduğunu biliyordu.
(Oğuzhan)-Biraz ısınsalardı lan bari.
(Azap)-Isınsalardı? Senin ısınmana gerek yok mu aşkım? Yoksa benim tonumdan konuşmaya mı başladın? Lan dingil sürüsü. Oğuzhan'da sizi küçük görmeye başlamış.
(Oğuzhan)-Elbette görüyorum lan. Ne de olsa mentorum ruhsuz, insanları önemsemeyen yavşağı teki!
Oğuzhan'ın Azap'ı iğneleyen bu net sözleri Azap'ın fazlasıyla hoşuna gitmişti.
(Azap)-Beni bu kadar sevdiğine göre yatağa geçme zamanımız gelmiş demektir.
Azap dalga geçercesine karşılık verirken gülümsüyordu.
(Atilla)-O kadarını merak etme. Hepimiz birbirimizi küçük görüyoruz. Senin yüzünden kendi içimizde bir hiyerarşi oluştu.
(Azap)-Siz hiyerarşi oluşturabilecek kadar iyi misiniz lan!? Hahaha!
(Pars)-Sandığından çok daha iyiyiz Azrail bozuntusu! İnsanların hiyerarşisine sahip değiliz ama biz. Madem sert oynamak istiyorsun, bizde oynarız. Bu takımda orman kuralları geçerli.
(Azap)-Öyle mi? O zaman ormanınızda dolaşan vahşi bir canavarla nasıl baş edeceğinizi gösterin bana!
Azap kocaman gülümsedi ve ortam bir anda karardı. Herkesin üstüne bir ağırlık çöktü. Çimenler karanlıkla kaplandı ve karanlık yıldırımlar gökyüzünü vurmaya başladı. Adımını sertçe çime sapladı ve çimleri kaplayana karanlık ruhunu sararak bacaklarına tırmandı.
(Azap)-Öldürün beni! Ama yapamazsanız...
Bir anda, zamanın akışı ağırlaştı, her şey ezilmeye başladı. Azap'ın saçları savruldu ve kara kanatları sahayı kapladı. Karanlık gözleri parladı ve bir katilin şehvetine sahip oldu.
(Azap)-Ben sizi öldürürüm!
Oyuncular hazırlanırken Azap sadece onları izliyordu. Suratındaki gülümsemesi hala silinmemişti. Herkes hazırlandıktan sonra Azap topu onlara fırlatmış ve onların başlamasını istemişti. Sonra da kollarını iki yana açarak bağırmıştı.
(Azap)-SEKS ZAMANI ÇOCUKLAR!!!
Ve o anda Pars topu Oğuzhan'a verdi. Oğuzhan topu alır almaz koşmaya başlayacakken bir anda yanından bir karaltı geçti ve aradan geçen birkaç kısa saniyenin ardından Oğuzhan arkasına dönerek gördüğü şeyle yüzleşmek zorunda kaldı. Şaşkınlığını gizleyemeyen gözleri kocaman açıldı.
(Oğuzhan)-Dalga mı geçiyorsun lan sen!?
... Azap ceza sahası dışında duruyordu ve top kalenin içindeydi.
(Azap)-Sana söyledim. Oğuzhan. Yatağa geçme zamanımız geldi. Önümüzdeki 45 dakika boyunca altımda olacaksınız.
Azap Oğuzhan'ın yanına geldi ve elini omzuna atıp kulağına eğildi.
(Azap)-Fazla inlemeyin sakın.
Bu hareketten sonra Oğuzhan Azap'a inanılmaz derecede öfkelense de elinden bir şey gelmiyordu. Baş etmeleri için çok zor bir rakipti. Otopilota girdiğinde bile onunla baş etmekte zorlanmışken normal şartlar altında ona karşı gelmesi çok zor olacaktı.
Ama o an bu his Oğuzhan'ı hiç rahatsız etmedi. Aksine, içini dolduran bu zorluk hissi dudaklarını gevşetti.
(Oğuzhan)-Fazla inlememek mi?
Oğuzhan'ın içindeki köpek bir an kabardı ve gevşeyen dudakları gerilerek keskin dişlerini gözler önüne serdi. Ayağını sahaya sertçe bastı ve mor aurası pençelerle dolu bir şekle büründü. Gerçek bir avcıyı andıran bakışları gülümsemesiyle birleşti ve Azap'ın arkasından kilitlendi.
(Oğuzhan)-O zaman bu seksten zevk almam lazım değil mi?
Esen rüzgâr bir anda gücünü artırdı ve topu kaleden çıkardı. Kaleci topu alıp orta sahaya fırlattı.
(Oğuzhan)-Pars. Topu direkt bana ver.
(Pars)-Bir planın mı var?
(Oğuzhan)-Zevk alacağım.
Oğuzhan Pars'ın sorduğu sorunun bile farkında değilken ortaya öylece bir cevap atmıştı. Zevk dolu gözlerle Azap'a bakıyordu.
(Oğuzhan)-Mükemmel bir piçsin. Ve bu piçliğin içimde seni parçalama isteği doğuruyor.
Erdem düdüğü çalmak için ağzına götürürken Oğuzhan eğilmiş ve ağırlık merkezini kaydırarak yüzünü tamamen açık hale getirmişti. Kolları boşlukta sallanıyordu. Erdem düdüğü çaldığı anda Pars topu ona vermiş ve Azap daha harekete bile geçemeden Oğuzhan yok olmuştu.
Aniden kaybolan Oğuzhan Azap'ın önünde belirmişti ancak ayağında top yoktu. Topun olmadığını gören Azap gülümsedi ve bir anda zıplayarak üstünden geçen topu yakaladı. Oğuzhan ilk adımını atarken inanılmaz uzun bir gökkuşağı hareketiyle Azap'ı geçmeyi planlamıştı ama bu planı başarılı olmamıştı.
Ancak Oğuzhan burada bitirmeyecekti.
Azap zıplayıp topu kontrol ederken kendi de zıplamış ve Azap'ın göğsünde yumuşayan topa kafa atarak Azap'ın dengesini bozmuştu. İkili yere düşerken Oğuzhan havada gerilmiş ve topa rövaşata vurarak geriye göndermişti.
Atilla gelen topu alıp koşmaya başlarken Oğuzhan elleri yardımıyla hızlıca zıplayarak ayağa kalkmış ve Azap'ın arkasına geçerek koşmaya başlamıştı. Ancak Azap onu hiç umursamamış ve doğruca Atilla'ya doğru koşmaya başlamıştı.
Atilla Azap'ı görür görmez topu Pars'a vermiş ve Pars'ta topuk pasıyla topu Yücelen'e göndermişti. Yücelen hiç beklemeden topa vurmuş ve gelişine bir pasla Atilla'yı hedeflemişti. Topa alan Atilla koşmaya devam ederken inanılmaz bir baskı hissetmiş ve refleks olarak topu Pars'a atmıştı.
Topu alan Pars yarı sahayı geçmiş ve hızla ilerlemeye başlamıştı. Ve etrafına hiç bakmadan doğruca Oğuzhan'a pas vermişti. Oğuzhan topu alırken aniden durmuş ve gücünü toplayıp zıplaması gereken asıl noktadan daha önce zıplamıştı.
Normalden daha yükseğe zıplayıp topu orada yakalamış ve yere indiği gibi direkt olarak şut çekme hazırlığına girip topa tüm gücüyle abanmıştı.
Fırlayan top kaleyle buluşmak için tüm gücüyle ilerlerken aniden soldan yediği bir darbeyle yere çakılmış ve bütün o momentumla birlikte 5 metreden fazla yükseğe sekerek seyirci koltuklarına kadar uçmuştu.
(Oğuzhan)-Zorlanıyor gibisin? Yatakta o kadar becerikli değil misin yoksa?
Oğuzhan kafasını yan yatırıp gözlerini kocaman açarak Azap'ı aşağılamıştı. Azap bu sözlerden sonra kocaman gülümsemiş ve karanlık bakışlarını Oğuzhan'a odaklamıştı.
(Azap)-Ön sevişmede nazik olman gerektiğini kimse öğretmedi mi? Yazık. Gitarı bile çalmadan önce akort etmen gerekir.
(Oğuzhan)-Öyle mi? O zaman umarım akortların yerindedir. Çünkü birazdan senden çok güzel sesler çıkartacağım!