İçeriğe geç

Futbolun Çocukları

Bölüm 30 · 6 dk okuma

Futbolun Çocukları

Bölüm 30

Cilt-2 Bölüm-10 Ulubey'in Zafere Giden Yolu

Çetin ve Yamaç'ın anlaşılmaz kardeş futbolu Ulubey'i gerçekten fazlasıyla zorluyordu. Onların hızlı çalımlarına yetişmekte zorluk çekiyordu ama yine de bir şekilde onlara karşı direnmeyi başarıyordu. Aradan geçen yarım saatin ardından durum hala 2-1 Ulubey'in önderliğindeydi.

Ama bu şekilde devam ederse Aytekin kardeşler eninde sonunda skoru değiştirmeyi başaracaklardı. Şimdiye kadar Uubey'in önde devam edebilmesinin tek sebebi takımının sahip olduğu sağlam defans mantığıydı.

Eğer defanstakiler olmasaydı durum çoktan 3-2 ya da daha farklı bir noktada olabilirdi. Aytekin kardeşlerin topa hakimiyeti kesinlikle harikaydı ve aralarındaki uyum çok tehlikeliydi. Yeterince iyi bir oyuncu değilseniz bırakın kalenizi savunmak karşılarında duramazdınız bile.

Ve gelin görün ki Ulubey'in dakikalardır skoru 2 -1'de koruması bile onun ne kadar yetenekli bir oyuncu olduğunu gözler önüne seriyordu. Aytekin kardeşler aralarındaki kimyayı iyice geliştirip sonsuz çalım tekniğini arka arkaya kullandıklarında top neredeyse görünmez bir hale geliyordu ve o kadar hızlı çalım atmaya başlıyorlardı ki kendi takım arkadaşları bile bu hareketi defalarca görmüş olmalarına rağmen topu gözleriyle takip etmekte zorlanıyorlardı.

Yine bir atak sırasında Yamaç ve etin arasında sonsuz çalım tekniği başlamak üzereyken Ulubey onları karşısına dikilmiş ve ikisini durdurmuştu. Duran ikili ne yapacaklarını sadece birbirlerine bakarak kararlaştırmış ve bir kez daha sonsuz çalım tekniğini ateşleyerek Ulubey'i geçmek için harekete geçmişler ancak Ulubey o anda 2 adım geri çekilerek Aytekin kardeşlerin hareketlerini yapmalarına izin vermişti.

Zekâ fışkıran bakışlarından bir şeyleri çözmüş gibi görünüyordu fakat neyi ne kadar ve ne oranda çözdüğü belli değildi. Yine de onun 2 adım geri gitmesi Aytekin kardeşleri biraz kuşkulandırmış olacak ki Aytekin kardeşler sonsuz çalım tekniğini yapmayı bir anda bırakıp oldukları yerde durmuşlardı.

(Yamaç)-Ne o? Geri çekilme kararı mı aldın?

(Ulubey)-Bilmem. Oradan öyle mi görünüyor?

(Çetin)-E biraz tabii.

Aytekin kardeşler doğal olarak Ulubey'i kışkırtmak ve onun kendilerine saldırmasını sağlamak istiyorlardı ancak Ulubey'in bu kışkırtmalara kanmaya niyeti yoktu. Onun amacı daha çok bir adım uzakta kalıp sonsuz çalım tekniğinin matematiğini çözerek onlara karşı saldırı düzenleyebilecek bir şeyler hazırlamaktı fakat yine de Aytekin kardeşlerin arasındaki uyum gereksiz derecede iyi olduğundan dolayı Ulubey onların tekniklerini analiz ederken fazlasıyla zorlanıyordu.

Zaten topu neredeyse görebiliyor ve refleksleri sayesinde ucu ucuna tepki verebiliyorken topu açık şekilde izlemeye çalışmak ve aynı anda Aytekin kardeşlerin ne yapacağını düşünmek beynini fazlasıyla zorluyordu.

Bedeni beyninden önce harekete geçmeliydi ama öyle bir şeyin tetiklenmesi için bundan çok daha fazlası gerekliydi. Vücudu özel olarak eğitmek ya da doğuştan bunu yapabilecek bir yatkınlığa sahip olmak gerekliydi. Birkaç üst düzey oyuncu harici bedenin beynin tepki süresini aşıp daha hızlı tepki verdiği çok görülmüş bir şey değildi.

(Ulubey)-Belki biraz diyelim. Ama sizi yenmek için yapabileceğim en gerekli şey bu.

Yine de Ulubey risk alarak bu düşündüğü şeyi denemek istiyordu aynı anda hem onların çalım stilini anlamaya çalışıp hem de onların ne yapacağını düşünerek kendini olabildiğince zorlamak ve hatta yapabilirse tek başına sonsuz çalım kadar iyi bir çalım tekniği geliştirebilmek istiyordu.

(Ulubey)-Gerçekten yorucu olduğunuzu kabul etmek zorundayım. Ama sanırım sizi eğlenceli kılan şeyde tam olarak bu. Yani, kim basit şeyleri elde etmek ister ki?

Ulubey bu sözlerinden sonra ayağını yere sertçe bastı ve bir anda ileri atılarak topu Yamaç'ın ayağından alıp koşmaya başladı. Aytekin kardeşler bu hareketi beklemedikleri için topa kolayca kaptırmışlardı.

Ulubey topu alarak hiç beklemeden birkaç saniye içinde yarı sahayı geçerek kaleye doğru ilerlemeye başladı. Rakip takımdaki hiç kimsenin yani takımın geri kalanının kendisini geçemeyeceğini bildiği için hiç yavaşlamadan hepsini omuz vura vura, elbette ki faul yapmadan, yoluna devam ediyordu.

Hızlıca ileri doğru koşarken bir anda Aytekin kardeşler arkasında belirdi ancak Ulubey çoktan belirli bir mesafeyi kat etmişti ancak şut çekmek yerine bir anda topu sol taraftan gelen kanat oyuncusuna vererek ceza sahasının içine doğru koşmaya başlamıştı.

Bu beklenmedik hareket karşısında Aytekin kardeşler hangi yöne gideceklerini şaşırırken hızlı bir kararla ikiye ayrıldılar ve birisi sol kanat oyuncusuna koşarken diğeri Ulubey'in peşine gitmişti.

(Yamaç)-ULUBEYYY!!!

Ulubey ceza sahasının içine girdiği ilk anda zıplayarak röveşata çekecekmiş gibi pozisyon aldı ve sol kanat oyuncusu topu pasladı. Uçarak ilerleyen top Ulubey'in üstünden geçti ve sağ kanattaki oyuncunun ayağına indi.

Sağ kanat oyuncusu topu biraz daha içeri taşıdı ve neredeyse köşe çizgisindeyken topu kaleni kalbine doğru havalandırdı. Top yukarıdan uçup giderken Ulubey öncekinden daha yükseğe zıpladı ve şut çekmek için ters döndü.

(Ulubey)-Ağır Bisiklet!

Fazlasıyla gerildi ve havada topa sağlam bir darbe indirmek adına ayağını savurdu. Güçlü kasları topla birleştiği ilk anda top ateşlendi ve inanılmaz bir hızla kale çizgisine çakılıp oradan kalenin içine sekti ve kaleciyi aşıp geçerek Ulubey'i zafere bir adı daha yaklaştırdı.

Bu golün ardından yere çakılan Ulubey suratında bu durumdan ne kadar zevk aldığını belli eden bir gülümsemeyle ayağa kalktı ve kendi yarı sahasına koşarak kutlamasını yaptı. Durumun 3-1 olmasıyla birlikte Aytekin kardeşler iyice parçalanırken oyunu oynama istekleri fazlasıyla azalmıştı.

(Çetin)-Ne yapacağız lan!?

(Yamaç)-Ne bileyim be! Şerefsiz çelik gibi! Hiçbir şey yapamıyorum!

(Oğuzhan)-Tamam. Bu kadar maç yeter. Sonucu belli şeyleri izlemek sıkıcı.

Oğuzhan ekranın başından kalkıp giderken diğerleri yine de maçı izlemeyi tercih etmişlerdi. Oğuzhan babasının yanından geçerken babası sadece onun duyabileceği bir şekilde ona seslenmişti.

(Erdem)-Antrenmana gidiyorsan Azap'ın yaptıklarını yapmaya çalış. Vücudunu zorlayacaktır.

(Oğuzhan)-Anlaşıldı koç.

Erdem oyuncu ayırmıyordu ama oğlunun "otopilot"a sahip olduğunu gördüğünden beri otopilotta ustalaşmasını istiyordu. Girip çıkmakta ustalaşamayacak olsa bile otopilota girdiğinde onu kontrol edebilmeliydi. Eğer onu mükemmel bir şekilde kontrol edebilirse daha efektif ve etkili bir şekilde oynayabilirdi.

Hatta belki de 2. seviyeye bile erişebilirdi. Ama bu durum için antrenmandan fazlası gerekliydi. Oğuzhan kazanmak için bedeninden bile vazgeçecek kadar ileri gidebilmeliydi ama bunu yapmasına gerek yoktu. Otopilotun ilk seviyesine erişmesi bile onu dünya üzerindeki oyuncuların %95'inden ileriye atacaktı.

Profesyonel oyuncuların ise %70'inden fazlasından daha iyi olacak demekti. Çünkü otopilotu kullanabilen oyuncu sayısı inanılmaz derecede düşüktü. Sadece belirli oyuncular bu moda erişebilecek kadar kalifiyeydi.

(Erdem)-Umalım da Azap seni olumlu yönde etkilesin.

(Oğuzhan)-Ne yapıyor lan o?

Oğuzhan Azap'a katılmak için sahaya indiğinde Azap zıplama antrenmanı yapıyordu ama sırtında fazlasıyla ağırlık vardı. Birbirine bağlı farklı ağırlıktaki metal plakaları hem sırtındaki çantanın içine doldurmuş hem de çantanın etrafına sıkıca bağlamıştı.

Zıplayıp yere iniyor, neredeyse yere oturacak kadar yeniden eğiliyor ve zıplayabildiği en yüksek noktaya kadar zıplıyordu. Her tarafı ter içinde olsa da aşırı yorgun görünmüyordu.

(Oğuzhan)-Kaç kilo var lan sırtında?

(Azap)-199. 200.

(Oğuzhan)-Alo. Dünyadan Azap'a.

(Azap)-Sus biraz. Yaklaşık 150 kilo var. 200 kiloyla son 100 tekrar yapacağım. Ne istiyorsun?

(Oğuzhan)-Sana katılmak istiyorum.

(Azap)-Ağırlıksız başla. Bacaklarına veda etmek istiyorsan ayrı tabii.

(Oğuzhan)-50 kiloyla başlarım. Ağırlıksız başlamanın bir anlamı yok.

(Azap)-50 kiloyla başlayacaksan 100 squat yaparak başla. Sonra 10 dakika dinlen ve 100 squat daha yap. 500 olana kadar buna devam et. Sonra 75 kiloya çık ve 50 kez zıpla. Geliştiğini göreceksin.

(Oğuzhan)-Bu kadar hızlı mı lan!?

(Azap)-İnsan vücudu düşündüğün kadar boş mu sence? Dünyanın üzerindeki en detaylı ve komplike makine insan vücududur. Uzatma da başla.

Bu konuşma yaşanırken Azap çantasının etrafına birkaç ağırlık daha eklemiş ve zıplama antrenmanına devam etmek için hazırlanmıştı. Oğuzhan'da gidip hızlıca bir çanta almış ve içine Azap'ın dediği gibi 50 kilo ağırlık koyup squat yapmaya başlamıştı.

Onları uzaktan izleyen Erdem ise kendi kendine içleniyordu.

(Erdem)-Bana gençliğimi hatırlatıyorlar. Azap hatırlatmıyor gerçi. Tüylerimi ürpertiyor şerefsiz köpek!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.