AltınKapı'nın rakibi Alaybozan olduktan sonra sırada Savaş Ciridi ve Eriyen Ruh takımlarının maçı vardı. Savaş Ciridi takımının kaptanı tribünlerden Azap'ı izleyen siyah saçlı çocuk Pars Devrim'di. Eriyen Ruh takımının kaptanı ise mavi saçlı yüzünde yara izi olan Atilla Sarp Barlas idi. Turnuvanın 2 favori oyuncusu karşı karşıyaydı. İkisi de orta saha oyuncuları olarak maçın kontrolünü ele geçirmek için savaşacaklardı.
İki oyuncuda kesinlikle kötü oyuncular değillerdi hatta Azap seviyesinde yeteneklere sahiplerdi. Tabii bu turnuvada kendilerini inanılmaz şekillerde gösterme fırsatları olmamıştı çünkü rakipleri onların oyunlarına dayanamamıştı.
(Pars)-Yine karşılaştık.
(Atilla)-1 yıl öncesinden farklısındır umarım.
(Pars)-Merak etme. Geçen seneki gibi bir mağlubiyet yaşamayacağım. Hatta bugün galibiyetle ayrılmak gibi bir planım var.
İkili daha sahaya çıkmadan konuşmaya başlamışlardı.
(Atilla)-İnandığını görmek güzel. İnancının parçalanacak olması daha da güzel gerçi. Hah.
Atilla irite edici bir gülüş sergilemiş ve önüne dönmüştü.
(Pars)-Oyun bittiğinde o gülüşü suratından sileceğim.
(Atilla)-Göreceğiz kedicik.
Konuşmaları biterken oyuncular yavaşça sahaya çıkmaya başlamışlardı. Selamlaşma aşamasının ardından yazı tura atılmış ve sonucunda Atilla kaleyi seçmişti. Savaş Ciridi takımına da top kalmıştı. Yani oyuna onlar başlayacaklardı.
Santra düdüğüyle birlikte Pars topu ayağına almış ve hızlıca koşmaya başlamıştı. Fakat Atilla doğrudan onun yolunu kesmişti. Daha maçın ilk saniyesinden ikili agresif bir oyun sergilemeye başlamıştı bile. Pars keskin hareketlerle Atilla'yı geçmiş ve arkasındaki oyuncudan sıyrılıp defansa doğru ilerlemeye başlamışken Atilla bir anda yanında belirmiş ve kayarak topu uçurmuştu. Uçan topu alan defans doğrudan forvet oyuncularına pas atmıştı.
Pars ve Atilla birbirlerine bakarken koşmaya başlamışlar ve hızla yarı sahaya geçmişlerdi. Daha oyunun başında bu kadar aktif ve tüm güçlerini vererek oynamaları maçın sonuna kadar dayanıp dayanmayacaklarını düşündürmüyor değildi.
Atilla forvetlere yetişirken Pars onun önüne geçmiş ve topsuz savunma yapmaya başlamıştı. Kendisi Atilla'yı hedeflerken diğer oyuncularda Eriyen Ruh'un forvetlerini tutacaktı. Oyunu daha iyi kontrol eden tarafın kazanacağı kesin olan bu maçta orta sahanın sahipliği için savaşan bu canavarlar kesinlikle futbol oynuyormuş gibi görünmüyorlardı. Sanki kanlı bıçaklı düşmanlar gibiydiler.
Pars ve diğerleri savunma yapmakla meşgulken topu ayağında tutan Eriyen Ruh forveti topu aniden kaldırmış ve rakibini geçmişti. O anda Atilla hızlı bir atılımla Pars'ın arkasına geçmiş ve Pars arkasına dönene kadar yönünü değiştirip diğer tarafa doğru koşmaya başlamış ve Pars'ı atlatmış ardından da topu havada yakalamıştı.
Basit bir göğüs kontrolüyle topu önüne indirmiş ve beklemeden şut çekmişti. Ancak top Pars'ın ayağına çarpmış ve oldukça güç kaybetmişti. O yüzden Savaş Ciridi'nin kalecisi topu kolayca yakalamıştı.
Pars ayağa kalkıp hemen koşmaya başlamış ve kalecinin topu fırlatmasıyla birlikte topun ineceği yere geçmişti. Fakat Atilla'da onun yanındaydı. Pars topu almak için zıpladığında Atilla'da onunla birlikte zıplamış ancak Atilla zıplamak konusunda geç kaldığından Pars kafasıyla topu arkadaşına vererek Atilla'nın topu almasını engellemişti.
Ardından hızlıca koşmaya başlamış ve orta saha oyuncularını aşmıştı. Defansın arka tarafına geçerken topu verdiği arkadaşı topu kendisine paslamış ve koşmaya başlamıştı. Atilla geriden gelip uçarcasına yükselip havadaki topu almak istemiş ancak top aniden yön değiştirerek hafif sola kaymış Atilla'yı aşmıştı.
Atilla'yı geçen top Pars'ı da geçmiş ve diğer tarafta duran forvetin ayağına yumuşak bir iniş yapmıştı. Forvet kör bir açıda olmadığından ve önünün kapanmasını istemediğinden hemen gerilmiş ve şut çekmişti ancak kaleci mükemmel bir atlayışla topu kurtarmıştı.
(Pars)-Lan! Siktir!
Pars kendi sahasına dönmek için arkasını döndüğünde Atilla'nın çoktan kendi yarı sahalarında olduğunu görmüştü. Kalecisine güvendiği için topu alamadıktan sonra hemen kaleye koşmaya başlamış olmalıydı.
Kaleci topu tüm gücüyle ileri atmışken Atilla topu göğsünde yumuşatıp önüne indirmiş ve hızla önündeki oyuncuları geçmeye başlamıştı. Pars tüm hızıyla geri dönerken Atilla çocuklarla oyun oynuyormuşçasına rahat bir şekilde defansı devirmiş ve kaleciyle karşı karşıya kalmıştı.
Kaleci ileri çıkıp Atilla'nın şut alanını daraltmak isterken Atilla topu kalecinin üzerinden aşırtmış ve gole gitmişti.
(Pars)-YETİŞ-TİİİMMM!!!
Pars geriden gelip her adımında sahayı parçalayarak kaleye yetişmiş ve topu tekmeleyerek kaleye girmeden önce çıkartmayı başarmıştı. Top üst direğe çarpıp uzaklaşırken havada bir karaltı belirmiş ve aynı anda Pars'ın yüzü düşmüştü. Atilla gökyüzünde süzülürken sert bir röveşata atarak topun ağlarla buluşmasını sağlamıştı.
Yere inerken ayakları üzerine inmiş ve dengesini sağlayarak hareketini harika bir şekilde tamamlamıştı.
(Pars)-Tch! Akrobatik göt lalesi!
(Atilla)-Sana söyledim. Sonuç öncekinden farklı olmayacak. Ben! Futbolun Kırbacı senin gibi hayvanları evcilleştirmek için buradayım!
Atilla her zaman sakin konuşup sakin bir görüntüye sahipken şimdi gözlerini sonuna kadar açmış ve kollarını iki yana ayırmıştı. Aşağılayıcı bakışlarıyla delirmiş gibi görünüyordu.
(Azap)-Futbolun Kırbacı ha? Hahaha. İsmi Atilla diye mi verdiniz lan bu lakabı!? Atilla kadar yüce misin lan sen?
(Huzur)-Aslına bakarsan evet ismi Atilla olduğu için o lakabı verdiler.
Medya, Atilla'ya "Futbolun Kırbacı" lakabını rakiplerini ezici bir şekilde domine ettiği için vermişti. E tabii isminin de bunda payı vardı. Şimdiye kadar çıktığı 54 maçtaki bütün rakiplerini domine etmişti. Yalnızca bir maçta yenilmişti o da 2 yıl önce Beyaz Mucize takımıyla yaptığı maçtaydı. Yani Huzur hariç tek bir kişiye bile yenilmemişti.
(Azap)-İğrenç birinin sesini duydum sanki.
(Huzur)-Yakışıklı olduğumdan eminim halbuki.
Azap gerçekten hiçbir düşmanlık hissetmiyor olsa da Huzur'a bakınca ya da onu duyunca aniden iğrenme hissi tetikleniyordu. Onda kendisinde olduğu gibi ters giden bir şeyler vardı.
(Azap)-Niye buradasın?
(Huzur)-Maçı izlemek için elbette. Seninle aynı sebepten yani.
(Azap)-Oyunlarını zaten biliyorsun.
(Huzur)-Yeni şeyler öğrenmiş olabilirler. Onlar bir yana, sen yüzüme niye bakmıyorsun? Tanışır tanışmaz düşman olmuş olamayız.
(Azap)-Çok parlaksın.
(Huzur)-Ee?
(Azap)-Gözümü alıyorsun.
Azap hem dalga geçiyordu hem de gerçekten Huzur'a bakınca gözlerinin kamaştığını hissediyordu. Bir Azrail olarak büyütülmüş kendisi için melek olarak anılan birisi fazla parlak geliyordu.
(Huzur)-Senin de karanlığın can sıkıyor. Ne yapalım yani birbirimizi mi öldürelim?
(Azap)-Öleceksin zaten. Final maçına çıkabilirsen tabii.
(Huzur)-Finale çıkmak kolay olacak merak etme.
(Azap)-Güzel. Öldüğün zaman tepende dikiliyor olacağım Huzur. Ama şimdilik odağım başka yerde.
(Huzur)-Hay hay. Öyle olsun Azap Kangülü. Yapraklarını koparmayı dört gözle bekliyor olacağım.
Huzur oradan ayrılıp kendi yerine geçerken maç devam ediyordu. Top yine Atilla'daydı ve rakiplerini tek tek geçip gidiyordu. Basit hareketler bile onun tarzıyla birleştiğinde karşı konulmaz bir hale geliyordu.
Lakabının hakkını gerçekten veriyordu. Hareketleri bir kırbaç gibi dalgalıydı ve kolayca yer değiştirebiliyordu. Seri hareketleri ve rakiplerine sırnaşıp onlardan sıyrılması onu fazlasıyla kıvrak biri olarak gösteriyordu. Bir kırbaç gibi yumuşak hareketlere sahipti ama işini bitireceği zaman çok can yakıyordu.
Kaleye doğru koşarken önü birden kesildi ve Pars pençelerini çıkardı. Topa önden müdahale etti ve aynı anda bir arkadaşı arkadan müdahale ederek topu Atilla'nın ayağından kaçırdı. Ya da en azından bunu yaptığına inandı.
Çünkü Atilla topu çoktan havaya kaldırmıştı bile ve Pars'ın arkasına geçiyordu. Topuğuyla topu Pars'ın üzerinden geçirdikten sonra sıyrılıp önüne geçmiş ancak topu alamadan Pars'ın geri zıplayıp topu sırtıyla uzaklaştırması sonrası istediğini başaramamıştı.
Top uzaklaşmışken ikili yeniden topa atıldılar ve top aralarında kalıp rastgele bir noktaya sekti. Pars önce davranıp topu kaptı ve Atilla'dan sıyrılmak yerine ona sırtını döndü. Atilla Pars'ın geniş sırtıyla karşı karşıya kalınca topu alma konusunda zorluk yaşar gibi olmuştu ancak keyfini hiç bozmadan ayağını Pars'ın bacak arasından uzatıp topa almaya çalışmış fakat başarılı olamamıştı.
Pars sırtını bir duvar gibi açmış ve Atilla'dan kurtulacak bir yer arıyordu. Atilla'nın çevik ve esnek olduğunu adı gibi iyi bildiğinden ani hareketlere kalkışmıyordu. Yoksa topu kaybedebilirdi.
(Atilla)-Aslan terbiyecisi.
Atilla'nın "aslan terbiyecisi" rakibinin bütün çıkış yollarını kapatma üzerine kuruluydu. Esnekliği ve kol bacak uzunluğu yüzünden kör noktada olsa bile sağa ve sola rahatça erişebiliyordu. Bu da rakibinin kaçmasını engelliyordu.
Atilla savunma yapmasına çok gerek olmadığından bu durumu kullanmıyordu ama kullanması gerektiği zamanlarda kendisini hiç tutmuyordu. Doğrudan rakibinin tüm kaçış yollarını kapatıyordu. Teknik pratikte gerçekten işe yarayan bir teknikti ancak şöyle bir sorun vardı.
(Pars)-Hala geçen seneki Pars olduğumu mu düşünüyorsun?
Pars kendisini aniden geri itip sırtıyla Atilla'ya çarpmış ve dengesinin bozulmasını sağlamıştı. Ardından da topu geri çekip Atilla'nın bacak arasından geçirmek için topuğuyla vurmuştu. Ama bunun işe yaramayacağını ve Atilla'nın bu kadar basit bir hareketi yemeyeceğini biliyordu. Ki zaten amacı da bu hareketi yememesiydi.
Atilla hemen bacaklarını kapatmıştı ve top bacaklarından yukarı tırmanmıştı. Pars'ın da istediği şey buydu. Topun yükselmesi. Top Atilla'nın dizine tırmanmışken aniden arkasına döndü ve diziyle topa vurup Atilla'nın üstünden geçmesini sağladı. Ona doğru bir adım atıp gövdesiyle ona çarptı ve dengesini bozduktan sonra ileri atılıp topu aldı.
Girdiği zor durumdan akıllıca bir hamleyle kurtulmuştu. Kurtulacaktı tabii. Sonuçta insanlar ona boş yere "Futbol Ormanının Gerçek Kralı" demiyorlardı.
Topu aldıktan sonra tüm gücüyle koşmaya başladı. Top sanki pençelerine takılmış gibiydi. Kimse topu ondan alamıyordu. Tüm gücüyle herkesi geçtikten sonra ceza sahasına girmeden gerilmiş ve avına kitlenen gözleriyle şut çekmişti. Çektiği şut dümdüz bir doğrultuda ilerlemiş ve kalecinin elini devirip ağlarla buluşmuştu.
Böylelikle 9. dakikada Savaş Ciridi takımı beraberliği sağlamış oldu.
(Pars)-Geçen seneyle aynı olmayacak demiştim.
Pars kendi kendine konuşurken arkasını dönüp kendi sahasına döndü.
(Atilla)-Pekâlâ. Sanırım işleri biraz ciddiye bindirme zamanı geldi.
Boynunu kütleten Atilla olduğu yerde birkaç esneme hareketi yaptı ve santraya geçti. Düdükle birlikte topu aldı ve hiç kimsenin beklemediği bir şey yaparak gerildi ve şut çekerek topu karşı kaleye uçurdu. Top havalandığı anda depara kalktı ve herkes ne olduğunu anlamaya çalışırken aralarından geçip ceza sahasına girmeden hemen önce zıplayarak bacağını gerdi ve...
(Atilla)-Uçan Vole.
... inanılmaz güçlü bir voleyle birlikte topu ağlara sapladı.
Santradan yalnızca 9 saniye sonra gol atarak o gün orada bulunan herkesi şoka sokmuştu. Ayağa kalkarken gözlerini hedefe kitlemiş ve hafifçe gülerek...
(Atilla)-Evcilleştirme eğitimi başlasın.
Atilla bu andan itibaren dalga geçerek oynamayacaktı. Ciddileşmek için erken olduğunu düşünüyordu ama pars gerçekten de geçen sene ezip geçtiği gibi değildi. O maçın 5-0 bittiği düşünüldüğü zaman şimdi gol yemiş olmaları Pars'ın ne kadar geliştiğini gösteriyordu. Yani Atilla'nın sinirlenmek için kendi çapında fazlaca sebebi vardı. Maçın bu anından itibaren Atilla kesin olarak kendisini tutmayacaktı ve neyi var neyi yoksa kullanacaktı.
Santranın ardından Atilla hiç beklemeden ileri atılmış ve Pars tepki bile veremeden ayağındaki topu alıp gitmişti. Fakat Atilla'nın bu oyun tarzına karşılık Pars hiçbir şey yapmadan duracak değildi. Topu kaptırdıktan sonra inanılmaz bir koşu hızına ulaşmış ve aradan 2 saniye bile geçmeden Atilla'nın önünü kesmişti. Patlayıcı gücünü olabilecek en iyi yerde kullanmıştı.
Ama Atilla'nın topu kaptırmak gibi bir niyeti yoktu. Pars önüne geçer geçmez topu ayakları arasına alıp zıplamış ve ardından yere çarptırıp sekmesini sağlayarak Pars'ın üzerinden geçirmişti. Ancak Pars sakinliğini hiç bozmamış ve top kendini geçtikten sonra topuğuyla topa vurup kendi üstünden aşırtmış ve topu önüne almıştı.
(Azap)-Güzel hareketler. Bu lig için tabii.
Çoktan arkasına geçmiş olan Atilla bunu görünce topa doğru zıplamış ve ayağını uzatarak Pars'ın önüne düşen topu geri almaya çalışmıştı ancak Pars diziyle topa vurarak topun ilerlemesini sağlamış ve bu yüzdende Atilla topa dokunamamıştı.
Topu alan Pars topu ayağına yapıştırıp koşmaya başlamış ve önüne gelen herkesi çalımlamaya başlamıştı. Kısa paslaşmalarla hareket hızını artırıyor ve defansı adeta bir bıçak gibi yarıp geçiyordu. Atilla kendisine yetiştiğinde bir anlığına durmuş ve topu ayağının dışıyla sağa götürürken birden sola çevirip Atilla'yı da hızlı bir şekilde geçmişti.
(Huzur)-Air Elastico ha? Oldukça yumuşak ve seriydi. Çalışılmış bir hareket.
Pars air elasticoyla Atilla'yı geçtikten sonra gerilmiş ve üst köşeyi hedefleyerek bir şut çekmişti ancak Atilla'nın bir anda atılmasıyla birlikte top Atilla'nın ayağının ucuna çarpmış ve biraz daha yükselerek direğe çarpmıştı.
(Pars)-Uçan Voleydi değil mi Atilla!?
Ancak Pars topa doğru koşarken bağırmış ve tüm gücüyle zıplayıp Atilla'nın az önce yaptığı vuruşun aynısını yaparak topu ağlara yapıştırmış ve iki ayağı üzerine yere inmişti. Gol attıktan sonra arkasını dönüp Atilla'nın yanına gitmiş ve gözlerini gözlerine dikip...
(Pars)-Evcilleştir evcilleştirebilirsen siktiğimin seks oyuncağı seni!