Yağız?
Aniden üstümden kalktı ben de hızlıca toparlandım. Nerden çıkmıştı bu çocuk şimdi karşıma? Kalbim atışlarını hemen hızlandırırken üzerindeki tozları silkeledim.
"Ayı! " diye homurdandım sinirle.
"Ben mi çarptım da bana söyleniyorsun! Özür dilemeyi öğretmediler mi sana? " dediğinde gözlerimi devirdim.
"He öğretmediler odun. Başka birşey diyecek misin özür dilemekten başka? Çünkü özür dilemek dışında her haltı yapabiliyorsunuz odun bey! " diye çıkıştım.
Bey demeseydin iyiydi.
Farkettim.
"Ne? " dediğinde anlamadığına sevinmiştim. Anlamazdı herhalde.
"Yok bir şey! " diye çıkıştım. "Sen özür dilemeyi öğrenince dilersin artık. Derse de geç kaldım senin yüzünden. " dedim ve yanından geçip gittim.
"Görürüz kim özür diliyor dilemiyor! " diye arkamdan bağırsa da umursamadan sınıfa koştum.
Ne yaşadım ben az önce?
Alt tarafı anonim olarak yazdığın, aşık olduğun çocuk üzerine düştü ve tartıştınız bu kadar.
Kalp atışlarım eski ritmini bulurken sınıfın kapısını tıklattım. Gel sesiyle içeri girince Lütfi hocanın dersi olduğunu anladım.
En azından Melike hoca değil.
"Geç kaldığım için özür dilerim hocam. " dedikten sonra hocanın da başıyla onaylamasının ardından yerime oturdum.
Tenefüs zili çalınca hızlı adımlarla sınıftan çıktım. Futbol sahasının yanındaki bankalardan birine oturdum ve sınıftan çıkmadan önce elime aldığım defter ve kalemle birkaç şey çizdim.
Yavaş yavaş herkes çıkmıştı okuldan Yağız ise çoktan futbol sahasında top koşturuyordu. Bade'de hemen futbol sahasına en yakın banka oturmuştu çetesiyle.
Şu kızı yolsak nolur?
Bir okul çıkışı gerçekten yolacaktım. Her zaman birilerine bulaşır, insanları zorbalardı.
Gıcık.
"Evet." diyerek onayladım iç sesimi.
Yanıma birinin oturmasıyla irkildim. Baktığımda Elisa olduğunu görünce rahatladım.
"Nasılsın Nehir? " diyince kaşlarımı çalarak ona döndüm. Normalde çok aşko kuşko bir kızıdı ama ne oldu da böyle olmuştu anlayamadım.
"İyi, " dedim ve tekrar konuşmaya başladım. "Sende var bir haller? " dedim açıklamasını isteyerek.
"Yok ya ne olacak? " diyerek geçiştirse de fazla darlamadım.
"Sende durumlar nasıl? " dedi imalı imalı bakarak.
"Yok." dediğimde gözlerini kıstı şüpheci bir şekilde. Ne deseydim yok ki? "Gerçekten yok. " dedim o da beni darlamak istemediği için rahat bıraktı.
Gözlerim futbol sahasında top koşturan Yağız'ı aradı. Görememiştim ama daha bırakmamıştır diye düşünüyordum.
Bade'de yok.
Gerçekten sinirlenmiştim şu an ama belli etmeyecektim. Zilin çalmasıyla koşar adım sınıfa gittim.
Yetişeme de Yelkovan Melike göstersin sana gününü .
Çoğu öğrenciden daha önce sınıfa geliyordu Melike hoca. O yüzden tenefüs ünlü son 5 dakikasında sınıf dolmuş olurdu ama ben unutmuşum.
Sınıfın olduğu koridora gelince Melike Hoca'yı sınıfın kapısında Selin hocayla konuşurken görünce sevinçten havalara zıplayacaktım resmen.
Ne zıplaması sınıfa nasıl gireceğini düşün sen önce!
Derin bir nefes aldım sinirle. Bu iç sesimi dövesim geliyordu bazen. Ota boka da karışma be kardeşim.
Yazarım karışmasınlar bana.
Kendi sorunlarınızı kendiniz halledin.
Nasıl gidecektim ben gerçekten sınıfa? Koşarak yanlarından geçse miydim? Yoksa alt kata inip 'İmdat! ' diye bağırıp tekrar mı gelseydim buraya?
Kafamdaki hiçbir çözüm işe yaramyacaktı. Zaten fazla konuşmayacaklardı. O yüzden en iyisi koşar adım sınıfa girmekti.
İşte ben de bunu yaptım.
Ve hemen pişman oldum.
•
Nasıldı sizce?
Fena değildi bence ama kısaydı.




