Saha küçüklüğümden beri daha doğrusu babamın bana Beşiktaş'ı öğrettikten sonra oldu olanlar maça, sahaya, hakemlere, teknik direktörü gibi şeylere merakım arttı. Ama hâlâ neden teknik direktörü değiştirlerini anlamış değilim ama olsun, maç yada futbol babamın o öldükten sonra mirası gibi gelmeye başladı. Belki bu yüzden gazeteci oldum, futbolcularla ilgili haberler dikkatimi çekti onların saha da döktükleri terden, sergiledikleri performanslar, yedikleri saçma sapan linçler bu yüzden saha da olmak istedim.
Onların yaşadığı şeyleri, emekleri anlatacak biri olsun istedim. İşte bu yüzden buradayım şuan bu saha da bir destan yazılacak hemde BİZİM ÇOCUKLAR tarafından bende bunları haykıra haykıra anlatıcam.
Fotoğraf çekmem bitmiş maçın başlamasına 10 dakika vardı. Bizimkilerin yanına gitmek istedim, onların stresini azaltıcak bir şey konuşmak istedim. Türk. Milleti'nin onlarla gurur duyduğunu söylemek istiyorum, şu an tek istediğim bu. Koşarak gidiyordum aynı zamanda kamerama bakıyordum.
Gene ve gene birine çarptım. Kafamın çok sert vurmuştum. Gene özür dilemek kafamı kaldırdığımda Képler Laveran Lima Ferreira......... Hat iptal adamın adını söylemiş salak şu an karşısında duran adam Pepe Beşiktaş'ın Efsanelerinden kendisi ha gelmiş ben gittim. Kendime gelerek geri çekildim.
I am sorry (Özür dilerim) dedim geri çekilerek
Not a precaution, little lady ( Önemli değil küçük hanımefendi) dedi, tebessüm ederek bizimkilerin odasına daldım.
" Ben az önce ne yaşadım?" dediğime gülerek veren Cenk abiye baktım. " Ne yaşadın bilmiyorum ama seni fena etkilemiş" dedi takım buna her zaman ki gibi gülerek Hakan abi de " Ne o gene Joao'yla karşılaştın?" onu adı geçince ister istemez Tolga'ya baktım gerilmişti. Yüzümü buruşturak
" Daha iyi birisiyle Pepe ile adam mükemmel Beşiktaş'ta oynarken izledim maçları hâlâ aklımda" dedim hayranlıkla.
Kenan ve Arda aynı anda yüzünü buruşturdu Kaan abi de " Şuna bak biz maçlarda nerede ha?" Ferdi abi de kafasına sallayarak onayladı. "Aman be size bir şey gelmiyor" dedim.
Odanın ortasına geçerek konuşmaya başladım. "Size bu maçın sonucu ne olursa olsun teşekkür etmek istiyorum sadece ben değil Türk halkı da teşekkür ediyor hepiniz tek tek emek verdiniz, hakkınız ödenmez ne olursa olsun size kim ne derse desin boş verdin siz iyi değilsiniz en iyisiniz bunu unutmayın sizi seviyoruz" yere eğdiğim kafamı ve oynadım eli bırakarak yüzlerine baktım.
Hepsi kendi düşüncesine dalmıştı. Odadan çıkma zamanı geldi yürüyerek kapıya geldim arkama son kez bakarak her maçtan önce dediğim şeyleri dedim " Hadi saha orada çıkın oranın kime ait olduğunu gösterin. İyi maçlar" dedim. Ben çıktığım zaman teknik direktör giriyordu. Ona da gülümseyerek sahadaki yerimi aldım.
Bu maçta dünya, ülkem ve bizim için yeni bir tarih yazılıcak.
Çünkü bana Türk tarihinde tek bir şey öğretildi o da ne olursa olsun
ASLA PES ETME