Çağrı'nın da ,Aras'ın da eli kolumdaydı.İkisis birbirine büyük bir nefret ile bakıyordu.
"Çek elini ."
"Çekmiyorum.Sen bırak kızı ,kafana göre biryerlere sürükleyemezsin."dedi Aras.Sınıftaki herkes bize bakarken ben iyice gerilmiştim.
"Onunla benim aramda olan birşeye karışamazsın şimdi çek elini."dedi Çağrı daha sinirli bir şekilde.En son baktım dalacaklar birbirlerine hemen Aras'a döndüm.Sen bırak anlamında nazikçe işaret yaptığımda son birkez Çağrı'ya sinirle bakıp elini çekti yavaşça.Çağrı beni çekerek sınıftan çıkardı.Ve kendimi onunla kutular ve malzemeler dolu odada buldum.
"Erdal hoca sana söyledi.Sen takımın yüzüsün ona göre davran dedi ve sen benimle fotoğraf çekildikden onbeş dakika sonra.Nasıl oluyorda çantandan çıkarıp Aras'ın tişörtünü verdin.İnsanların ağzına laf vermede duramıyor musun?dedi sert sesiyle."
"O tişörtü neden verdiğimi biraz düşünürsen hatırlarsın gerçi sen o gece benden kaçma planları kurduğun için hiçbirşeyi farketmemişsindir!"dedim sinirlenip.
"Eskide kaldı o kabullen artık!Madem tişört hala sende niye okulda veriyorsun!Artık sırf benim inadıma yaptığını düşünmeye başladım."dedi öfkeli sesi.
"Sen beni ilgilendirmezsin ama mademki benim başkasıyla görünmem seni rahatsız ediyorsa sorun sendedir belki!"dedim bağırarak.
"Bana sesini yükseltme."dedi öfkeli sesiyle.
"Senin böyle sinrili konuşman sorun olmuyor ama ben biraz yüksek konuşunca mı sorun oluyor?"dedim merakla.
"Sen canına mı susadın?"dedi bana yaklaşarak.
"Bana kafa tutmamayı ve bana inat yapmamayı öğren artık."dedi iyice yaklaşıp.Aramızdaki mesafenin az olması beni rahatsız ediyordu çünkü çoğu zaman temastan kaçınan bir insandım.Evet nadiren sinemada olduğu gibi sorun etmiyordum ama şimdi rahatsız ediciydi oldukça.Arkamda kutular olduğu için geri gidemezdimde.
"Biraz geri çekil."dedim onu hafif iterek.
"Ne oldu?Rahatsız mı oldun?"dedi ve geri bana yaklaştı.
"Evet rahatsız oldum şimdi çekil önümden! "dedim Ama o inatla daha çok yaklaştı bende kutulara çarptım neyseki hiçbiri düşmedi ağır oldukları için.
"Ne bu korkun?"dedi merakla.
"Kalbinin atışını netçe duyabiliyorum."
"Korkum senden değil kutuların düşmesinden."
"Yaa emin misin?"dedi çapkınca sırıtarak.
"Eminim."dedim net bir sesle ve o iyice yaklaştı bana ve yüzümle aynı hizaya gelmek için başını eğmişti.Nefesi bana vururken gerçekten korkmaya başlamıştım.Ben başımı yana çevirince hafifçe güdlüğünü işitmişim.Tek elini yanağıma koyup yüzümü pnun hizasına getirdi.
Ödün kopuyor değil mi?dedi sırıtarak sonra geri çekildi.
"Korkaksın."dedi ve tam gidecekken onu durdurdum.
"Korkak olan ben değilim sensin.Popülerliğin yok olacak diye...Ödün kopuyor değil mi?"dediğimde üzerime yürüdü sinirle.
"Ne dedin sen?"dedi sert sesiyle.İşte şimdi briaz korkmuş olabilirdim.Bana o acımasız gözleriyle bakıyordu yine.
"Dedim ki popülerliğin yok olacak diye ödün kopuyor değil mi?"dedim tekrar.Bana sinirle güldü ve çekip gitti.
Bende sınıfa ilerledim.Aras gitmişti sanırım ona bir borcum vardı.bitiminde hoc abeni erkeklerin antremanına çağırınca Beyza'yı da yanımda sürükledim.Maç başladığında cips yiyorduk.İlk başda herşey güzeldi sonra Çağrı oyuna girdi ve takımı iyice öne taşıdı.Sonr soyuna soktukları uzun esmer bir çocuk Çağrı ribant alacakken onu hayvan gibi itti ve çağrı yer düşürdü.Çağrı kalktı ama sinrilendiği her türlü belliydi.Sonra çocuk Çağrı'ya karşı çok daha rahat oynayınca kendimi tutamadım.
"Beyza kalk onların tarafına gidelim."dedim ve Beyza ile karşı takımın antrenörünün arkasına oturduk.Antrenör bizi farketmeyip Çağrı'ya karşı sert oynayan çocuğu çağırdı.
"Onu sakatla ayağa kalkamasın."dediğini duyduğumuzda Beyza ve ben şok içinde birbirimize baktık.Ve Çağrı'ya bağırmaya başladık.
"Beş numaraya dikkat et!"desemte Çağrı öfkesinden dolayı kimseyi dinlemiyordu.Biz yaklaşık beş dakika seslendik ama duymazdan geldi sonra ben koşarak koça ilerlerken onsesi duydum.
"Aah!"
Çağrı yerde kıvranarak yatıyordu.Engel olamamıştık telaşla onun olduğu tarafa gittim.Beyza'da Erdal koça sesleniyordu.O sırada bir sürü oyuncu arasından onun halini gördüm.
Dizi çıkmış olmalıydı.Acıyla bağırıyordu yerde beş numara ise hakemine işaret yaptı.Doktor hemen müdahale etti ve onu sedyeyle içeri aldı.O arada beş numaranın dediğini duydum.
"Yazık oldu."diyordu pislikçe sırıtarak.On beş dakika sonra bizim takım kaybediyordu ve arada oniki sayı fark vardı.Çağrı'nın zarzor koşarak Erdal koçun yanına geldiğini farkettim Beyza hala Erdal hcoa ile konuşuyordu ve Beyza'da koşarak aynıma geldi.
"Kanıtlayamayız diyor."
"Ne demek olmaz!Yanına kar mı kalacak?"
"Bekle biraz maç bitsin öyle bakalım derken Çağrı'nın sinirli bağırışını duydum.
"Koç beni oyuna al!İyiyim!"dedi ısrarla.
"Hayatta olmaz Çağrı daha demin dizin çıktı senin otur oturduğun yerde."
"Koç!İyiyim dedim ya!Al beni oyuna!"dedi inatla beş dakika sonra Koç mecbur oyuna aldı onu.Ve ne mi oldu?Maçı kazandık.Evet aradaki farkı üçlüklerle kapattılar ve kazandık!Beyza'da Kağan ile sevinirken ben kimseye çaktırmadan beş numarayı lavaboya ilerlerken takip ettim.
"Hey!"diye bağırdım arkasından.
"Oo hayranım filan mısın ?"dedi sırıtarak.
"Duymadığımı mı sanıyorsun?"dedim öfkeyle.
"Neyi güzelim?"
"Birincisi bana birdaha güzelim dersen senin o bol çalışan çeneni kırarım ikincisi bilerek kaptanı sakatladığını biliyorum!"dedim sinirle.
"Ne bu sinir güzelim sakinleş biraz."dediğinde yanağına güzel bir tokat attım.Bunu yapmazsam olmazdı.Dudağını sinirle ısırarak bana döndü tek eli ise yanağını tutuyordu.
"Sapık!"dedim sinirle.
Beni sertçe duvara ittiğinde başımı duvara çarptım.Ve gözüm karardı.O ise beni belimden tutarak duvara yaslamıştı.
"Güzelim o güzel yüzüne ve vücuduna zarar gelsin istemiyorsan birdaha bana bulaşma.Bu sakatlık meseleside aramızda kalsın öyle olmazsa ne yapabileceğimi az çok düşünürsün bence."Elini boğazıma koyup boğazımı sıkınca zarzor öksürdüm ve onu itemey çalıştım ama gözlerim gittikçe kararıyor nefessiz kalıyordum.O sırada kulağım zarzor bir ses işitti.
"Ülkü!"
Sesin sahibi yaklaştığı gibi benim boğazımı sıkan çocuğu önümden çekip aldı ve yumruğu geçirdi çocuğa.Ben yere düştüm ve nefes almaya çalıştım.Çağrı çocuğa bir iki yumruk daha indirip yakasındna tuttu.
"Seni birdaha benim olan birşeye dokunurken yada en ufak bir yaklaşımında görürsem mahfederim.Bu sadece benim olan için değil diğer insanlar içinde.Ölmekden korkuyorsan kendine hakim ol pislik."dedi ve hemen yanıma geldi.Gözlerim tamamen karanlığa büründü vebaşımda yere düşüverdi.
(Çağrı)
Ülkü komple yere yığılınca ellerimi bacaklarına ve sırtına koyup onu kucakladım.H8zlıca sahaya getirdiğimde Erdal hocada dahil Ülkü'yü tanıyan tanımayan herkes koştu.Sağlık ekibini çağırdılar ve bekletmeden hemen ordan beni içeriye yönlendirdiler.Ülkü'yü sedyeye bıraktım ve birşeyi var mı diye baktılar.
Başına darbe almış ayrıca boğazını sıktığı için nefessiz kalmış bir süre normale döndüğünde ağrı kesici verin.dediklerinde azda olsa rahat ettim.Ve Beyza'yı içeri aldırttım.Bende karşı takımın koçuna doğu ilerleyip tam karşısında durdum.
"Lavabonun önünde oyuncun yatıyor biraz hırpalandı git bak istersen."dedim ve gülümsedim.
"Sen!"dedi ve koşarak gitti.Bende geri Ülkü'nün yanına gittim.O uyanmadan taksiye taşıdım.Gözlerini takside açtığında şaşkınca bana baktı.
"Nereye gidiyoruz?"
"Benim evime."dedim açıkça.
"Ne?Neden?"dedi merakla.
"Konuşacağız seninle küçük hanım.Şimdi uzanmaya devam et.Başına darbe yemişsin."dediğimde sustu ve uzandı.
Anlamadığım şey şuydu.Eğer Beyza'nın dediği gibi beş numara beni kasten sakatladıysa bile Ülkü neden onun peşinden gitti ve beş numara neden boğazını sıkıyordu?Kameralarada bakamamıştım aceleden.
Eve geldiğimizde indik ve sakin adımlarla girdik eve.
"Anlat şimdi ne olduda senin boğazını sıkacak kadar ileri gidebildi?" dedim merakla.
"Ona tokat attım."dediğinde şaşkınca ona baktım.
"Onu tanıyor musun?"dedim şaşkınca.Geçmişleri mı vardı?
"Hayır.Bana güzelim dedi."
"Neden?"
"Ne bileyim ben ,sana yaptığını duyduğumu söyledim oda güzelim dedi ben deme dedim o deyincede tokat attım."
"Manyak mısın sen?"dedim sinrile.
"Ne haklıydım!"dedi hemen.
"Benden sana ne? Niye gidip racon kesiyorsun herife."
"Bilerek yaptı diye sinirlendim ben seninle alakası yok zaten."dediğinde güldüm.Tabi ya hiç yoktu.
"O yüzden mi boğazını sıktı yani?"
"Evet de sen niye yumruğu geçirdin çocuğa.Benden sana ne?"
"Beni kendi silahımla vuramazsın."dedim.
"Benden sana ne?"dedi tekrar.
"Sorun sen değilsin ,onun birine böyle yakın temasta bulunması."
"Tabi ya öyledir."dedi gülerek.
"Birdaha benim işime karışma.dedim.
"Sende benimkine."dedi.
"Seninkine karışmasaydım orda sana neler yapardı aklım almıyor."dedim açıkça.
"Orda beni geberirken görsende gelme.Ayrıca senin olduğumuda nerden çıkardın?"
"Onu orda söyledim senden uzak dursun diye."
"Durmazsa ne olur?"
"Ebenin nikahı olur."dedim en son.Ne ima ediyordu?
"Ayıp ya!"dedi bağırarak.
"Hiçde değil şuan seni boğmaya çalışan çocuğu savunuyorsun bence."dedim sinirle.
"Gidebildim evden."dedim sinriel.
"Kalmak istemiyorum zaten beni bırakan birinin evinde.Sen sadece bana muhtaçtın ev bunu bilerek gittin."
(Ülkü)
"Öyle sinirli bakıyordu ki bana anlatamam."
"Hadi dürüst olalım."dedi birden.
"Olalım!"dedim sinrile.
"Eğer sen bana izin vermeseydin ana o kadar yakın davranmazdım!"dedi öfkeyle.
"Eğer bana bir enkaz gibi yıkık dökük gelmeseydin sana izin vermezdim!*dedim öfkeyle.
"Sadece bir hataydı!Ama sen izin vermesen o hatadan dönerdim ben."dedi sert sesiyle.
"Bana darmadağın geldin!Kıpkırmızı gözlerle dağılmış bir saçla karışık bir kafayla geldin ve bana anlattın herşeyi!Sana sırtımı dönemezdim!"
"Bal gibide dönerdin sen dönmemeyi seçtin."dedi sertçe.
"İyi gidiyorum ama birdaha gelirsen sana izin vermem!dedim öfkeyle ve çekip gittim evden.Wve geldiğimde annem şaşırtıcı bei şekilde özenle giyinmiş süslenmişi.
"Ne oluyor anne?"dedim gülümseyerek.
"Annen yılın en iyi çalışanı ödülüne gidiyor bebeğim!"dedi ve dans ederek öptü beni.
"Ben çıkıyroum!Yemek ye.Çok geç dönerim bekleme beni."dedi ve gitti.Bende yemek yedim ve atıştırmalık tabağı alıp diziye başladım.İyice uykum gelmişti.Saat gece ikiye gelirken kapı çaldı.Annem erken döndmüşüe diye koşarak akpıya gittim.Kapının karşısında Çağrı vardı.Yorgun gözler ve dağınık saçlar tam önümdeydi.Kara gözleri bana acıyla bakıyordu üzeri biraz toprak olmuştu nedense.
"Sen..."dedim ama devamını getirwmeden boynuma sarıldı.
"Çağrı ne oluyor?"dedim merakla.
"Üzerin neden toprak?"dedim telaşla.Çıt çıkmıyordu sadece çok hızlı atan kalbi dolu gözleri vardı.Ama asla bir damla bile yaş düşmedi o gözlerinden.
"Ne oluyor ? Korkutma beni! "Dedim telaşla.
"Onu gördüm..."dedi sadece kısık sesiyle.
"Kimi ?"dedim merakla.Hala yerimden kıpırdıyamıyordum.
"Annem ordaydı Ülkü.Tam karşımdaydı..."
"Ama annen..."
"Biliyorum.O gitti ama gördüm işte mezarın başında bana bakıyordu Ülkü..."
"Çağrı sen...Sen tek başına gece gece mezarlığa mı gittin?"
"Yine geldi rüyama mezarlığa gel dedi.Gittim ordaydı Ülkü..."dedi zarzor.
"Çağrı..."dedim ama ona bunun sadece üzüntüsünün ve stresinin ona olan bir oyunu olduğunu söyleyemedim.Sonra beni terkedişi geldi.
"Çağrı evine git haydi.Yada ben bırakayım seni yanında geleyim."
"Ülkü lütfen..."
"Çağrı bir kez daha beni kullanıp atamazsın.Ben senin sığınabileceğin bir mağaradan fazlasıyım."dedim.tam ondan ayrılmış arkamı dönmüş gidecekken dediği beni durdurdu.
"Bari sen bırakıp gitme Ülkü."dediğinde orada kaldım ve kendime hakim olamadan gözlerim doldu.
"Bari sen bırakıp gitme Baba.."O gün gözlerim kanayana kadar ağlamıştım ben...
"Ülkü yalvarırım...Bari sen gitme..."dediğinde kazık gibi çakıldım kaldım oraya bende aynısını babama demiştim...Geri döndüm ve gözlerine baktım sonra ise kalıyı kapatmak için ilerledim ama ayağını araya koydu.
"Lütfen..."dedi yalvarır gibi.
"Olmaz Çağrı evine git."dedim ve kapıyı kapattım.Sonra koltuğa uzandım ve kısa bir uykuya daldım gözümü ise öksürük sesiyle açtım.Merakla pancereey ilerledim.Sonra şok içinde ona baktım.Hala bu soğuğa rağmen yere oturmuş kapıyı açmamı bekliyordu.
"Çağrı gitmezsen Kağan'ı aramak zorunda kalacağım."dediğimde acıyla gülümsedi.
"Beni onun burdan kaldırabileceğini mı sanıyorsun?"dediğinde içeri geçtim ve Beyza'da Kağan'ın numarasını alıp aradım.
"Alo.Kağan ,benim Ülkü."
"Birşey mi oldu Ülkü?"dedi merakla.
"Çağrı evimin önünde ve gitmiyor."
"Nasıl yani?"dedi şaşkınca.
"Bir nedenden dolayı gelmişti ona yardım edemeyeceğimi söyledim ama gitmiyor gelip alabilir misin onu?"dedim merakla.
"Malesef Ülkü gelemeyeceğim."dediğinde anlayışla karşıladım ve kapattım.
"Ülkü lütfen..."diye sesleniyordu bana.
"Çağrı evine git dedim ya."
"Ülkü ben zaten evimdeyim."dedi birden.Bu sözü yüzüme bir tokat gibi çarparken o dolu gözlerine baktım dağınık saçlarına.
"Çağrı bak beni zor duruma sokma hadi git."dedim ve eve girdim ama uzun bir süre orada oturdu.Soğukda sadece ince bir ceketle orda uyuya kalmıştı.Ama hiç iyi bir uyku çekiyor gibi kıvranıyordu sürekli en son telaşlanıp yanına gittim ve dizlerimin üzerine çöktüm.
"Çağrı.Uyan haydi."dedim ve biraz dürttüm onu kabus gördüğü belliydi.Pat diye nefes nefese kalktı
ve ilk işi etrafına bakınmak oldu.
"Sadece bir kabu-"derken beni kendine çekip sarıldı.Kalbi çok hızlı atıyordu gereğinden çok daha fazla hızlı...Elleri boynu yüzü buz gibi olmuştu.
"Çağrı..."dedim ama devamını getiremedim.
"Neden hep onlar?"dedi acı dolu bir sesle.Bedeni zayıf düştüğünü belli ediyordu.Sarılışında bile bir sakinlik hafif dokunuş vardı.
"Geleyim yanına lütfen."dedi bana sarılırken.
"Gel."dedim en son.Elinden tutup eve sürükledim onu sonr adam getirip dolaptan battaniye çıkardım iki tane.Ben battaniyeleri çıkarırken çketi beni yanına ve kollarını sardı iyice.
"Neden hep onlar Ülkü...Neden?"dedi hüzünle.
"Buz gibi olmuşsun."dedim ve battaniyeyi çekip üzerine örttüm.Beni iyice yakınına çekti ve üzerime onun için getirdiğim örtüden örttü.
"Benim örtüm var geri çekiley-d"erken böldü beni.
"Böyle kal ."dedi beni bırakmayıp.
"Çağrı annem bizi görecek ve bana patlayacak olay."dediğimde umrunda değildi başını boynumun hizası koydu ve bana sarıldı iyice.
"Korktum."dedi bana sarılırken.
"Neyden?"dedim merakla.
"Annem gibi mükemmel bir kadını daha kaybetmeden,ona karşı hata yapmakdan,onu anneme yaptığım gibi kırmakdan..."dedi.
"Korktum Ülkü ben senide kaybederim diye korktum."Dedi azda olsa sakinleşmiş sesiyle.Sonra elimi tuttu ve saçlarına yerleştirdi.
"Saçlarımla oynar mısın?"dediğinde diyecek birşey bulamadım.
"Lütfen..."dediğinde saçlarıyla oynadım biraz o ise iyice bana sarıldı ve uyuya kaldı.
Kollarımda biri vardı.Ve bu biri beni her hamlesinde şaşırtıyordu.
Bu çocuk dıştan buz gibiydi içten ise sır dolu, yaralı bir çocuktu...En önemlisi bu çocuğun taşanda olsa bir kalbi olduğunu düşünmeye başlıyordum...
