İçeriğe geç

Forma Numarası 6

Bölüm 28 · 8 dk okuma

Forma Numarası 6

Bölüm 28

Bir Çift Göz

"Alo?"dedi tekrar.O an anladım ses Kağan'ındı...

"Kağan Çağrı'nın telefonu neden sende?"dedim telaşla.Sesim titriyordu ister istemez.Derin nefesler alıp veriyordum.

"Ülkü...Sakin ol."dedi sadece.

"Kağan telefon neden sende?Çağrı nerede?"dedim telaşla.

"Ülkü hastanedeyiz.Şuan telefona bakabilecek bir durumda değil."dedi birden.Ne dediğini anlayamamış gibi tekrar düşündüm.Nefesim kesildi.

*Hastane...Neden hastanedesiniz?Ne demek bakabilecek durumda değil?"dedim gözlerim dolmuştu istemsizce.

"Ülkü Çağrı kaza yaptı motorla...Biz sana söyleyemedik böyle endişelenirsin diye."dedi.Hemen dolabı açtım ve giyecek şeyler buldum.

"Konum at geliyorum."

"Ülkü bak kendini yorma şuan-"

"Konum at !"dedim sert bir şekilde.

"Tamam."dedi ve kapattı.Annemi uyandırdım.

"Anne ben hastaneye gidiyorum."dedim hızlıca.

"Ne oluyor?"dedi merakla.

"Çağrı kaza yapmış birşeyi yok."dedim .

"Haber ver annem."dedi.

"Tamam."dedim ve taksi ile hastaneye gittim.Gidene kadar duramamış ağlamıştım.Girer girmez kapıda beni Kağan karşıladı.

"Nerde?*dedim merakla.

"Tek kişilik odaya aldık az önce."

"Nasıl oldu kağan niye haber vermediniz ?"dedim ağlayarak.

"Herşeyi anlatacağım sakin ol o iyi."dedi.

"Ne zaman oldu?"dedim merakla.

"Bugün biz okuldayken."

"Ve ben şuan öğreniyorum!"dedim sinirle.Odaya gelmek üzereydik.

"Sen çok telaşlanırsın diye söylememiştik çok ciddi olsa söylerdik."dedi.

"Ne kadar korktum biliyor musun?"dedim.Sonra odaya girmeden ona döndüm.

"Dürüst ol.Ağır birşeyi var mı?"dedim ağlayarak.

"Hayır sol kolu kırık morluklar var vücudunda, sakin ol ,içerde."dedi ve kapıyı açtı bana.Derin bir nefes aldım ve içeri girip ona baktım.Başı kanamıştı anlında sargı vardı.Tek kolu sargılıydı kolları çizik ve morluk içindeydi ,serumda takılıydı... Çantamı bırkaıp gözyaşlarımı silerek yanına sandalye çektim oturdum ve elini tutup ona baktım.

"Ne oldu sana?"dedim burnunu çekip.Uzun bir süre onun yanında durdum sonra Kağan'dan olanları öğrenmek için yanına gittim.Hastanede biraz dolaşarak konuşmaya başladık.

"Bak Çağrı seni böyle görmek istemez ağlama."dedi.

"Böyle birşey olduğunda ilk benim haberim olmalı Kağan!"dedim netçe.

"Böyle olacağını biliyorduk söyleyemezdik."

"Nasıl olmuş?"dedim merakla.

"Okula gelmiş aslında sonra seni Aras'la görmüş.Binmiş motora geri dönmüş motoru sürerken alkollünün biri çok hızlı çarpmış.Kamera kayıtlarında Çağrı'nın motorla baya sürüklendiği görünüyor.Kask varmış Allah'tan.Herşeye rağmen kalkmış kendini yolun kenarına atmak için.Belli bilinci yerinde değil, başı dönmüş düşmüş zaten alkollünün yanındaki inmiş Çağrı 'yı o halde itmiş küfür filan etmiş.Sonra kaçmış o ikisi.Çağrı'yı da yoldakiler farkedip ambulansı aramış."

Diyecek laf bulamadım.Benim yüzümdendi...

"Plaka var mı?"dedim merakla.

"Yok.Plakada yok.Kamera kaydıda çok iyi değil zaten."dedi.Sonra beraber yukarı çıktık.Kağan koltuğa oturup uyudu.Bende sandalyede Çağrı'nın elini tutarak onu izledim.Sonrada ağlarken uyuya kaldım.Gözlerimi elini elimden çekmesiyle açtım.

"Çık odadan."dedi sert ses.Ben kendime geldiğimde onun bana olan duygusuz sert bakışlarını gördüm.

"Ne?"dedim şaşkınca.

"Çık odadan dedim sana."dediğinde Kağan uyandı ve ayaklandı.

"Çağrı..."dediğimde Kağan çıkmamı söyler gibi dürttü beni.

"Çık git odadan!"dedi sinirle.Elimi itti sonra.Ben ağlamaklı yüzümle ona bakıyordum.Konuşamıyordumda.Kağan beni tutup kaldırdı.

"Ülkü hadi..."dedi.

"Çık!"dedi Çağrı öfkeyle sesi yüksek çıkıyordu can yakıyordu...Kağan ben çıktığım an kapıyı kapattı.Ben kapının önünde ellerimi yüzüme kapatmış ağlıyordum.İçerdne ise Çağrı'nın yüksek sesi geliyordu.

"Çağrı niye böyle yapıyorsun?"dediğini dudyum Kağan'ın.

"İstemiyorum! Gitsin."dedi Çağrı.

"Niye?"

"Şuana kadar benimle değildi!İstemiyorum onu!Gitsin Aras'ın elini tutsun!"dedi.Çağrı kalkmaya çalışmış olacakki Kağan bağırdı.

"Kalkamazsın!"dedi hemen.

"Alsın çantasını gitsin!Bir dakika daha burda durmasını istemiyorum!Onu görmek istemiyorum!"dedi öfkeyle.Ben yere oturdum ve hıçkırıklarımı tutamadım.Sonra çantamı umursamadan kalktım.Kağan o arada kapıyı açıp bana bakacaktı.Ben kalkıp gitmeye başladım hızlı adımlarla.

"Çağrı kız gidiyor Çağrı!"dedi ama Çağrı'dan tık gelmiyordu zaten.Ben bahçeye indim ve derin nefesler almaya çalışıp banka oturdum.Ben gözyaşlarımı silerken bir teyze yanıma oturdu.Belliki yaşı çok vardı.

"Birini mi kaybettin yavrum?"dedi merakla.

"Yok ,Allah korusun."dedim durduramadığım gözyaşlarımı silmeye çalışarak.

"O zaman niye böyle içli içli ağlıyorsun?"dedi merakla.O kadar içli mı ağlıyordum gerçekten?

"Oda numarası altıda motor kazası varya benim yüzümden oldu."deidm ağlayarak.

"Sen o içli içli feryat eden o delikanlının sevdiği kızsın ha..."dedi birden.

"Nerden biliyorsun?"dedim merakla.

"Yan odadaydım.Tüm gün ben ne hata yaptım dedi ,niye başkası dedi ,niye gelmiyor dedi başka birşey demedi."deyince daha çok ağlmaya başladım.

"Ya ben bilmiyordum onun orda olduğunu ki..."dedim ağlamaya devam ederek.Teyze sırtımı okşadı.

"Olur bazen birşeyler yavrum.Önemli olan birşey olması değil o şeyin çözülememesidir."dedi.

"Ben nasıl çözeceğim bilmiyorum ki."dedim.

"Olanla, ölene çağre yok kuzum.Sen önüne bak telafi et ,değerini bil."dedi.Huzur verici sesi beni sakinleştiriyordu.

"Başka ne dedi peki tüm gün?"dedim merakla.

"Konu bir sendin güzel kızım.Bırak mal varlığından bahsetmeyi kendi yaralarından bile bahsetmedi bir kez.Tek derdi sendin.Niye gelmedi,nerde,iyimi,niye o,niye ben değil,onunla mı şimdi ,gelmeyecek değil mi...Delikanlı sana sevdalanmış belliki.Bunları dedikden bir süre sonra sinirlendi tabi.İstemiyorum onu ,gelmesin,uzak dursun benden,çok yakınlardı,şimdi onun yanındadır ,aklına bile gelmemişimdir...Duyguları karışmıştı ama aklı bir sendeydi.O kadar üzüldü ,sinirlendi ve yorduki kendini sakinleştirici verdiler.Hem izledim hem duydum."dedi.

"Şimdi vakit kaybetme git yanına geç olmadan sana istediği kadar bağırsın kırsın kızsın ama sen konuşmayı dene.Güven bana."dediğinde sarıldım ona.

"Kendine çok iyi bak güzel teyzem."dedim ve kalkıp göz yaşlarımı silip yukarı çıkmaya başladım.Çıktığımda Kağan koridorda elinde çantamlaydı.

"Çantayı elinden alıp odanın kapısını açtım.Sonra ona döndüm."

"Gelme."dedim ve kapattım.

"Ya git dedim sana git!"dedi sinirle.Çantayı hızlıca kenara bıraktım.Ve karşısına geçtim.

"Gitmiyorum.Beni dinlemek zorundasın."dedim ve sandalyeye oturdum.

"İstemiyorum seni çık git !"dedi tekrar.Öfkelendiğini biliyordum.

"Gitmeyeceğim!"dedim sert bir şekilde.

"Sen gitmiyorsan ben gidiyorum."dedi ve ayağa kalkmaya çalıştı.Onu hafifçe iterek geri oturttum.

"Gitmiyorsun."dedim ve bende tekrar oturdum.

"Ülkü çıkıp gitmezsen güvenliği çağıracağım."

"Çağır."dedim sakince.

"Kağan gel al şunu!"dedi sinirle.O öyle deyince kalkıp hastane odasının kapısını kilitledim.Önünede sandalye koydum.Kağan duymamıştı zaten.

"Ülkü görmek istemiyorum seni anlamıyor musun!"dedi öfkeyle.

"Anlamıyorum!Beni yine dinlemeden yargılamanı anlamıyorum ."dedim pes edip ağlamaklı bir sesle.O an bakışı yumuşuda.

"Hep aynısını yapıyorsun!Daha olayın aslını öğrenmeden bana kızıyorsun ,en ufak şeyden bile kıskanıyorsun!Sonra olan sana oluyor şimdide olduğu gibi!"dedim ağlayarak.Belki şuan ağlıyorum diye güçsüz sandınız beni.Ama inanın umrumda değil çünkü güçsüz insan yoktur.Yorulan insan vardır.O sadece gözlerime bakabildi.Tek bir kelime bile edemedi sözlerim karşısında.

"Biliyorum rahatsız oluyorsun ama sen istiyorsun diye birini hayatımdan çıkaramam.Yada o istiyor diye seni hayatımdan çıkaramam!En ufak birşeyden kıskanıyorsun bunuda biliyorum ama benim normal hayatım bu zaten!Tek istediğim bilmeden bana bağırma..."dedim ağlayarak.

"Kötüyüm diye bana iyi davranıyor mutlu etmeye çalışıyordu sen gördüğünde yanlış anlamışsın!Sabahtan beri atmadığım mesaj kalmadı ,defalarca aradım!Başına birşey geldi diye çok korktum!Öğrenince buraya geldim ama sen yine dinlemedin!"dedim.Sonra ayağa kalktım burnumu çektim ve çantamı hızlıca alıp kapıdan gidecekken kalkmaya çalıştı seslendi ama durmadım.Evime gittim ve ve üzerimi değiştirdiğim gibi yatağa uzanıp okul saati gelene kadar uyudum.Gözlerimi açtığımda annem kapıyı çalıyordu.

"Tatlım uyandın mı?"dedi merakla.

"Evet.Gelebilirsin."dedim uykulu şekilde.İçeri girdi ve yanıma oturdu sonlara gözlerini kısarak yüzümü inceledi.

"Ağladın mı sen?Gözlerin şişmiş."dedi birden.

Hayır."dedim .

"Bak bana herşeyi anlatabilirsin.Gecede haber vermedin zaten."dedi.

"Birşey yok anne."dedim ve kalkıp yüzümü yıkadım hala odamdaydı.Odama geri geldim ve saçlarımı tarayıp topladım.

"Tatlım ağlamışsın , anlat haydi.Çağrı'ya birşey olmadı değil mi?"dedi

"Hayır, hayır o iyi."dedim.

"Kavga ettiniz o zaman."

"Anne bu konu hakkında konuşmak istemiyorum."dedim.

"Bak herkes tartışır sorunu bulup çözmelisin.*dedi.Bir an ağzımdan istemsizce bir cümle çıktı.

*Sorun onun davranışları anne!*dedim istemsizce yüzüm bozulurken.Burnum kızarmıştı buda ağlayacağım demekti.

"Tamam.Ben gideyim."dedi sinirlendiğimi anlayarak.Sinirimin ona olmadığını biliyordu.Ben göz altlarıma baktım.Evet baya kızarmış ve birazda şişmişti.Giyinip okula geçtim.Sabah olmuştu bile ve uykusuz birbgece geçirmiştim.Okula girdiğimde beni bekleyen Aras'ı gördüm.

"Günaydın bal."dedi gülümseyerek.Sonra gözlerime baktı.

"Ağladın mı?"dedi merakla.

"Hayır."dedim.

"Sorun ne?"dedi merakla.Bahçede yürümeye başladık.

"Önemsiz bir konu."dedim ve konuyu kapattım.

"Sen bilirsin ama ağlama lütfen."dediSonra kolunu omzuma doladı.Benim sağımda duruyordu eli ise onzumun sol tarafından sarkacak şekildeydi.

"Kolu mu kırılmış onun?"Heryeri yara ve çizik."dedi.Onun baktığı yöne baktım.Ordaydı...Çağrı daha ikinci günün sabahı hastaneden çıkmıştı.Ve bunu yapmaması gerektiğini ikimizde biliyorduk.Ben Çağrı'ya baktığımda etrafında takımdaki oyuncular vardı birde Kağan.Kalabalık arasından kimseyle konuşmuyor sadece bana ve Aras'a bakıyordu.

"Evet kolu kırılmış."dedim nefesimi burnumdan vererek.

"Gidip ne olduğunu sormayacak mısın?"dedi Aras şaşkın bir şekilde.

"Hayır ,konuşmak istediğimi sanmıyorum."dedim.

"Ne?"dedi dahada şaşırarak.

"Konuşmuyorum onunla."dedim ve Aras'la beraber yürümeye devam ettik.Çağrı bizim yanımıza gelecekten Beyza önüne atladı ve durdurdu onu.Ben ise gözlerimi onun üzerinden çektim.

Ne konuşacak halim vardı ne de gücüm.O an Aras'ın kolundan sıyrılabilirdim ama yapmadım.Temas sevmiyorum ve kimseyle yakın olmak gibi bir merakımda yok ama sırf Çağrı görsün diye geri çekilmedim ve göz temasını kesmedim.Bir kez olsun benim karar verdiğimi görsün istedim ,bir kez olsun beni kıskansın ama birşey yapamasın istedim...İstediğim gibide oldu.Siniri sonuna kadar çattığı kaşlarından sert ve duygusuz bakışından belliydi.Sanki Aras'ı öldürecek gibi bakıyordu.İlk başlarda yani onun hislerini bana itiraf ettiği zaman beni kıskanmasını anlıyordum ve yakında beni unutacağını geçici bir heves olduğunu sanıyordum.Ama öyle olmadı.Bırakın beni unutup geçici bir heves olmasını o gün geçtikçe dahada kıskandı beni.Şimdi ise çıldırmış gibiydi.Sargılı kolundaki yumruğunu bile sonuna kadar sıkıyor olmalıydı ki eli kızarmıştı.O bize doğru gelecekken Kağan tuttu ve durdurdu.Çağrı'nın kulağına birşey fısıldadı.Çağrı dudağını dişleyerek geri adım attı,derin bir nefes aldı ve kafasını salladı kendine gelmek için.Sonra yavaşça sakinleşip ellerini ceplerine koydu.Kağan ona her ne söylediyse o sakinleşmeyi başarabilmişti.Keşke söylemeseydi dedim ve çokda merak ettim o an.Sonra Aras ile onun sınıfının öndeki duvarın orda durup sohbet etmeye başladık.

"Bu aralar okul itiraf sayfası sakinledi.Bizi yada Çağrı ile seni paylaşmayı bıraktılar."dedi.

"Evet aslında bizi paylaşmaları o kadar umrumda değil."dedim.O an yanımızdan geçen kişilerin Kağan ve Çağrı olduğunu farketmemiştim.Çağrı duyduğunda biraz duraksadı ve derin bir nefes alıp devam etti.

"Çağrı ile konuşmuyor musun herşeye rağmen yaralanmış?"dedi merakla.

"Konuşmuyorum."dedim netçe.

"Güzel."dedi gülümseyerek.

''Bakıyorumda çok sevindin."dedim gülerek.

"Evet baya güzel oldu."dedi gülümseyerek.Sonra o sınıfına girdi bende kendi sınıfına gittim.İki ders sonra ben Aras'la bahçede otururken herkese aynı anda bildirim geldi.İkimizde birbirimize baktık.

"Biz miyizdir sence?"dedi merakla.

"Belki."dedim ve telefonlarımızı açtık.Şanslı günümdeyim!Ben yokum!

"Değilmişiz."dedim gülerek.Ekrana Çağrı'nın fotoğrafı çıktı.Altında ise bir yazı vardı.

"Kaptanımız yaralanmış sebebi merak konusu ah birde bu bakışının yorumlanmasını size bırakıyorum."

Ben kaşlarımı çatarak dikkatimi çekmeyen bakışın yorumlarını okumaya başladım.

"Aman tanrım bakışındaki öfke ve kıskançlık duygusunu birtek ben görmüyorum değil mi?"

"Yuh ama acaba kime böyle bakıyormuş?"

"O değilde umarım ressam kıza bakmıyordur o kız iyiymişde."

Gördüğüm yorum ile gözlerim kocaman açıldı.Aras o yorumu daha görmemişti.Ben görmemesi için dua ederken telefondaki bakışlarını bana çevirdi.Sonra sinirli bir ifadeyle geri baktı telefona.Ben telefonuna baktığımda yoruma cevap yazdığını gördüm.Hemen ona doğru atılıp telefonu kapmaya çalıştım ama yapamadım ayağa kalktı ev yukarı benim yetişemeyeceğim şekilde kaldırdı telefonu.

"Yorumu sende gördün değil mi?"dedi bana bakarak.

"Evet ama cevap veremezsin!"dedim telaşla.

"Niyeymiş?"

"Dedikodunu yaparlar ressam kıza aşık diye!"diye bağırdım.

"Aşığım zaten!"dedi.Sonra telefonu açıp yazmaya başladı bende ne yazacağını merak ettiğim için telefonumu açtım.

"Eğer ressam kıza baktığını görürsem o gözlerini oyarım."

"Aras ne yapıyorsun!Sil hemen!"dedim bağırarak birde kendi hesabından yazmıştı.Ben telefonu almak için onun üzerine giderken telefonu yukarı geriye kaldırıyordu ve ben zıplasamda alamıyordum.İşte tam o an farkettim bize bakan kalabalığı.Ama sorun kalabalık değildi.Sorun kalabalığın arasından bana bakan bir çift gözdü.İki gözü herşeyi söylüyordu sanki açıkça.Çağrı ,Aras'ın dediğini duymuştu...Bizi öyle görmüştü...Ve şimdi hiçbirşey kafasındkai o düşünceleri değiştiremeyecekti...

Bölüm sonu

2 yorum