(Ülkü)
Kıskançlık ne midir?Bence kıskançlık sevdiğin önemsediğin belkide aşık olduğun birinin yanında kendinden başka flörtleştiği birini görünce sinirlenmek ve ikisini ayırmak istemekdir.Kıskanırken istemsizce güleriz ya hani o niye olur biliyor musunuz?
Beynin senin artık daha fazla acı çekmeni engellemek ister .Beyin onu unutturamaz çünkü ayrılığın ne olduğunu bilmez.Anlayamaz.Beyin siz o kişiden vazgeçseniz bile bunu bilmediği için aynı duyguları üretmeye devam eder.Ama her gördüğünüzdede sizi içten içe dürter.Bence kıskanırken yada o kişiye sinirlenince gülmemizin nedeni tıpkı ayrılıkda olduğu gibi beynin sizi mutlu edecek hormonlar salgılamaya çalışmasıdır.
Ben doğru düzgün kimseyi kıskanmadım ama beni kıskananıda salağa yatarak unutmaya çalıştım.Çağrı'nın beni kıskandığını farkettim.Ama neden mi umursamadım.Çünkü ne yapacağımı bilmiyorum.Kıskanmadıdığım biri beni kıskanıyorken normal hayatıma devam ediyorum ama o gittikçe sinirleniyor.Kavganın nedeninin Çağrı'nın bu sinirinden olduğunu düşünüyorum.Çünkü ben Aras ile el eleyken bize nasıl baktığını gördüm.Benim yanımda her erkek gördüğünda bana nasıl baktığını gördüm.Aras ve Çağrı iki kez birbirine girdikten sonra hocaların ve birkaç bilmediğim numaranın beni aradığını farkettim.Ama hiçbirini açmadım.Annem aradığında ise ona sadece iyi olduğuma dair mesaj bırakıp kapattım telefonu.Dabah 55 kez aranmıştım ama kimseye geri dönmedim.Okula her ne kada eğitmek istesemd ebugün asla kaçırmamam gereken bir dersim vardı.Olabildiğince kimse beni tanımasın istiyordum bu yüzden şapka taktım ve ve okula girdiğimde basım eğik yürümeye başladım.Beni her gördüklerinde dedikodumu yapanlar şimdi ben olduğumu bilmediği için susuyordu.Elimdeki telefonla yürürken farketmeyip birine çarptım ama kime çarptığıma dikkat etmeden hızlı adımlarla uzaklaştım ordan.Sınıfa girip rasgele bir bri yere oturdukdan sonra kimse beni umursamadı.Ders başladıkdan saniyeler sonra biri girdi içeri.
Müdür yardımcısı ve Erdal Hoca...
"Biz Ülkü'yü alacaktıkda burada mı kendisi?"dedi müdür yardımcısı.Hafifçe elimi kaldırınca herkes bana baktı ben ise basımı kaldırmadan ellerimi ceket cebine koyarak yanlarına gittim.Sınıftan cıktığımızda kadın müdür yardımcımız bana döndü.
"Sanırım seni neden çağırdık biliyorsun."dedi.Hafifçe kafa salladım ve odasına geçtik.
"Buraya o ikisini çağırmadık çünkü yine atışmalarından korkuyoruz.Ayrı ayrı konuşuğumuzda ikisinin ağzınıda bıçak açmadı."dedi ve bana baktı.
"Ama sen anlatabilirsin bence.Videoları gördük."dediğinde utanç içinde gözlerimi kaçırdım.
"Neden kavga ettiler ve bunun seninle ne ilgisi var?"dedi merakla.
"Bende bilmiyorum."dedim.
"O zaman neden kavgada Çağrı'nın üzerine çıkıp ona bağırdın?"dedi.
"Çünkü Çağrı,Aras'a vurdu."
"Yani ilk Çağrı başlattı ."dediğinde itiraz etim.
"Hayır!"
"Aras mı?"dedi merakla.
"Hayır."dedim yine.
"Kim başlattı kavgayı Ülkü?Az önce bence Çağrı olduğunu bize açıkça söyledin."dedi.ben sustum ve konuşmadım.Erdal hocaya döndü Müdür yardımcısı.
"Çağrı ile tekrar konuşun isterseniz.Ceza vermediğimize bakmayın normalde uzaklaştırma alırdı ama takımda önemli bir yere sahip diye ceza vermeyin dedi müdür bey.Yani iki oyuncunuzda ucuz kurtuldu.Çıkabilirsiniz Hocam."dediErdal hoca teşekkür edip çıktı.Sonra kadın müdür yardımız yine bana döndü.
"Ülkü bence bildiğin ama anlatmadığın şeyler var biz sadece öğrenmek istiyoruz birdahaki kavgayı önlemek için ikisinede ceza verilmeyecek ceza verilecekse üçünüzede Erdal hoca hafif bir ceza verir.Şu yaşta yaptıkları hiç hoş değildi.Şimdi bildiklerini anlat lütfen."dediğinde ona baktım ama sustum.
"Çağrı Erdal hocadan illaki ceza alacak biliyorsun değil mi?Yani eğer başlatan Aras ise şimdi itiraf et."dediğinde sustum ve hiçbirşey söylemedim.
"Anladım.Çıkabilirsin."Arda ve Çağrı Erdal hocanın yanında sende git.dediğinde kalkıp sahaya gittim.Onları gördüğümde hoca Çağrı'yı ter içinde bırakmış koşturuyordu.Aras ise daha başlamamış Çağrı vücudundaki morluklarla koşuyordu.Koşarken boynunun arkasının morarmış olması dikkatimi çekti.Sonra aklıma geldi.Onu ben yapmış olmalıydım.Yakasını öyle sert çekmiştim ki ensesi morarmıştı.Ben sahaya ilerlerken bana baktığını gördüm.Erdal hocanın aynın aoturdum sonra.
"Kaç turun kaldı?"diye bağırdı çağrıya
"76!"dedi çağrı bağırarak içimden 76 mı diye bağırdım adeta.Nedne o kadar fazla koşuyordu ki?
"Başlatmayacaktın o kavgayı kaptan!"dedi sonra Erdal hoca.Ben şaşkınca baka kaldım.Ben söylemesem bu kadar çok koşmayacaktı yani...Erdal hoca bize döndü.
"Siz ikiniz 25 tur."dediğinde ben kalkarak şapkayı çıkardım ve ceketi kenara koydum .Erdal hoca çıkınca Aras hemen yanıma geldi.
"İyi misin?"dedi merakla.
"Niye vurmadın ona?"dedim merakla.Yavaştan koşmaya başlamıştık.
"Vurmak istemedim."dedi.
"İyide öncekinde vurmuşsun."dedim.
"Bilmediğin şeyler var."dedi birden.
"O zaman biriniz anlatın."
"Bence hiç zamanı değil bunların.Sen nasılsın?"Videoyu görmüşsündür.
"Ben sakinim.Olmam gerekenden çok sakinim.Ama birine patlayacağım en sonunda.Sen nasılsın yüzün dahada acıyordur şimdi."
"Biraz ."dedi.
"Kavgayı neden onun başlattığını söyledin?"dedi merakla.
"O başlatmadı mı?"dedim merakla.
"O başlattı ama sen konuşmazdın sanıyordum.Beni cezanın bir kısmından kurtardın teşekkür ederim."
"Ağzımdan kaçırdım aslında.Tam olarak o başlattı bile dememiştim..."
"Yinede teşekkürler."dedi.Biz konuşurken Çağrı yanımızdan geçip gidiyordu hızlıca.Sonra bizde susup devam ettik.Aras bitirmiş beni bekliyordu.
"Sen git."Beni bekleme çıkıştada.dedim ve hafif gülümseyerek el salladım.
"Emin misin? "Dedi merakla.
"Evet!"dedim ve gitti.Ben sakince koşmaya devam ederken Çağrı bana olabildiğinca bakmıyor gibiydi.Biraz yavaşladı ve suyunu alarak koşmaya devam etti.Suyunu içip kenara geri bıraktı.Ona baktım merakla.O kadar koşmuş hiç durmamıştı ve sadece bir kez su içmişti.
"Hiç dinlenmeyecek misin?"dedim merakla.
"Yasak."dediğinde kendimi iyice suçlu hissettim.Bana bakıyordu bakmasına ama o kadar acı bakıyordu ki boğazım düğümleniyordu hiçbirşey söyleyemiyordum.
"Özür dilerim!"dedim seslenerek.Durmadı ev duymamış gibi devam etti.Benim olduğum yere geldiğinde durdum karsısında.
"Özür dilerim."Dedim gözlerimi kaçırarak.
"Niye özür diliyosun şimdi?"dedi .Gözlerim doldu ona dediklerim gözümün önüne gelince.
"Özür dilerim..."dedim tekrar.Geri döndü ve koşmaya devam etti.Ben koşuyu tamamladıkdan birkaç dakika sonra Erdal hoca geldi.
"Sahayı kapatmam gerek bitirebilirsiniz."dedi.
"Daha bitmemişti."dedi Çağrı.
"Bitti sayıyorum gidebilirsiniz direk evinize."dedi.Ben çantamı alarak çıktım.Kulaklığımı takarak yürüyordum.Arkada şarkı çalıyordu rüzgar vardı ben eve girip arkamı dönmeden kapıyı kapatacaktım ki biri ayağını araya koydu.Arkamı döndüğümda Çağrı'yı gördüm.
"Beni buraya kadar takip mi ettin ?"dedim kulaklığımı çıkarıp.
"Evet."
"Neden?"dedim merakla.
"Bilmiyorum."dedi birden elide kapıdaydı.
"Bence evine gitmelisin."dedim kırgın bir sesle.Ondan özür dilemiş olabilirdim ama şuan titriyordum.
"Konuşamaz mıyız?"dedi
"Neyi konuşacağız Çağrı?"dedim gözlerimi kaçırarak.
"Ona benim orda olduğumu bile bile nasıl vurduğunu mu?"dedim merakla.
"Bak öncesinde üzerime atlayıp oda bana vuruyordu sırf sen ordasın diye vurmadı bana."
"Bence bu kötü birşey değildi!"dedim hemen.
"Ne yani rol yapması kötü birşey değil mi?"
"Hayır beni korkutmaması kötü birşey değil!"dedim pat diye.Kendimi tutamamıştım ellerim ve bacaklarım titriyordu.Gözlerim dolarken bakamadım ona.Onun nasıl gözü dönmüşçe Aras'a vurduğu aklıma geldi.
"Benden ölümüne korkuyorsun değil mi?Şuan karşımda bile tirtir titriyorsun!"dedi acı sesiyle.
"Evet!Çok korkuyorum Çağrı!Eğer birgün gözün dönerse bana ne yaparsın diye düşünüyorum!"dedim kendimi tutamayıp.Bana öyle kırgın bakıyorud ki yine boğazımın düğümlenmesine neden oluyordu.
"Ben gerçekten bir canavarım değil mi gözünde..."dediğinde gözleri parlıyordu.Hayır gözleri mutluluktan değil yavasça dolduğu için parlıyordu.
"Bak Çağrı beni anlayabileceğini sanmıyorum."dedim.
"Bende benim sana ne kadar kırgın odluğumu anlayabileceğini sanmıyorum Ülkü!"dedi birden.O kapkara gözlerini ilk kez dolu görüyordum sanırım.O an gözümden bir damla yaş süzüldü.
"Özür dilerim!"dedim ağlayarak.
"Özür dileme Ülkü!Bana bunu yapıp özür dileme ."dedi dudağını ısırarak.
"Ne kadar canımı yaktın biliyor musun?"dedi birden.
"Sadece Aras'la konuşuyordum..."dedim .
"Sadece Aras'la konuşuyordun..."dedi kısık sesle.
"Benim deli gibi kıskandığımı bile bile konuştun Ülkü!Beni delirtiyorsun içten içe!Canım yanıyor!"dediğinde hıçkırıklarımı tutamadım.
"Benim gözümün içine baka baka sevgili olduğunuzu acıkladınız siz!El ele gördüm ben sizi!Sarılırken izledim lan!Kıskanıyroum seni!Sana bakıyor ya... Ölüyorum ben içten içe..."dediğinde bacaklarım güçsüzleşiyordu.Boğazım düğümlenmişti.
"Şuraya birşey oturuyor diyemiyorum sna birşey!"dedi boğazını göstererek.

"Çağrı..."dedim ama devam edemiyordum.
"Seni onunla el ele gördüm ya o an bitti benim sakinliğim.Sen ona sığındın ya!Sen ben orda darmadağın sizi izlerken ona gittin!O mu yaralandı kavgada sadece?Beni hiç mi görmüyorsun ?"dedi acıyla.Dolu gözlerle acı ile konuşuyordu...
"Yapamadım Çağrı!Sen beni iki kez bırkatıkdan sonra sana güvenemedim!"dedim ağlayarak.
"Ben niye bıraktım seni biliyor musun?Sana bağlanmakdan korktum çünkü!Çok korktum senide ailem gibi kaybetmekten, korktum!"dedi.Kalbime birşeyler batıyordu kendimi hiç iyi hissetmiyordum...
"Bir gittim koşacağımız sahaya Erdal hoca dediki sen başlatmışsın.O an senin söylediğini anladım.Ben sanmıştım ki...Ben sen saklarsın sanmıştım!Gittin anlattın.Birde gelmiş koşarken onunla konuşuyorsun!Hiçmi umrunda olmadım be?"dedi.
"Oldun!Çok oldu ama bende incindim iki kez bıraktın beni!Birde üzerine beni umursamaz davrandın sonra geldin Aras'a vurdun!Bende o an tüm sinirimle üzerine geldim!"
"Üzerime gelip bana canavar dedin!Ama haklısın Ülkü ben canavarım!Bu yüzden bana görünme uzak dur benden benimle aynı ortama gelme.Çünkü bu canavarın canı yanıyor.Cayır cayır yakıyorsun sen onu..."dedi.
"Git Aras'la istediğin herşeyi yaşa ama ben görmeyeyim lütfen gösterme bana!"dedi yalvarır gibi.
"Şimdi görüşürüz."dedi.Arkasını dönüp giderken başım döndü ve kapıya tutundum.Sonra gözümün önüne binlerce siyah nokta geldi ve yere yığıldım.Tüm bedenim kontrolünü kaybetti.
Gözlerim karanlığa gömüldü ama bu sefer onun gözlerinin karanlığına değil kendi karanlığıma boğuldu...
