İçeriğe geç

First Love (HyunLix omegaverse)

Bölüm 28 · 6 dk okuma

First Love (HyunLix omegaverse)

Bölüm 28

Gözlerini açma sakın

İyi Okumalar 🦋

_______________

~hyunjin~

F: "Hyunjin olmadı ama bu"

Güzel omegam hevesi kırılmış bir şekilde konuştuğunda zorla beni oturttuğu sandalyeden kalkarak yanına gittim.

Birlikte zaman geçirelim diye sabahtan birlikteydik. Bolca gezip, Felix'in istediği her tatlıyı yedikten sonra yorulup bize geçmiştik.

Felix ise tutturmuştu kendi elleriyle bana yemek yapma konusunda. Şimdi ise yaptığı yemek olmuyor diye üzülüyordu.

H: "Bence oldu güzelim sıkma canını"

Dudaklarını büzerek tencerenin kapağını sinirli bir şekilde kapattı. Onun elinden zehir olsa bile yiyeceğimin farkında değildi.

F: "Suyu çok olmuş Hyunjin yenmez ki bu. Hem pilav da yapış yapış olmuş"

Minik bedeninin arkasına geçerek kollarımı onun karnına sardım ve küçüğümü kendime doğru çekerek sıkıca sarıldım.

O güzel kokusu bile karnımı doyuruyor, bana enerji veriyordu. Kollarımın arasında kaybolan sıcacık vücudu..

H: "Dışarıdan söyleriz güzelim"

Üzgün bir şekilde başını salladığında eğilerek yanağına kocaman bir öpücük kondurdum. Bugün benim evimde kalacağını söylüyordu ama ben onun yanımda kalmasını istemiyordum. Yanımda oldukça ona karşı daha da açlaşıyordum. Yaptığım temaslar bile yetmiyordu.

Küçük ellerini onun karnına sarılı olan kollarımın üzerine koyduğunda gülümsedim. Minik dokunuşları için tüm dünyayı yakardım. Bunca zaman ondan ayrı kalabilmem gerçekten mucizeydi.

F: "Ben sana kendi ellerimle yemek yapmak istemiştim"

Kolumun üzerinde duran ellerini kendi ellerimin arasına aldım ve küçük parmaklarına sesli öpücükler bıraktım.

H: "Yemek yapmana gerek yok şu küçük ellerini yesem olmaz mı?"

Hemen kıkırdayarak başını evet anlamında salladığında küçücük serçe parmağını dişlerimin arasına alarak hafifçe sıktım.

F: "Yah! Gerçekten ısırdın"

Elini hızlıca uzaklaştırarak kaşlarını çatmış, kendine göre aşırı korkunç olan sinirli ifadesiyle bana bakmıştı.

H: "Üç saniye içinde mutfaktan çıkmazsan burnunu da yerim"

Gözlerini sonuna kadar açarak tatlı bir şekilde çığlık atmış ve elleriyle burnunu kapatarak mutfaktan koşa koşa salona geçmişti.

Ben de ocağın altını kapatarak telefonumu çıkardım ve yiyecek bir şeyler sipariş ettikten sonra salona geçtim.

...

Felix'in yemek yapmasını beklemek, siperişlerin gelme süresi derken gece olmuştu bile. Aldığım yemek paketlerini tek elimde tutarak diğer elimle kapıyı kapattım.

Çok geç olduğu için omegam fazlasıyla açtı. Bu yüzden zaman kaybetmeden hemen salona geçtim ve yemek paketlerini masaya bırakarak küçük sarı kafaya sesli bir öpücük kondurdum.

H: "Sen yemek paketlerini aç ben geliyorum"

Aldığı öpücük sayesinde mutlu mutlu dans ederek yemek paketlerini açmaya başladığında mutfağa geçtim. İki kase alarak birine güzelimin yaptığı pirinci doldurdum, diğerine ise tteokbokki çorbasından koydum.

Sevgilim bunları benim için yapmıştı. Tabii ki zehirli olsa bile yiyecektim.

Elimdeki kaselerle salona geçerek masaya bıraktım ve Felix'in yanındaki sandalyeyi çekerek oturdum.

Küçüğüm fazlasıyla aç olduğu için yanaklarını doldurarak üçgen gimbap yiyordu. Yanına oturduğumda bakışları bana kaydı.

Önce yüzüme dolu yanaklarıyla gülümseyerek baktı, sonra bakışları önümdeki iki kaseye indi. Onları gördüğünde gülümsemesi solmuştu. Hemen ardından iri gözlerini tekrar yüzüme çıkardı.

Ağzındaki lokmaları hızlıca çiğneyerek yutmaya çalışıyordu. O kadar tatlıydı ki dolu yanaklarını ısırmamak için kendimi zor tutuyordum.

F: "Hyunjin onlar güzel değil yeme"

Omuzlarımı umursamaz bir şekilde kaldırarak biraz pilavdan aldım ve tteokbokki'nin suyuna daldırarak yedim. Aslında tadı kötü değildi. Pilav biraz lapa olmuştu ve çorbada biraz baharatlar eksikti o kadar.

Ağzımdaki lokmayı iştahla çiğneyişimi izleyen omegam sandalyesinde huzursuzca kıpırdanarak bana biraz daha yaklaştı ve masada duran kaseleri önümden itti.

F: "Hyunjin lütfen yeme miden kötü olur"

Benden uzaklaştırdığı kaseleri tekrar önüme çekerek kolumu omegamın omzuna sararak zarif omuzlarını okşadım.

H: "Bebeğim benim için yemek yapmış ve ben yemeyeceğim? Bu mümkün değil. Hem tadı çok güzel"

Yanakları hafiften kızarmaya başladığında bir kaşık daha yemeğimden alarak yedim. Onun mutluluğunu görmek için her şeyi yapmaya hazırdım.

Omegamı yeterince üzmüş, ona fazlasıyla zor zamanlar yaşatmıştım. Artık benim yüzümden üzülmesini değil, benim sayemde mutlu olmasını istiyordum.

F: "Hyunjin..."

Ağzımdaki lokmayı yuttuktan sonra bir kaşık daha almak için uzandığımda Felix, ellerini ellerimin üzerine koyarak beni durdurmuştu.

Bakışlarımı ona doğru çevirdiğimde bana zaman tanımayarak hemen üzerime doğru abanmış ve dudaklarını dudaklarıma bastırmıştı.

Bu aceleci hareketine gülmemek için kendimi zor tutarak kollarımı beline sardım ve dudaklarımı aralayarak o minik üst dudağını kendi dudaklarımın arasına aldım.

Dudaklarına her dokunduğumda kalbimin ritmi tatlı bir şekilde bozuluyordu. Onu aceleye getirmeyecek şekilde üst dudağını yavaşça emiyordum ama küçük omegam o kadar heyecanlıydı ki alt dudağımı aceleyle öpüyordu.

Dudaklarından sesli bir şekilde uzaklaşarak ona saniyelik nefes süresi tanımış sonra alt dudağını ağzımı dolduracak kadar derin bir şekilde dudaklarımın arasına alarak sıktım.

Dudaklarının o tatlı, hoş tadı dudaklarımın arasında dağıldığında sıcaklığını emerek daha da çektim onu kollarımın arasına doğru.

Evde yaptığımız her yakınlık daha da tehlikeliydi. Dışarıda kendimi kontrol etmek zorundaydım ama evdeyken bu daha da zordu.

Üst dudağımı yumuşak yumuşak emen beden beni kontrolden çıkarmadan dudaklarından uzaklaşarak elimi yanağına yasladım ve çillerle süslenmiş yumuşak yanağı okşadım.

F: "Hyunjin mühürlenelim lütfen"

Yine aynı konuya geldiğimizde başımı hayır anlamında sallayarak nefes nefese kalan güzelimin dudaklarına minik bir öpücük daha bıraktım.

Sarışınımın kaşlarını çatılı gördüğümde ise anlamıştım küçük civcivin sinirli civciv olduğunu.

F: "Niye her seferinde beni geri çeviriyorsun. Sevmiyor musun beni? İstemiyor musun beni?"

Alnımı güzelimin alnına yaslayarak burnumu küçük burnuna bastırdım.

H: "Seni çok seviyorım Felix. Seneler boyunca sana olan aşkım asla azalmadı. Aksine her geçen saniye daha da arttı. Ama ben kontrolsüz birisiyim. Seni incitmek istemiyorum."

Yanaklarını şişirerek derin bir iç çekmişti. Bana kızdığını ve kırıldığını biliyordum ama en iyi seçim buydu şu an.

F: "Bekleyelim diyorsun. Bana büyü diyorsun. O zaman kaç sene sonra mühürleneceğiz. Ben büyüdüğümde sen kontrollü mü olacaksın? Ne değişecek ki?"

Hızlı hızlı konuşarak hemen kollarını belime sarmış ve bana doğru biraz daha yaklaşmıştı. Bu yaramaz laflarıyla susturuyordu beni hep.

F: "Hem ben artık emin olmak istiyorum. Kabuslarımda hep beni terk ediyorsun. Arkandan çığlık çığlığa kalıyorum. Lütfen Hyunjin mühürlenelim"

H: "Seni bir daha asla bırakmayacağım. Bu yanlışı bir daha yapmayacağım güzelim. Lütfen üzme kendini. Mühür için bana biraz daha zaman ver. Kurdumu daha iyi kontrol etmeyi öğreneyim"

Kaşlarını tekrar sinirli bir şekilde çatarak kollarını benden uzaklaştırmış ve sandalyeden kalkmıştı. Elimi tutarak beni de kaldırdığında hareketlerine ayak uydurdum.

Kapının yanındaki askılıktan çantasını alarak beni odaya doğru sürüklemişti. Felix gözü kara bir omegaydı. Korksa bile korkusunu belli etmezdi. Ondan ve düşüncelerinden bazen korkuyordum. Çünkü kafasına estiği her şeyi yapabilirdi.

F: "Şimdi ben koskoca deltaya kontrollü olmayı öğreteceğim tamam mı?"

Anlamadığımı belli eder bir şekilde kaşlarımı çattığımda eliyle bana yatağı göstermişti. Ne kadar yatağa yatıp yatmama konusunda tereddüt etsem de en fazla ne yapabilirdi ki? Gıdıklar mıydı?

Komutlarına uyarak yatağa oturdum ve sırtımı yatağın başlığına yaslayarak omegama baktım. Elindeki sırt çantasını o kadar gergin bir şekilde tutuyordu ki sanki içinde patlamak üzere olan bir bomba vardı.

F: "Şimdi gözlerini açma sakın tamam mı? Kapat. Açarsan küserim!"

Gülümseyerek başımı salladım ve gözlerimi sıkıca kapattım. Omegamın benden küsmesini istemiyordum. Açıkçası beni öpeceğini düşünüyordum. Bu yüzden istemsizce dudaklarımı yaladım.

Üzerime doğru yaklaşan vücudunu hissettiğimde dudaklarım gerildi. Küçüğüm bana öpücük verecekti. Her ne kadar gözlerimi açmak istesem de onun oyununu bozmak istemiyordum.

F: "Ellerini kaldır"

Ona sarılmamı istediğini sanarak kollarımı ona doğru uzattığımda ilk önce bileğimde zarif dokunuşunu sonra ise soğuk bir şey hissetmiştim.

O soğuk şey bileğimi sıkıkıca sardığında istemsizce refleks olarak gözlerimi açtım. Lakin Felix kollarımı yukarı kaldırarak demirin diğer tarafını yatağın başlığının demirine geçirmiş ve diğer bileğime de sıkıca bağlamıştı.

Gözlerimi sonuna kadar açarak havada yatağın başlığına kelepçelenen kollarıma sonra ise yanakları kıpkırmızı olan omegama baktım.

H: "Felix?"

_______________

Geldik zurnanın “AHHHH” dediği yere amsmwlmdsşödwşödeş

Sonraki bölümü atmayacağım. Sizin beni yorumsuz bıraktığınız günlerin inadına atmayacağım.

4k’lık mükemmel smut bölümünü kendime saklayacağım ihi

Bölüm sonu

9 yorum