İyi Okumalar 🦋
_______________
~Felix~
Piknik masalarından birine geçerek sarılı olan parmağımı kaldırarak baktım. İlk kırıldığında ne kadar canımın yandığını hatırlıyordum. Bu acıyı tekrar yaşamak istemiyordum.
Diğer elimi kırık olan parmağımın etrafına sararak derin bir bir nefes çektim ciğerlerime ve gözlerimi sıkıca kapattım. İnsanın kendisinin kendi canını yakması çok zordu ama başka çarem de yok gibiydi.
Elimi sarılı olan parmağıma daha sıkı sararak daha kemiği birleşmemiş yaramın acımasına neden oldum. Gözlerimi sıkıca kapatmıştım. Sanki görmezsem bu gerçekten de kaçmış olacaktım.
Biraz daha sıkarak kolumdaki tüm sinirlerin acıyla uyanmasına neden oldum ve dudaklarımın arasından çıkan kısık inlemeyi saklayamadım.
Tüm kolum zonklayarak ağrımaya başlamıştı. Bu yüzden refleks olarak elimi kırık parmağımdan uzaklaştırdım.
Tek istediğim onu tekrar kırmamış olmaktı. Acaba yeterince yanmış mıydı canım? Acaba hissetmiş miydi delta? Şimdi gelir miydi? Okuldan buraya gelmesi ne kadar sürerdi.
Buraya ışınlanamayacağını bildiğim için kolumdaki acıyla sabırlı bir şekilde beklemeye çalıştım. Ama her geçen dakika ağrım da azalmaya başlıyordu.
Aramızda ne tür bir bağ olduğunu bilmiyordum. Ya da beni nasıl hissettiğini bu yüzden işe yarayıp yaramayacağına da emin değildim.
Her geçen dakika biraz daha endişeleniyordum. Bence yeterince acı olmadığı için beni hissetmemişti. Ya da ben kafamda kuruyordum gerçekten beni hissetmiyordu, sadece orada olduğu için sesleri duyduğu için gelmişti belki de..
Derin bir iç çekerek acısı tamamen dinen elimi tekrar havaya kaldırdım. Emin olmadan pes etmek istemiyordum. Bu yüzden daha fazla beklemeden bileğime kadar uzanan sargının yapışkanını açtım.
Parmağıma destekleyici ile birlikte sarılan beyaz sargıyı yavaş yavaş açarak elimden çıkardım. Korktuğum şey parmağımın tekrar eğri gözükmesiydi ama artık normal duruyordu. İki güne bile fazlasıyla iyileşmişti anlaşılan.
Korkuyla yüzümü buruşturarak elimi, bu sefer sargıda olmayan kırıl parmağıma sardım. Belki böyle daha çok acı hissederdim. Gözlerimi sıkıca kapatarak içimde üçten geriye saymaya başladım.
Lakin ben daha cesaret edip saymayı bitiremeden duyduğum adım sesleriyle gözlerimi açıp oturduğum sandalyede arkama döndüm.
H: "Felix!"
Öylece elim, kırık parmağıma sarılı kalmış bir şekilde arkama dönerek bana doğru koşan deltama baktım. Hiçbirini kafamda kurmamıştım. Deltam beni gerçekten hissediyordu.
Gözlerim anın verdiği korku, rahatlama hissiyle dolarken Hyunjin daha hızlı koşarak tam önümde dikilmişti.
Gözlerimdeki yaşlar o kadar çok ve hızlı akıyordu ki şimdiden suratım ıslanmıştı bile. Ama bulanık bakış açıma rağmen deltamın endişeli gözlerinin üzerimde gezindiğini biliyordum.
H: "Ne oldu?"
Sağlam elimi tahtadan yapılmış masaya sert bir şekilde vurarak ayağa kalktım. Rahatlama hissinin ardından vücuduma yüklenen siniri kontrol edemiyordum.
Ayağa kalktığım an benden kat kat uzun olan bedenin yüzüne bakmak için başımı kaldırmak zorunda kalmıştım. Bu da beni daha da sinir ediyordu.
Eliminin tersiyle bakış açımı bulanıklaştıran gözyaşlarımı silerek az önce oturduğum tahta sandalyenin üzerine çıktım.
Bu sefer ondan uzun olan bendim..
Anlamaz bir şekilde neden canımın yandığını bilmek için yüzümü inceliyordu. Ben ise ona olan karmaşık duygularımla savaşıyordum. Sonunda hangi duygunun galip geleceğini bildiğim taktirde.
Burnumu çekerek sağlam olan elimi siyah sweat'inin yakasına sararak aniden üzerine doğru eğildim. Onu kendime çekecek kadar güçlü olmadığımı bildiğim için.
Sandalye sayesinde uzayan boyumla rahatça dudaklarımı dudaklarına bastırmıştım. İçimde hissettiğim kurdumla duygularım daha da yoğunlaşıyordu.
Dudaklarım onun dudaklarına sert bir şekilde temas ettiği an tüm vücudum titremeye başlamıştı bile. Planımın bir parçası değildi onu öpmek.. ama o an ona karar vermiştim.
Lakin delta, dudaklarının sıcaklığını hissetmeme izin vermeyerek hemen çevik bir şekilde geri çekilmişti. Salise bile sürmeyen bu temas beni daha da hırçınlaştırıyordu.
Küçükken de onu öpmeme izin vermiyordu şimdi de benden kaçıyordu. Hem de beni sevmesine rağmen.
F: "Yah artık büyüdüm! Büyüdüğümde beni öpeceğini söylemiştin!"
Sesim ormanda yankılanacak kadar çığlık attığımda yakasına sarılı olan elimi tutarak oradan uzaklaştırmış ve birkaç adım daha geriye gitmişti.
Ona yaklaşmak için hemen çıktığım sandalyeden indim. Ama söylediği şey beni daha da delirtmişti.
H: "Ne yaptığını zannediyorsun sen! Sevgilim var benim!"
Gözlerim sinirle, kontrolsüz bir şekilde sarıya dönmüştü. Benden uzaklaşmak için attığı adımları kapatmak adına hızlı adımlar atarak tekrar önünde dikildim.
Hala bana yalan söylemeye devam ediyordu. Hala beni kendisinden uzak tutmak için savaşıyordu resmen!
F: "Sevgilin var? Ne zamana kadar bana yalan söylemeye devam edeceksin!"
Ben bağırdığım için sanki seslerimizi eşitlemek için o da bağırıyordu. Gözlerimin rengi normal ile sarı renk arasında gidip geliyordu ve ben kendimi ilk defa bu kadar sinirli ve hırslı hissediyordum.
H: "Ne yalanı Felix! Ben sana en başından söyledim. Geçmişte kaldı hepsi"
Ben onun üzerine doğru adımladıkça o benden uzaklaşmak için geri geri adımlıyordu. Sanki onu durdurmaya gücüm yetecekmiş gibi ellerimi kıyafetinin eteklerine sardım sıkıca.
Belki onu durdurmaya gücüm yetmiyordu ama canım yandığı an onun tüm gardını indirdiğini biliyordum. Kıyafetini iki elimle sıkıca tuttuğum için kırık parmağım sızlamaya başlamıştı bile. Bunu hisseden delta ise anında geri giden adımlarını durdurdu.
Bu hareketine histerik bir şekilde gülümseyerek başımı salladım ve ellerimi daha da sıkılaştırarak dibine kadar girdim. Başımı yukarı kaldırark gözlerinin içine baktım.
F: "O zaman niye buradasın Hyunjin? Niye canım yandığı an dibimdesin? Şu an niye duruyorsun Hyunjin? Benim canım daha fazla yanmasın diye benim için neden adımlarını durduruyorsun! Hadi kaçmaya devam etsene!"
Gözlerini kapatarak sürekli rengi değişen gözlerimden kaçırdı bakışlarını. Gözlerimin içine bakarak dahi konuşamıyordu. Çünkü bana dediği her şey yalandı.
F: "Cevap ver bana!"
H: "Felix sınırı aşma"
Verecek bir cevabı olmadığı için öylece gözlerini benden kaçırıyordu. Kıyafetini de sıkıca tuttuğum için kaçamıyordu. Şu an onun çaresiz oluşu hoşuma gidiyordu.
H: "Bırak beni artık"
Dudaklarımı kıvırarak alaycı bir şekilde gülümsedim.
F: "Tutmuyorum Hyunjin. Hadi git. Bir omeganın tutuşundan kurtulamıyor musun? Yoksa canımı yakmak mı istemiyorsun?"
H: "Felix benden uzak dur"
Aynı cümleleri zırvalıyormuş gibime geliyordu. Dişlerimi sıkarak sakinleşmek adına derin bir nefes aldım. Bugün artık bu işkencenin bitmesini istiyordum.
F: "Uzak duracağım senden. Kontrolü kurduna ver Hyunjin. Onlar bizim gerçek tarafımız. Bırak kurdun sevgilin olduğunu benden nefret ettiğini desin. Gözlerimin içine bakarak beni artık sevemdiğini söylesin!"
Aniden üzerime doğru eğildiğinde kıyafetinde olan ellerim saniyelik olarka boşalmıştı. Burunlarımız aynı hizaya geldiğinde sesli bir şekilde yutkunmamak için kendimi zor tuttum.
H: "Kontrolü kurduma verdiğim an burada senin parçaların bile bulunmaz omega"
Beni korkutmaya çalışıyordu. Ama bunda ne kadar başarısız olduğunun da farkındaydı. Çünkü ben sadece sırıtıyordum.
F: "O yüzden mi canım yandığı an kurdun seni bana getiriyor"
Bakışları duraksamış, çatılan kaşları açılmıştı. Dudaklarımı tekrar kıvırarak bana doğru eğilmesini kendi avantajıma çevirdim ve burnumu onun burnuna bastırarak dibine sokuldum.
F: "Ya şimdi şu an gözümün içine bakarak beni sevmediğini söyle. Ya da gerçek duygularına karşı çıkmayı bırak ve beni öp!"
___________________
Yala diyenler elini kaldırsın 🤚
Şu an Felix çok seski oldu ben çok gaza geldim tutun beni.


