İçeriğe geç

First Love (HyunLix omegaverse)

Bölüm 16 · 5 dk okuma

First Love (HyunLix omegaverse)

Bölüm 16

Deltam

İyi Okumalar 🦋

_______________

~Felix~

H: "Kıpırdatma elini"

Hyunjin'in sesini duyduğumda oynatmaya çalıştığım elimi durdurarak bakışlarımı ona doğru çevrdim. Bana bakmıyordu, gözü gece lambalarıyla aydınlanan yoldaydı.

Bana bakmadığı halde her hareketimi görüyordu sanki. Burnumu çekerek başımı onaylar anlamda sallamakla yetindim. Hissettiğine emindim.

Hyunjin beni hissediyordu. Bugün de korktuğumu veya acı çektiğimi hissettiği için gelmişti.

Hatta emindim üniversitenin ilk günü Niki beni bahçeye çıkardığında Hyunjin de oradaydı. Niki'nin korkma nedeni de onun aurasıydı. Hissetmiştim.

Sızlayan kolumu umursamamaya çalışarak dudaklarımı araladım. Beni hastaneye götürürken en azından yolda onunla konuşanilecek zamanım vardı.

Lakin benim konuşmama izin vermeden o, benden önce konuşmaya başlamıştı bile.

H: "Endişe edecek bir durum yok. Parmak kemikleri esnek kemikler ve hızlı iyileşirler"

Burnumu çekerek direksiyonu tutan kanlı ellerine baktım. Kan kuruduğu için artık o kadar da belli olmuyordu.

F: "Kemiğim koptu. Ya parmağımı keserlerse"

Hafif bir şekilde gülümsediğini gördüğümde içim o kadar rahatlamıştı ki. Gerçekten ilk kez bu kadar büyük bir yara alıyordum. Öleceğimi bile düşünmüştüm.

H: "Parmağını saracaklar ve hemen iyileşecek. Hatta doktorlar bazen şey der. Kaç yaşın varsa kemik kırılması o kadar güne iyileşir."

Dudaklarımı büzerek bakışlarımı kucağımdaki elime indirdim. Lakin eğri parmağımı görmeye dayanamadığım için hemen bakışlarımı cama taraf çevirmiştim.

H: "18 değil mi? 18 yaşındasın. 18 güne kalmaz iyileşecek"

Beni hatırlamadığını iddia eden kişi yaşıma kadar her şeyimi ezbere biliyordu. Tekrar konuşma hakkımı kullanmak adına dudaklarımı araladığımda araba hastanenin acil servis otoparkında durmuştu bile.

...

"Tek bir parmağınız kırılmış olsa bile komple sağ elinizi kullanmayın ve çok hareket ettirmeyin. Böylece kemik daha çabuk ve sorunsuz bir şekilde iyileşir"

Doktor son uyarılarını de yaptıktan sonra odadan çıktığında oturduğum sandalyeden kalktım. Gerçekten de korkacak bir şey yoktu.

Şanslıydım ki kemik parçalanmamış sadece eklem tarafından kopmuştu. Bu yüzden ameliyata gerek kalmadan kolumu uyuşturarak kemiği yerine oturtmuş ve parmağımı sabitleyerek sarmışlardı.

Kolumu çok kıpırdatmamaya dikkat ederek hasta koltuğundan kalktım ve demir masanın üzerinde duran telefonumu, evin anahtarını ve diğer eşyalarımı aldım. Saat gece yarısına gelmek üzereydi ve ben anneme eve erken döneceğimi söylemiştim.

Lakin şu an onu düşünemeyecek kadar meşguldüm. Hyunjin beni kurtarmıştı ama aynı zamanda bana delta tarafını göstermişti.

Korkuyor muydum? Evet. Ama bana zarar vermesinden değil. Bana zarar vermeyeceğine o kadar emindim ki. Ben kendi başına sorun açacağından korkuyordum. Bugün ben onu durdurmasaydım belki de katil olacaktı benim yüzümden.

Derin bir iç çekerek diğer elimle kapıyı açtım. İstediğim tek şey Hyunjin'in kapının ardında beni bekliyor olmasıydı. Ona teşekkür borçluydum. Ya da belki biraz daha yanımda kalmasını istiyordum.

Beni hızla hastaneye yetiştirmişti. Üstelik bu saatlerde devlet hastanelerinin acili dolu olduğu için bu detayı bile düşünerek özel hastaneye getirmişti.

Kapıyı açtığımda koridorda koşuşturan hemşirelerden ve doktorlardan başka kimse yoktu. Derin bir iç çekerek kayıt bölümüne adımladım. Kaydımı sildirip ödemeyi yaptıktan sonra eve gitmeliydim. Annemin beni ne kadar merak ettiğini tahmin bile edemiyordum.

F: "Merha-"

"Felix! Oğlum!"

Aniden babamın sesini duyduğumda gözlerimi sonuna kadar açarak otomatik kapıdan bana doğru koşan anne ve babama baktım. Onlara kim haber vermişti? 18 yaşında olduğum için hastane kayıt bilgilerimin artık aileme gitmemesi gerekiyordu.

Beyaz alçının içinde olan parmağımı saklamak adına elimi arkama çekerek gülümsemeye çalıştım. Ama babamın sinirli yüzü ve annemin kızarık gözleri daha fazka saklanamayacağımın habercisiydi.

Aniden kendimi babamın kollarının arasında bulduğumda burnumun yandığını hissettim. Son iki haftadır zor günler geçiemiştim ve bilirsiniz.. insan babasına sarıldığında ağlayası gelir.

Annemin sıcacık ellerini de saçlarımda hissetriğimde gözlerimde biriken yaşları tutamamıştım daha fazla.

"Ne oldu bebeğim? Sorun ne? Yaralandın mı?"

Annem sorular sorarken babam beni kendisinden uzaklaştırmış ve baştan sona her yerimi incelemişti. Bakışları parmağıma kaydığında ise elimi tekrar arkamda gizlemeye çalıştım.

"Ne oldu eline? Felix gecenin bu saatinde bizi hastaneden birisi arıyor ve seni almamız için buraya çağırıyor! Artık açıklama yapacak mısın!"

Babam yüzüme yüzüme bağırdığında gözlerimden akan yaşların sayı da çoğalmıştı. Onu da suçlayamazdım. Bana bir şey olduğunu sandığı için korkmuştu ve öfkesini kontrol edemiyordu.

F: "Parmağım k-ırıldı"

"Nasıl oldu bebeğim?"

Ağlamalarımın arasından konuşmaya çalışıyordum ama nasıl olduğunu burada anlatmak istemiyordum. Ailemden saklamayacaktım ama yine de şu an burada anlatmak iyi gelmiyordu.

F: "Ödemeyi yapıp eve gidelim anne. Çok yoruldum"

Babamın bağıracağını bildiğim için anneme doğru konuşmuştum. Gözlerimden akan yaşları silerek başını onaylar anlamda salladı.

Babam da derin bir iç çekerek kayıt bölümünde bizi dinleyen hemşireye doğru yaklaşmıştı hastane parasını ödemek için.

"Lee Felix"

Hemşire ismimi duyduğunda klavyede bilgisayara bir şeyler yazmış ve sonra bakışlarını ödemeyi yapmaya hazırlanan babama çıkarmıştı.

"Lee Felix adına ödeme yapıldı"

Babam kaşlarını çatarak bana doğru döndüğünde annemin kollarının arasına biraz daha sokuldum. Beni çok seviyordu ve bu yüzden bana bir şey olduğunda onun ne kadar öfkeli olduğunu biliyordum.

"Kim yaptı?"

Babam net bir şekilde sorusunu sorduğunda hemşire bilgisayarda bir süre uğraştıktan sonra tekrar bakışlarını bize doğru çevirmişti.

"Hwang Hyunjin"

Alt dudağımı ısırarak hemen yüzümü diğer tarafa çevirdim. Şu an babamla gözgöze gelirsem beni kesecekmiş gibi baktığını biliyordum. Ki annemin kolları beni biraz daha sıktığında babamın öfkeden patlamak üzere olduğunu anlamıştım.

"Gidelim"

Babamı ikiletmeden hala onun yüzüne bakmadan hızlıca çıkışa doğru ilerledim. Büyük ihtimal ailemi arayıp onlara beni almasını söyleyen de Hyunjin'di.

Senelerdir aradığım deltam ailemin numarasına kadar he şeyimi biliyordu. Ben ona ne kadar uzaksam o da bana bir o kadar yakınmış da haberim yokmuş. Senelerdir didinerek onu arayan taraf bendim. O ise beni uzaktan izliyordu buna emindim.

"Şu Hyunjin yine geldi girdi senin hayatına dimi? Buldun onu rahat ettin mi? Yine seni darmadağın edecek Felix."

Açık havaya çıkar çıkmaz babam konuşmalarına devem etmişti. Hyunjin gittiğinde günlerce ağlamıştım. Senelerce onu aramak için kendimi yıpratmışrım. Babam ondan nefret etmiyordu. Sadece bana bir şey olacağından korkuyordu.

"Evde konuşalım bunları hayatım"

Annem onu sakinleştirmeye çalıştığında babam çoktan direksiyon başına geçmiş ve arabanın kapısını sert bir şekilde kapatmıştı. Annem de ön koltuğa geçtiğinde elimi arabanın arka kapısının koluna doğru uzattım.

Rüzgar öyle şiddetli esmişti ki.. tüylerim diken diken olmuştu. Bunun nedeni soğuk olması değildi. Rüzgar bana deltamın burada olduğunun haberini vermek istemişti.

Hissediyordum.. ne kadar yakınımda olduğunu hissediyordum. Ben onu göremiyordum ama o beni uzaktan izliyordu. Her bir zerremi hem de.

Eve sağ salim vardığıma emin olmak istiyordu. Deltam beni hala seviyordu.. hem de ilk günkü gibi. Birbirimize olan sevgimiz çocukluğumuzun baharındaki gibi hala saf ve temizdi.

Bu yüzden mühürlü olmasak bile birbirimizi hissedebiliyorduk.

Arkamı dönerek bakışlarımı etrafımda gezindirdim ve beni gördüğüne emin olduğum için dudaklarımı kıvırarak gülümsedim.

F: "Teşekkürler Deltam"

Rüzgara fısıldayarak konuştum. Bana onun burada olduğunu haber eden rüzgar aynı hızla eserek fısıltılarımı ona yetiştirmeye çalışmıştı sanki..

________________

Yalap hap şap? Sarışma öpüşme sevişme hadi hadi hadiş hızlı biraz sizi mi bekleyeceğiz yaa offff

Bölüm sonu

3 yorum