İyi Okumalar 🦋
______________
~Felix~
"Bana başbaşa bir konuşma borçlusun Felix"
Niki bileğimi biraz daha sıkarak beni sürüklercesine çekiştirdiğinde ona ayak uydurmaktan başka şansım kalmamıştı.
Otoparka doğru gittiğimizin farkındaydım bu yüzden sessiz kalmak yerine bağırdım. Belki birileri beni duyar diye.
F: "Bırak beni! Sana hiçbir şey borçlu değilim"
Onunla başbaşa konuşmak falan istemiyordum. Az çok sapık birisi olduğunun farkındaydım ve konuşmalarının ne kadar iğrenç olabileceğini tahmin edebiliyordum.
Beni zorla çekiştirmenin ardından arabalarla dolu otoparka sokmuş ve kolumdan çekerek sırtımın arabalardan birine çarpmasına neden olmuştu. Hissettiğim hafif sızıyla dişlerimi sıktım.
"Bana yalvarıyordun sana yardım etmem için. Şimdi kokum iğrenç mi geliyor sana? Bu mu yardımımın karşılığı?"
Aslında onu daha da sinir edip ortalığı karıştırmak istemiyordum ama konuşma tarzı o kadar sinir bozucuydu ki onun suyuna gidemezdin.
F: "Sen bana yardım ettiğini mi sanıyorsun? Üstelik kokun aldığım en iğrenç feromonlardan birisiydi"
Gözleri yerinden çıkacakmış gibi irileştiğinde dudaklarımı birbirine bastırarak kendimi susturmaya çalıştım.
Hep omegaları tavlamayı başardığı için. Daha önce hiç kimse onu geri çevirmediği için benim sözlerimin onu ne denli kızdırdığının farkındaydım. Ama sessiz kalmak yerine tüm birikmiş öfkemi ona kusmak istiyordum.
Sinirli yüz ifadesini zor da olsa toparlamaya çalışarak yüzüne histerik bir gülümseme yerleştirdi.
Üzerime doğru biraz daha yaklaştığında ise sırtımı arabaya biraz daha bastırdım. Mümkün olduğunca ondan uzak durmak istiyordum.
"Alfa feromonlarının kölesi olan bir omegadan bunu duymak ne kadar zavallıca. Oysa sizin türünüz değil miydi bizim feromonlarımız için köle olarak yaşayan. Azıcık kokumuz bile yetmiyor muydu sizi yalvartacak kadar kızgınlığa sokmaya."
F: "İnan bana hiçbir omega senin feromonlarından etkilenmez"
"Altıma girmen için yalvarana kadar seni feromonlarıma boğacağım. Nefessiz kalman bile umrumda değil. Ben istediğimi alırım"
Feromonları etrafımı sarmaya başladığında nefesimi tuttum. Onun kokusunu almak istemiyordum. Her ne kadar dikbaşlı konuşsam da bir alfaya kafa tutamayacağımı biliyordum.
Bakışlarının altında ezilirken dibime girdiği için kaçacak yerim de yoktu. Nefesimi tutamadığım için arada aldığım kısık nefesler bile midemin bulanmasına yetmişti.
Daha fazla böyle kalmaya tahammül edemediğim için aklıma gelen ilk hareketi yapmak adına dizimi kaldırdım kasıklarına vurmak için. Lakin dibimde olduğu için hızlı davranmış ve dizini bacağıma bastırarak hareketlerimi kısıtlamıştı.
Şimdiye kadar sakin kalmayı başarmış olsam da artık kalbim yerinden fırlayacakmış gibi hızlı atıyordu.
Bu yüzden daha fazla düşünmeden ona tokat atmak adına elimi havaya kaldırdım ve bu sefer hareketlerimi çevik tutarak beklemeden elimi suratına doğru kaldırdım.
Ona doğru hızla yaklaşan elimi tek eliyle sert bir şekilde tuttuğunda parmaklarım onun avcunun içinde ezilmişti. Sinirlerine hakim olamadığı için tuttuğu elimi biraz daha sıkmıştı.
Elimi ondan kurtarmak adına geri çektiğimde alfanın elinin içinde sıkışan işaret parmağım yana doğru katlanmıştı.
İlk önce küçük çıtırtı sesini duymuştum. Ardından ise parmaklarımdan başlayarak dirseğime kadar ulaşan acıyı.
Öyle bir acıydı ki tüm sinirlerimin ve damarlarımın aynı anda kesildiğini hissediyordum. Boğazımı yakacak kadar acıyla çığlık çığlığa kalmış bir şekilde Niki'nin elinin içinde kalan elime bakıyordum.
Ben acıdan olduğum yerde kıvranırken o hala eliyle ve diziyle beni tutmaya devam ediyordu. Artık beynimde hissettiğim sızıyla bir kez daha çığlık attım.
Tüm vücudum orada ezilen parmağımı kurtarmaya odaklanmıştı. Öyle ki bacağımda hissettiğim alfanın dizinin baskısının azaldığının farkında bile değildim.
Hala acıyla inlemeye devam ederken tüm odak noktam elimdeydi. Aniden elimi sıkan elin baskısı azalıp düştüğünde kıpkırmızı olan gözlerimi karşımdaki alfaya indirdim.
Önce gözlerim Niki'nin pörtlek olmuş gözlerine sonra ise boynuna sarılan kocaman ele kaydı. Ardından ise bakışlarım yukarı çıkarak onun arkasında dikilen uzun bedene.
Delta dağ gibi uzun bedeniyle alfanın arkasında durarak tek eliyle alfanın boynunu rahatca kavramıştı. Niki'nin boşalan uzuvlarından ve moraran dudaklarından anlaşılıyordu şimdiden nefessiz kaldığı.
Delta ise sanki birini boğmuyormuş gibi gözlerini üzerime dikmiş bana bakıyordu. Sanki iyi olduğuma emin olmak istercesine üzerimi süzüyordu.
Onun gözlerinde kaybolan gözlerimden yaşlar boncuk boncuk akmaya başlamıştı bile. Lakin kolumda hissettiğim sızıyla sesli bir şekilde inleyerek belimi büktüm.
Aklıma gelen elimle bakışlarım aşağı doğru kaydığında gördüğüm kırık işaret parmağımla hızla gözlerimi kapattım ve çığlık attım.
Parmağım ortadan ikiye bölünmüş ve kırık kemik derimin altından belli oluyordu. Giderek artan acı yüzünden dizlerimin üzerine çökerek ağlamaya başladım.
Ben elime bakarak çığlık çığlığa ağlarken duyduğum gümbürtü seslerine tepki bile veremiyordum. Hyunjin Niki'nin yüzünü tanınmayacak hale gelene kadar yumruklarken ben öylece kırık parmağıma bakıyordum. Tarif edilemez bir acı içindeydim.
"Ya-rdım edin"
Duyduğum acı dolu fısıltıyla ağlamalarım duraksadı. Normalde "yardım edin" cümlesini hep çığlıklar içinde duymuşuz. Böyle sessiz duymak tüylerimi diken diken etmişti.
Ağladığım için bulanıklaşan bakış açımla yerde kanlar içinde yatan Niki'ye sonra ise onun üzerinde oturarak durmadan suratını yumruklayan Hyunjin'e baktım. Böyle devam ederse alfayı öldürecekti.
F: "Hyunjin.."
Ağlamaktan ve çığlık atmaktan kısılan sesimle fısıldadığımda hareketleri durmuş ve yüzünü bana doğru çevirmişti. Yakışıklı suratına yer yer sıçramış küçük kan damlaları vardı. Gözleri.. gözleri ise yeşilin en koyu tonuna bürünmüştü.
Vücudumu saran panikle olduğum yerde dizlerimin üzerinde doğruldum. Deltasının kontrolü altındaydı.
Lakin benim hareketlenmemi umursamayarak bakışlarını üzerinde oturduğu bedene çevirmiş tekrar yumruklarını suratına indirmeye başlamıştı.
F: "Dur Hyunjin öldüreceksin onu!"
Kısılan sesime inat boğazımı biraz daha yakacak şekilde çığlık attığımda delta anında harketlerini durdurmuştu.
Bana bakmıyodu ama en azından artık alfayı da yumruklamıyordu. Hyunjin'e bir şey olacak diye kendi acımı bile unutmuştum.
Bağırmamla duraksayan delta kan olmuş ellerini titrek bir şekilde açarak baktı. Deltası kontrolü bırakmıştı. Sanki yaptığı şeyin farkına daha yeni varmış ve pişmanlık yüzünden duraksamıştı.
Hyunjin kısa bir şekilde bana bakış attıktan sonra parmaklarını altında yatan bedenin boynuna bastırdı. O an korkuyla titremiştim.
İşte ben o gün ilk kez bir deltanın ne kadar tehlikeli olabileceğini anlamıştım. O gün ilk kez Hyunjin'in delta olduğunun farkına varmıştım. Çocukken masum oyunlar oynadığımız deltadan farklıydı.. artık büyümüş, daha da güçlenmişti.
Farkına vardığım şeylerle korku dolu bir şekilde zemine çöktüğümde Hyunjin kanlı elleriyle telefonunu alarak ambulansı aramıştı. En azından ölmediğine emindim.
Telefonu kapatıp cebine attıktan sonra üzerime doğru adımladığında hissettiğim paniği bastırmaya çalıştım.
O kişi Hyunjin'di ve bana asla zarar vermeyeceğine emindim. Ama yine de gördüğüm şeyler yüzünden içimdeki korkuların bakışlarıma yanaıdığının farkındaydım.
Önümde tek dizinin üzerine çökerek yavaşça yüzüme doğru eğildi. Ona bu denli yakın olmak içimdeki tüm korkuları söküp atmıştı. Anında büzülen dudaklarım ve dolan gözlerim bana kolumdaki sızıyı tekrar hatırlatmıştı.
H: "İyi misin?"
Bunu sormasını beklermişçesine başımı hayır anlamında iki tarafa salladım. Deminden beri canavarmış gibi davranan beden öyle sessiz ve sakin tonda konuşuyordu ki benimle.. ikisinin aynı kişi olduğuna emin olamıyordum.
F: "P-armağım"
Kısılan sesimle zor da olsa konuştuğumda bakışları kucağımda duran elime kaymıştı. Gözleri irice açıldığında ise dudaklarımın arasından küçük bir hıçkırık koptu.
Ben aşağıya, kırık olan parmağıma bakamıyordum. Zaten acı ne durumda olduğumu bana kanıtlıyordı. Gözlerimi sıkıca kapatarak hıçkırıklar içinde ağlamama devam ettim.
H: "Endişelenme. Hemen iyileşecek"
_____________________
Aynen. Çocuğun eli yamuldu amk. Hemen iyileşecek kesin. Nys huncin adam ol artık yeto.