İçeriğe geç

FINDIK GÜZELİ-Yarı texting

Bölüm 32 · 5 dk okuma

FINDIK GÜZELİ-Yarı texting

Bölüm 32

ALDATMA

Acelece kalkmak için kafamı kaldırdım ama Kıvanç'ın kafasıyla çarpıştım.

"Iııhhhh"

"Ayyyh"

İkimizden ağzından aynı anda inilti çıktı. Recep kolumdan tuttu ve kendine çekip "iyi misin Zeyno?" Diye sordu.

"Sayen de çok iyiyim Recep."Dedim ve minderimin üstüne oturdum. Recep'in ve Selin saçları dağılmıştı. Selin kahkaha attı ve "ayy çok eğlendim." Dedi ve o da eski yerine geçti.

Recep'in gözler benim ile Kıvanç'ın arasında gidip geldi. Sonra tatlısından yemeye başladı. Benim de canım tatlı çekti ve Recep çatalındaki tatlıyı ağzına götürürken ben önce davrandım ve tatlıyı yedim.

"Yaa Zeyno, o benim tatlım ama."

Ağzımdakileri yutmaya çalışırken "Bana ne yaa. Canım çekti. Gidip almaya üşendim. Onu boşver de, sen ilk başta kulağıma söylediğini eve geçince konuşacağız." Dedim.

Recep gözlerini devirdi ve tamam anlamında başını salladı.

"Birbirimizi daha yakından tanımak için sorular soralım mı?" Dedi Selin.

"Çok güzel fikir. Ben varım." Dedim ve Kıvanç'a baktım. O da olur anlamında kafasını salladı.

"Başlamadan önce ben mutfağa su içmeye gideyim. Çok susadım." Dedi Selin. Yavaş yavaş tatlısını yiyen Recep, Selin'in dediklerinden sonra tatlıyı tek seferde ağzına attı ve "bon de sononle goloyom. Toboğu bırokırom." Dedi.

Selin, anlamdım dercesine yüzünü buruşturdu ve tebessüm etti. Recep ağzındakini bitirdi ve "ben de seninle geleyim. Tabağı bırakırım dedim az önce." Diye açıklama yaptı.

"Haa olur, gel." Dedi ve birlikte gittiler. Odayı bir sessizlik kapladı. Ben yere baktım sonra da tavana. Kıvanç ise üstünü değiştirmek için lavaboya gitti. Kısa bir süre sonra geldi ve eski yerine oturdu.

Kıvanç'ın kucağındayken yaşadıklarımı tarif edemiyordum. Bana bir şeyler oluyordu. Kıvançla yakın olunca kalbim çok çarpıyordu. Kendimi çok mutlu hissediyordum. Ben bunları düşünürken Kıvanç "dudağının kenarında tatlı kalmış." Dedi ve baş parmağını bana uzattı.

O an ona bakıp dona kaldım. Kıvanç, parmağını dudağımın kenarına bastırdı ve yavaşça aşağı indirdi. Sanki ben kırılacak bir şeymişim gibi nazik davrandı. Yanaklarım kızardı. Nefes alış verişim hızlandı.

Kıvanç elini geri çekti ve parmağında kalan minik kadayıf parçasını ağzına attı. Gözlerim sonuna kadar açıldı. Benim bu halime kahkaha attı. O an kalbim yerinden çıkacakmış gibi hissettim.

Tam o sırada Selin ve Recep kahkahalarla odaya girdi.

Selin, "Çok komiksin Recep hahah." Dedi.

"Yani bu yakışıklılığın, karizmanın altında komik biri de var elbet." Dedi Recep.

"Kendini övmesen şaşardım." Dedim ve Recep dönüp.

Kıvanç, kaşları çatılmış bir şekilde Recep'e bakıyordu. Recep ve Selin minderlere oturdular.

Selin, "İlk ben başlamak istiyorum. En sevdiğiniz renk?"dedi.

Sırayla Selin, Recep, ben ve Kıvanç cevapladık.

"Benimkisi Mor. Nedeni yok."

"Lacivert. Denizi çok seviyorum. Onun için mavinin koyu tonları, bana hep denizi hatırlattığı için otomatikman lacivertli seviyorum."

"Benimki de Yeşil. Bilmem seviyorum işte."

"Beyaz. Çünkü kir, pas değmemiş, kötülük bulaşmamış bir renk benim gözümde. Eğer üzerine bir leke bulaşsın kolayca çıkmaz. Hep bir iz kalır. Bu izden ders alırız. Gerçekleri gün yüzüne çıkartır." Dedi.

Selin, "voov edebiyatçı Kıvanç konuştu." Dedi. Selin'in bu dediğine güldük.

Recep, "favori aktiviteniz ne?" Diye sordu.

Selin, "Kesinlikle dans etmek. Dans etmek benim tutkum. 2 yıldır salsa eğitimi alıyorum. Arada arkadaşlarla sahneye çıkıyoruz."

"Ne güzel. Çekildiğin fotoğraf ve video var mı?" Dedim.

Kafasını evet anlamında salladı ve telefonunu açıp gösterdi. İlk video gösterdi. Selin ve 3-4 kişi partnerleriyle birlikte salsa yapıyordu. Senkronize ve tutkuyla dans ediyorlardı. Video bittikten sonra bir fotoğraf gösterdi.

Orda Selin üstünde kırmızı, vücudu saran, dizinin bir karış altında biten bir elbise giymişti. Gözlerine siyah buğulu bir makyaj ve dudağına kırmızı ruj sürmüştü.

Sol elini yanındaki erkeğin omzuna koyup sarkıtmıştı. Yanındaki erkek, siyah salaş gömlek ve pantolon giymişti. Erkek sağ elini, Selin'in beline sarmıştı. İkisi de kocaman sırıtmıştı.

Recep, ağzı açık bir şekilde baka kaldı. Recep'in ağzını elimle kapattım.

"Ayy çok güzelsin. Maşallah tüh tüh. Yanındaki erkek arkadaşın mı?" Dedim.

Recep, söylediklerimden sonra daldığı yerden çıktı ve kaşlarını çatıp Selin'e baktı.

Selin, "Aa yok değil. Daha doğrusu eski sevgilim." Dedi.

Kıvanç, sinirli bir şekilde "o adamın fotoğrafı hâlâ sen de ne işi var?" Diye sordu.

Selin hemen savunmaya geçerek, "Ya Kıvanç, başka salsa da boydan fotoğrafım olmadığı için silmedim. Yoksa onun yüzüne dahi göresim yok." Dedi.

Kıvanç sinirle gözlerini devirdi. Biz Recep'le birbirimize "burda ne oluyor?" bakışı attık.

"Böldüğüm için özür dilerim ama özel değilse, ve anlatmak istersen bize de ne olduğunu anlatır mısın Selin?" Diye sordum.

Selin kafasını salladı ve "Geçen yıl, salsa kursunda Ege'yle tanıştım. Okulda da ara ara görüyordum, bir üst sınıfta. Birbirimize telefonlarımızı verdik. Okuldan, derslerden ve danslar hakkında sohbet etmeye başladık.

Muhabbeti sarıyordu. Onunlayken kendimi mutlu hissediyordum. Ondan hoşlanmaya başlamıştım. Bir gün bana açıldı. Ben de ona açıldım. Sevgili olduk. İlk ay her şey çok güzel gidiyordu. Birbirimizle devamlı buluşur, hediye alırdık.

Sonraki aylarda soğuk yapmaya başladı. Buluşmalarımız azaldı. Sadece Ege'yi okulda ve kursta görebiliyordum. Mesajlarıma çok geç cevap veriyordu. Düşündüm, acaba Ege'ye bir yanlışım ya da kusurum mu olmuştu. Çok düşündüm. Onunla bu konuyu konuşmaya çalıştım ama hep geçiştirdi.

Sonun da zorla da olsa onu ikna etmeye başardım. Oturduk bir kafeye, neler olduğunu sordum. Bende bir sorun olmadığını, ailevi sorunlarla başa çıkmaya çalıştığını söyledi. Babası, kumar oynuyormuş ve kaybetmiş. Eve haciz gelmiş. Okuldan sonra bir kafede garson olarak işe başlamış.

Ona anlayış gösterdim ve zaman verdim. Bu durumda benimle ilgilenememesi normaldı. Konuşmamızdan sonra biraz daha ilgili olmaya başladı. Her şey eskisi gibi olacağını düşünmüştüm. Ta ki sınıftaki bir arkadaşımın bana bir fotoğraf gösterene kadar.

Fotoğrafta en yakın kız arkadaşım Rana ve Ege vardı. Fotoğrafta çok samimiydiler. Belki yanlış anlaşılma olmuştur diye düşündüm ve Ege'ye bu fotoğraf hakkında soru sormaya gitmedim. Okuldan sonra, Rana yanıma geldi ve her şeyi anlatmaya başladı.

Ege, arkadaşlarıyla benim üzerime iddiaya girmiş. Eğer benimle 3 ay sevgili olursa, arkadaşları 1 ay boyunca Ege'nin istediğini yapacakmış. Ege bu yüzden benimle sevgili olmuş. Aslında beni sevmiyormuş.

Benimle sevgili olduktan sonra yanımda Ranayı görmüş ve ona aşık olmuş. Bunu Rana'ya söylemiş ve beni sevmediğini, iddia olayını açıklamış. Kısacası Rana da Ege'ye boş değilmiş ve sevgili olmuşlar.

Ege'nin babanın borç olayı, kafede çalışması yalanmış. Mesajlarıma geç cevap verdiği zamanlarda Rana'yla berabermiş. Rana da yüzsüz gibi gelip bunları söyledi. O an hayal kırıklığına uğradım. Özellikle en yakın arkadaşımın bana böyle bir şey yapmasına üzüldüm.

O an orada Rana'yla arkadaşlığımı kestim ve Ege'yle de ayrıldım. 1 hafta sonra bu durma üzülmediğimi fark ettim. Ege'nin benim kalbimde büyük bir yeri olmadığını fark ettim. Sadece Rana'ya ve Ege'ye kızgındım.

Aradan bir süre sonra Ege, fake hesaptan bana yazdı. Neymiş beni çok seviyormuş, Rana'yla ayrılmış. Hata etmiş, onu affetmem için çok özür diledi. Kısacası boş zırvalıklar yazdı.

Onu direk engelledim. Daha sonra başka bir hesaptan yazmaya başladı. Yine engelledim. Pest etmedi yine yazdı. Onu polise şikayet e

tmekle tehdit ettim. O zaman yazmayı kesiti. İşte benim aldatılma hikayem böyle." Dedi Selin.

~Bölüm sonu~

Bölüm sonu

1 yorum