İçeriğe geç

FEDAİLER (Tutulma)

Bölüm 7 · 31 dk okuma

FEDAİLER (Tutulma)

Bölüm 7

Meydan Okuma

Kayra, Karen ile geçirdiği güzel bir akşamın ardından neşe içerisinde yatakhaneye doğru ilerliyordu. Karen ile vakit geçirmek ona huzur veriyordu. Bu manastırdaki tüm huzursuzlukları ve kuşku dolu düşünceleri içinden silip atıyordu. Karen'in dingin ve aklı başında kişiliğini seviyordu. Bu kadar kısa zamanda arkadaşlığına alışmıştı. Karen utangaç tavırlar ve çekingen bakışlar ile yanında ilerlerken sonlanan sohbeti yeniden başlatmak için aklına gelen ilk soruyu sordu. - Sahi sormayı unuttum Talya nerede? Karen gerginlik dolu sessizliğin son bulması ile rahatlayarak cevap verdi. - Uyumak istediğini söylemişti. Kendisini pek iyi hissetmiyormuş. - Nesi var? Kayra endişe içerisinde sordu sorusunu. Akşam yemeğini her zaman olduğu gibi hep birlikte yemişlerdi ama Talya'yı gayet iyi görmüştü. Biranda neden rahatsızlandığını gerçekten merak etmişti. - Önemli bir şey değil, keyifsiz sadece. - Umarım sabaha düzelir. Kayra iyi niyetli temennisini iletirken Karen keder dolu bir iç çekmişti. Talya'nın can sıkıntısı sabaha geçecek türden değildi. Kazgan ve Aden hakkında kafasında binlerce senaryo kurup kendisini bunlara inandırıyordu. Ardından ise kurduğu senaryolar gerçekmiş gibi üzülüyordu. Kazgan'ı neredeyse hiç tanımıyordu ama onun başkası ile bir bağının olma ihtimali bile onu depresyona sokmaya yetmişti. Tanımadığı birisine nasıl ilgi duyabildiğine anlam veremiyordu. Onun için gerçekten üzülüyordu. Bu yüzden bu konu üzerinde daha fazla durmak istemeyerek konuyu değiştirmeye karar verdi. - Arel nerede? Kayra duyduğu soru ile kısık bir sesle gülmüştü. Karen onun bu tepkisine anlam veremezken Kayra alay ile cevap verdi. - Yatakhanede olmalı, eminim Aden'den nasıl özür dileyeceğini düşünüyordur. Aldığı cevap ile Karen'in aklına, Arel'in yemekhanede denediği başarısız özür dileme girişimi gelmişti. Onun acemi tavırları hepsini epey güldürmüştü. İstemsiz bir şekilde yine gülümsemesine neden olurken kısık bir sesle konuştu. - Fena taktı özür meselesine. Umarım biran önce bu dertten kurtulur. - Boş ver iyi oluyor ona. Biraz burnu sürtsün, sürtsün de bir daha düşünmeden konuşmamayı öğrensin. Kayra'nın sanki bir baba gibi kurduğu cümle Karen'i gülümsetmişti fakat bu buruk bir tebessümdü. Arel'in yaptığı şey hiç doğru değildi ve aynı şeyi kendisi de Kayra'ya yapmıştı. İkisi de bilmeden ve farkında olmadan kırmıştı karşılarındakini fakat bu kalplerinin kırıldığı gerçeğini değiştirmiyordu. Aslında Arel'in girişimleri onu her ne kadar güldürüyor olsa da bir o kadar da huzursuz ediyordu. Arel hatasını telafi etmek için her yolu deniyordu lakin kendisi hiçbir şey yapmadan Kayra'nın olan biteni öylece unutmasını istemişti. Bu gerçek canını epey sıkıyordu. Kayra, Karen'in yüzündeki sıkıntıyı gördüğünde yatakhanenin önünde durarak yününü ona çevirdi. Biranda neden moralinin bozulduğuna anlam veremeyerek sordu. - Ne oldu, neden yüzün asıldı? Karen bu soruyu "hiç" diyerek geçiştirmek istiyordu fakat bu fırsatın bir daha eline geçmeyeceğini biliyordu. Bu konu bir daha açılmayabilirdi ve o, Kayra'dan asla özür dileyemeyebilirdi. Derin bir nefes alıp bakışlarını Kayra'ya diktikten sonra sıkıntı ile konuştu. - Kayra benim sana bir şey söylemem gerekiyor. Kayra aldığı cevap ile kaşlarını çatmıştı. Karen'in can sıkıntısı kendisiyle alakalıydı. Bu durum merakını iyice arttırırken sükûnet içerisinde dinlemeye devam etti. - Geçen gün ders programına bakmaya giderken söylediklerim için senden özür dilemek istiyorum. Kayra olayı anladığında gözlerini devirmeden edememişti. Bu mevzuyu çoktan unutmuştu lakin Karen halâ unutmamıştı. Kayra için önemsiz bir mevzuydu fakat Karen bu durumu kafasına fazlası ile takmıştı. - Ailen olmadığını bilmiyordum. Gerçekten çok özür dilerim. O gün özür dilemek istedim ama canının daha çok yanmasından korktum. Kayra, Karen'in art arda kurduğu cümleleri tebessüm ile dinledikten sonra başını şefkatli bir şekilde öne eğerek konuştu. - Önemli değil Karen, ben o mevzuyu çoktan unutmuştum bile. İçini rahatlatabilirsin, sana kırılmadım ya da kızmadım. Karen aldığı tepki ile rahatlamıştı. Omuzlarından adeta büyük bir yük kalkmıştı. Kayra'nın yalan söylediğini biliyordu. O gün canı gerçekten acımıştı ama kendisine kırılmamış olması içine su serpmişti. Bu konuyu burada kapatmanın ikisi içinde iyi olacağını düşünerek konuştu. - Sevindim. İzninle yarınki ders için enerji biriktirmem gerekiyor. İyi geceler. Karen neşe dolu bir tebessüm ile el salladıktan sonra yatakhaneye doğru ilerlemeye başladı. - İyi geceler. Kayra'da aynı tebessüm ile karşılık verdikten sonra erkekler yatakhanesine doğru ilerlemeye başladı. Bugün zihni fazlasıyla yorulmuştu. Yarın ise daha kötüsü olacak ve tüm bedeni yorulacaktı. Uyku öncesi hazırlık için dolabındaki temizlik malzemelerine yöneldi. Marsel'in ve Arel'in boş yataklarına gelişigüzel bir bakış attıktan sonra dolabının kapağını açtı. Arel ve Marsel'in nerede olduğunu merak etmişti fakat onları arayacak mecali yoktu. Biran önce işlerini halledip uyumak istiyordu. - Dostum revire gitmemizi ister misin? Kayra diş fırçasını ve havlusunu alıp dolabın kapağını kapatırken duyduğu cümle ile hızla arkasını döndü. Marsel telaş içerisinde konuşuyor ve Arel'in yüzüne bakmaya çalışıyordu. Arel ise eli ile sol yanağını kapatmış öfke ile yürüyordu. - Gerekmez alt tarafı bir yumruk. Kayra duyduğu cümle ile dehşete kapılarak elindekileri yatağının üzerine bıraktı. Arel onun yüzüne bakmadan yatağın ucuna otururken Kayra endişe içerisinde sordu. - Ne reviri? Ne yumruğu? Neler oluyor? Kayra sorgu dolu bakışlar ile Arel'i izlerken Arel bakışlarını ondan kaçırarak diğer tarafa çevirdi. Bacağını stres ve öfke ile durmadan sallıyordu. Kayra sakin ve bir o kadarda meraklı bir şekilde cevap beklerken Arel elini yüzünden çekti. Kayra, Arel'in yüzündeki morluğu gördüğünde gözlerini fal taşı gibi açıp yanına oturarak sordu. - Arel ne oldu yüzüne? Arel öfke ile bacağını sallayarak gözlerini kaçırmaya devam ediyordu. Kayra ondan bir yanıt alamayacağını anladığında bakışlarını Marsel'e çevirdi. Marsel nihayet sorunun kendisine yöneltilmiş olmasından dolayı memnun olarak hızla cevap verdi. - Aden'le takıştı yine, dozu fazla kaçırınca da yumruğu yedi. Arel, Marsel'in suçlayıcı cümleleri ile gözlerini devirirken Kayra öfke dolu bakışlarını Arel'e çevirmişti. Daha sabah özür dilemek için kırk takla atarken bir anda neden eski haline döndüğüne anlam veremiyordu. - Neden tartıştınız yine? Hani özür dilemek istiyordun Arel? - Dostum hiçbir şey bildiğin gibi değil. - Anlat da biliyim o zaman Arel! Kayra, Arel'in itirazı ile öfkeyle çıkışırken Marsel hızla konuşmaya başladı. - Kusura bakma dostum ama hak ettin. Güya kızdan özür dileyecektin, daha çok sinirlendirdin. Beni de sürükledin peşinden, neyse ki o soğuk nevale hemen uzaklaştırdı da ben yumruk yemeden kurtuldum. Arel, Marsel'in cümlelerini umursamadan yüzündeki morluğa acı içerisinde dokunurken Kayra öfke ile onu izliyordu. Onu sadece birkaç saat yalnız bırakmıştı ve Arel hemen başını belaya sokmayı başarmıştı. - Unut artık bu özür meselesini. Dileyemeyeceğin kesinleşti. Daha fazla zarar görmeden o kızla tüm iletişimini kes Arel. Arel, Kayra'nın verdiği nasihat ile kendisini yatağın üzerine sırtüstü bırakarak sıkıntı ile konuştu. - Dostum ben çok mu meraklıyım sanıyorsun o kızdan özür dilemeye! Vicdan azabı çekiyorum diyorum neden anlamak istemiyorsun? Kayra aldığı cevap ile gözlerini devirmişti. Ne söylerse söylesin Arel onu dinlemeyecekti. Yine kendi bildiğini okuyacaktı. Arel sıkıntı dolu bir nefes vererek uzandığı yerden kalkarken Marsel yüzündeki morluğa acı ile bakarak sordu. - Acıyor mu? İstersen eğitmenlerden buz isteyebilirim. - Olmaz! Arel hararet ile karşılık vermişti. Bu mevzuyu başka kimsenin bilmesini istemiyordu. Kayra ve Marsel şaşkın bakışlar ile onu izlerken yaptığı gereksiz çıkışı fark ederek hemen açıklama yaptı. - Bu mevzu aramızda kalacak, o kızın beni patakladığını başka kimsenin bilmesini istemiyorum. Kayra ve Marsel, Arel'in cümlesi bakışlarını birbirlerine çevirmişlerdi. Kısa süren bir bakışmanın ardından daha fazla dayanamayarak gülmeye başladılar. Yüzü gerçekten kötü durumdaydı fakat o halâ itibarını düşünüyordu. Bir kızdan dayak yemiş olmayı gururuna yediremiyordu. Arel, ikisinin birden gülmesine epey bozularak sitem ile konuştu. - Neye gülüyorsunuz çok mu komik? Eğer kız olmasaydı ağzını gözünü dağıtırdım. - Kesinlikle. Kayra ima ile karşılık verirken Arel daha fazla dayanamayarak hışım ile yerinden kalkmıştı. İkisinin alaylarına daha fazla katlanamayacaktı. Öfke ve acı içerisinde yanlarından uzaklaşırken Kayra kahkahasını bastırarak sordu. - Nereye gidiyorsun? - Revire, belki buz falan vardır. Arel arkasını dönmeden öfke ile vermişti cevabını. Kayra ve Marsel gülmeye devam ederken buz bulmayı umarak hızla yatakhaneden ayrıldı. ☠️☠️☠️ Karen yatakhanenin içinde yatağına doğru ilerlerken Talya'nın temizlik malzemeleri ile birlikte kendisine doğru ilerlediğini görmüştü. Modu halâ fazlası ile düşüktü fakat gözleri normal görünüyordu. En azından ağlamıyordu, Karen bu duruma oldukça memnun olarak hızla Talya'nın yanına ilerledi. - Nereye? Talya, Karen'in sorusu ile sanki uykudan uyanmış gibi afallamıştı. Dalgın adımlarına son verip kısa bir süre Karen'i inceledikten sonra cevap verdi. - Tuvalete. - Biraz bekle ben de geliyorum. Karen cümlesini kurduktan sonra cevap beklemeden hızla dolabına yöneldi. Eşyalarını aldıktan sonra tuvalete doğru yola koyuldular. Talya hiç olmadığı kadar sessiz ve dingindi. Karen onun bu haline gerçekten üzülüyordu fakat elinden bir şey gelmiyordu. Onu kendi halinde bırakmanın daha iyi bir yöntem olacağını düşünerek sessizce ilerlemeye devam etti. Tuvalet hiç olmadığı kadar boştu. Bu duruma ikisi de oldukça sevinerek dişlerini fırçalamaya koyuldular. Talya hüzün içerisinde Kazgan'ı Karen ise kara kara yarınki derste ne yapacağını düşünürken gürültü ile açılan tuvalet kapısı ile dikkatlerini kapıya yönelttiler. - İyi misin? Aden hışım ile içeri girip elini suyun altına tutarken peşinden Zeren'de endişe içerisinde gelerek yanına dikilmişti. Aden yüzünü acı ile buruşturup moraran elini soğuk suya tutuyordu. Talya hayret ile neler olduğunu anlamaya çalışırken Aden acı ile cevap verdi. - İyiyim. - Ne yapacağız şimdi, ya gidip şikayet ederse? Zeren'i ilk defa yüzünü endişe bulutları kaplamış bir şekilde görüyorlardı. O soğuk ve hissiz ifadesi yerini korku ve endişeye bırakmıştı. Talya bir yandan dikkati onlarda değilmiş gibi davranıp dişini fırçalarken diğer yandan konuşmaları dinlemeye devam ediyordu. - Etmez. - Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun? Zeren, Aden'in kendinden emin cevabı ile öfkelenerek çıkışmıştı. Her zaman yaptığı gibi yine öfkesine yenik düşüp başını belaya sokmuştu. Aden, Zeren'in evhamlı tavrı ile gözlerini devirerek karşılık verdi. - Onun gibi kazmalar bir kızdan dayak yemeyi gururlarına yediremezler çünkü. Merak etme kimseye bir şey söylemez. Zeren aldığı cevaptan sonra yüzünü buruşturarak Aden'in elini kendisine çevirdi. Eli fazlası ile kızarmış ve yer yer morarmıştı. Karen ve Talya, Aden'in elinin halini gördüklerinde dehşete kapılırken Zeren sıkıntı ile konuştu. - Sadece bir yumruk attın. Elin neden bu kadar kötü oldu? Aden acı ile yüzünü buruşturduktan sonra öfke ile karşılık verdi. - Taş kafalının teki çünkü. Yüzü o kadar sertti ki sanki bir duvara yumruk atmışım gibi hissettim. - Revirden buz getirmemi ister misin? Aden, Zeren'in sorusuna başını iki yana sallayarak karşılık verdikten sonra konuştu. - Gerek yok ben kendim alırım. Aden cümlesinin ardından zaman kaybetmeden suyu kapatıp tuvaletten ayrıldı. Zeren'de hızla onu takip edip Talya ve Karen'i yalnız bıraktığında Talya rahat bir nefes alarak konuştu. - Kimi yumrukladı acaba? - Bilmem, ama her kimse durumunun iyi olmadığı ortada. Karen yüzünü buruşturarak vermişti cevabını. Kavga onun için olağanüstü bir olaydı. Hayatı boyunca fiziksel münakaşa yaşamamış biri olarak karşı tarafa üzülmüştü. Talya o yumruğun kendi yüzüne indiğini hayal ettiğinde kalbi korku ile hızlanmıştı. Derin bir nefes alıp kalbini yavaşlattıktan sonra o günün asla gelmemesini umut ederek dişlerini fırçalamaya devam etti. ⚔️⚔️⚔️ Arel koridor boyunca yüzünü kimsenin görmemesi için saklayarak ilerledikten sonra alt kata inmiş ve rahatlayarak elini yüzünden çekmişti. Hiç kimse yüzüne ne olduğunu bilmiyordu fakat o sanki herkes biliyormuş gibi utanıyordu. Aden ile arasında olanları kimsenin görmemiş olması onun için büyük şanstı. Alt katın loş koridorlarını bir bir geride bıraktıktan sonra açık olan revir kapısının önüne geldi. İçeri girmek için hareketlendiğinde duyduğu "of" sesi ile olduğu yerde kaldı. Gözleri ile hızla karanlık reviri taradıktan sonra dolabın önündeki hareketlilik ile tüm dikkatini dolaba yöneltti. Aden arkası dönük bir şekilde dolabın üstünde bir şeyler arıyordu. Arel gördüğü manzara ile oldukça keyiflenerek omzunu kapıya yaslayıp izlemeye devam etti. Aden yüksek dolaba ulaşmak için parmaklarının üzerinde yükselmişti fakat istediği şeye bir türlü ulaşamıyordu. Çıkardığı sıkıntı dolu sesler Arel'in fazlası ile hoşuna gitmişti. Kibir abidesi havalı Aden'i zor durumda görmek yüzündeki acıyı anında unutmasına neden olmuştu. Aden'in ince silueti karanlıkta kendisi pek fazla belli etmese de kırmızı saçları mum ışıkları ile aydınlanıyordu. Aden dolabın en arkasındaki buzlara bir türlü ulaşamıyordu. Defalarca kez etrafta üzerine çıkmak için bir şeyler aramış fakat bulamamıştı. Revirde yere sabit olan yataklar dışında hiçbir şey yoktu. Moraran elini önündeki tezgahın üzerine koyarak diğer eli ile dolabı karıştırmaya devam ediyordu. Karanlık buz bulmasını daha çok zorlaştırırken sırtında hissettiği baskı ile yönünü hızla arkasına dönmeye çalıştı. Çarptığı sert cisim dönüşünü engellerken yanağında hissettiği ılık nefes ve elinin üzerinden dolaba uzanan kol ile bakışlarını sağ tarafına çevirdi. Arel keskin bakışlarını gözlerinden ayırmadan dolaptan bir buz alarak tezgahtaki elinin üzerine koydu. Arel'in neden bu kadar yakın davrandığına anlam veremiyordu. Daha biraz önce yüzünün ortasına bir yumruk geçirmişti. Fakat Arel sinirlenip kendisine karşılık vermek yerine gelmiş burada eline buz koyuyordu. Aden kısa süren bir şaşkınlığın ardından bakışlarını hızla Arel'den çekerek buzu elinin üstünden itti. Ondan gelecek hiçbir yardımı istemiyordu. Arel çatık kaşlar ile ne yaptığını anlamaya çalışırken Aden dolapta buz aramaya devam etti. Arel, Aden'in kibri ile gülümsemeden edememişti. Kendisinden yardım kabul etmiyor ve yetişemeyeceğini bildiği halde buz aramaya devam ediyordu. - İmkânı yok yetişemezsin. Arel yüzünü neredeyse Aden'in yüzüne değdirecekmiş gibi yaklaştırarak konuşmuştu. Kişisel alanını ihlal edip onu daha çok sinirlendirmek istiyordu. Bunu başarıyordu da, Aden öfke ile dişlerini sıkıp gözlerini devirdikten sonra bakışlarını Arel'e çevirmeden konuştu. - Benimle konuşabileceğini kim söyledi? Arel duyduğu kibir dolu cümle ile kısık bir sesle güldükten sonra ciddiyetsiz bir tavır ile karşılık verdi. - Seninle konuşmak için Agola'dan izin çıkartmam gerektiğini bilmiyordum. Aden duyduğu her cümlede biraz daha sinirlenirken hışım ile ayaklarını indirerek arkasını döndü. Sert hareketi göğsünün Arel'e çarpmasına neden olurken Arel keyif ile onu izliyordu. Aden'i rahatsız edebilmek için yerinden bir santim bile kıpırdamamıştı. Aralarındaki bir santimlik fark her an kavga edeceklermiş gibi ürkütücü bir yakınlık oluştururken Aden dişlerini sıkarak konuştu. - Bana bak sert çocuk, seni daha biraz önce uyardım. Çabuk unuttun galiba. Arel tebessüm ile dinledikten sonra ellerini Aden'in iki yanından uzatarak tezgaha yasladı. Aden, Arel'in yakınlaşması ile kendini tezgaha iyice yapıştırırken Arel yüzünü Aden'e yaklaştırarak cevap verdi. - Bir dahaki sefere tek yumrukla bırakmam demiştin. Ne yaparsın kızıl şeytan bu sefer de beş yumruk mu atarsın? Ya da araya birkaç tanede tekme mi serpiştirirsin? Aden'in duyduğu her cümlede kasları gerilip nefesi sıklaşırken Arel onu sinirlendiriyor olmanın keyfi ile konuşmaya devam etti. - Hiç durma yap, bak bu yanağım daha sağlam. İşe onu morartmakla başla istersen. Arel'in diğer yanağını çevirerek kurduğu cümle Aden'in yumruklarını sıkmasına neden olmuştu. Arel, onu tahrik ediyordu bunun farkındaydı fakat bu tahrik ona çok cazip geliyordu. Yumruklarını art arda yüzüne indirmek istiyordu ama yapmayacaktı. Okulun ilk haftasından başına bela açmayacaktı. Buraya başarılı bir öğrenci olmak için gelmişti ve Arel'in tahriklerine kapılıp adını lekeletmeyecekti. Aden derin bir nefes alıp yumruklarını gevşettikten sonra sırtını dikleştirerek Arel'in gözlerinin içine bakmaya başladı. Arel, onun halâ öfke nöbetine girmemiş olmasına şaşırırken yüzüne küçümseyici bir tebessüm yerleştirerek karşılık verdi. - Senin için ceza alamam, seninle hesabımı yarın ki derste göreceğim sert çocuk. - Yarın ki ders mi? Ne alaka? Arel şaşkınlık ile sormuştu. Derste ne gibi bir intikam alabileceğini anlamamıştı. Aden, onun yüzündeki tedirginliği sezdiğinde dudağının kenarını kibir ile kıvırıp açıkladı. - Kazgan ilk derste düello yaptırır. Umarım eşim sen olursun. Arel öğrendiği bilgi ile şaşırmıştı ama kendisini hemen toplamayı başarmıştı. Aden açık bir şekilde onu küçümsüyordu. Bu durum canını epey sıkmıştı fakat bunu Aden'e belli edemezdi. En iyi cevabın onu sinirlendirmek olduğunu düşünerek ciddiyetsiz bir şekilde cevap verdi. - Eşim olmak istiyorsan dersi bahane etme, açık açık söyle. Ben alışkınım kızların bana aşık olmasına. Arel ciddiyetsiz bir şekilde sırıtarak yüzüne yeni bir yumruk yemeyi beklerken Aden'de aynı şekilde gülümsemeye başlamıştı. Bu tepkiyi gerçekten beklemiyordu. Onun gibi sert ve öfkeli birisinin böyle bir cümleye sinir krizi ile karşılık vermesi gerekiyordu. Aden içten ve gerçek bir şekilde güldükten sonra kendisini toparlayarak karşılık verdi. - Öyle olsun sert çocuk, eşin olmak istiyorum. Yarınki derste görürsün aşkım ne denli büyükmüş. Aden cümlesini gülümseyerek tamamladıktan sonra Arel'in onun için aldığı buzu tezgahtan alarak Arel'in elini ittirdi. Arel'in eli yaslandığı tezgahtan kurtulurken yolu açılmıştı. Şaşkınlık ile kendisini izleyen Arel'e son bir bakış attıktan sonra kapıya doğru ilerlemeye başladı. Arel hayret dolu bakışlar ile arkasından bakakalmıştı. İlk defa Aden'den korktuğunu hissetmişti. Bir psikopat gibi davranması onu tedirgin etmişti fakat bir o kadarda hoşuna gitmişti. Bir başkasının ona, kendisinin başkalarına davrandığı gibi davranması tuhaftı. Lakin Aden'in içten tebessümü ve davetkâr cümleleri vücudunun kasılmasına neden olmuştu. Yüzündeki aptal tebessüme engel olamadan dolaptan bir buz alıp dolabın kapağını kapattı. Yatakhaneye gitmek için yola koyulurken yarın ki ders için şimdiden heyecanlanmaya başlamıştı. *** Arel sersem adımlar ile yatakhaneye geldikten sonra buzu yatağının üzerine koyup eşofmanlarını almak için dolaba yöneldi. Kayra ve Marsel şaşkın şaşkın onu izliyordu. Ses vermeden gelmiş ve aynı sessizlik ile kıyafetlerini değiştirmeye koyulmuştu. Kayra, Arel'in yüzünde gördüğü manasız tebessüm ile elindeki kitabı yatağın üzerine bırakarak dikkatle Arel'i izlemeye koyuldu. Her zaman takındığı o sert mizacından eser yoktu. Yüzünde manasız bir tebessüm vardı, ayrıca yüzünün sağlam olan tarafları da domates gibi kızarmıştı. - Arel neden gülümsüyorsun? Kayra daha fazla dayanamayarak sormuştu. Arel duyduğu soru ile afallayarak yönünü Kayra'ya çevirdi. İlgi ile kendisini izliyordu. Bakışlarını diğer tarafa çevirdiğinde Marsel'in de dikkat ile onu izlediğini gördü. Onların burada olduğunu daha yeni fark ediyordu. Kayra merak ve kuşku dolu bakışlar ile cevap beklerken çıkardığı kıyafetleri dolabına koyarak cevap verdi. - Ne gülümsemesi, nereden çıkarttın onu? Arel yüzündeki tebessümü Kayra söyleyene kadar fark etmemişti. Kayra'nın sorusu ile öğrendiği gerçek utanmasına neden olurken boş boş dolabıyla ilgilenmeye koyuldu. Yüzünü Kayra'ya çevirmek istemiyordu, çünkü Kayra bir bakışıyla bir çok duygusunu okuyabilirdi. Marsel ve Kayra, Arel'in garip davranışları ile birkaç saniye birbirlerine baktıktan sonra Marsel cevap verdi. - Dostum yüzünde aptal bir gülümseme var, sanki aşık olmuşsun gibi. - Aden'e mi? İmkânı yok! Arel'in şaşkınlık ve panik içerisinde verdiği tepki Kayra ve Marsel'in şoka girmesine neden olmuştu. Arel yapmış olduğu boşboğazlığı hemen fark etmişti fakat artık çok geçti. Marsel ve Kayra hayret ile yüzüne bakarken yönünü tekrar dolabına çevirdi. Bu konu biraz daha uzarsa alay konusu olacağını biliyordu. Kayra, Arel'in saçma sapan hareketleri ile duyduğu cümlenin etkisini hızla üzerinden atarak ayağa kalktı. - Aden'den bahsettiğimizi hatırlamıyorum Arel. Kayra şüpheli tavırlar ile Arel'in sırtını izlerken Arel acemi bir şekilde durumu kurtarmaya çalıştı. - Öyle mi? Ben duyduğumu sanmıştım, yanılmışım. Marsel, Arel'in dili ile dişi arasında verdiği cevapla kıkırdamadan edememişti. Yalan söylemeye çalışıyordu fakat beceremiyordu. Her zaman sert ve havalı görünen Arel, bu sefer gözüne fazlası ile aptal görünmüştü. Eski karizmasından eser dahi yoktu. Kayra aldığı cevap ile gözlerini devirmeden edememişti. Arel düpedüz yalan söylüyordu ve bunu da hiç beceremiyordu. - Arel, yeme beni! Sen Aden'le miydin? Arel duyduğu soru ile dişlerini sıkmaya başlamıştı. Artık yalan söylemenin hiçbir anlamı olmayacaktı. En iyi yolun doğru cevap verip biran önce bu sorgudan sıyrılmak olduğuna karar vererek yönünü Kayra'ya çevirdi. - Revirde karşılaştık, o da buz almaya gelmiş. - Ne konuştunuz? Kayra çatık kaşlar ile sorgulamaya devam ediyordu. Arel'in yine başına bela açmasından korkuyordu fakat bu sefer Arel'de farklı bir şeyler vardı. Öfkesini, hırçınlığını ve arsızlığını silip götüren bir şey. Arel aldığı her soruda bıkkınlık ile nefes verirken çaresizce yalan söyledi. - Hiçbir şey, sadece karşılaştık. - Dostum yüzündeki gülümsemeye bakarsak bu sefer yumruk yerine öpücük atmış olmalı. Marsel söylediği cümleden sonra alay ile Arel'e bakarken, Arel öfkelenerek ranzanın ucunda asılı olan ceketi alıp üzerine fırlattı. Marsel aldığı tepki ile kahkahalara boğulurken Kayra kaşlarını hayret ile çatarak Arel'in yüzündeki kızarıklığı izlemeye koyuldu. Arel hayatında ilk defa utanmıştı. Kayra fark ettiği gerçek ile yüzünü buruşturarak sordu. - Dostum hayır! Sakın bana... - Yok öyle bir şey Kayra! Unut onu! Arel, Kayra'nın ne söyleyeceğini çok iyi biliyordu ve hiçbir şey duymak istemiyordu. Ne Aden hakkında ne de bugün yaşananlar hakkında bir daha konuşmamak üzere yatağına çıkıp arkasını diğerlerine dönmüştü. Yüzünü görmelerini istemiyordu. Çünkü Kayra, kendisinin bile fark edemediği gerçekleri her zaman ondan önce fark ediyordu. Bu sefer bu gerçeklerle yüzleşmeye hazır değildi. Kayra sözünün kesilmiş olmasından ve Arel'in tuhaf tavırlarından dolayı düşüncelerinin doğru olduğunu anlamıştı. Arel ne zaman bir şeyler saklamaya çalışsa üzerini örterdi. Şimdide sırtını dönerek yine aynısını yapıyordu. Onu kendisi ile baş başa bırakmak herkes için daha iyi olacaktı. Bu yüzden Marsel ceketini tekrar ranzaya asarken o da sessizce kitabını alıp yatağına geçti. 🛡🛡🛡 Karen ve Talya yemekhanenin uğultuları arasında neşe ile kahvaltılarını yapıyorlardı. Talya dünkü moral bozukluğunu neyse ki üzerinden atmış ve eski neşeli haline geri dönmüştü. İkisi de biraz sonra başlayacak olan ders için endişelilerdi. Talya bu dersin Kazgan'a ait olmasından dolayı fazlasıyla memnundu fakat aklına dövüş konusundaki yetenekleri geldiğinde içini büyük bir huzursuzluk kaplıyordu. - Dostum Aden'in eline bak! Marsel ve Kayra ellerinde tepsiler ile karşılarına otururken Marsel, Kayra'nın koluna vurarak konuşmuştu. Karen ve Talya şaşkınlık ile onları izlerken Kayra bakışlarını hızla Marsel'in işaret ettiği yöne çevirdi. Aden ilerideki masalardan birinde oturmuş sohbet ediyordu fakat eli gerçekten de kötü görünüyordu. Yumruk boğumları morarmaktan da öte bir şekilde kararmıştı. Acı ile yüzünü buruşturarak bakışlarını hızla önüne çevirdiğinde Talya heyecan ile konuştu. - Siz bilmiyorsunuz tabi, dün birisine yumruk atmış. Kimdi acaba? Kayra ve Marsel ima ile birbirlerine baktıktan sonra tekrar önlerine dönmüşlerdi. Arel'in yüzünü önünde sonunda göreceklerdi fakat geç öğrenmeleri Arel için daha iyi olacaktı. - Arel yüzüne ne oldu? Karen'in hayret dolu cümlesi ile herkes bakışlarını masaya yeni gelen Arel'e çevirmişti. Talya dehşet ile yüzündeki kızarıklığa bakarken Arel utanç ile bakışlarını önüne eğdi. Soruyu sanki duymamış gibi yapmak istiyordu ama Karen oldukça yüksek bir sesle sormuştu. Talya ve Karen, Arel'in sessizliğinin son bulmayacağını anladıklarında bakışlarını Kayra'ya çevirdiler. Kayra sorunun kendisine yöneltildiğini anladığında bıkkın bir şekilde cevap verdi. - Aden'in kime yumruk attığını merak ediyordunuz ya, işte doya doya bakın. Talya ve Karen aldıkları cevapla hayrete kapılıp yüzlerini acı ile buruştururken Arel ters bakışlarını yanında oturan Kayra'ya çevirerek sitem ile konuştu. - Böyle herkese duyuramazsın dostum. İstersen üst kata çıkıp anons et. Öyle daha kolay olur. Talya, Arel'in sitemi ile kıkırdarken Kayra öfke ile karşılık verdi. - Bunları yumruk yemeden önce düşünecektin Arel. Madem yaptın bir aptallık sonuçlarında da sızlanmadan katlanacaksın o zaman. Arel öfke ile önüne dönüp kahvaltısını yapmaya başladığında diğerleri de bakışlarını üzerinden çekmişti. Oldukça öfkeli görünüyordu. Kısa bir süre herkes sessizce kahvaltısını yaptıktan sonra Marsel çatalını tepsiye bırakıp hem içindeki sıkıntıyı bastırmak hem de ortamdaki gerginliği dağıtmak için konuşarak sessizliği bozdu. - Onu bunu bırakında biz derste ne yapacağız onu düşünün. Marsel'in sorusu hepsini düşündürmeye başlamıştı, Arel hariç. Herkes endişe ile neler olacağını düşünürken o iştah ile kahvaltısını yapmaya devam ediyordu. - Ders düello şeklinde olacakmış. Çıkar birkaç yumruk atar, birkaç tane de yer oturursunuz işte. Çok da düşünülecek bir durum yok. Hepsi ağzı açık bir şekilde Arel'e bakıyordu. kendilerini her türlü acı verici eğitime hazırlamışlardı fakat daha ilk dersten kavga etmeyi akıllarının ucundan bile geçirmemişlerdi. Arel'in sanki çok normal bir şeymiş gibi anlattığı cümle hepsini düşünce komasına sokarken Kayra şaşkınlık ile sordu. - Sen nerden biliyorsun düello olacağını? - Dün gece Aden söyledi. Arel kırdığı potu fark etmeden kahvaltı yapmaya devam ederken Kayra kaşlarını havaya kaldırarak tekrar sordu. - Hani siz dün gece konuşmamıştınız? Arel kafasını duvarlara vurmak istiyordu ama mümkün görünmüyordu. Söylediği yalanı bir gün bile idare edememiş olmanın beceriksizliği ile kendisine kızarken bakışlarını Kayra'ya çevirmeden konuşmaya başladı. - Konuşmadık zaten, sadece bunu söyledi. - Öncesinde sana yumruk atan kız ilk karşılaşmanızda sana dersi anlattı öyle mi? Hem de başka hiçbir şey konuşmadan. Kayra hayret ile konuşarak Arel'i köşeye sıkıştırırken Arel anlamsız bakışlar atmaya devam ediyordu. Kayra'nın dünden beri sürekli Aden ile arasında olup bitenleri araştırması gerilmesine neden oluyordu. - Evet dostum öyle oldu. Dünden beri dedektif kesildin başıma. Bu olayı unutmak istiyorum ben artık. Kayra, Arel'in kaçamak cevapları ile sessiz kalırken Marsel hezimete uğramış bir şekilde konuşmaya başladı. - Birkaç yumruk yermişiz, senin için konuşması kolay tabi dostum. Çıkar birini pataklarsın olur biter. Ben hayatımda kavga bile etmedim. - Al benden de o kadar. Talya'da moral bozukluğu ile Marsel'in fikrine katılırken hepsi kara kara düşünmeye başlamıştı. İlk dersten kavga edeceklerine halâ ihtimal vermiyorlardı fakat Aden'in böylesine saçma bir konuda yalan söylemesi kulağa aptalca geliyordu. 🪐🪐🪐 Bütün öğrenciler avcılık eğitimi için büyük salonda toplanmıştı. Salon adeta bir mahzeni andırıyordu. Soğuk ve rutubet kokan karanlık duvarlar içlerini ürpertirken iç dizaynı hepsini hayran bırakmıştı. Üç büyük arena dışında bıçak alanı ve geniş bir talim arenası bulunuyordu. Sıradan bir odadan çok farklıydı. Bütün öğrenciler en ortada duran, yerden yaklaşık bir metre yüksekliğindeki arenanın etrafında toplanıp Kazgan'ı beklemeye koyulmuşlardı. Hepsi sabırsız bir şekilde etrafına bakıp yanındakiyle sohbet ederken Arel'in gözü biraz ilerisinde bekleyen Aden'e çarptı. Ceketini üzerinden çıkartmış ve siyah atletiyle kalmıştı. Koyu buğday teni siyah atletinin içinde oldukça aydınlık görünürken fit vücudu daha bir belirginleşmişti. Uçları kırmızı olan dalgalı saçlarını tepesinde atkuyruğu yapmış ve meydan okuduğu düello için bütün hazırlıklarını tamamlamıştı. Arel ilgi ile onu izlerken koyu gözleri Aden'in ki ile buluştu. Sert ve derin bakışları Arel'in kalp ritimlerini hızlandırırken dudağının kenarı kibir ile kıvrıldı. Arel aldığı tepkiye alay ile tebessüm ederken Kazgan bütün haşmeti ile arenanın üzerinde belirdi. Bütün öğrenciler konuşmayı kesip dikkatlerini ona yöneltti. Kazgan kısa bir süre bütün uğultunun kesilmesini bekledikten sonra herkesin üzerinde yavaşça göz gezdirerek konuşmaya başladı. - Fedailer topluluğuna hepiniz hoş geldiniz. Avcılık dersinde hepinizin tahmin ettiği gibi dövüş ve bıçak eğitimi alacaksınız. Kazgan cümlelerinin arasında kısa bir süre sessizliğe bürünüp herkesin üzerinde gözlerini gezdirirken öğrenciler onun gür sesinin etkisi ile sessizlik içerisinde dinlemeye devam ediyorlardı. - Bu yıl bütün bölümler için yeni bir kural uygulayacağız. Agola yeni aldığı karar ile her bölümün en iyi iki öğrencisine kimsenin bilmediği bir sürpriz hazırladı. Kazgan'ın cümlesi herkeste büyük yankı uyandırmıştı. Merak ile cümlenin açıklanmasını beklerken Kazgan konuşmaya devam etti. - Tüm yıl boyunca değişkenlik gösterecek bir puan tablosu oluşturulacak. Bu tabloya göre her bölümün en yüksek puanlı iki öğrencisi Agola tarafından hazırlanan sürprize sahip olacak. Bu yüzden dersler her zamankinden daha zorlayıcı olacak. - İşte bu muhteşem. Arel duydukları ile keyiflenip Kayra'nın kulağına eğilerek konuşmuştu. Kayra, onun hayalperestliği karşısında gözlerini devirmeden edememişti. Bunca donanımlı öğrenci arasında seçilebileceğine halâ ihtimal veriyordu. - Avcılık eğitimi üç eğitmen tarafından verilecek. Bugün sizi ikili düello şeklinde test edip seviyelere ayıracağım. Bazı öğrenciler duydukları ile sevinirken birçoğu endişe içerisinde söylenmeye başlamıştı. Daha ilk dersten yumruklanmak hiç hoşlarına gitmemişti. - Sessizlik! Kazgan sert bir ses ile haykırdığında tüm uğultu kesilmişti. Herkes dikkatini tekrar üzerine yönelttiğinde konuşmaya devam etti. - En yüksek seviyedeki ilk grup benimle, orta seviye ikinci grup Feray'la, düşük seviyeli üçüncü grup Şara ile eğitim görecek. Belirli zamanlarda tekrar sınav yapıp bu grupları güncelleyeceğiz. Kazgan'ın cümleleri herkesi düşündürürken Kazgan konuşmasını devam ettirdi. - Düelloların adil olması için gruba yeni dahil olan öğrenciler kendi arasında, diğerleri de kendi arasında eşleşecek. Arel aldığı bilgi ile yıkılmıştı. Aden ile herkesten gizli yaptığı anlaşma Kazgan'ın kuralları ile bozulmuştu. Sıkıntı ve moral bozukluğu içerisinde Kazgan'ı izlerken kolunda hissettiği sıcak temas ile bakışlarını soluna çevirdi. - Arenada tekmeleyeceğim yüzün senin olmayacak olması üzdü. Aden bakışlarını arenadan çekmeden konuşmuştu. Arel omuzuna kadar gelen yüzüne kısık gözler ile bakarken bakışlarını ona çevirerek devam etti. - Ne yapalım aşkımızı başka bahara erteleyeceğiz artık! Arel duyduğu ima dolu cümle ile alt dudağını ısırmış ve gülümsememek için dudaklarını birbirine bastırmıştı. Aden'in oyunbaz cümleleri içindeki rekabet duygusunu coştururken Kazgan'ın gür sesi tekrar yankılandı. - Daha fazla zaman kaybetmeden ilk düelloyla başlayalım. Aden arenaya gel. Aden, Kazgan'ın emri ile sağ tarafında kendisini izleyen Arel'e ima dolu bir bakış attıktan sonra omuzuna hafifçe çarparak arenaya doğru ilerlemeye başladı. Kayra ve diğerleri hayret dolu bakışlar ile Arel'i izlerken o gözlerini ayırmadan Aden'e bakıyordu. Aden kendinden emin bir şekilde arenaya girdikten sonra sert bir yüz ifadesi ile beklemeye başladı. Rakibini daha doğrusu avını merak ettiği her halinden belli oluyordu. Kazgan, Aden'e öylesine bir bakış attıktan sonra yönünü tekrar kalabalığa çevirdi. - Aden'in karşısına kim çıkmak ister? Kalabalık öğrenci grubu Kazgan'ın sorusu ile gözlerini kaçırarak yerlerinde huzursuz bir şekilde kımıldanmaya başlamıştı. Hiçbiri Aden ile dövüşmek istemiyordu. Kazgan sert bakışlarını sessiz kalabalığın üzerinde gezdirirken havaya kalkan el ile memnun olarak konuştu. - Arenaya gel. Arel merak ile el kaldıranın kim olduğunu görmeye çalışırken gördüğü yüz ile istemsizce huzursuz olmuştu. Havaya dikilen kahverengi saçları ve yakışıklı yüzü ile arenaya giren Talaz tutku dolu bakışlar ile Aden'i izliyordu. Arel gördüğü bakışlardan dolayı oldukça rahatsız olarak gözlerini hızla Aden'e çevirdi. Onun, Talaz'a karşı olan bakışlarını merak ediyordu. Talaz'ın uzun boyu ve kaslı bedeni Aden'in iki katı bir görüntü oluşturuyordu. Talaz'ın sadece çenesine gelebilen Aden umursamaz bakışlar ile rakibini süzüyordu. Bakışlarında ilgiden ve tutkudan ziyade bilinmezlik vardı. Talaz'ın zayıf noktalarını bulmaya çalışıyor gibiydi. Arel zihninde beliren soruya aldığı cevap ile memnun olurken Kazgan ilk düelloyu belirlemiş olmanın mutluluğu ile köşeye çekilerek konuşmaya başladı. - Hazırlanın. Kazgan'ın cümlesi ile Aden olduğu yerde kalırken Talaz ceketini çıkartarak kalabalığın içindeki bir öğrenciye fırlattı. Geniş kasları siyah tişörtünün içinden fırlayacakmış gibi görünürken Aden'in tam karşısına geçerek beklemeye başladı. Kazgan nihayet hazır olduklarını gördüğünde komutunu verdi. - Başlayın. Herkes Kazgan'ın emri ile birlikte dikkatini arenaya yöneltirken Aden saniye kaybetmeden ilk yumruğunu Talaz'ın yüzüne indirmişti. Talaz bu hızlı hamle ile nereden geldiğini şaşırırken Aden zaman kaybetmeden art arda yumruklarını indirmeye devam ediyordu. Oldukça saldırgan dövüşüyor ve rakibine fırsat vermiyordu. Öğrencilerin birçoğu bu kavgayı dehşet ile izlerken azınlık bir kısım gördükleri manzaradan oldukça keyif alıyordu. Talaz kısa süreli bir afallamanın ardından nihayet kendisine gelerek Aden'in yumruğunu havada yakalamıştı. Aden'i bileğinden tutup kendisine çektikten sonra sırtını göğsüne yaslayarak boğazını sıkmaya başladı. Aden'in ince bedeni Talaz'ın kaslı kolları arasında kaybolurken acı ile yüzünü buruşturuyordu fakat bu kapandan kurtulmaya çalışmayı da ihmal etmiyordu. Sert dirsek darbelerini art arda Talaz'ın karın boşluğuna indirerek boynundaki kolu gevşetmeye çalışırken Talaz acı ile yüzünü buruşturuyordu. Ayakta sabit geçen kısa bir mücadelenin ardından Talaz daha fazla dayanamamış ve kolunu gevşetmişti. Aden bu fırsatı hemen değerlendirip Talaz'ın, boynuna doladığı kolu koltuk altına sıkıştırarak sırtının üzerinde tam bir tur çevirip yere yapıştırmıştı. Sert bir şekilde sırt üstü yere düşen Talaz neler olduğunu anlayamadan karnına bir diz yemişti. Aden yere, dizlerinin üzerine çökmüş art arda diz darbelerini indirmeye devam ediyordu. Talaz karnındaki kasları sıkarak acısını hafiflettikten sonra bir yumruğunu Aden'in yüzüne indirdi. Aden acı ile geri çekilirken zaman kaybetmeden ayağa kalkıp ikinci bir yumruk daha savurdu. Aden, Talaz'ın yumruğundan sıyrılıp kolunu omuzunun üstüne sıkıştırdıktan sonra Talaz'ın boynuna zıplayarak bacaklarını iki yandan geçirdi. Talaz maruz kaldığı hamle ile yere savrulurken Aden nihayet kolunu kilitlemeyi başarmış ve tüm kuvveti ile geri asılmaya başlamıştı. Talaz'ın kolu Aden'in ince bacakları arasında gerilirken Talaz acı ile bağırmaya başlamıştı. Kolunu kurtarmak için hamleler yapıyordu fakat artık faydasız görünüyordu. Salondaki herkes Talaz'ın kolundan çıkan çatırtı seslerini dinlerken Talaz daha fazla dayanamayarak elini yere art arda vurdu. - Bitti. Talaz'ın pes ettiğini gören Kazgan hızla yanlarına gelip komutunu verdiğinde Aden'de hemen bacaklarını gevşetmişti. Talaz kolunu tutarak acı ile arenadan inerken Aden'de dağılan saçlarını elleri ile düzeltti. Birçok kişi bu dövüşü dehşet içerisinde izlemişti. Arel, Aden'in yorgunluktan inip kalkan göğsü ve patlak dudağı ile kısa bir süre arenada dinlenmesini izlerken gördüğü manzara karşısında epey memnun olmuştu. Aden'in acıya aldırış etmeden gerçek bir savaşçı gibi dövüşüyor olması hoşuna gitmişti. - Biz bittik. Marsel'in ağlamaklı çıkan sesi ile hepsi dikkatini ona yöneltti. Gözlerini ayırmadan dehşet ile arenaya bakıyordu. Transa geçmiş gibi bir hali vardı. Arel onun bu tepkisine kısık bir sesle gülerken Kayra telkin verme gereği hissederek konuştu. - Sakin ol Marsel, onların ikisi de dövüşmeyi bilen insanlar. Senin rakibin de senin kadar deneyimsiz olacak. - Umarım benim kadar olur Kayra, yoksa buradan sedyeyle çıkmak zorunda kalırım. Karen ve Talya tedirgin bakışlar ile birbirlerine bakarken Arel ve Kayra, Marsel'in cümlesi ile gülmeye başlamışlardı. Sessiz ortamda seslerini bastırmak için ellerini ağızlarına kapatırken Kazgan tekrar konuştu. - Taycu, sıra sende. Taycu neşe içerisinde arenaya girdikten sonra Kazgan rakibini seçerek kenara çekildi. Taycu'dan epey çelimsiz olan genç tedirgin hareketler ile arenada adımlayarak komut beklerken Kazgan düelloyu başlattı. Taycu, etrafa savrulan uzun saçlarına aldırış etmeden seri bir şekilde dövüşüyordu. Fena sayılmazdı fakat çok da iyi değildi. Kısa süren bir dövüşün ardından Kazgan düellonun bitmeyeceğini anlayarak araya girdi. İkisi de birbirini alt edemeyerek arenadan ayrılırken yeni öğrenciler düelloya başlamıştı. Seçilmiş kanların düelloları uzun bir süre devam etmişti. Zeren kendisinden beklenilenin aksine dövüş konusunda çok yeteneksizdi. Kanında avcılık ya da muhafızlık olmadığı açık bir şekilde görünüyordu. Aden kaybeden arkadaşının koluna girerek arenadan indirdikten sonra sıra diğer öğrencilere gelmişti. Hepsi huzursuz bir şekilde yerlerinde kımıldanırken Kazgan bakışlarını üzerlerine çevirerek konuştu. - Adil olması için sizin eşleşmelerinizi ben belirleyeceğim. Önce umut vadedenlerden başlayalım. Kazgan cümlesinin ardından öğrencilerin üzerlerinde göz gezdirmeye başladı. Kısa bir arayışın ardından bakışları Arel'i bulduğunda hızla konuştu. - Sen arenaya gel. Kayra ve diğerleri kuşku dolu bakışlar ile onu izlerken Arel umursamaz adımlar ile arenaya çıktı. Arenanın yanında kendisini izleyen Aden'e kısa bir bakış attıktan sonra yönünü Kazgan'a çevirdi. Kazgan çatık kaşlar ile kalabalığı bir süre daha süzdükten sonra parmağı ile öğrencilerden birini işaret ederek konuştu. - Sen gel. Öğrenci ifadesiz bir şekilde arenaya çıktıktan sonra Arel'in tam karşısına dikildi. Kayra gördüğü manzara ile elini yüzüne kapatırken Aden memnun bir şekilde gülümsemeye başlamıştı. Rakibi, Arel'in neredeyse iki katıydı. Kastan ziyade yağlı bir vücuda ve uzun bir boya sahipti. Adeta yavru bir devi anımsatan iri genç küçümseyici tavırlar ile Arel'e bakarken Arel'de aynı şekilde karşılık veriyordu. Kayra bu maçı izlemek istemeyerek yüzünü yere eğmişti. Kazgan yaptığı eşleşmeden oldukça memnun kalmış bir şekilde ikisine baktıktan sonra konuştu. - İkiniz de seçim gecesi oldukça iyiydiniz, bakalım kim daha iyi? Başlayın. Kazgan emrinden sonra kenara çekilip arenayı boşaltırken Arel aldığı komut ile beklemeden yumruğunu iri gencin yüzüne indirdi. Ardından geriye savrulmasına fırsat vermeden omuzlarından tutup kendisine çekerek yüzünün ortasına sert bir diz savurdu. Gencin yüzünden saçılan kanlar arenayı kirletirken herkesin yüzü acı ile buruşmuştu. Gencin burnundan gelen kırt sesi hepsinin midesini bulandırmıştı. İri genç neler olduğunu anlayamadan kanlar içinde yerde yatarken Kayra bakışlarını dövüşe yöneltti. Her ne kadar genç için üzülüyor olsa da Arel'in darbe almıyor olmasına sevinmişti. Talya ve Karen bu manzarayı daha fazla izleyemeyerek gözlerini kapatırken Aden zevk ile gülümsüyordu. Acı ve kan dolu kavgaları hep sevmişti ve bu da onlardan biriydi. Herkes heyecan ile arenayı izlerken iri genç hızla yerinden kalkarak kendine geldi. Burnu deli gibi acıyordu fakat kaybedecek zamanı yoktu. Arel, rakibinin ayağa kalkması ile zaman kaybetmeden bir tekme daha savurdu fakat iri genç tekmesi yüzüne inmeden havada yakalayıp Arel'i yere düşürdü. Arel kalkmak için çabalarken kalkmaya fırsat bulamadan yüzüne bir yumruk yedi. İri genç bacaklarının arasına geçip art arda yumruk atmaya başlamıştı. Arel yaşadığı şok ile yüzünü kapatamamış ve hiçbir yumruktan kurtulamamıştı. Kanlar yüzünden boşalırken adrenalin duygusu acıyı unutturmuştu. Yediği yumruklara aldırış etmeden bacağını iri gencin ellerinden kurtarıp yüzüne sağlam bir tekme indirdi. Genç arkaya savrulurken zaman kaybetmeden üzerine oturup art arda yumruklarını savurmaya başladı. Burnu zaten pert olan genç çaresiz bir şekilde yüzünü kapatmaya çalışırken Kazgan hızla yanlarına geldi. - Tamam yeter bu kadar, kesin! Kazgan, durmadan yumruk atan Arel'i kolundan tutup kavgayı ayırdıktan sonra yerde yatan gencin yüzünü incelemeye başladı. Yüzü kana bürünmüş ve adeta tanınmaz bir hale gelmişti. Öğrencilerden birkaçını onu revire götürmesi için görevlendirdikten sonra yönünü Arel'e çevirdi. Eli yüzü kanla kaplanmıştı fakat halâ ayakta duruyordu. Kazgan imalı bir şekilde gülümsedikten sonra omuzuna vurarak konuştu. - Oldukça iyisin. Aden, Kazgan'ın cümlesi ile Arel'in yüzünü incelemeye koyuldu. Perti çıkmıştı fakat bu haliyle bile üç kavgaya daha girebilirdi. Kendisine layık bir rakip seçmiş olmanın verdiği mutluluk ile Arel'in sert adımlarla arenadan inmesini izledi. Kayra dehşet içinde yanlarına gelen Arel'i izlerken Marsel tekrar konuştu. - Sakin olmamı söylemiştin öyle değil mi? Rakibimin deneyimsiz olacağını da! Kayra, Marsel'i rahatlatmak istiyordu fakat bu kavgadan sonra pekte mümkün görünmüyordu. Şimdiye kadarki kavgaların arasında en kanlısı Arel ve iri genç arasında yaşanmıştı. Kayra bu gerçeği yeni fark ediyor olsa da artık anlamıştı. Teknik dövüş bilmemek kavgayı daha da vahşileştiriyordu. - Artık panikleyebilirsin Marsel. Marsel'in karnına, Kayra'dan aldığı cevap ile kramplar girmeye başlamıştı. Sonunun Arel kadar iyi olmayacağını biliyordu. Belki de kendi sonu iri çocuğunkinden bile kötü olacaktı. Arel tişörtünü çıkartıp yüzündeki yaralara tampon yaparken yeni bir düello başlamıştı. İki kız ürkek bir şekilde dövüşmeye çalışıyordu. Kısa bir süre tanımadıkları insanların dövüşlerini izledikten sonra sıra Kayra'ya gelmişti. Karen korku dolu bakışlar ile kendisini izlerken Kayra tedirgin adımlar ile arenaya girdi. Rakibi kendi boylarında esmer bir gençti. Arel kadar talihsiz bir eşleşme yaşamamıştı fakat onun kadar iyi dövüşemeyeceğini de biliyordu. Arel'in sokak kavgasındaki becerisi kendisine pek bulaşmamıştı. Dövüş başladığında ilk hamleyi kendisi yapmadı. Rakibin saldırmasını bekliyordu ve beklediği gibi de olmuştu. Genç yüzüne sert bir yumruk indirdikten sonra ikinci bir yumruk daha savurmuştu fakat Kayra bundan kurtulmayı başarmıştı. Genç boşa giden yumruğu ile savrulurken Kayra zaman kaybetmeden dizinin içine bir tekme attı. Genç dizlerinin üzerine düştükten sonra yüzüne bir tekme daha savurdu. Arel, arkadaşını keyif ile izliyordu. Başının çaresine oldukça güzel bir şekilde bakıyordu. Karen, Kayra'nın dayak yemiyor olmasından dolayı rahatlayarak düelloyu izlerken Talya endişe ile kendi rakibini düşünüyordu. Genç hızla yerden kalktıktan sonra kendisini toparlayarak bir yumruk daha savurdu. Dudağının ardından kaşı da patlayan Kayra acı ile yüzünü buruştururken çocuk bir yumruk daha savurdu. Kayra bu yumruktan da kaçamamıştı fakat rakibinin ensesinden yakalamayı başarmıştı. Genç, Kayra'nın elinden kurtulmak için hamle yapmaya hazırlanırken Kayra ona fırsat vermeden karnına bir diz geçirdi. Diyaframına aldığı darbe ile nefesi kesilen genç yerde kıvranmaya başladığında Kazgan düelloyu sonlandırdı. Kayra hızla rakibinin iyi olup olmadığını kontrol ederek onu arenadan indirirken Kazgan arenaya Talya'yı aldı. Talya gözlerinin ilk defa Kazgan'ın gözleri ile buluşmasından dolayı memnun olmuştu fakat içindeki korku bu sevincini hemen yok etmişti. Talya, rakibi olan uzun boylu kız ile yaptığı oldukça amatör bir kavganın ardından az hasarlı bir şekilde arenadan inmeyi başarmıştı. Karen barışçıl bir tutum sergileyip rakibine saldıramayarak Kazgan'ı çileden çıkartmış ve kavgası başlamadan son bulmuştu. Hayatında hiç kavga etmemiş nazik ve naif bir kadın için mazereti kabul edilebilirdi. Marsel kısa bir kavganın ardından düelloyu kaybetmiş ve yaralı bir yüz ile arenadan inmişti. Uzun süren düellolar nihayet bittiğinde herkes kan revan içinde kalmış bir şekilde kıvranıyordu. Kazgan gördüğü manzaradan oldukça memnun kalarak son kez arenaya çıkıp konuştu. - Hepiniz muhteşemdiniz, birkaç kişi hariç tabi. Kazgan'ın, Karen'e bakarak kurduğu cümle Kayra'yı gülümsetmişti. Karen utangaç bir şekilde tebessüm ederken Kazgan gülümseyerek bakışlarını diğerlerine çevirip konuşmaya devam etti. - Bugünlük dersimiz bu kadar. Durumu kötü olanlar revire gidip yaralarına baktırabilir. Kazgan cümlesinin ardından arenadan inip sınıfı terk ederken yaralı öğrenciler revirin yolunu tutmuştu. Kayra, Marsel'in koluna girip onu ilerletmeye çalışırken Arel kana bulanmış vücudu ile sallanarak yürümeye devam ediyordu. İlk ders Arel hariç hiçbirini memnun etmemişti ama huzurlulardı. Zayiat vermeden bitirmiş olmanın rahatlığı ile hepsi revirin yolunu tuttu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.