İçeriğe geç

FARKLI DÜNYA (Yani bence)

Bölüm 5 · 5 dk okuma

FARKLI DÜNYA (Yani bence)

Bölüm 5

Bölüm 5

Her şey tamamdı. Tabii kolye hariç. Hiçbir yerde kolye yoktu. Cebimde, çantamda, Adel'de. HİÇ BİR YERDE YOKTU. Ne yapacağımızı düşünüyorduk.

--- Adel biz sanırım şimdi bittik. Ben de diyordum ki nasıl başımıza bir bela gelmedi? Çok hızlı oldu her şey. Kesin ben buraya gelirken boynumdan düştü. Eğer kolyeye bir şey olursa biz bir daha hiç bir şey yapamayız.

--- Evet fark ettim. Başımız dertte. Yarın dersler başlıyor. Ve buradaki bir saat oradaki bir gün. Kolyeyi bulmak için bir saat gibi bir şeyimiz var.

--- O zaman önce apartmanın önüne yani düştüğümüz yere gidelim tekrardan. Belki oradan çıkar.

--- Tamam Amaris. Hadi hızlı olalım. Az vaktimiz var.

Koşa koşa apartmanın önüne geldik. Hemen yerlere bakmaya başladık. Ama yoktu. Bir iki metre daha aradık. Ama hiç bir yerde yoktu.

--- Adel, bu iyi bir fikir mi bilmem ama ormana da bakmamız lazım sanırım.

--- Amaris, çok tehlikeli ama denemezsek hiç bir yere ulaşamayız.

Yavaş adımlarla karanlık ormana baktım. Bu orman neden bizim evimizin önündeydi ki? Çok saçma. Aslında her şey saçma. Şuana kadar ne mantıklıydı ki? Bazen gerçekten sıkıntı çekiyorum. Neden böyleyim? İnsanlar neden benden korkuyor? Aslında tabii bir yapıştırınca oluyo öyle şeyler. Yakın arkadaşlarımdan bazıları da çok konuşuyorum diye gidiyo. Değişik bir insanım gerçekten. Ama ne demiş tek akıllı kişi

"Giden gitmiştir, gittiği gün bitmiştir. Ben gideni değil, giden beni kaybetmiştir." Bu cümle beni ayakta tutuyor sanırım. Ama bu cümle MÜKEMMEL bir cümle.

Yavaş adımlarla ormana doğru yürümeye başladım. Yani ne olanilirdi ki? Arkama döndüm, Adel'e baktım. Bana "Evet" anlamında başını salladı. Bir adım attım. Adel arkamdan ilerliyordu. Adel yanıma geldi yavaşca. Ormana girdik sayılırdı. Beş yüz metre kadar yürüdük. Yanlarda sarmaşıklar mı dersin, yosunlar mı dersin, yoksa türlü türlü böcek mi?

--- Amaris, ben korkmaya başlad-

--- Şşş, şşş bir dakika bekle

(Kolye nerede)

--- Adel duydun mu?

--- Amaris, bu fısıltı ne dedi?

--- Sanırım "kolye nerede" dedi.

--- AHHHAAHHAHH

--- Adel ne oldu? Adel neredesin? ADEEEEEL!

--- IHHH...

--- Adel ses ver. Lütfen!

--- A-Amaris...

Çantamdan telefonumu çıkardım. Fenerini açtım. Biz bunu nasıl düşünemedik?

--- Adel ayaklarımın önünde yatıyordu.

Elinde kolyem, boynunda yara izi vardı. Ya da morluk gibi.

--- Adel, Adel uyan lütfen uyan, lütfen uyan! Senden başka arkadaşım, dostum yok! Sen benim her şeyimsin. Benim kardeşimsin. Böyle gidemezsin. Lütfen Adeell!!!

Adel'i kucağıma aldım ve Adel'in elinden aldığım kolyeyi Adel'e taktım. Ama olmadı. Gitmedik. Demek ki onun bana takması lazım. Onun hissiz elini aldım ve kolyeyi bana takar gibi yaptım. Ama aslında ben taktım. Evet bu işe yaradı. Yine fazla ışık geldi gözüme. İki dakika kadar uçtuk gibi oldu. Daha sonra yere düştük. Adel'i uçarken kucağıma aldıpım için ona bir şey olmadı. Faklı Dünyaya düşyüğümüz anda yanımızda Darla belirdi.

--- Ona ne oldu.

--- Bilmiyorum ama en son ormanda kolyemi arıyorduk. Ve bir ses duydum. Bu Adel'in düşme sesiydi. Baktım ve boynunda bir morluk izi gibi bir şey ve elinde kolyem vardı.

--- Tamam ben hemen hemşireleri arıyorum. Buranın hemşireleri profesyonellerden seçilmiş hemşireler.

Darla cebinden bir deniz kabuğu çıkardı ve konuşmaya başladı.

İki saniye sonra uçarak birileri geldi. Adel'i elimden aldılar.

--- Onu nereye götürüyorsunuz?

--- Darla sana anlatacaktır.

Dedi ve Darla'ya göz kırptı.

Uçarak gittiler.

--- Darla nereye götürdüler Adel'i?

--- Okulumuzun içerisinde sağlık adında bir kat var. O katta herkes iyileşir. Hiç şüpen olmasın. Ama hastanın yattığı gün içerisinde bir yakını o kata giremez yani seni yarın oraya götürmeliyim.

--- Tamam ama ona bir şey olmaz değil mi?

--- Hayır, hayır orası en güvenli bölgelerimizden. Oraya sadece sayılı öğretmenler girebiliyor.

--- Peki.

--- Sen sınıfına git. Ben bugün Adel ile ilgilenirim. Merak etme.

--- Tamam. Siz de beni merak etmeyin. Son olarak size bir sorum olacak.

--- Evet, tabii Amaris sorabilirsin.

--- Acaba ben bugün tekrar normla dünyaya döneblir miyim?

--- Kesinlikle hayır. Bugün asla olmaz. Zaten bugün gidiş portalı kapalı. Denesen de olmaz.

--- Tamam. Görüşürüz.

--- Görüşürüz!

Binaya girdim. Altıncı kata çıktım. Odamın numarası on ikiydi (12) bu oda koridorun başındaydı. Hızlı hızlı yürüyerek odama girdim. Odada iki tane tek kişilik yatak vardı. Adel olsaydı keşke beraber yerleşirdik. Adel oda yerleştirmeyi çok sever. Ben de bunu düşünerek valizimi yere attım. Beraber yerleşmek istiyordum. Boynumdaki kolyeye baktım. Acaba çıkarsam dünyaya döner miydim? Denemem lazımdı. Dünyaya dönüp o ormana geri dönmeliydim. Karanlık orman diyeceğim ona. Çünkü o kadar karanlıktı ki göz gözü görmüyordu. Benim karanlık ormana gidip o bölgeye bakmam lazımdı. Orayı çok net hatırlıyordum. Tam ayağımızın önünde uzanan bir ağaç kökü vardı. Ve ağaç meşe ağacıydı. Bunları düşünmeyi bıraktım. Denemem lazımdı. Adel için. En azından denemem lazımdı. Boynumdaki kolyeye uzandım. Ve çıkardım. Gözüme çok şiddetli bir ışık geldi. İki dakikaya kadar kaldı. Her zamanki gibi. Ve yere düştüm. Burası, burası Adel'in düştüğü yerdi. O ağaç, o kök. Çok korkutucuydu. Yavaş adımlarla yürümeye başladım.

(Adel nerede, günlük nerede?)

Aynı fısıltı! Bu o aynı fısıltı!

--- Sen Adel'e ne yaptın? Neden yaptın? O sana ne yaptı?

(Suss, günlük nerede?)

--- Ne günlüğü? Ben nereden biliyim elimde olmayan bir şeyin yerini?

(Bilmen lazım çirkin kız)

--- Sen, sen bana çirkin kız diyemezsin. Sen bana hitap bile edemezsin, seni pis canavarımsı şey.

(Günlük nerede dedim)

Ve daha sonra bir şeye takılıp düştüm. Takıldığım şeye dönüp bir bamtım. Bu bir deftere bendziyordu. Üzerinde " SEVGİLİ GÜNLÜK" yazıyordu. O günlük bu gğnlük olmalıydı. Gğnlüğü elime aldım ve kolarak ormandan çıktım. Yine ve tekrar apartmanımın önündeydim. Günlük çok büyüktü. İki a4 kağıdı gibiydi resmen. Bunu tapmam gerek mi bilmiyordum ama günlüğü açtım. İlk sayfaları düz yazıyla yazılmıştı ama bu Türkçe değildi. Büyük ihtimal Fransızcaydı. Sayfaları hızlı hızlı geçmeye başladım. Kitabın sonuna doğru bir kadın resmi gördüm. Bu bizim öğretmenlerimizden olmalıydı. Okulda hep görüp duruyordum. Ve bu öğretmenin yanında yine Fransızca bir şeyler yazıyordu. Anlamadım. Bu öğretmen hakkında yaklaşık dört sayfa yazmıştı. Bu çok fazlaydı. Öğretmenin neyi vardı ki bu günlükte yer alıyordu. Hatta daha da iyi bir soru soracağım. Bu günlük kimindi? Daha da güzel bir soru soracağım hani ben normal dünyaya gelemiyordum? Günlüğü kucağıma aldım. Sanırım artık gitmeliydim. Boynuma uzandım. KOLYE YOKTU! Ne oluyor yine? Tam o sırada günlüğü yere düşürdüm. Son sayfası açıldı ve son sayfada bir kutucuk vardı. Elimle kutucuğu açtım. İçinde kolyrm vardı. Kolyemin burada ne işi vardı? Tam kolyemi alacaktım ki arkamdan bir ses duydum. Arkama dönmeme kalmadan boynumda bir acı hissettim. Ve son gördüğüm şey siyah örtülü bir kafaydı.

Bölüm sonu

4 yorum

  • Çok güzel yazmışsın eline sağlık ama az okunmuş böyle kitapların çok okunması lazım bide benimkide az okunmuş benimkinede bakar mısın?

    1Yanıt