Kapı kapandığında dış dünyanın bütün sesleri bir anda yok olmuş gibiydi.
Az önce apartmanın önünde duyduğum araba gürültüleri, insanların konuşmaları, uzaktan gelen korna sesleri... Hepsi geride kalmıştı.
İçeride garip bir sessizlik vardı.
Adam beni içeri buyur etti.
Koridor boyunca ilerlerken evin dekorasyonuna göz gezdirdim.
Dışarıdan bakıldığında sıradan bir apartman dairesi gibi görünse de içeride farklı bir atmosfer hâkimdi.
Duvarlarda eski tablolar vardı.
Bazıları manzara resimleriydi.
Bazıları ise anlamını çıkaramadığım soyut çizimlerden oluşuyordu.
Salonun kapısı açıktı.
Loş ışıklar odayı kırmızı bir renge boyuyordu.
Adam sakin adımlarla ilerlerken ben de arkasından yürüyordum.
İçimdeki tedirginlik giderek büyüyordu.
Çünkü insan bilmediği bir yere geldiğinde her ayrıntıyı fark etmeye başlıyordu.
Koltukların yerleşimi.
Masanın üzerindeki objeler.
Perdelerin rengi.
Duvar saatinin sesi...
Her şey dikkatimi çekiyordu.
Salona girdiğimde ilk kez onunla yüz yüze geldim.
Kadın pencerenin yanında oturuyordu.
Elinde bir kahve fincanı vardı.
Yüzünde sakin bir ifade bulunuyordu.
İnternetteki görüntüsünden farklı değildi.
Ama gerçek hayatta insanlar her zaman daha farklı görünürler.
Daha canlı.
Daha gerçek.
Ve daha karmaşık.
Göz göze geldiğimiz an kısa bir sessizlik yaşandı.
Sonra hafifçe gülümsedi.
"Hoş geldin."
Sesi beklediğimden daha yumuşaktı.
Ben de selam verdim.
Adam mutfağa yöneldi.
"Bir şey içer misin?" diye sordu.
Aslında boğazım düğümlenmişti.
Ama bunu belli etmek istemiyordum.
"su olabilir."
Emredersiniz dedi.
Mutfağa geçti.
Kadın ise oturduğu yerden beni incelemeye devam ediyordu.
Bu bakışlar rahatsız edici değildi.
Ama sıradan da değildi.
Sanki hakkımda bir sonuca varmaya çalışıyordu.
Sanki beni anlamaya çalışıyordu.
Dakikalar ilerledikçe konuşmaya başladık.
Önce günlük konular...
Sonra ilişkiler...
Sonra sevdiği zevkler istekler...
Konuşma ilerledikçe ikisinin de dışarıdan göründüklerinden çok farklı insanlar olduğunu fark etmeye başladım.
Adam sert görünüşünün altında oldukça kırılgan bir karakter taşıyordu.
Kendisine Köpek Denilmesini itaatkar bir köpek olduğunu vurguluyordu sürekli.
Kadın ise sakin görünmesine rağmen son derece güçlü bir kişiliğe sahipti.
Aralarındaki ilişki de alışılmış çift ilişkilerine benzemiyordu kadın erkek arıyor.
Erkekse kadınını Mutlu edicek kendisine sahiplik yapıcak bir erkek arıyordu.
Bunu hissetmek zor değildi.
Fakat neyin farklı olduğunu tam olarak anlayamıyordum.
Zaman ilerledikce adamın karısıyla yakınlaştık ve ilişkiye girmeye başladık.
Ve ben yavaş yavaş o eve misafir olarak değil, bir hikâyenin karakteri olarak girdiğimi fark etmeye başladım.
Karısı Kucağımda beni arzularken kocasının sürekli emriiz varmı efendim.
Karım Efendimi Mutlu Ediyormu Söylemleri beni dahada sert olmaya itiyordu resmen.
Sahibi Olduğum iki kölem vardı artık ve itaatkar kölelerim benim herşeyimi karşılıyor.
Maddi mağnevi tatmin etmekle meşkuldüler.
Resmen beni zengin edip zevklerimi yaşamam için bana gönderilmiş bir zevk şelalesiydiler.
Bazen insanın kaderini değiştiren şey büyük olaylar değildir.
Bazen yalnızca bir kapı zilidir önemli olan doğru zile basabilmek.
Ve o akşam çaldığım zil, beni hiç beklemediğim bir yolun başlangıcına götürmüştü.