İçeriğe geç

Fakirlikten şöhrete yolculuk

Bölüm 7 · 3 dk okuma

Fakirlikten şöhrete yolculuk

Bölüm 7

7. Bölüm lise mezuniyeti

Gecenin nemli sıcağı, yerini İzmir’in o kendine has, imbat rüzgarıyla taşınan deniz kokulu sabah serinliğine bırakırken, şehrin ışıkları yavaş yavaş soluyordu. Lise mezuniyetinin üzerinden henüz sadece birkaç saat geçmişti ama sanki koca bir devir kapanmış, çocukluk ile yetişkinlik arasındaki o ince çizgi bir gecede aşılmıştı.

Daha dün akşam, Ege’nin yıldızları altında, açık havadaki o görkemli düğün salonunun sarı ışıkları etrafı aydınlatırken, 60 genç ruh hayatlarının en büyük ve en anlamlı kutlamasını gerçekleştiriyordu. Salonun tam ortasında, mermer görünümlü ve orta büyüklükteki o dans pisti, tüm kahkahaların, heyecanlı fısıltıların ve geleceğe dair kurulan hayallerin merkeziydi. Okul müdürü, sahneye ağır adımlarla çıkıp mikrofonu eline aldığında salona bir anlık sessizlik çöktü. Yaptığı o klasik ama içten veda konuşması, 30 erkek ve 30 kızdan oluşan bu küçük topluluğun kalbinde hüzünle karışık bir gurur uyandırmıştı. Herkes birbirine son kez "liseli" gözüyle bakıyor, paylaşılan dört yılın anısı gözlerden geçiyordu. Mezuniyet, beklentilerin de ötesinde zevkli, eğlenceli ve her dakikası yerinde durulmayan bir enerjiyle akıp gidiyordu.

Gecenin zirve noktası, DJ’in eline mikrofonu alıp ortamın atmosferini bir anda değiştirmesiyle yaşandı. Hafif, buğulu ve romantik bir melodi hoparlörlerden süzülmeye başladığında, DJ’in sesi yankılandı: "Hadi bakalım liseli gençler, şimdi centilmenlik vakti! Kaldırın kızları çift dansına!" Bu çağrıyla birlikte salonda tatlı bir telaş başladı. Erkekler, şıklıklarıyla göz kamaştıran kızlara doğru yönelirken, pist yavaş yavaş doluyordu. Herkes birer birer eşleşmişti ki, salonun kenarında bir anlık bir tereddüt yaşandı; en sona Ecrin kalmıştı. Tam o sırada Çağan, kendinden emin adımlarla kalabalığın arasından sıyrıldı ve Ecrin’in önüne gelerek ona elini uzattı. Bu sessiz davetle birlikte, bütün grup yaklaşık 15 dakika boyunca o romantik ritmin içinde adeta dünyadan koptu. Dansın ardından gelen dondurmalar, taze meyveli pastalar ve rengarenk buz gibi içecekler, pistteki o tatlı yorgunluğu dağıtırken gecenin neşesini doruğa çıkardı.

Saatler gece yarısına yaklaşıp 11’i vurduğunda, mezuniyetin o hareketli ve gürültülü atmosferi yerini huzurlu bir sessizliğe bıraktı. Menajer, Çağan’ı ve kızları aracına alarak onları şehre hakim, modern ve konforlu evlerine ulaştırdı. Çağan, uzun süredir üzerinde çalıştığı projelerden kazandığı ilk maaşlarıyla bu anı ilmek ilmek planlamıştı. Evin içinde, her biri kızların karakterini yansıtan, özenle dekore edilmiş ve süslenmiş dört ayrı oda onları bekliyordu. Kapıdan içeri girdikleri an, gecenin tüm yorgunluğu omuzlarına çöktü. Kimsenin tek kelime edecek hali kalmamıştı; şık elbiseler, ütülü takımlar ve rahatsız ayakkabılar hızla çıkarıldı. Herkes kendi özel alanına çekilip yataklarının yumuşaklığına gömüldü ve derin, rüyasız bir uykuya daldı.

Ertesi sabah, güneşin ilk ışıkları perdelerin arasından sızarken telefonlara ardı ardına düşen bildirim sesleri sessizliği bozdu. Kızların anneleri, sanki sözleşmiş gibi aynı dakikalarda mesaj atmışlardı. Mesajların içeriği, bir dönemin bittiğinin ve yeni bir mücadelenin başladığının resmi kanıtı gibiydi:

"Canım kızım, artık 18 yaşında, kendi kararlarını verebilecek kocaman bir bireysin. Kendi ayaklarının üzerinde durmayı öğrenmen, hayatın zorluklarıyla ve güzellikleriyle tek başına tanışman için artık kendi yolunu çizme vaktin geldi. Kendine bir ev bak, bir iş bul ve kendi dünyanı kur. Biz her zaman arkandayız ama artık senin büyüme vaktin. Bizi ara sıra ziyaret etmeyi, sesini duyurmayı sakın unutma..."

Aslında kızların hepsi reşit olalı epey zaman olmuştu; ancak aileleri, bu büyük özgürlük hamlesi için lisenin bitmesini ve o diplomanın alınmasını sembolik bir sınır olarak belirlemişlerdi.

Günün ilerleyen saatlerinde, büyük bir kararlılıkla hareket geçildi. Kızlar, özel şoförleriyle birlikte son kez eşyalarını toplamak üzere aile evlerine gittiler. Bu yolculuk bir ayrılıktan ziyade, yeni bir başlangıcın hazırlığıydı. Gardıroplar boşaltıldı, en sevilen eşyalar valizlere yerleştirildi ve çocukluk anıları kutulara sığdırıldı. Birkaç saat sonra, ellerinde valizleriyle tekrar Çağan’ın kapısında belirdiklerinde yüzlerinde korkusuz bir gülümseme vardı. Eşyalar odalara yerleşti, ortak alanlar paylaşıldı ve o evin kapısı dış dünyaya karşı bir bütün olarak kapandı. Artık sadece aynı çatıyı değil, aynı kaderi ve sonsuza dek sürecek bir beraberliği paylaşacaklardı. Her şey yeni başlıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.