İçeriğe geç

Fakirlikten şöhrete yolculuk

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Fakirlikten şöhrete yolculuk

Bölüm 4

4. Bölüm okul ve eğlence birlikte

Beşiktaş sahilinde baharın o taze kokusu, denizden gelen hafif serinlikle birleşirken beş arkadaş neşeyle yürüyorlardı. Ortam o kadar samimiydi ki, Çağan sanki bu kızları yıllardır tanıyor gibi hissediyordu.

Gamze, sahildeki dondurmacıdan aldığı külahı tutarken Çağan’a döndü. "Biliyor musun Çağan, ilk başta senden biraz çekinmiştik ama sen gerçekten çok eğlenceli biriymişsin."

Gizem de hemen atıldı: "Kesinlikle katılıyorum! Sınıftaki o dik duruşundan sonra bu kadar komik ve kafa dengi biri çıkman bizi çok şaşırttı."

Güneş batmaya yüz tutarken Çağan parktaki büyük bir kaydırağı işaret etti. "Arkadaşlar, gelin şu kaydırağın tepesine oturup biraz oradan sohbet edelim, manzara oradan daha güzeldir." Hep beraber çocukça bir neşeyle tepeye tünediler. Kahkahalar ve derin sohbetler birbirini izledi. Ta ki Çağan kolundaki saate bakana kadar... "Arkadaşlar, oturmaktan saati fark etmedik, akşam 6 olmuş bile!"

Ecrin, "Zaman nasıl geçti anlamadım," diyerek ayağa kalktı. "Yarın okulda görüşürüz o zaman!"

Çağan eve döndüğünde menajeriyle vedalaştı ve hemen telefonuna sarıldı. WhatsApp grubuna o heyecan verici mesajı yazdı:

> **Çağan:** Arkadaşlar, yarın okulun son haftasına girmemizden önceki son gün. Okula bir çantada yedek kıyafet, pijama, şort, tişört falan getirin. Okul çıkışı direkt benim eve geçelim. Eğleniriz, sabahlarız, kutu oyunları oynarız. Ne dersiniz?

>

Cevaplar saniyeler içinde, sanki sözleşmişler gibi aynı anda geldi:

**Gizem, Gamze, Ecrin, Melis, ceren, aleyna, nisa, elif:** "Annen, baban onlar ne olacak? Ayıp olmasın?"

Çağan gülümsedi ve hızlıca tuşlara bastı:

> **Çağan:** Annem ve babam İstanbul’da değiller, onlar Kütahya’dalar. Ben burada tek yaşıyorum.

>

Gizem’den hemen cevap geldi: "Kanka aşırı güzel bir fikir, bana uyar! Hatta hafta sonunu böyle geçiririz belki." Diğerleri de birer birer onaylayınca plan kesinleşmiş oldu.

Ertesi sabah okul bahçesinde buluştuklarında kızların aklındaki tek soru buydu. Ecrin şaşkınlıkla sordu: "Kanka sen şimdi cidden tek mi yaşıyorsun koca İstanbul'da?"

Çağan kendinden emin bir şekilde "Evet," dediğinde kızlar hala buna inanmakta güçlük çekiyordu. Okul bittikten sonra kızlar hızlıca evlerine uğrayıp çantalarını hazırladılar ve Çağan’ın evine geçtiler.

Evin önüne geldiklerinde Gamze ağzı açık bir şekilde binaya baktı. "Oha Çağan! Burası ev değil, resmen malikane!"

Ecrin de ona katıldı: "Gamze aynı fikirdeyim, burası inanılmaz!"

İçeri geçtiklerinde akşam olmak üzereydi. Çağan hemen telefona sarılıp pizza, hamburger, tavuk kanat, kebap ve bir ton abur cubur sipariş etti. Saat 22.00 civarında, salonun ortasındaki devasa sehpada yemekler yenirken kızlar tekrar konuyu açtı. "Çağan, cidden ailen yok mu burada?"

Çağan hepsini salona topladı ve derin bir nefes alıp anlatmaya başladı:

"Bakın şimdi, her şey iki hafta önce Kütahya’da başladı. Arkadaşlarımla basketbol oynarken şimdiki menajerim beni görmüş. Gelip ailemle konuştu. İstanbul'a gelmem, Fenerbahçe’ye gitmem için teklif yaptı. Annemler Kütahya’dan ayrılamayacaklarını söylediler ama benim geleceğim için beni tek başıma buraya göndermeye razı oldular. Bazen geçici kalmaya gelirler belki ama şimdilik burada kendi başıma yaşıyorum."

Gizem kaşlarını çattı. "İyi de sen aç kalmıyor musun?"

Ecrin de ekledi: "Evet yani, yaşımız küçük, bir de erkeksin... Yemek yapmaktan pek anlamazsın herhalde."

Çağan tek kaşını kaldırıp gururla gülümsedi. "Yanılıyorsunuz arkadaşlar! Ben asla aç kalmam çünkü ben gizli bir şefim. Daha dün kendime koca bir tavuk yaptım, nar gibi kızardı!"

Gamze meydan okurcasına, "Madem bir şefsin, yemek yap da görelim o zaman!" dedi.

"Emrin olur, ne istersiniz?"

"Üç aşamalı yemek turu yapalım," dedi Gamze. "Makarna, şinitzel ve yanına ya mantı ya da sarma yap!"

Çağan kendine güvenen bir tavırla, "Yarın söz, hepsini yapacağım," diyerek iddiayı kabul etti.

Gece saat 02.00 olduğunda hala kimsenin uykusu yoktu. Kızlar kutu oyunu oynamak istediler. Heyecanlı ve rekabet dolu oyun ancak 03.23’te bitti. Artık herkesin gözleri kapanıyordu. Çağan dahil beş arkadaş, salonun devasa konforlu koltuklarına yaslanmış halde uyuyakaldılar.

Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan ilk kişi Çağan oldu. Yavaşça yerinden kalktı ve hemen mutfağa geçti. Aklında harika bir kahvaltı fikri vardı. Terasa masayı kurmaya başladı. Önce mutfaktaki becerisini konuşturup iki tane dev menemen yaptı; biri soğanlı, diğeri soğansız... Yanına taze ekmekler, peynirler ve zeytinleri de ekleyince İstanbul manzaralı teras masası muazzam göründü.

Sonra içeriye, kızların uyuduğu salona döndü. Aklındaki muzip fikri uygulamaya koyuldu. Sırasıyla hepsini uyandırmadan, nazikçe kucağına alıp terasa, masanın yanındaki sandalyelere taşıdı.

Tam tabakları yerleştirirken kızlar güneşin ve temiz havanın etkisiyle uyanmaya başladılar. Çağan neşeyle bağırdı: **"SÜRPRİZZZ!"**

Kızlar şaşkınlıktan ve gördükleri manzaradan dolayı bir süre konuşamadılar. Hem Çağan'ın onları oraya taşımasına hem de hazırladığı bu muhteşem kahvaltıya bayılmışlardı. Gülüşerek ve manzaraya karşı menemenlerini yiyerek yeni güne başladılar.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.