İçeriğe geç

Fakir Misin? Mafya

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Fakir Misin? Mafya

Bölüm 1

1.Bölüm

İstanbul geceleri her zaman biraz dramatiktir ama bu gece dramatik olmayı bile beceremiyordu. Çünkü bir binanın çatısında, elinde keskin nişancı tüfeğiyle duran kız… bütün havayı bozuyordu.

Nova, dürbünden aşağıyı izlerken sıkılmış bir insanın ulaşabileceği en üst seviyeye ulaşmıştı. Esnedi. Gerçekten esnedi. Alt katta dönen mafya operasyonu, kaçış planları, silahlı adamlar… bunların hiçbiri onu heyecanlandırmıyordu.

“Biraz yaratıcı olun ya…” diye mırıldandı.

Hedef aşağıda bir adamdı. Elinde küçük bir bellek vardı. Normalde bu tür sahnelerde “hedefi etkisiz hale getir” gibi klasik bir şey yapılırdı. Ama Nova klasik şeylerden nefret ediyordu.

Adam camın önüne geldiği an tetiğe bastı.

Kurşun, camı delip geçti… ama adamı değil, adamın elinden fırlayan belleği vurdu. Bellek havada paramparça oldu.

Nova memnun şekilde başını salladı.

“İşte şimdi biraz ilginç oldu.”

Kulaklığından gelen ses hâlâ ne olduğunu anlamaya çalışıyordu ama Nova çoktan konuyu kapatmıştı. Çünkü arkasında açılan kapının sesi daha eğlenceliydi.

Beş adam.

Silahlı.

Ama özgüvenleri… biraz eksikti.

Nova dönmedi bile. Çünkü onların yüz ifadelerini görmeden de tahmin edebiliyordu.

Birinin içinden kesin şu geçiyordu: “Ben neden geldim buraya?” Diğeri muhtemelen “Keşke hasta numarası yapsaydım” diyordu.

Nova iç çekti.

“Toplu mu geliyorsunuz? Kampanya mı var?”

Adamlar birbirine baktı. Gerçekten baktılar. Sanki içlerinden biri “abi geri dönelim” diyecek gibi bir hava vardı.

Ama kimse diyemedi.

Sonra en cesur olanı (ya da en şanssız olanı) öne çıktı.

İşte o an Nova döndü.

Ve o kısa an… onların hayatındaki en büyük pişmanlığa dönüştü.

Çok uzun sürmedi. Zaten Nova uzun sürmesini sevmiyordu. Birkaç saniye içinde beş adam da yere serilmişti. Nova’nın saçında tek bir tel bile bozulmamıştı.

Eline baktı.

“Isınamadım bile…”

Gerçekten hayal kırıklığına uğramış gibiydi.

Ama gece daha yeni başlıyordu.

Çünkü birkaç saat sonra, İstanbul’un başka bir köşesinde, kendini “şehrin en güçlü adamlarından biri” sanan biri… hayatının en büyük hatasını yapmak üzereydi.

Kerem Varga’nın mekanı dışarıdan bakınca etkileyiciydi. İçeri girince de etkileyiciydi… ama biraz fazla uğraşılmış gibiydi. Altın detaylar, ağır koltuklar, büyük avizeler… her şey “ben zenginim” diye bağırıyordu.

Ama ortamda küçük bir problem vardı.

Burası inanılmaz sıcaktı.

Nova içeri girer girmez bunu fark etti. Hatta fark etmek zorunda kaldı çünkü gerçekten nefes almak bile zorlaşmıştı.

Etrafına baktı, birkaç saniye sessiz kaldı, sonra tamamen ciddi bir ses tonuyla sordu:

“Burası neden böyle… kaynıyor?”

Kimse cevap vermedi.

Kerem, koltuğunda oturuyordu. Kendinden emin görünmeye çalışıyordu ama alnındaki hafif ter bunu sabote ediyordu.

Nova devam etti:

“Klima yok mu?”

Kerem kısa bir duraksamadan sonra cevap verdi:

“Var. Bozuk.”

Nova’nın yüzünde öyle bir ifade oluştu ki… bu ifade bir insanı tek başına küçük düşürmeye yeterdi.

“Anladım,” dedi. “Yani fakirsin.”

Ortamdaki herkes dondu.

Kerem’in adamlarından biri gözlerini kapattı. İçinden muhtemelen “şimdi öleceğiz” diye geçiriyordu.

Ama Kerem kendini tuttu.

“Ben fakir değilim.”

Nova cebinden telefonunu çıkardı, sanki gerçekten bir şey sipariş ediyormuş gibi ekrana bakarak konuştu:

“Dur, sana klima alalım. Çok pahalı değil, üzülme.”

Bu noktada birkaç adam kafasını çevirdi. Gülmemek için mücadele ediyorlardı ama bu mücadeleyi kaybetmek üzereydiler.

Kerem derin bir nefes aldı.

“Biz ciddi bir şey konuşacağız.”

Nova başını kaldırdı.

“Ben de ciddiyim. Terliyorsun.”

Bu, Kerem’in sabrını test eden anlardan sadece biriydi.

Ama asıl problem birazdan yaşanacaktı.

Çünkü Nova bir anda sustu.

Sonra gözleri doldu.

Gerçekten doldu.

Kerem bunu görünce anında değişti. Az önce sinirlenen adam gitmiş, yerine ciddi şekilde endişelenen biri gelmişti.

Hızla ayağa kalktı ve Nova’nın yanına geldi.

“Ne oldu?”

Nova cevap vermedi.

Kerem daha da yaklaştı, ses tonu yumuşadı:

“İyi misin?”

Nova yavaşça başını kaldırdı. Gözlerinden yaş akıyordu.

Kerem tamamen savunmasız yakalanmıştı.

“Biri sana bir şey mi yaptı?” diye sordu, ciddi ciddi.

Nova birkaç saniye sustu.

Tam ortamın duygusal bir sahneye dönüşeceği anda…

Burnunu çekti ve dedi ki:

“Senin fakir olduğunu düşündüm…”

Sessizlik.

Kerem’in beyni o an kısa devre yaptı.

Nova devam etti:

“Çok üzüldüm…”

Ve ardından kahkaha attı.

Gerçek, içten, hiç utanmadan atılan bir kahkaha.

Ortamdaki adamlar o an göz teması kurmamaya yemin etmiş gibiydi. Biri tavana bakıyordu, diğeri yere.

Kerem ise sadece ona bakıyordu.

Sinirliydi.

Ama aynı zamanda… gülmemek için kendini zor tutuyordu.

“Sen,” dedi sonunda, “gerçekten çok garipsin.”

Nova omuz silkti.

“Biliyorum. Premium özellik.”

Bu noktada Kerem bir karar verdi.

Ya bu kızdan nefret edecekti…

Ya da ona aşık olacaktı.

Ve problem şuydu ki, ikinci seçenek çok daha olası görünüyordu.

O gece Nova mekandan çıkarken arkasında sadece sessizlik bırakmadı. Aynı zamanda bir sürü soru bıraktı.

Kerem onu izlerken ilk defa kontrolü kaybetmiş gibi hissediyordu.

Adamlarından biri yanına yaklaştı.

“Abi… ne yapıyoruz?”

Kerem gözlerini kapatıp kısa bir süre düşündü.

Sonra hafifçe gülümsedi.

“Şimdilik hiçbir şey.”

“Niye?”

Kerem gözlerini açtı.

“Çünkü kimse ona yaklaşmak istemiyor.”

Adam başını salladı.

Bu doğruydu.

Herkes bunu biliyordu.

Ama kimsenin söylemeye cesareti yoktu.

Nova ise dışarıda yürürken ellerini cebine sokmuş, sanki sıradan bir akşamdan çıkıyormuş gibi sakindi.

Ama yüzünde hafif bir gülümseme vardı.

“Eğlenceli olabilir…” diye mırıldandı.

Ve bu… herkes için büyük bir problemdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.