İçeriğe geç

Fake Blonde Omega |taekook|

Bölüm 24 · 7 dk okuma

Fake Blonde Omega |taekook|

Bölüm 24

24

"Taehyung'um..."

Üzerinden ayrıldı ve yatakta diğer bir kenarına uzandı. Elleri hâlâ minik sevgilisinin saçlarını okşuyor, kendisine doğru dönen oğlanın kedi mırıldanmasına benzer çıkan tatlı nefeslerini dinliyordu.

"Hmm?" Küçük olan, saçındaki koca eli elleriyle kavramış ve avuç içine kokulu bir öpücük bırakmıştı. Bacak tüylerini almadığını sonradan hatırlamışken, yaramazlık yapmamaları onun şu anda rahatlamasına yeter de artardı.

Fakat alfasından gelen en ufak bir soru, belki de bu huzurunu bozacak en büyük şey olabilirdi.

"Üzerinde neden başka bir alfanın kokusu var?"

Omeganın kedi gözleri şaşkınlıkla irileşmiş, beklemediği bu soru karşısında resmen dili tutulmuştu. Biraz önce öptüğü koca ellerdeki tutuşu gevşedi ve dudaklarından ufak bir mırıltı duyuldu. "Ne?"

Sorduğu sorunun aksine ifadesi oldukça sakindi alfanın. Yan şekilde yatıp Taehyung'a ve onun şekilden şekile giren ifadesine bakarken, oldukça rahat görünüyordu. Keza, rahattı.

"Sadece bir soru soruyorum Taehyung?" dedi ciddi bir ses tonuyla. "Benim omegamın üzerinde neden başka bir alfanın kokusu var?"

Taehyung her ne kadar, bu iğnelemeye rağmen hiç bir şey yapmadığını bilse de endişe etmekte haklıydı tabii. Ruh eşini bulmuş olduğundan, kendi feromon kokusunu alamıyordu. Bu da üzerinde farklı bir alfa kokusunu ayrıştıramamasının en büyük nedeniydi.

"Ne kokusu Jungkook..." dedi neye uğradığını şaşırmış gibi, zar zor konuşurken. Ciddi anlamda bir duygu şoku yaşamış gibiydi. İlk defa Jungkook tarafından bir ihanetle suçlanıyordu.

Etmediği bir ihanet ile hemde.

Nedensiz bir sessizlik çökmüştü. Jungkook bir kolunu kafasının altına koymuş, yüzünü başka bir tarafa çevirip sırtını yatakta buluştururken; Taehyung şoktan yeni çıkmış bir şekilde sevgilisine doğru yanaşmıştı. "Jungkook... Ben neyden bahsettiğini anlamıyorum. Hiç bir alfayla yakınlaşmadım!"

Bir cevap almayı beklemeden bir bacağını adamın üstünde attı ve gövdesine oturup yüzünü kendisine doğru çevirdi. Konuşurken kendisine bakmasını istiyordu.

"Kokumu bile alamıyorum. Tek yakınımdaki alfa... şey belki Yoongi hyung olabilir-" Yanağında hissettiği koca el ile sözleri kesildi.

Alfa olan yüzündeki yumuşak bir gülümsemeyle omegasının tombul yanaklarını okşamış, gergince kendisini açıklıyor oluşunu tatlı bulmuştu. "Sana güveniyorum bebeğim. Bahsettiğim alfa kokusu, düşündüğünden de narin."

"Hm?" dedi anlamadığını belli ederek. Jungkook bilmece gibi konuşuyordu ve omega bundan tek bir şey bile anlamıyordu. Tek bildiği şey; duygu karmaşasından dolayı gergin bir feromon yaymaya başladığı ve midesinin bulandığıydı. Hiç bir şey yapmamışken suçlanmış hissetmekten nefret ediyordu.

Kollarını uzatarak Jungkook'un göğsüne tamamen uzandı ve ellerini boynundan geçirdi. "Her ne kadar aptal bir sarışın olmasam da, dediğini anlamadım Jungkookie." Sonra ise elini görüşüne götürdü. "Ay midem birbirine girdi yav..."

Kıkırdı Jungkook. Elini göğsünde boylu boyunca uzanmış ve bacaklarını oturduğu yerden kırmış olan oğlanın göbüşüne götürüp okşadı. Tam konuşmak için dudaklarını ataladığı sırada üzerindeki sevgilisi elini ağzına götürmüş ve öğürmüştü.

Aniden ayaklanan Taehyung, midesinin gitgide daha da bulandığını fark ederken ortalığa kusmamak için elini ağzından çekmeden odasının tuvaletine koşturmuştu. "Taehyung!"

Tuvalete girdiği an klozetin başına geçip zar zor tuttuğu safrasını bırakmaya başlamışken, arkasından gelen alfasına gelmemesi için eliyle git işareti yapıyordu. Açıkçası bu hâlde kimsenin onu görmesini istemezdi. Tanrım... Bu cidden iğrençti sonuçta, değil mi?

Alfa tüm el hareketlerine rağmen yanına geldi ve hiç bir iğrenti duygusu barındırmadan klozetin önündeki bedenin yanına yerleşti. Ne ara gözlerinin dolduğunu bilmediği omegası, her ne kadar yanında birisi olduğu için utanmış hissetse de kendisine uzatılan peçeteyi es geçmedi.

Boş sayılabilecek safrasını istifra ederken bir zaman sonra ,midesinin bulantısını önleyemese de, sonunda durdurmayı başardı. Öğürmekten ve kusmaktan nefret ettiği için dolan gözleriyle Jungkook'a baktığında; alfa elinde tuttuğu peçeteyle ağzını silmişti.

Taehyung kendisini ciddi anlamda hassas ve zayıf hissediyordu. Biraz önce istifra ediyor oluşunu umursamadan alfasının kucağına yerleşti ve ellerini boynuna dolayıp ağlamaya başladı. O sırada Jungkook bir eliyle belini desteklemiş diğer eliyle ise sarı tutamlarını sevmişti. "Geçti bebeğim... Ağlama."

Taehyung kısık hıçkırıklarının arasından aklına gelen her bir düşünceyle başa çıkmaya çalışırken biraz yersiz konuşuyordu. "J-Jungkook ge-gerçekten başka bi a-alfaya yaklaşmadım!" Fakat bu Jungkook için sorun değildi.

"Yavrum ben onu kastetmedim-"

"Hm?" diye kedi mırıltıdına benzer bir ses çıkarttı omega. Ağladığı için sesi boğuk ve titrekti. Alfanın boynundan ayrılıp bir eliyle boynunu tutarken diğeriyle ıslak gözlerini sildi. "N-Neyi kastettin o zaman?"

Jungkook derin bir nefes vermişti bu soruyla beraber. Elini Taehyung'un önüne düşen saçlarına atıp geriye taradı ve elmacık kemiklerini baş parmağıyla sıvazladı. İnce dudakları tombul yanaklara teker teker konmuş, burunları birbirine sürtünmüştü. "Son günlerde sence de biraz, tuhaf değil misin?"

Tabi omzuna bir şaplak beklemiyordu. Çok acımasa da sessizce inleyip omzunu tuttu. "Ah! Lan!"

"Sen bana tuhaf mı diyorsun gerizekalı?!"

"Kötü anlamda değil-"

"Tuhafım yani?!"

"Kötü anlamda değil diyorum!"

"Bunun iyi tarafı mı olur!"

Ciddi anlamda duygusal iniş çıkışları yaşanabiliyordu. Bağırırken aniden dudakları titredi ve usulca büküldü. "Be-Beni sevmiyor musun artık?"

Jungkook bükülen dudakları görünce dayanamamış, elini çenesine götürüp ufak bir öpücük kondurmuştu. Taehyung'u böyle görünce istemsizce kendisini suçlu hissediyordu. "Güzelliğim o nasıl laf öyle? Benim seni sevmemem mümkün mü?" Bir daha öptü pembe dudaklardan. "Oh..." Ve bir daha öptü. "Mis!"

"Mis mi?"

"Evet sarışınım."

"Ben yemek miyim Jungkook?"

"Yani..." Biraz düşündü. "Öznel olarak."

"Seni yememi ister misin?" Başlıklı konuşmaya tam başladığında, aşağıdan duyulan ismiyle konuşmasını yarıda kesti ve dikkatini sesin sahibi en yakın arkadaşına verdi.

"Chimie çağırıyor."

"Sen boşver Chimie'yi falan. Ne diyordun?"

Kafasını yine alfadına döndürdü. "Ne diyordum?" Bir yandan ise minik eliyle kucağında oturduğu sevgilisinin ufak ufak çıkan sakallarını okşuyordu. "Bir şey demiyordum aşkım-"

Dudakları yine buluştuğunda sözü bölündü. Kalçalarında ve incecik belinde hissettiği sert tutuş öpüşürken hoplamasını engellemişti. Vücudu geriye gitse de, alfa bunu engelliyordu. Ciddi anlamda şu anda tuvalette olmalarının veya omeganın biraz önce istifra etmiş olmasının hiç bir sorunu yok gibiydi.

"Lan Taehyung!"

"Ama bana sesleniyor." Aşağıdan gelen ses tekrar omeganın dikkatini çekince dudakları tekrar ayrıldı.

"Ya sikeceğim gerçekten..."

"Jungkook, bir şey oldu sanırım."

"Yavrum bir şey olmamıştır, sen merak etme."

"Lan it oğlu it! Ne diye ses etmiyorsun?" Jimin merdivenlerin başında bekleyip sesleniyor olmalı ki, ses biraz öncekine göre daha yakındı.

Taehyung alfasının kucağından ayrıldı ve tekrardan bulanmaya başlayan midesini tuttu. Bir kaç gündür midesine adam akıllı bir şey gitmediğinden hastalanmış olmalıydı. Bir kaç güne bir şeyi kalmazdı.

Hemen ardından Jungkook da kalkarken, yüzünü buruşturup göbüşünü tutan omegasını görüp kucakladı ve kısa bir hoplatmanın ardından yürümeye başladı. Boynuna sarılı kollar ve göğsüne yaslanmış güzel yüz kendisini ciddi anlamda mest etse de, şu anda Jimin'e sinir olduğundan odağını pek de veremiyordu.

Çocuk resmen tüm güzel anların katiliydi!

Taehyung'u bir kere daha hoplatıp koridor sonundaki merdivenlere yönelirken, gözleri salona açılan dış kapının önündeki tanıdık misafirlere ve koca valizleri takılmıştı.

Taehyung da tıpkı kendisi kadar şaşkın gözüküyordu. Babalarının eve bu kadar hılzı döneceklerini tahmin etmiyordu. Keza en son şöyle bir olay yaşanmıştı.

•

•

"Hayatım sence de biraz abartmıyor musun-"

"Namjoon! Kes be kes! Köy hayatı bebeğimiz için çok daha iyi olacak!"

"Ya babiş! Apar topar yolluyorsun hepimizi ya! Ben tek başıma ne yapacağım evde?"

"Cimcimeyi al yanına. O asasyol olanı da al."

"Benim adım Yoongi-"

"Evde küçük itin de var. 4 it takılırsınız işte!"

"Aşk olsun Jin baba. Burada kapı gibi damadın varken yani... Olur mu başkasına emanet etmek?"

Ufak bir sessizlik çökmüştü.

"Bu..." diye başladı 2 aylık hamile olan omega. "Bu ne diyor aminakoyim?"

Neyseki Jungkook'un utanç dolu konuşmasını çok da umursamamış, tüm çocukları arabaya itekleyip resmen kovmuştu. "Biz bebeğimiz Namjin Junior için biraz daha burada pinekleyeceğiz veletler! Hadin byeeees!!"

•

•

Jungkook omegasını kucağından indirmiş ve gelen misafirlerin yanına ilerlemişti. Taehyung babalarına uçup sarılırken Jin babasına özellikle dikkat etmişti. Karnına çok değmemeye özen gösteriyordu.

"Babiş! Neden geleceğinizi söylemediniz?"

Namjoon fark etse de Jin hâlâ fark etmemiş olmalı ki gülümseyerek konuşuyordu sarışın oğluşuyla. "Pat diye gelelim de, evi bok götürüyorsa fırça çekeyim dedim-"

Gülümsemesinin solmasının ve cümlesinin yarım kalmasının sebebi, sonradan fark ettiği Jungkook'tu. Kendisine alık alık gülümseyen genç adam, hamile omeganın donup kalmasını sağlarken; aklından geçen onlarca düşünceye küfürler etti.

Bakışları Jungkook'tayken donup kalmış gülümsemesiyle; Taehyung'a ithafen konuştu. "Lan..." Bakışlarını sonradan oğluna çevirdi. "Siz barıştınız mı...?"

Taehyung sonradan hatırlayıp heyecanla gülümserken kafasını hızla onaylayarak salladı ve zıplaya zıplaya sevgilisinin koluna girdi. "Evet!"

Tabii kendisinin başının altından çıkan şeyin ne olduğunu tıpkı kendisi gibi bilen alfa eşi de onun gibi dönüp kalmışken, bıkkın bir oflama bıraktı havaya. Namjoon resmen kafayı yiyecekti.

"Bir sorun mu var babacım?"

Taehyung'un tatlı ifadesi, babasının ne bok yediğini bildiği için donup kalmış ifadesini yoklarken; kapının ardından bir beden aniden bir kaç valiz ile beraber içeriye girmiş, heyecanla bağırmıştı.

"Surprise bitches!"

Sanırım gerçek bir sürpriz olmuştu.

"SEHUN?!"

•

•

•

bölüm sonu.

uzun zamandır bölüm atmıyorum. ciddi anlamda isteğim yok. hatta bir kaç gündür uygulamayı bırakma isteği vardı üzerimde. ama bu tatlıs ficimi -çok büyük bir aile olmasak da- yarım bırakmak istemedim.

son günlerde olan cinayet ve cinsel saldırı olayları beni ciddi anlamda çok fazla etkiledi. bu hafta yaşadığım ilçede bir adam karısını sokak ortasında silahla vurarak öldürdü. zaten hassas hissediyorken bir de yakınımda gerçekleşmesi ciddi anlamda beni ürkütüyor.

gerçekten çok zor. vefat eden İkbal ve Ayşenur kardeşlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına ise baş sağlığı diliyorum. umarım daha büyükleri yaşanmaz ve bir daha ülkecek böyle iğrenç vakalarla karşılaşmayız.

rica ediyorum kime güveneceğinizi iyi seçin. dünya hiç güvenilir bir yer değil. kendinize dikkat edin. sağlıcakla kalın. hoşçakalıntrong>

Bölüm sonu

1 yorum