Hellüü nasılsınız güzellerim yakışıklılarım
Sonunda bizimkileri barıstırdık o yüzden mükemmel tatlış ve eğlenceli bir bölümle geldimm
Bölüme geçmeden önce oyları unutmayın bol bol yorum bekliyorum. Hep es geçiyorsunuz gerçekten üzülüyorum ve hevesim kırılıyor:(
Neyse uzatmayalım bölüme gecelimm
İyi okumalarr💖
^^
Sarı saçlı oğlan dudakları arasında belirgin bir köprü oluşacak şekilde sevgilisinden ayrıldı ve yorgun bakışlarıyla gülümsedi. Şimdiden dağılmış görünüyordu. "Böyle mi öpersin?" dedi başını omzuna doğru eğerken.
Jungkook ise bu arsızlığa karşı serseri bir gülüş attı o sırada. Omegasını kalçalarından tutup kucağında hoplattı ve yüzüne eğilerek, omeganın bel kavisi şekillenecek kadar geriye eğilmesini sağladı.
"Göstermemi ister misin?"
•
°0°
•
"Ya yapma Jungkook~"
"Bak öyle tatlı tatlı konuşma parçalarım seni."
Jungkook bir kaç saat önce barıştığı sevgilisiyle kısa bir atraksiyondan sonra sonunda evine getirebildiği için rahatlamış gözüküyordu. Her ne kadar yeni barıştıkları için içten içe ağırdan almak için uğraş verse de, bebeğimin bu tatlı hâlleri onu çok zorluyor'a benziyordu.
Taehyung'un incecik belinden kolunu geçirip kendi bedenine yapıştırdı ve boştaki kolunu evin dış kapısına doğru yaslayarak omegasını kapana kıstırdı. Sarı saçlı oğlan hiç düşünmeden ellerini alfasının boynuna sarmalamış, parmak uçlarında yükselip dudaklarına ufak ufak buseler kondurmuştu. Bununla öyle çok ilgiliydi ki, kelimeleri bile öpücüklerinin arasında sekteye uğruyordu.
"Öyle mi?" Tekrar ve tekrar öptü. "Benim aşkım..." Uzunca öptü. "... Beni parçalayacak mıymış?"
Alfa olan ellerinin titrediğini hissedebiliyordu. Cinsel anlamda nasıl bir zor durumda olduğunu bir kendisi biliyordu ve güzel omegası biraz daha temasta bulunur ve arsız arsız kıkırdarsa onu bu dış kapıya yaslayıp becerecekti.
Dudağının üzerinde ilgiyle gezinen dilin kendisini daha fazla kışkırtmaması için kontrolü eline aldı ve omegasının dilini dudakları arasına çekip usulca emdi. Ensesindeki minik ellerin kısa saçlarını çekiştirmesi, kendi öz-kontrolü dışında ellerini dolgun kalçalara götürmesini sağlamışken; erekte olmaya başladığını fark edip sevgilisinin dudaklarından zor bela ayrıldı.
Fakat Taehyung tekrardan dudaklarına yapışmış, bir bacağını sevgilisine sarmalayarak; en ufak bir kuşku bile duymadan kucağına atlamıştı. "Yavrum dikkat et."
"Ihı. Bir şey olmaz."
Jungkook onun bu uysal hâline sırıtmış ve bedenini kucağında zıplatıp kapıya yaslayarak desteklemişti. "Düşseydin ne kadar kötü hissederdim biliyor musun sen?" Kalçalarını parmak boğumlarından taşacak kadar sıktı ve çenesinin altına ıslak bir öpücük kondurdu.
"Ahm~" Kalçalarındaki tutuş canını acıtmış olmalı ki, dudaklarını ısırıp inledi "Düşmeme izin vermezsin ki."
"Düşersin güzelliğim." Burunlarını birbirine sürttü. "Herkes düşer. Ama her zaman kaldıracak biri olmaz." Sonra ise dudaklarını birleştirdi. "Emin ol ki, seni her zaman kaldıracak o kişi olacağım."
Omegadan gelen kısık ve hoşnut kıkırdama, alfanın da kıkırdamasını sağlarken tam da o sırada açılan kapı ikisinin de geriye doğru tökezlemesine neden olurken; Jungkook son anda dengesini sağlamış ve ikisinin de düşmesini engellemişti.
"Kız! Nerede kaldın...ız?"
Tabi kapıda cırtlak sesiyle çığıran davetsiz misafir Hoseok gibi, koridorun başında şınav çeken Yoongi ve civcivli pijamasıyla ve pembe panterli kağıt yüz maskesiyle bekleyen Jimin de şaşkın duruyordu. Keza bu ikilinin barışacaklarını hepsi bilse de, bu kadar erken olacağını düşünmüyorlardı.
Tabii çok doğaldı. Zira Taehyung daha bu sabah fakültesi'ne giderken Jungkook'a en güzel(!) dualarını etmiş, tuvalette zaten saçını bir türlü şekillendiremiyorken yaklaşık 20 saniye boyunca hiç durmadan tiz bir şekilde çığlık atmıştı.
"Biz geldiiiiiik!" Taehyung evden çıkmadan önceki hâlinden eser kalmamış gibi tatlıca kıkırdadı ve yumuşak sesiyle konuştu. İçeriye girerken sevgilisinin kravatını tutmuş, kendisiyle beraber içeriye çekiştirmişti.
Kalçasındaki tutuş, yüzünde gururlu bir gülümseme takınmasını sağlarken; çilekli spor ayakkabılarını çıkarttı ve kedili panduflarını giyindi. Ardından yalnızca bir saniye -Jungkook'un ayakkabısını çıkartması için- bekleyip, anında rahat yerine yani sevgilisinin kucağına atladı. Belindeki ve kalçasındaki tutuş hoşuna gidiyordu.
"5, 6, 7... Amına koyayım sporun. Bu kadR yeterli." 11 mekik, 7 şınavlık uzun bir spordan sonra yorgun düşmüş olan Yoongi omzuna attığı havlu ile havalı bir şekilde yeni barıştığı belli olan arkadaşlarına doğru adımladı ve yanında bulunan civciv takımlı omeganın omzuna kolunu attı.
"Çek ya elini! Terli terli..."
İşaret parmağını omeganın dudağınıne üzerine bastırdı ve alt dudağı sallayan şekilde aşağıya çekti. "Hush... Just a moment baby, don't need words, yavrum."
"Yavrum?"
"Hav!"
"lan hoşt."
Neyseki bakışlar bir anlığına yeni barışan çiftin üzerinden çekilmişti de fingirdeşe fingirdeşe yukarı kata çıkabilmişlerdi. O süre zarfında ikisi de bambaşka düşüncelerdelerdi.
Taehyung alfasının kucağında merdivenleri çıkarılırken biraz olsun strese düşmüş şekilde öpüşüyordu. "Bir dakika. Tüylerimi aldım mı?"
O sırada Jungkook ise çok daha rahatça emiyordu bebeğinin alt dudağını. "Çizgilere basan en adi orospu çocuğu."
Kendi içsel dünyasında girdiği ufak iddia yüzünden çizgilere basmadan çok daha dikkatli bir şekilde merdivenleri çıkmaya başlamışken, Taehyung hâlâ bacak tüylerini alıp almadığından emin olmadığı için stres altındaydı. Keza Jungkook'un bu telaşının bir an önce barışma seksi için olduğunu düşünüyordu.
Bir kaç saniyenin ardından ikili omeganın canlı renklere boyanmış tatlı odasına girdiklerinde, Jungkook eliyle bulmuş gibi bırakmıştı Taehyung'u yatağına. Sırtını yatağa yaslarken bir saniye bile beklemeden ellerini ve dizlerini iki yanında destekleyip üzerine çıktı. İçindeki özlem ateşi, kendisini durdurmasını pek bir güç kılıyordu.
Boynu ve çenesi arasındaki yere onlarca öpücük kondururken, bu işle öylesine ilgiliydi ki; kurdunun ne dediğine sonradan akıl erdirebilmişti.
'Bebeklerimizi ne kadar da özlemişim..."
Öpücükleri kesilmiş, kısa bir duraksama yaşamıştı. Kaşları istemsizce çatılırken tekrardan dudaklarına yapışan omegaya pek yavaş karşılık veriyordu. Keza aklı, yalnızca kurdunun sözlerindeydi.
'Ne bebekleri? Ne saçmalıyorsun?'
Kurdundan bir cevap alamamışken, kendi içerisinde ufak bir tartışmaya gireceği sırada altında kıvranan çocuğun dolu gözleri ilgisinin tekrar ona dönmesini sağladı.
"Bebeğim? Neyin var?"
Taehyung dudaklarını bükmüş, dolu gözlerini kırpıştırmıştı. "Neden öpmüyorsun?"
Jungkook dudağının bir kenarının usulca havalanmasını engelleyememiş, altındaki çocuğun yanağına eğilip gözlerini yumarak uzun bir öpücük kondurmuştu. "Öpüyorum ya işte güneş saçlım." Ardından çenesine ve bükülü pembe dudaklarına öpücükler kondurdu. Taehyung öpücükleri durduğu anda yüzünü çevirmiş ve kendisinin de nedenini bilmediği bir şekilde ağlamaya başlamıştı.
"Hâlâ sinirli misin yoksa bana? Sana güvenmedim diye mi-" Sözünü kesen etken alt dudağını ağzının içine çekip usulca emen alfasıydı. "Senin gibi bir bebeğe sinirli olabilir miyim, çilek kokulu omegam."
Son dediğinden sonra bebeğinin mühür alanından gelen kokuyu içine çekerken, alttan gelen keskin bir misk kokusu kaşlarını çatmasını sağladı. Dili yanak içine vurmuş, yüzü sinirle kaskatı kesilir hâle gelmişti.
Elini omeganın sarı tutumlarına attı ve ona karşı tam anlamıyla saydam olmaya karar verdi. İçinde bir şey tutmak ve Taehyung'tan saklamak istemiyordu.
"Taehyung'um..."
Üzerinden ayrıldı ve yatakta diğer bir kenarına uzandı. Elleri hâlâ minik sevgilisinin saçlarını okşuyor, kendisine doğru dönen oğlanın kedi mırıldanmasına benzer çıkan tatlı nefeslerini dinliyordu.
"Hmm?" Küçük olan, saçındaki koca eli elleriyle kavramış ve avuç içine kokulu bir öpücük bırakmıştı. Bacak tüylerini almadığını sonradan hatırlamışken, yaramazlık yapmamaları onun şu anda rahatlamasına yeter de artardı.
Fakat alfasından gelen en ufak bir soru, belki de bu huzurunu bozacak en büyük şey olabilirdi.
"Üzerinde neden başka bir alfanın kokusu var?"
•
•
•
bölüm sonu.
rica ediyorum tekrardan okuyan okuyucularımızzz ilk bölümlerdekilere yorumlarda spoi vermeyinn cok üzüyonuz
artık yorum yazın oy atın demiycem cünkü yapmıyonuz büyük ihtimalle de yapmıcanız
neyse canınız sagolsun (gece kapınızı açık bırakmayın)
