İçeriğe geç

°Facts of life°

Bölüm 1 · 2 dk okuma

°Facts of life°

Bölüm 1

Tanıtım

Birkaç yıl öncesine dönelim.

"Anladınız mı çocuklar?" dedi öğretmen, önlerinde oturmuş çocuklara ciddi bir şekilde bakarken. Herkes öğretmenin sözüne kulak vermiş, onu dikkatlice dinlerken arkadaki o çocuk sinsi bir şekilde gülümsüyordu. Dikkat dağıtıyordu desek daha doğru olmaz mıydı?

Yanında bir çocuk vardı, oldukça çalışkan birisi gibi görünüyordu. Tabii ki o, bunu değerlendirip yapamadığı sınav cevaplarını almalıydı. Dikkat dağıtacaktı. Gözü masanın üzerindeki kalem kutusuna kaydığında kolunu masanın üzerine koyup hiç kimseye çaktırmadan yere düşürmüştü.

"Oh, özür dilerim, özür dilerim, bilerek olmadı, hemen toplarım."

"Sorun değil, ben hallederim."

Sırıtıp, yanındaki çocuğun sınav kağıdını kendininkiyle değiştirirken hiç de korkmuş gibi bir ifade yoktu yüzünde.

"Hey, sen neden dersi dinlemiyorsun!"

"Kahretsin," diye sessizce söylenmişti cesur çocuk. Yüzüne yine "o meşhur" gülüşünü kondurmuşken öğretmene doğru bakmıştı.

"Dinliyorum efendim."

"Sonuncu kez ne dediğimi tekrarla." diye öğretmen yüksek sesiyle bağırdığında çocuğa sıcaklık gelmişti. "Bir an önce işini bitirip gitse iyi olacaktı." Masa arkadaşından "çaldığı" sınav kağıdına baktı; kağıdın kenarında -artık ne kadar önemliyse- not almıştı. Sırıttı.

"Sizin dersiniz bütün derslerden önemlidir."

"Aferin! Benim dersime ilgisi olmayan ve uslu durmayan biri dersimden çıkabilir." dediğinde hiç kimseden tek kelime çıkmamıştı.

Çocuk çaktırmadan elini aşağı, masa arkadaşının çantasına uzatmıştı. Biraz karıştırdıktan sonra tanıdık olan bir şey eline geçtiğinde sırıtmış, onu alarak cebine koymuştu.

Ayağa kalkmış, çantasının fermuarını çektikten sonra öğretmene doğru gitmişti.

"Bay Lee, bu dersin bana göre olmadığını anladım, ben gitsem iyi olacak. İyi günler."

"Neden sana göre değil-"

"Sınav kağıdımı kim çaldı!" diye bir ses gelmişti.

Masa arkadaşıydı. Etrafta herkes konuşurken konu kaynamıştı.

Çocuk bunu fırsat bilip orayı terk etmişti. O meşhur yan gülüşüyle. Uzun saç tutamını gözünün önünden çekerek.

Bu sefer de başarmıştı.

Uke.

Jeon Jeongguk - 18 yaş

"Herkesin korkulu rüyası olmuş o çocuk. Her işini titiz bir şekilde halledip, etrafta tek kanıt bile bırakmayan o 'hırsız' çocuk."

"Hocam!" diye bir ses gelmişti ünlü taekwondo hocasının ardından.

"Bu sene benim son senem, biliyorsunuz bunu."

"Evet, hatta bir hayalin vardı, neydi... Neydi..."

"Sevdiğim bir takıma girmek ve yapabildiğimin en iyisini yapıp hak ettiğim zirveye ulaşmak."

"Oh, evet!" diye söylendiğinde karşıdaki neşeli çocuk gülmüştü samimi bir şekilde. Yüzündeki bu samimi gülüş hocasına da geçmiş olacak ki elini çocuğun omzuna atarak söylemişti.

"Elinden gelenin en iyisini yap."

"Çalışacağım hocam." diye gülümseyerek cevap vermişti.

Seme.

Kim Taehyung - 17 yaş

"Çocuk yaşlarından beri taekwondo ile meşguldür, taekwondo da oldukça iyidir. Sakin bir hayatı vardır."

"Tek isteği büyüdüğünde çocuklar için okul açmaktı. Ama 'o' her şeyi mahvetti."

MERHABA BEYBİLERİM!😻

NASİLSİNİZ BAKALİM?

YİNE BEN GELDİM BU YENİ YİLDA BU HİKAYE FİKRİMİ SİZE BİLDİRMEK İSTEDİM.

Şunu açıklamak istiyorum jungkook uke evet ve seme de taehyung şimdi taehyung'un neden uke gibi göründüğü sizi meraklandırmıştır. Beybilerim şimdi ben 5 yıl öncesinde olanları anlattım yani 5 yıl önce yaşamışlar bunları şimdi spoi vermek gibi olmasın ama gelecek bölümlerde kimin uke gibi göründüğü belli olacak

ᯓ★

Bölüm sonu

1 yorum