İçeriğe geç

EZBERBOZAN

Bölüm 11 · 2 dk okuma

EZBERBOZAN

Bölüm 11

SON

Bir hayat düşünün bir o kadar çetrefilli, bir o kadar vurdum duymaz. Parça parça yitirilmiş bir aşk ama gözlerini kapatmaya daima alışık. Yad eller annemi bizden alalı tam dört sene olmuştu. Babam kendini çiçeklere adamış, her birine Müjde diye sesleniyordu. Hiç görmediğim kadar çok dua ederken görüyordum onu.

Hayat meleğimizi bizden almış ve gökyüzüne yollamıştı. Hatırlıyordum onu ilk gördüğüm anı. Cadıydı, ama tatlı cadı, beni kötü adamların elinden kurtarmıştı. Hiç kin beslemeden büyütmüştü. En güzel anılarım yine hep onunlaydı, hiç yokluğunu yaşamamıştım. Şimdi nasıl alışacaktım.

Alnımızda yazan mıdır hep hayatın kanunu? Ya biri gelir ve tüm bu oyunu bozarsa? Hayatın acımasızlığı onu silerse ve sonsuza dek yok ederse?

Birisini düşünmek bu kadar çetrefilli olmamalıydı. Yormamalı, acıtmamalıydı. Ya oyunu bozacak asıl başka rol başka birisiyse? Gelecek olan değil de, asıl hayatı yaşayan kişiyse?

Kendi oyununu bozabilir miydi bir insan? Yol ayrımları bir sınav ve biz kalıyoruz. Telafimiz yok, hayat bu sınava kurtarma notu koymadı ve geçme notu da yok. Çünkü her birimiz aslında kocaman birer sıfırdan ibaretiz.

Sıfırdan nasıl geçebilirsin ki?

Bir bitki olsan yüzde yüz geçerdin mesela.. Artık evine alacağın bir ekmek bile sınavken ne aşkı diye soruyor insan kendine. Bu yolun sonuna giden herkes göğe doldu, belki de yolun başında. Halbuki daha dün annemizin karnında değil miydik?

Küçükken büyümeyi o kadar yücelttik ki gözümüzde, büyüdükçe anladık aslında bunu hiç istemediğimizi.

Cihangir'in bir evladı olacak, yolda. Kendisi henüz yedi aylık. Ela ne kadar güzel bir kadın oldu bir anlatsam..

Bersu ise doğurdu. Çok ilginçtir ki o sapsarı saçlardan eser yok çocukta. Aynı babası gibi esmer geldi dünyaya.

Babam torunlarıyla oyun oynuyorken ona döndüm baktım. Emir, çocukları olduğunu öğrendi. Çocuklar babalarını tanıdı ve benimsediler fakat tekrar bir birliktelik söz konusu dahil olmadı.

Ceyhun okulunu bitirdi ve hukuk fakültesini kazandı. Hepimizin yüzünü ak çıkardı ve gurur tablomuz oldu.

Çocuklarım annem varmış gibi büyüyecek diye kendime söz vermiştim. Annem hep derdi ki; Oku kızım. Oku, yaz, dinle, izle, yaşa. Seni sen yapan, seni senin gibi yapanla, seni en içten gülümsemesiyle karşılayanla, sen olanla yaşa. İkizlerim Hilal ve Fatih’te, aynı Hifa ve Cihangir gibi olacaklardı.

Kalbimizi artık aşk tekletmiyor. Her yaşın sıkıntısı da adrenalini de bir oldu. Nereye gidiyoruz ve neden gidiyoruz diye hiç birimiz sormadık. Vardığımızda ise, her birimizin aklında tek bir soru. Biz buraya nasıl geldik? Ölerek geldik, hem de yaşarken ve hissetmeyerek.

“Mutlu sonlar hak etmeyenlerin ödülüdür.

Biz o leveli çoktan aştık..”

M'N

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.