Miraç ne ara otelden çıkmıştı da kendini arabanın önüne düğünden kaçan gelinler gibi kibar kibar atmıştı bilmiyordum ama onu resmen ezip geçmek üzereyken son anda kahverengi lüle lüle saçlarını görüp frene bastım. Ön tarafa çarpıp cama doğru yuvarlandı, sonra da kendini tekrar yere attı. Onun hemen arkasından üzerime fırlayan vale ve güvenlik görevlilerin arasına Miraç'ı yakalamaya çalışan casusları da gördüm.
Arabadan zorla indirilip Miraç'ın yanına geldiğimde casuslar beni ne yazık ki tanıdı ve "Bu teyzenin burada ne işi var lan?" diye bağırdı.
"Miraç'ımı fıstık ezmesi yapmaya geldim." dedim.
"Bu kadın karakoldaki kadın..."
"Yoo, değilim."
"Öyle, uçakta da bana saldırdıydı. Bizim işimizi berbat edecek bu kadın."
Aracın sahibi sarılı kadın lafa atlayıp İtalyanca bir şeyler dediğinde "Ne diyor bu?" dercesine kafamı salladım.
"Kadının altın kaplama aracını çalmaya çalışmışsın onu diyor." dedi casus bana küçümser bir bakış atarak.
Haspam. Başka biri bir yerden daha atlayınca yine "Ne diyorlar?" diye kafa salladım. "Miraç Bey'i öldürmeye çalıştığını söylüyorlar."
"Amacım ikisi de değildi bir kere."
"Mi sto lamentando, chiamate subito i gestori dell'albergo. Che negligenza è questa?"
"Allah kahretmesin bu kadın yine ne diyor?"
"Şikâyetçiymiş."
"Asıl ben şikâyetçiyim. Bana kendi ellerimle kocamı ezdirdiniz."
"Come fanno a lasciare che un ladro come te vaghi per questi confini? Non ti vergogni nemmeno della tua età?"
"Anama sövüyorsan seni çok fena yaparım bak ha!"
"Guarda la donna, mi sta ufficialmente insultando. Mi sta attaccando anche se è colpevole. Fai una denuncia, chiama subito la polizia."
"Bacım bir dur ya, olayın seninle ilgisi yok."
*
*
*
Hapsedilmiştim. Ama bu kez polisler tarafından değil, resmen İtalyan casus çetesi mafyatik denyus dolu kodamanlar tarafından esir alınmıştım. Miraç da ben de birer sandalyeye bağlanmıştık ve çıkmaya çalıştığım yedi kata hiç ummadığım bir vaziyette de ulaşmış olmuştum.
"Allah senin belanı versin." dedi Miraç. Şöyle bir göz ucuyla onu süzdüm hemen. "İnşallah, ben de onu bekliyorum. O yüzden balık model bir gelinlik beğendim. Sence nasıl olur?"
"HasbinAllah." diyerek başını salladı Miraç. "Ne güzel kaçıp kurtulmuştum, tam otelden de kurtuldum dedim pat diye arabayla bana çarptın. Artık sol bacağım sakat, topal bir CEO olacağım. Çok sağ ol."
"Kuvvetinden bir şey kaybetmezsin, merak etme. Edersen de macunlarla toparlarım ben şeyi."
Miraç yüzüme öyle bir baktı ki öksürüp hemen konuyu değiştirdim. "Ama ben seni öyle ağladı ağlayacak gibi görünce kaçabileceğini hiç düşünmedim bile. Nereden bileyim ellerinden kurtulacağını? Deseydin bana "Aşağıda hazır ol, bekle." diye bende gelirdim yardıma."
"Gerek yok artık." dedi. "Nasılsa ikimizde burada tutsak edildik."
"Aslında ben senin yüzünden edildim ama olsun canım. Kurtuluruz el birliğiyle."
"Sana elini veren... Neyse." dedi ve sustu. Sonra aniden aklına bir şey gelmiş gibi "O tipin ne öyle?" dedi. Uçağa da o kılıkla binmiştin. Sen oyuncu falan mısın? Türlü türlü şeyler nasıl aklına geldi senin."
Bunu deyince kıkırdadım haliyle. Onun için yaptığım onca şeyden sonra bana "oyuncu" lakabı takması epey hafif kalırdı çünkü. Resmen insan ve hayvan gözetmeksizin katil olmuştum. "Anla işte Miraç. Seni kurtarabilmek için kılıktan kılığa girdim. Vahşi batıda kovboyda oldum, İtalya uçaklarında yaşlı ve seksi bir kadında oldum. Dedeler memelerimi ellemek istedi, izin vermedim. G*tüm dağları devirdi diye sigorta talebi çektiler, imzalamadım. Töreyi kana buladım, milleti balayına gönderdim, kendim sap gibi kaldım. Arada bir yerde adam öldüreyazdım..." gözleri irileşince "...neyse konu o değil. Yani sırf senin için altın dişlerimden de oldum ben. Anla artık. Bu kadın seni seviyor."
"Sen onu benim banka hesabıma anlat."
"Daha onu göremedim ama külahıma anlat dersen "Aç da anlatayım." derim." Miraç istemsizce bacaklarını birleştirince bir gülesim geldi. Gören de çeşme başında fingirdeşen Ağa Hanım ile madara Miraç sanırdı bizi.
"Bunlar senden ne istiyor?"
"Ne olacak? Şirketin hisselerini kaybettiler ve şirket değeri yükselişe geçti." Sıkıntılı bir nefes verip kapıda nöbet tutan adamlara baktı.
"Kendi düşen ağlamaz."
"Öyle. Ama amaçları kaybettikleri para da değil zaten. Bunlar dolandırıcı, bilgi sızdıran bir tür siber çete... Şirketi paravan olarak kullanıyorlardı. Hisselerden atılmalarını bilerek sağladım, çöküş haberi çıkartarak hisseleri başka bir şirketle takas etmelerini sağladım ve o şirketi batırdım."
"Sen de az değilmişsin yiğidim. Ben olsam ben de ocağını yakardım."
"Bir dur ya." dedi hemen bizi dinleyen casusları süzerek. "Bu yüzden kaçırıldım. Aslında böyle bir itlik yapacaklarını tahmin etmeliydim."
"Eee yani! İnsan bir önden hazırlık yapar, sen anca Bodrumlarda karı kız peşinde dolan."
"Sen benim peşimde dolanınca seninki çapkınlık olmuyor mu?"
"Ben yabancıya mı bakınıyorum ayol? Kocamın peşindeyim."
"Kızım açık açık ben seninle evlenmem dedim ya!"
Şoka uğramış bir ifadeyle ona baktım. "Ay ne zaman!" dedim hemen. "Öyle bir şey demedin bir kere. Hayatımdan çık dedin sadece."
"Aynı şey işte!"
"Alakası yok. Bir kere evli çiftler arasında böyle tartışmalar olayın tuzu biberidir. Her küsüştüğümüzde yatak ayırırsak bu iş nasıl yürüsün. Daha beş çocuk yapacağız."
"Biz evli değiliz be kadın!" diye bağırdı hayvan gibi. Bu da anca bana gelince aslan oluyordu. "Bu yatakları ayırmamamız gerektiği hususunu değiştirmez Miraç."
"Ben seni o yatağa bir atarsam canlı çıkamazsın, söyleyeyim."
Gözlerim bir anda irileşti ve tüm bedenimle ona dönebilmek için yerimde hopladım. Bağlı olduğum için bunun pek de bir yararı olmuyordu. "Ay vallahi mi?" dedim hemen. Aşırı hevesli halimi görünce bir irkildi. "Hadi inşallah. Hep bu an için hazırlanmıştım."
Miraç bir sabır çekip kendi dediği lafa kendi kızdı. "Neyse ki buradan kurtulur kurtulmaz seninle ilişiği keseceğim. Hatta... Hatta seni burada bırakayım da gör gününü."
"Yuh!" dedim hemen. "Ben senin için iki kuruş paramla te nereden nerelere geleyim sen beni burada bırak, öyle mi? Çok beklersin. Bir yaşlı kadının daha erkenden nefesini keser, takma dişini çalar ve omzuma attığım gibi peşinden gelirim."
"Ne?" dedi kafası karışmış bir halde. "Sahi, senin vizen falan var mıydı? Hemen nasıl atladın uçağa?"
Gözlerimi kaçırdım ve cıbıl cıbıl bıraktığım yaşlı kadının bir yolunu bulup hayatına devam edebilmiş olmasını umdum. "Var var. Ben Kuzey Kore'ye bile girip çıkıyorum. heheyt!"
İnanmadı ama umurumda da değildi.
"Bırakmazsın değil mi beni burada?"
"Bakarız artık."
"Ne demek bakarız?"
"Tekrar yakalatmazsan beni bakarız işte."
"Bırakmayacaksın yani?"
"Bakarız."
"Terk mi edeceksin beni?"
"Bakarız."
"Ama bu casuslar beni öldürür vallahi, artık çok şey biliyorum." deyince kapıdaki adamlar dönüp bir bana baktı.
Kendi hayatınızın içine s*çmakta benim gibi olun.
Ben Gülnaz. İyi bir s*çıcıyım.