Holdingin 30. katında sabahın erken saatleri. Güneş ışıkları devasa cam binalara vururken Kadir Holding VIP koridorunda kıvırcık sarı saçları ve elindeki pastel pembe puff'ıyla Ada görünür. Furkan'ın bu sıcakta kapalı, yüksek dik yakalı siyah bir gömlekle CEO odasından çıktığını görünce yüzüne o bilmiş, muzır tebessümü oturur.
Ada: (Puff'ından koca bir nefes çeker, etrafa tatlı çilek kokulu pembe bir duman saçarak sesini yükseltir)
Oooo! Şirketin yeni çıtır CEO’su Furkan’cım boğazlı gömlekler çekmiş! Ayyy dışarıda havalar alev alırken bu ne hal Furkan’cım? Dün VIP odada kilitli kapı arkasında ne kaza atlattın bakayım sen, boynunda neleri saklıyorsun?
Furkan: (Olduğu yerde kalakalır, esmer teni utançtan anında alev alev yanar. Kravatını panikle düzeltip arkasını bile dönmeden fısıldar)
Saçmalama Ada! Üşütmüşüm sadece, işim başımdan aşkın zaten...
(Furkan hızla odasına kaçarken, plazada o an için varlığından kimsenin haberdar olmadığı o gizemli sırlar henüz derinlerde saklıdır.)
O sırada plazanın alt katındaki karanlık ve buz gibi soğuk Veri Merkezi'nde durum bambaşkadır. Gotik tarzı, siyah deri ceketi ve çekik gözleriyle Güneş, ekranlardaki kod akışını hızla taramaktadır. Yanında ise lansman çizimlerini inceleyen stilist Efsa oturmaktadır.
Efsa: (Kahvesinden bir yudum alıp çizim dosyasını kapatır)
Güneş, yukarısı Furkan’ın CEO olmasıyla zaten karıştı ama sen sabahtan beri bu ekranlara gömüldün. Yine ne buldun?
Güneş: (Çekik gözlerini ekrandan ayırmadan sertçe klavyeye basar)
Sadri... Şirketin ana sunucularından yetkisiz veri çekmeye çalışıyor. İhale dosyaları ve finansal hareketlerde tuhaf bir sızıntı var. Birileri arkada sinsi bir ağ örüyor Efsa ama henüz ana merkezin haberi yok.
Tam o sırada kapı açılır ve içeriye holdingin karizmatik Baş Hukuk Müşaviri Poyraz girer. Poyraz elindeki hukuki denetim evraklarıyla doğrudan Güneş’in masasına doğru yürür.
Poyraz: (Hafif tebessüm ederek)
Kolay gelsin kızlar. Güneş, Sadri Bey’in son imzaladığı sözleşmelerin dijital kopyalarına ihtiyacım var. Bir uyumsuzluk sezdim.
Güneş: (Başını kaldırıp Poyraz’a soğuk ve mesafeli bir bakış atar)
İşini iyi yapıyorsun avukat. Belgeler sistemde şifreli, 2 dakikaya ekranına düşer. Ama fazla kurcalarsan sen de o lağımın içine çekilirsin, haberin olsun.
Poyraz: (Güneş’in bu geri adım atmayan, soğuk ve zeki tavrından etkilenerek masaya hafifçe yaslanır)
Tehlike beni korkutmaz Güneş. Özellikle arkamda senin gibi bir hacker varken.
Efsa: (Arka planda sinsi sinsi sırıtarak çizim dosyasının arkasına saklanır, fısıldar)
Ooo, alt katta kıvılcımlar çakıyor bakıyorum...
Yukarı katlarda ise Poyraz, Güneş'ten aldığı evraklarla VIP katına çıkıp Furkan’ın odasına girer. Furkan’a yeni CEO yetki belgelerini uzatırken son derece nazik ve korumacı davranır. Ancak tam o esnada kapıda duran Umut, mavi gözleri kıskançlıktan kararmış halde ikiliyi izlemektedir.
Ada yine zamanlamasını konuşturur, kapıdan kafasını uzatıp puff'ını tüttürür.
Ada: (Umut’a bakıp sinsice sırıtarak bombayı patlatır)
Umut’cum dikkat et valla! Poyraz, Furkan’ıma senden çok daha kibar ve yumuşak davranıyor. Koltuğu verdin ama çıtır esmerini kaptıracaksın bu gidişle!
Ada lafını atıp kahkahasıyla koridorda kaybolurken Umut’un içindeki o baskın ve kıskanç volkan tamamen patlar. Poyraz odadan çıkar çıkmaz Umut harekete geçer. Furkan gizli ihale belgelerini aramak için karanlık arşiv odasına geçtiğinde, Umut arkasından girip ağır kapıyı kilitler.
Karanlık, devasa dosya raflarının arasında Umut, Furkan’ı sertçe raflara yaslar. Geniş omuzları ve kaslı fiziğiyle Furkan’ın kaçış alanını tamamen kapatırken, göğüsleri birbirine çarpacak kadar yakınlaşırlar.
Furkan: (Nefes nefese, gözleri tutkuyla ve korkuyla açılıvererek)
U-umut... Ne yapıyorsun? Dışarıda Poyraz var, Ada her an geçebilir... Biri duyacak, hemen bırak beni...
Umut: (Alaylı ve koyu bir sesle güler, ardından Furkan’ın dik yakalı gömleğinin düğmelerini tek hamlede, sabırsız bir hareketle sökercesine açar)
Duyulsun istiyorsan bağıralım esmer... Dün gece boynunda bıraktığım kendi ellerimin izine, morluklarına sertçe parmaklarını bastırır. Ada’nın sana dokunmaya çalışması, Poyraz’ın o yumuşak bakışları... Beni çıldırtıyorsun, aklımı başımdan alıyorsun.
Furkan: (Dişlerini alt dudağına geçirip iniltisini bastırmaya çalışır)
Ah... Umut, b-benim bir suçum yok... Yeter, dur artık...
Umut: (Furkan’ın çenesini parmaklarıyla sertçe kavrayıp yüzünü kendine kaldırır, mavi gözleri kararmıştır)
Dışarıda ne idüğü belirsiz tipler dolansın, Poyraz sana nasıl bakarsa baksın... Bu odada da, bu holdingde de patronun ben olduğunu, tamamen bana ait olduğunu sana her defasında daha sert mi öğreteceğim? Söyle bana, kime aitsin sen?
Umut, Furkan’ın itiraz etmesine izin vermeden dudaklarını adeta yutarcasına, nefes kesici ve hırslı bir açlıkla öpmeye başlar. Diliyle Furkan’ın ağzının içini köşe bucak arşınlarken, Furkan’dan kopan boğuk iniltiler Umut’un nefesinde kaybolur. Bir eliyle Furkan’ın ince belini arkasındaki raflara bastırarak kavrar, kalçalarını kendine yapıştırır; diğer eliyle Furkan’ın saçlarına dalarak başını geriye doğru iter.
Furkan, Umut’un bu ezici ve domine edici gücü karşısında dizlerinin bağının çözüldüğünü hisseder. Ellerini Umut’un sırtındaki kaslara geçirip gömleğini çekiştirirken, aralarındaki sürtünme odayı tamamen ateşe verir. Umut, dudaklarını Furkan’ın şişmiş dudaklarından ayırıp aşağıya, boynundaki yeni ve eski morlukların üzerine kaydırır; orayı sertçe ısırıp emerek izleri tazeler.
Furkan: (Başını geriye atıp raflara yaslanırken nefesi kesilir)
Tanrım... Umut... durma...
Arşiv odasının karanlığında Furkan, Umut'un bu emredici, yakıcı ve iliklerine kadar işleyen tutkusunun altında iniltilerini yutarak tamamen erip gider.
Gün batıp akşam saatleri plazanın üzerine çöktüğünde, mesaisi biten Ada elinde pembe puff'ıyla binadan dışarı adım atar. Tam plazanın önündeki caddeye çıkacakken, lüks ve camları siyah filmli özel bir makam aracının kapıda durduğunu görür.
Aracın arka kapısı açılır ve şirketin kıdemli yöneticilerinden Sadri Bey, etrafa dikkatle bakarak hızla arabaya biner. Sadri arabaya bindiği anda Ada’nın gözleri, arka koltukta loş ışıkta oturan diğer silüete takılır.
Yüzünün yarısı zarif, siyah dantelli bir maskeyle gizlenmiş olan gizemli kadın — o ana kadar kimsenin bilmediği Damla — başını hafifçe çevirir. Araç hareket etmeden evvel, camın aralığından Damla’nın keskin ve tehlikeli bakışları, dışarıda elinde puff'ıyla donakalmış olan Ada’nın gözleriyle doğrudan kesişir.
Damla’nın dudaklarındaki o sinsi tebessüm loş ışıkta kaybolurken, lüks araba gecenin karanlığına karışarak hızla uzaklaşır. Ada olduğu yerde kalır ve içine bir şüphe düşer.
(Lüks aracın ses yalıtımlı camları dış dünyadaki tüm gürültüyü keserken, Sadri Bey hafifçe arkasına yaslanıp derin bir nefes alır. Yanındaki koltukta oturan Damla, yüzündeki siyah dantelli maskeyi yavaşça parmaklarıyla yukarı sıyırıp çıkarır; gözlerindeki o tehlikeli, hesapçı ışıltı loş araba ışığında netleşir)
Damla: (Sesi buz gibi bir sakinlikle arabanın içinde yankılanır)
Gördün mü Sadri? Yukarıda o aptal güç savaşlarıyla birbirlerini tüketiyorlar; Umut o esmer çıtırın gözünü o kadar bürümüş ki etrafta ne dönüyor haberleri yok. Poyraz da alt katta o gotik kızla oynaşırken bizim işimiz inanılmaz kolaylaştı.
Sadri Bey: (Direksiyona bakan şoföre temkinli bir hareket yapıp sesini alçaltır)
İhale evrakları ve veri merkezindeki sızıntı tamamen hazır Damla. Ama Furkan yeni CEO koltuğuna oturdu, ilk büyük projede bu patlarsa altından kalkamazlar.
Damla: (Dudaklarındaki sinsi gülümseme genişler, parmaklarıyla maskesinin ucunu çevirirken pencereden dışarıya, plazanın devasa silüetine son bir kez bakar)
İşte tam da bu yüzden istiyoruz ya o koltuğu... Yarın sabah o sızdırdığımız ihale dosyası medyaya ve yönetim kuruluna düştüğünde, Furkan’ın o havalı CEO koltuğu yerle bir olacak. Bırak, yukarıda birbirlerini arzuyla yesinler; holdingin asıl sahibi kimmiş yakında öğrenecekler.
(Araba gecenin karanlığına ve otoyolun kalabalığına karışarak hızla gözden kaybolur.)
